Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Milenyumdan Sonra 645

– Baba neden bu kadar sıcak buralar? Başka bir yerde avlayamaz mıydık robotları?

– İnsanlar nerede yaşar Mustafa?

– Nasıl nerede yaşarlar?

– Yani nerelerde, nasıl yerlerde yaşam sürmeyi tercih ederler? Mesela aşırı sıcak ya da soğuk bir iklim tercih ederler mi?

– Tabi ki hayır! Ne sıcak ne soğuk; yani ılıman bir bölge daha iyidir öyle değil mi?

– Elbette…

– E yani?

– Yanisi şu oğlum, sence de insanların dört bir tarafta kol gezdiği diyarlarda avımızı aramak mantıklı olur muydu?

– Anladım.

– Evet, artık eskisi gibi her yerde robotlara rastlanmıyor. Onlar da çareyi çöllerde ya da kutuplarda saklanarak buldular.

– Bu kadar zorlanacağımı bilsem gelmezdim baba.

Mustafa oturduğu yerden terini silerek babasına mahcup bir bakış fırlattı. Son cümleyi söylediğine pişman olmuş gibi bir hali vardı.

– Artık sen de kocaman bir yetişkin oldun oğlum. Hem biliyorsun bu avda elde ettiğimiz ganimeti senin eğitim masrafın için karşılayacağız.

– Kişi başı 10.000 dolar iyi bir para. 3 kişi haklarsak bu para yıllarca eğitimini karşılar.

Adam bir yandan oğluyla konuşuyor diğer yandan elindeki dürbünle kum tepelerinin arkasını gözetliyordu. Yanında M948 tüfek, çantasındaki teçhizatı ve erkekliğe yeni adım atacak olan oğlu bulunuyordu.

– Baba neden bu kadar para veriyor ki hükümet bu robot avına?

Tahir elindeki dürbünden gözlerini çekerek oğluna dönmüştü:

– Çünkü Mustafa; robotlar son derecede tehlikeli tasarımlardır. Özellikle son zamanlarda kendi kendilerini üretebilme yeteneklerine eriştiler. Üstelik onları insandan ayırabilmek çok zor. Bu da insanlığın sonuna neden olabilir anlıyor musun?

– Anlıyorum baba.

– Eğer biz onları avlamazsak onlar bizi zamanla avlamaya başlayacak.

Tahir ayağa kalkarak matarasından bir yudum su aldı, silahını ve çantasını omzuna yerleştirerek yürümeye koyuldu:

– Hadi oğlum şu ilerdeki tepede ayak izleri gördüm sanırım, o tarafa doğru yol alalım.

Çocuk sırt çantasını takıp babasının arkasından koşmaya başladı. Kum tepelerini aşınca adam tahmininde yanılmadığını anlamıştı. 2 kişiden oluşan taze ayak izleri, kumların üstünde adeta biz buradayız diye haykırıyordu. Ancak karanlık basmak üzereydi ve Tahir’in hiç dinlenmeye niyeti yoktu. Karanlık bastıkça Mustafa’nın yorgunluğu artıyor, çocuk yürümekte zorlanıyordu. Tahir oğluna daha fazla kıyamayıp o geceyi geçirmek için çadır ve uyku tulumlarını hazırlamaya başladı.

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra yola koyuldular. Çöldeki ayak izlerini takip ederek ilerlediler ve çok geçmeden robotların akşamdan kalma konakladıkları yere ulaştılar.

– Bak görüyor musun Mustafa geceyi burada geçirmişler. Keşke birkaç saat daha dişini sıksaydın. Onları gece yarısı burada kıstırırdık.

– Olsun baba dinlendik en azından yine yakalarız onları.

Tahir etrafı incelerken Mustafa’nın heyecanlı seslenişi yükseldi havaya:

– Baba baksana çantalarını burada unutmuşlar.

Mustafa çantayı merakla kurcalarken, babası bağırmaya başladı. Dur Mustafa dokunma!

Derken o anda büyük bir patlama meydana geldi ve çocuğun parçaları dört bir yana sıçradı. Tahir patlamanın etkisiyle yere savrulmuş endişe içinde olanlara müdahale edememenin pişmanlığıyla haykırıyordu.

Avları onlara tuzak kurmuş ve başarılı olmuştu. Çantadaki bomba Tahir’in oğlunu havaya uçurmuş, avcıyken av konumuna düşmüşlerdi. Tahir öfkeyle M948’ine sarılıp koşmaya başladı.

– Hepinizi geberteceğim! Ölene kadar birinizi bile bırakmayacağım!

O gün gece yarısına hatta ortalık aydınlana kadar mola vermeden ayak izlerini takip ederek yürüdü. Sürekli gözlerinin önüne oğlu ve onunla gitmesini istemediği eşi geliyordu. Ancak hırsı daha baskın çıkıyor ve koşar adımlarla yürüyüp izleri takip ediyordu.

Alacakaranlıkta elindeki dürbünle etrafı gözetlerken onları buldu. 2 kişi uyku tulumunun içerisine girmiş olacaklardan habersiz çöl çalıların arasında yatıyordu. İntikamını almak için koştururcasına ilerledi.

Yanlarına yaklaşınca yürüyüşünü yavaşlattı ve sessizce onlara doğru sokuldu. Ona en yakın avından başlayacaktı öldürmeye.

M948 tüfeğini yerde yatan adama doğrulttu. Kabzasındaki ekranda nişandaki kişinin robot olduğunu onaylayan işareti görünce tetiğe bastı. Yerdeki diğer uyku tulumuna nişan almıştı ki içinin boş olduğunu fark etti. Aniden sarsılıp etrafına göz gezdirdiği anda duyduğu bir el silah sesiyle irkilerek yere uzandı. Tahir omzundan vurulmuş tüfeği 3 adım öteye fırlamıştı. Yerde sürünüp tüfeğini almaya çalışırken avı tepesinde belirdi. Dönüp ona doğru haykırdı:

– Aşağılık yaratıklar oğlumu öldürdünüz!

– Oğlunu mu?

Tahir omuzunu tutarak yerde kıvranıyordu.

– Robotların çocuğu olmuyor sanıyordum?

– Ne robotu aşağılık yaratık, o bir insandı. Sizin gibi robot değil!

Avı sırıtmaya başladı:

– Demek buna gerçekten inanıyorsunuz? Kolundaki kana baksana, neden durdu sence?

O sırada 2. Bir silah sesi ortalığı kapladı, Tahir diğer kolundan vurulmuştu.

– Neden diğer kolun kanamıyor? Dur ben söyleyeyim yapay kanın tükendi. Bu nedir? M948 mi?

Adam, Tahir’in uzanmaya çalıştığı tüfeği yerden alıp kabzasındaki açık ekrana baktı.

– Bunu daha önce hiç canlı bir hayvana doğrulttun mu?

Tahir kıvranarak “Hayır” diyebildi.

– Tahmin etmiştim. Çünkü ona da robot uyarısı verirdi.

Adam yerde yatan Tahir’in yanına çömeldi kolundan tutarak gösterircesine:

– Bak neden kanamıyor? İşte bak! Size bunu inandıran programlamanız.

Parmaklarını Tahir’in yarasından içeri sokup birkaç kablo söktü ve Ona gösterdi:

– Bak şunlara! Artık inanıyor musun gerçek robotun aslında kendin olduğuna.

Tahir şaşkınlığından, acısından kıvranıyordu.

– Oğlum… Oğlumun doğduğunu hatırlıyorum. Çocukluğumu, evlendiğimi…

– Anılarının hepsi yapay, hepsi arttırılmış gerçekten ibaret. Sen bir makineden ibaretsin ve senin gibiler yüzünden insanlığın nesli tükenmek üzere. İnsan avına çıkıyorsunuz ve bunun farkında bile değilsiniz!

Tahir gözlerini sıkıca kapatıp ağlarcasına kıvranmaya başladı. Kafasında adeta şimşekler çakıyordu, yapay gerçeklikten oluşan anıları film şeridi gibi gözünün önünden geçiriyordu.

Avı ise Tahir’i orada öylece bırakmış, teçhizatı toplayıp yoluna koyulmuştu…

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for SJack SJack says:

    Basitmiş gibi başlayan ama finali ve fikriyle beni etkileyen böylesine güzel bir öykü okumayı hiç beklemiyordum. Kısa ve etkili bir konu seçmişsiniz. Ve bunu da başarıyla dile getirmişsiniz. Kaleminize sağlık.

  2. Teşekkür ederim yorumunuz için

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar