Öykü

Kiraz Çiçekleri

Annem hep gözlerini babandan almışın derdi, o yüzden babamın en çok gözlerini seviyorum. Evimizde tek bir oda olduğundan annemle aynı yerde uyuyoruz. Bu ara hep annemleyiz babam dışarıda çalışıyormuş, annem öyle söyledi. Benim bir şey anlamadığımı sanıyor ama dışarıdan hep sesler geliyor, insanlar dört bir yana kaçışıyorlar. Anneme sorduğum da onların tiyatro sanatçısı olduğunu, ülkemizin büyük bir gösteriye hazırlandığı söyledi. Üzülmesin diye inanmış gibi yaptım. Her gece ağladığını duymuyorum sanıyor. ‘bu savaş bitsin’ , diye sayıklıyor hep uykusunda.

Evimize güneş ışığı vurmuyor artık hiç, savaş bunu da mı engelliyor? .

Babamın yakında yüzünü unutacağımdan korkuyorum. Uyandığım da en çok onun gözlerini görmeyi özlüyorum. Söz vermişti beni uçağa bindirecekti. Beraber gökyüzüyle tanışacaktık, gerçi o çoktandır tanışıyor bana gökyüzünün çok yakın arkadaşı olduğunu söylemişti. Anneme ona bulutlardan yastık yapacağıma söz vermiştim. Her gün çatıya çıkıp bakıyorum, belki babam uçağıyla geçer diye, ama gökyüzü öylesine dumanlı, karanlık ki babam bizim evi bulamıyordur, bütün gün arıyordur.

Mahallede en havalı çocuk bendim. Çünkü sadece benim babam pilottu, uçağı vardı. Herkes ona özenirdi beni boynuna bindirip bütün mahalleyi gezdirirdi. Çok sevdiğimiz bir tepe vardı, günün sonun da oraya giderdik. Bana kâğıttan uçaklar yapardı. Neye üzülmüşsem uçağa onun adını verip uçururdu.

-Bak oğlum, üzüntülerini bu uçakla bırak boşluktan kaybolsunlar. Onları öyle bir uçurdum ki korkma bir daha seni bulamazlar derdi. O an kuş gibi hafiflerdim.

Bu savaş bitsin artık, berrak gökyüzünü, bulutları, kâğıttan uçaklarımı, kiraz çiçeklerini çok özledim. Aslında kiraz çiçekleriyle daha tanışamadım. Babamla onların arasında koşacağız diye anlaştık. O kâğıttan uçak yapacaktı bu sefer mutluklarımızı uçuracaktık çiçeklere karışıp artacaktı sevincimiz ah bir gelse, bütün sözlerini tutmasa da olur. Zaten onu görünce her şeyi unuturum

Belki o uçaktan benim için atar kiraz çiçeklerini, unutmamıştır sözünü.

Çatıya çıkıp babamı beklemeye başladım, boynum ağarmıştı yukarıya bakmaktan. Annem geldi yanıma, bazen o da benimle beklerdi hiç konuşmadan otururduk uyku vakti gelince inerdik aşağıya.

-Kiraz çiçeklerinin mevsimi ne zaman gelecek? Ya babam yetişemezse ?

-Beraber gideriz oğlum. Babanla başka bir yere gidersin olmaz mı?

-Ama söz verdi, biliyorum gelecek.

Annemin gözleri dolmuştu, yanımda hiç ağlamazdı hep gizlice ağlarken görürdüm onu. Yanımdan hızlıca kalkıp odasına gitti. Zaten hiçbir zaman üzülme, yakında baban dönecek demezdi bana. Ben bana dedikçe lafı değiştirirdi özlediğinden böyle yaptığını sanırdım. Aşağıya indim annem telefonla konuşuyordu

-Biliyorum geri dönmeyecek, nasıl anlatacağım bunu ona her gün babasının dönmesini bekliyor, giderken her şeyi anlattı bana, inanamadım hala bu durumu kabullenemiyorum, ama dayanmak zorundayım. Şu an hayatta bile olmayabilir ne düşüneceğimi bilmiyorum artık.

Duyduklarımı kaldırabileceğimi sanmıyorum. Babam yok mu yani şimdi benim? Savaş bitmeyecek mi? bu kargaşa babamı geri göndermeyecek mi?

Gözlerim kararmıştı, kendimi yere bıraktım babamla bütün anılarımız gözümün önünden geçmişti en mutlu anımızla hatırlayacaktım artık onu, sabaha kadar ağladım çatıda durduramadım kendimi kâğıttan uçak yaptım üzüntümü uçurdum onunla bir daha anneme babam gelecek mi diye sormayacaktım ona destek olma sırası bendeydi artık.

Dışarıda ki sesler hiç azalmadı, güneş ışıkları hala saklanıyordu. Artık bahar da gelmişti, kiraz çiçekleri açmış dökülmeye başlamıştı. Annemin yanına gittim. Bana bakışları mahcubiyet doluydu, suçu kendine yüklemişti. Simsiyah saçları vardı eskiden, şimdiyse beyaz teller eklenmişti aralarına. Artık o gülünce oluşan çizgilerini göremiyordum. Giden sadece bedenini almıyor ki yanına, onu sevenlerin mutluluğa dair parçalarını da alıyor.  Tuttum elinden kiraz çiçeklerine getirdim. Konuşmadan oturduk.

Şehrin karanlığına rağmen, etraf tatlı bir renge bürünmüştü. Her düşen yaprak huzur veriyordu, izlerken uykum gelmişti uzun zamandır kafamı bu kadar boşaltamamıştım.

Aniden çok şiddetli bir rüzgâr esti. Gözümüzü açamadık. Kiraz çiçekleri her yere dağılmıştı, sesler duyulmaya başladı.

-Saklanın gidiyorlar bu o rüzgâr, tanrının rüzgârı, kamikazeler.

Etraf birden aydınlanmıştı, sanki güneş saklandığı yerden çıkıyordu. Uzaktan patlama sesleri gelmeye başladı. Herkes korku içinde çığlıklar atıyordu

O arada anneme takıldı gözüm, elini kalbinin üstüne koymuş ağlıyordu. O an içim cız etti sanki bir parçamı koparmışlar gibi acı hissettim. Yanımda yaşlı bir amcanın sayıkladığını duydum.

-‘Baharda kiraz çiçekleri gibi düşelim; tertemiz eve ışıltılar içinde… ‘ diye tekrarlayıp duruyordu

Sanırım babam sözün tutmuştu, uçakların rüzgârıyla kiraz çiçekleri etrafımda uçuşuyordu

Bu babamın vedasıydı.

Kiraz Çiçekleri” için 4 Yorum Var

  1. Merhaba İlknur.
    Eline sağlık. Buruk bir öykü yazmışsın. Ne kadar acı da olsa, gerçek hep gerçektir. Bir çocuğun gözünden anlatımın da ayıca güzeldi.
    “Giden sadece bedenini almıyor ki yanına, onu sevenlerin mutluluğa dair parçalarını da alıyor.” Çok beğendim. Öyküyü de özetliyor adeta. Eline sağlık.
    Görüşmek dileğiyle 🙂

  2. Merhabalar.
    Buruk bir öyküydü lakin çok güzeldi. Çocukların gözünden anlatılan öyküleri her daim ayrı bir sevmişimdir.
    ”Annem hep gözlerini babandan almışın derdi, o yüzden babamın en çok gözlerini seviyorum.” Çok güzel bir giriş. Ben olsam bundan sonra paragrafı böler öyle devam ederdim yazmaya.
    Ufak tefek kusurları vardı metnin. Zaman kullanımları da akıcılığı zedelemiş yer yer; göz atarsınız.
    Ellerinize sağlık. Gelecek seçkilerde de görüşebilme ümidiyle.
    Baharda kiraz çiçekleri gibi düşelim; tertemiz eve ışıltılar içinde…

    1. merhabalar
      çok teşekkür ederim güzel yorumlarınız için 🙂
      evet haklısınız zaman kullanımı konusunda hatalarım var tekrar gözden geçiricem
      görüşmek dileğiyle 🙂

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *