Öykü

AMOT

Korkuyorduk.

Büyücünün hizmetkarlarını hiç yakından görmemiştik. Onların da eskiden insan olup büyülerle bu kadar kötü hale geldiklerini anlatanlar vardı ama çocuklara yaptıklarını duyduğumuz için buna pek inanamadık. Zaten görünmemek için hep büyülü bulutların ardına gizleniyor ve yaklaşmamıza izin vermiyorlardı. Biz de çok yaklaşmak istemiyor ama yanımızdakinden aldığımız cesaretle adımlarımızı ileri atıyor ve büyüye karşı et ve tırnakla karşı koymaya çalışıyorduk. Birilerinden bağırmanın işe yaradığını duyup sesimizi yükseltmeye başlayınca, bırakın bağırmayı nefes almamızı bile engelleyen büyülerle saldırdılar. Kaçıp kuytulara zar zor sığındık.

Kalabalıktık.

Bir süre sonra birileri saklandığımız yerden çıkmamız için seslenip büyülere karşı kullanabileceğimiz tılsımları elimize verince sislerin ardındaki kara büyünün hizmetkarlarını da görebildik. Ve ne kadar az olduklarını. Tılsımlarımız onların büyülerini bozup dalga dalga ilerledikçe, omuz omuza yürüyüşümüzün korkumuzu onlara geçirmesini izledik.

Artık korkmuyorduk.

Ta ki derisine hiç bir silahın işlemediği o ejder gelip zehrini üzerimize kusana kadar. Tılsımlarla çıkarıldığımız kovuklara yeniden sığabilmek için neler vermezdik. Açıkta kalanların üzerine kusulan zehirler derilerini alev alev yakarken büyücünün her şeyi önceden planladığını anlamıştık. Kaçmaktan başka çaremiz yoktu. Bu canavarlar her birimizi yakacaktı üzerimize kustuğu zehirlerle.

Yanımda duran kadına baktm. Sevdiğim kadına. Etrafımı saran insanların yüzlerine baktım. Büyücünün hizmetkarlarının ejderin arkasına saklanıp sinsice yaklaşmalarını izledim. Ejder zehrini kustukça çil yavrusu gibi dağılıyorduk. Gözlerimiz yanıyor, kıyafetlerimiz üzerimize yapışıp derimizi yakıyordu. Kaçıyorduk. Korkuyorduk. Gücümüz yetmiyordu. Yalnızdık. Bu acıyı hiç unutmadım.

Şimdi yanımdan hızlıca geçen bu yaratığı gördüğümde kinim alevleniyor. Ve direksiyonu yavaşça üzerine kırıyorum. Boğaz köprüsünden aşağı beraberce yuvarlanırken; deniz, benim yaralarımı kavurarak cesedimi kutsayacak ve bunu duyan birileri ejderleri de altetmenin yolu olduğunu anlayacak.

AMOT” için 18 Yorum Var

  1. Ben anlatım tarzını çok beğendim.Fakat çok kısa olmuş.İlerletseniz daha iyi olabilirdi.Tabi yazar sizsiniz,bize okumak düşer.Elinize sağlık..

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. İlerletmekten kastettiğinizi pek anlayamadım, zira içerdiği konu itibariyle metin anlatılmak istenen her şeyi anlatıp sonlanıyor. Daha fazla uzatmak gereksiz sözcük israfı olacaktı.

      1. Tabikide sizin tercihiniz.Sadece bana fazla kısa geldi.Tam alışmışken,okuma hevesiyle yanıp tutuşurken birden bitiyor.Evet yerinde ama kısa.Dediğim gibi bu benim fikrim.Elinize sağlık tekrardan =)

  2. Kısa olmasına rağmen içi bir o kadar da doluydu hikayenin. Korku, birliğin verdiği cesaret, entrika, çaresizlik çok güzel yansıtılmış. Hikayeyi okuduktan sonra korkuların belki de insanın gözünde çok büyütüldüğünü, herkesin ilk adımı atabileceğini ve bunun için biraz fedakarlık gerektiği sonucunu çıkardım. Ellerinize sağlık, güzeldi.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazılanların farklı gözlerden nasıl girdiğini bilmek için bu yorumlara çok değer veriyorum.

  3. Mitolojiyle gerçek dünyayı birleştiren bir çalışma olmuş. Oldukça beğendim. Oldukça kısa olması dışında bir kusuru yok. Elinize sağlık

    1. Yorumunuz için teşekkürler. Kısalık eleştirisi için her zaman sevdiğim şu cevabı verceğim: Daha kısa yazacaktım ama vaktim yoktu 🙂

  4. Bu tarz, bir şeylerin belirsiz kaldığı ve hikayenin bazı kısımlarını okuyucuya bırakan öyküler yazmak cesaret isteyen bir iş. Son paragraf hikayeye derinlik katmış. Kısa bir metinde böyle derin bir hikaye aktarabildiğiniz için tebrik ederim. Elinize sağlık.:)

    1. Yorumunuz için teşekkürler. Sizin için hangi kısımların belirsiz kaldığını öğrenmek beni mutlu ederdi. Belki hikayenin ismine daha dikatli bakmak gerekiyordur.

      1. İki dünya arasındaki bağlantıda bir belirsizlik olduğunu düşünmüştüm ben ama olmayabilir de. Belirsizlik içeren öyküleri seviyorum zaten dediğim gibi. Bu belirsizliği çözen hikayenin ismi sanırım. Ama ben anlamadım açıkçası. Siz açıklarsanız sevinirim. İyi günler.

        1. Bence, bilimkurgu, korku, fantastik türleri gerçeğin bükülerek sunulmasıdır. Gerçeği bükerken de her zaman soldan sağa değil, sağdan sola, aşağıdan yukarıya hatta içimizden dışarıya okumamız gerekebilir.
          Distopik hikayelerle büyüyen birisine, okuduğu yazarların bile hayal edemeyeceği bir ortam sunup bu satırların çıkmasına hizmet edenler, güçlülerin kim olacağına bağlı olarak gelecekteki tarih kitaplarında kahraman olarak gösterilebilirler. Ama öyküler ve masallar gerçeği anlattıkları için yüreklerden okunup hissedilecek.
          Gözlerimizi yaşartacak tek şeyin öyküler olması dileğiyle…

  5. Harika bir öyküydü. Özellikle kurgu olarak, olağanüstü işler çıkartıyorsunuz. Elbette bunda çok okumanın faydası olsa da, gözlemlerininiz gücünü de yadsımamak gerekir. Açıkça söyleyeyim, kurgularınız benim de kurguda sınırlarımı zorlamama ilham veriyor.

    Geçen ay gibi, yine dünyalardan dünyalara geçişiniz var. Kısacık öyküyü dolduruyor, dolduruyor, ve bir çember oluşturuyorsunuz.
    Kaleminize sağlık.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Burada bir kaç kör ve sağır olarak kendi alfabemizle haberleşmeye başlamamız yakındır herhalde…

      1. Tabii tabii. Zaten şu sıralar, karşıdakinin lisanını sökmeye çalışıyor gibiyiz. Dilimizin dönmesi yakında sona erecek, kelimeler daha bir ahenge oturacaktır. Ve bilinmez, iletişimi konuşarak değil de birer ezgi mırıldanarak sağlayacağızdır.

  6. Sanırım bilerek yapılmış ve bu yorumum biraz da cahillik gibi olacak ama 🙂 : Anlamadım. Ama herhalde anlamadıysam güzeldir 🙂

    ”Bu canavarlar her birimizi yakacaktı üzerimize kustuğu zehirlerle” Burası -lar değil de sadece ”canavar” olsa daha güzel durabilir çünkü kara büyü hizmetkarları da zehir kusuyormuş gibi anlaşılıyor

    Kısa ve öz olmuş, az lafla çok şey anlatılmış

    1. Sakın, böyle “anlamadıysam güzeldir” gibi yorumlar yapmayınız. Sakın…
      Bir üstteki yorumda Öykü hakkında yeterince ipucu verdim. Okuyunca her şey anlaşılacak.
      Çoğul, tekil biraz kafa karıştırmış. Doğru bir tespit. Aynı canavardan birden fazla olduğu belirtilmek istenirken arada farklı anlamalara yol açmış. Şimdi o gözle bakınca anlatımın düzeltilmesi gerektiğini farkettim.
      Teşekkürler.

  7. Merhaba; öykünüzdeki ejderha ve insanlar bana çok yakında yaşamış gibi göründüler. Sanki dün yaşamışız gibi… Garip bir çıkarım belki ama öyle düşündüm. Böyle değilse bile böyle hissettirdi öykünüz. Sevdim mi evet sevdim. Hele ejderhanın aşağı yuvarlanması istediğim mutlu sondu yine de anlatıcı yaşasaydı daha da güzel olurdu:)
    Diliniz etkileyici. Sadece küçük bir yere takıldım. Korkuyorduk, korkmuyorduk, korkuyorduk çok ardı ardına geldi sanki. Özellikle sondaki “korkuyorduk”. Sadece bir okur olarak görüş tabii ki. Ellerinize, yüreğinize sağlık.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim.
      İnsan saniyeler içerisinde bile pek çok duyguyu aynı anda ve peş peşe yaşayabilir.
      Çağlar öncesinde yaşanması gerekenleri bu kadar yakınlarda tatmak gerçekten acı verici tecrübelere sebep oldu.
      Gündem delisi olduğumuz böyle zamanlarda duygu değişimlerinin bu kadar fırtınalı olması öykülere de yansıyor elbette.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *