Öykü

Tebrikler Bir Dünya Gezisi Kazandınız!

Uyanmamı çılgınlar gibi isteyen çalar saatin arzusuna yenik düşen bedenim, uyuşuk hareketlerle kendine gelmeye çalışıyordu. Banyoya gitmek için içgüdüye dönüşen ufak adımlarla yola koyulmuşken sabah haberlerini duvar ekranından açıverdim. Adımlarımı takip eden spikerin görüntüsü, yol boyunca duvardan duvara akarak beni izliyordu. En sonunda banyo aynasında kendi görüntümün ardındaki boyutta yerini almıştı. Ak saçlı ama oldukça dinç görünen spikerin dolgun sesi banyoda titreşimler yaratıyordu. Musluktan akan su benzeri temizleme jeliyle yüzümü yıkamaya koyulmuştum.

-Evet sayın seyirciler Nz2 Coming şirketinin bu seneki 10 yurttaşı, çekilişle dünya gezisine katılmaya hak kazandı. İşte merakla beklenen o talihliler: 4. Eyaletten Basa Sunda, 18. Eyaletten Janda Baruk, 2. Eyaletten Simon Buncir, 25. Eyaletten Jonh Gobles, 32. Eyaletten Kerem Akar….

Kendi adımı duyar duymaz sırtım eğik şekilde sağ elimi açarak havaya kaldırıverdim. O an tv haberi donakalmıştı ve aklımdan acaba bulunduğum eyalette aynı isimden bu çekilişe başvuran var mıdır diye düşünüyordum. Haberi tekrar izlemek isteyecektim ki yeni bir yazılı mesaj simgesi hologram tavandan inerek banyonun duvarında açılıverdi. Büyük puntolarla iletinin ana başlığı yazıyordu:

TEBRİKLER

Sayın Kerem Akar, şirketimizin yapmış olduğu eski dünya gezisine katılacak on talihli arasında yer almaya hak kazandınız. Önümüzdeki haftanın sonuna kadar yetkililere başvurunuz gerekmektedir.

Saygılarımızla Nz2 Coming.

İçimde tarif edilemez bir duygu belirmişti o an. Atalarımın, insanoğlunun ortaya çıktığı ilk gezegen olan dünyaya yolculuk yapacaktım. Belki de solunabilir son oksijenini ciğerlerime çekme şansına sahip olacaktım.

Yüzyıllar öncesi… Devletlerin ekonomik bunalımlara karşı koyamayıp şirketlere teslim edilmesinden de öte, hatta bulunduğumuz gezegendeki ilk yerleşimden de eski. Tanrım bu inanılmaz bir yolculuk olacak.

Sevinçli haberin hatırına sabah sabah mutfağımdan gerçek bir hamburger sipariş ettim, yani bildiğiniz gerçek bir kırmızı et ürünü. Orta düzeyde her bireye yılda bir kez verilebilecek yiyecekler listesinden, belki herkese nasip olmayabileceklerden. Yaşamadığım eski günlerin hatırına…

O gün neşeyle birbiri ardına perçinlenmiş bakır kırmızısı yollarda yürüyerek işyerine gittim. Artık bu şehrin metalik kokusundan kısa süreliğine de olsa uzaklaşabileceğim bambaşka bir gezegene ayak basabilecektim. Mutluydum…

Ardından geçen bir hafta ve tahmin edemediğim yolculuk süresinden sonra eski dünyaya kavuşmuştum. Rehberimizin anlattıklarına göre dünya üzerinde yaşanabilecek sadece küçük bir toprak parçası kalmış. Geride kalan dünya yüzeyi ise okyanuslarla kaplı. Kimi yerler devasa derinliklere ulaşırken kimisi sığ sularla örtülmüş.

Yeryüzüne ulaştığımız adada 5 kadın ve 5 erkek eski dünyayı tanımaya çalışıyorduk. Devasa kuşlar, devasa ağaçlar ve devasa yaratıklar her birimizin dikkatini çekmeye yetmişti. Gördüğümüz şeyler ansiklopedik bilgi kaynaklarımız olan holosekreterlerin anlattıklarından çok farklıydı. Sözgelimi karıncaların büyüklüğü yetişkin bir insanın boyuna yaklaşıyordu. Hepimiz eski dünyadaki canlıların mutasyon geçirmiş olabileceğini düşünüyorduk; çünkü gördüğümüz şeyler anlatılanlardan ve öğrendiklerimizden çok farklıydı. Bu yüzden bu dünya sandığımızdan da tehlikeliydi. Bu tehlikeye rağmen kanatları küçük fırtınalara sebep olan onlarca kuş çeşidini, yer sarsıntısı meydana getiren atları, koyunları, sürüngenleri, tavşanları ve geyikleri görebildik.

Ancak her şey umduğumuz gibi geçmemişti. Gezintimizin 6. Gününde ben ve grubumdaki bir bayan aniden rahatsızlanıverdi. Nz2 Coming şirketinin açmış olduğu mini hastanede yataklara uzanmış şanssızlığımı düşünüyordum. Doktorun söylediğine göre grubumdaki bayan ağaçlarda oluşan pamukçuklardan, bense vahşi tavşan yünlerinden kapmış olduğum alerjik sendromdan yataklara düşmüşüm.

Sanırım bu eski dünya her yönüyle ciddi ve tehlikeli bir mutasyon geçirmiş, üstelik böylesine bir değişim geride kalan insanoğlunu da tehdit eder nitelikte. Belki de bundan dolayı bu gezegenden dört bir yana göç edildi.

Böylesine basit bir nedenden ateşli hastalık geçirircesine hasta oluşumuza anlam veremiyordum. Uzandığım yatağa gömülmüş, bir oda arkadaşıma birde dışarıya bakan pencereyi seyrederken, aklıma mutasyona uğramış devasa canlılar geldi. Öğrendiklerimizden aşırı büyük bir dengeyle karşılaşmıştık. Ve o an aklımdan birbiri ardına yıldırımlar geçiverdi. Ya mutasyona uğrayıp eski dünyaya göre küçülmüş olan bizlersek?

Tebrikler Bir Dünya Gezisi Kazandınız!” için 10 Yorum Var

  1. “solunabilir son oksijenini”
    Burası aklıma takıldı. Şimdi havadaki oksijen seviyesi düştüğü için, bu ifadeyi doğru bulmadım. Öte yandan üzerinde biraz düşününca, “Solunabilir” demen, bir bakıma oksijen seviyesini belli ettiği için mantıkı geldi.

    “Sevinçli haberin hatırına sabah sabah mutfağımdan gerçek bir hamburger sipariş ettim, yani bildiğiniz gerçek bir kırmızı et ürünü. Orta düzeyde her bireye yılda bir kez verilebilecek yiyecekler listesinden, belki herkese nasip olmayabileceklerden. Yaşamadığım eski günlerin hatırına…”
    ilk başta bilimsel olarak bir merak duydum. Fakat sonradan şimdiye imgelediğimde; minnet duygusu hissettim. Elimizdekine alışmamız ile, onun kıymetini yitirmesine karşı, iyi bir hamle olmuş.

    “Ardından geçen bir hafta ve tahmin edemediğim yolculuk süresinden sonra eski dünyaya kavuşmuştum. ”
    Önceki paragraftan hızlı atlamış. Önceki paragrafı farklı bitirebilirsen bu sorun çözülür gibi. Mesela:
    “… ayak basabilecektim. Mutluydum… Öyleki ayrılış günü geldiğinde heyecanımdan tek bir damla dahi kaymetmemiştim.”

    “Devasa kuşlar, devasa ağaçlar ve devasa yaratıklar”
    Eğer fantazi yazıyorsan sorun yok. Fakat bilim-kurgu ise, sanırım canlının bedeni oksijen seviyesine doğru orantı ile gelişiyor/büyüyor. Eğer yukarıda oksijenin azaldığını yerine arttığını söylersen sorun çözülür gibi. -Sonuçta oksijenin artması da insan yaşamı için tehlikeli. Veya ortam zaten yaşama uygun değil, oksijeni kaldır.

    Harika bir son. Matıksız geldi bana, sonuçta dünyanın ölçülerini biliyorlardı. Ayrıca çekim kuvvetinden (bir düşüş, dalgalar, yürüyüş) anlayabilirler. Fakat düşünce bir harika.
    Fakat eğer dünya yerine başka bir gezegene, hiç bilmedikleri bir gezenege gitmiş olsalardı, işte o zaman harika bir konu olurdu. Orjinal bir konu.

    Senin yazılarını okurken, filmlerden sahneler geliyor. Esinlendiğini düşünüyorum. Fakat kopyasını değil de türevini yapıyorsun, ki bence bu esinlenme ile yaratıcılığın birleşimi. (zaten teknik olarak her eser bir esintidir ya!) Sanırım salt yaratıcı eserlerin de var. Umarım onlardan bir kitap oluşturursun da, biz de okuruz.
    Belki bir şekilde sinemaya dalarsın. Bir senarist, veya ülkemizde pek bilinmeyen screenwriter olarak iyi işler çıkarıcağını tahmin ediyorum. Hayatta sivrilmek zor, ama denemekten başka çaremiz yok değil mi?

    Sitene uğradım. Tekrar uğrayacağım.

    1. Yorumun için teşekkürler. Oksijen olayı kahramanımızın aklındaki bir durum. Göç edilmiş boş bir dünyada işler ters gitmezse göç etmezlerdi (oksijen azlığı,doğal afet vs) diye düşünüyor. Hikaye sonuna gelince, amacım boşalan dünyadan göç etmiş, devlet olgusunun yerini şirketler almış, mekanik gezegenlere sığdırabilecek, mutasyon geçirerek küçülmüş insanoğlunun bazı durumları anlamasıydı.

    2. Diğer cevabı mobilden yazdığım için detay veremedim. Bu arada kontrol ettimde oksijen seviyesi düştüğü için diye bir ifade yok sanırım yazıda. Çünkü oksijen olayı ne aklıma geldi nede işin işine girdi. Kahramınız sadece bir arayış içerisinde şöyleki: “Belki de solunabilir son oksijenini ciğerlerime çekme şansına sahip olacaktım.” , “Belki de bundan dolayı bu gezegenden dört bir yana göç edildi.” gibi belkili ifadelerinden anlıyoruz bunu. Yaşadığı diyarlarda öğrendiği dünyayı bulmuyor karşısında daha farklı boyutlarla karşılaşıyor. Aslında dünya canlıları büyük değil onlar küçük. Film konusuna gelince esinlendiğimi düşündüğün herhangi bir filmin ismini verirsen çok sevinirim, hem bu cevabın kendimin farkına varmamı da sağlayabilir.

  2. Merhaba 🙂

    Öykünün girişi bilim-kurgularda artık klasikleşmiş olanı çok hoş bir şekilde taşıyor.

    “Kendi adımı duyar duymaz sırtım eğik şekilde sağ elimi açarak havaya kaldırıverdim.” ifadesinin neye karşılık geldiğini anlamak birazcık zamanımı aldı. Acaba “Kendi adımı duyar duyaz, lavaboda eğilmişken(sırtım eğikken) sağ elimi açarak kaldırdım” benzeri bir şekilde yazılsaydı daha mı anlaşılır oldurdu benim için? Çünkü, sırtın eğikliği ile el kaldırma eğleminin aynı anda yapılan bir edim olup olmadığı pek anlaşılmıyor. Ve “havaya kaldırmak” kırmı fazladan “havaya”yı barındırdığı için, alelade bir şekilde değil de en uzak daldan elma alırcasına havaya kaldırmak anlamını çağrıştırdı bende :/

    “yeni bir yazılı mesaj simgesi hologram tavandan ” Tamlamada bir tür belirsizlik var. Normal şartlar altında böylesi ifadeler anlatımda sıkıntı yaratmasa da bilim-kurgu ve fantazyanın kalanında biraz… Sorunlu olma eğilimi taşıyorlar. Tavan mı hologram, yoksa inen mesaj mı, yoksa hepsi birden mi?.. Uygun yerlere virgül eklemelisin gibi geldi bana.

    “olduğu eski dünya gezisine” Genelde, coğrafi vs. gibi teknik anlamlarda kullanılan gezegen isimleri büyük harfle yazılır. Burada “eski gezegenimize pek önem vermiyoruz” imajını mı yaratmaya çalıştın acaba o kültürde?

    “Belki de solunabilir son oksijenini ciğerlerime çekme şansına sahip olacaktım.” Hüzünlü ve romantik bir cümle. Hoşuma gitti. İçeriğinin ne olduğunu ilerleyen kısımlarda daha net göreceğimi umuyorum.

    ” yerleşimden de eski.” Neden olduğunu pek bilemiyorum ama “eskisi” şeklinde yazılması gerektiğini hissediyorum. Sanırım, bir önceki cümlenin “Yüzyıllar öncesi…” olmasıyla ilgili. Bir tür, “işaret etme” durumu var. Bu cümledeyse sadece “bu böyledir. Eski işte” tarzında bir anlam… Ama,elbette, öykünün kalanına henüz gelmediğim için fena halde yanılıyor olabilirim.
    Ayrıca, bazı noktalarda benzer yazım hataları fark ettim. Mesajımın gereksiz yere uzun olmaması adına onları belirtmeyeceğim. Hemen hemen hepimizin yaptığı şeyler zaten 🙂

    “Yaşamadığım eski günlerin hatırına…”
    O çağın değişikliğini böylesi cümlelerle çok hoş şekilde veriyorsun. Gerçekçi, sevdim 🙂

    Dünyaya ilk iniş anındaki öğrenilen/sanılan – gerçekte olan arasındaki farkın üzerinde pek durulmaması dikkatimi çekti. Bizim dünyamızda, genelde, böyle bir”eskiye turistik gezi” yapılacak olsaydı, klasik okul zamanında olmasa bile gezi başlangıcında belli başlı şeylerden bahsedilirdi. Öykünün içeriğinde bir süpriz mi gelecek acaba? Eğer öyleyse, bir şeylerin geleceği çok fazla göze batmış gibi :/

    Acaba değişim geçirenler insanlar mı? Bakalım 🙂

    “Sanırım bu eski dünya her yönüyle ciddi ve tehlikeli bir mutasyon geçirmiş, üstelik böylesine bir değişim geride kalan insanoğlunu da tehdit eder nitelikte. ” İnsanın kendisini “doğa”dan ayırma eğilimi vardır. Genelde, böylesi öykülerde, mutasyon anında insan da, diğer şeyler gibi, kırılır. “her şey değişirken ona uyamayan insanlık” denmez. Senin o kültürü bu şekilde sunman çok hoş bir vurgu olmuş.

    “ateşli hastalık geçirircesine hasta oluşumuz” sanırım o kültürde “ateşli hastalık geçirmek” bizdeki “alerjik reaksiyon göstermek” kadar “basit” tutulan bir konu? Bunu mu vurgulamak istedin acaba yoksa bir tür yazım hatası mı var burada?

    ” Ya mutasyona uğrayıp eski dünyaya göre küçülmüş olan bizlersek?”
    Evet. Bu noktaya biraz daha “uzaktan” ve adım adım, ama tahmin edilemez şekilde gelinmesini dilerdim açıkçası. Ve, sanırım, karakterin Eski Dünya’ya indikten sonraki “inandırıcı” olmayan tepkileri ve yukarıda bahsetmeye çalıştığım durumu bu tahmini mümkün kıldı. Bilmiyorum “süpriz” mi yapmaya çalıştın ama…
    Bazen, yazarın amacı süpriz yapmaktan ziyade bir olasılığı, bariz bir olasılığı vurgulamaktır ya…

    Karakterin, ortamın güzelliğinden bir an uzaklaşıp durumun acılığını fark ettiği anda düşünmeye başlaması ve sorgulaması da hoş bir ayrıntıydı 🙂

    Teşekkürler derim öykü için.

    1. Mobilden bağlandığım için yorumunuza cevap verememiştim, evet tavandan geçerek duvarda yazılı mesajın açılması tamamının hologram olduğunu beliritiyor. Eski dünyadaki kasıt gezegen olarak dünya değilde yaşanabilir mekanı kasttettim. Yani kahramanın yapay gezegeni de dünyası. Yazım hataları öyküyü son gün son saatlerde spontane hazırladığımdan oldu bende farkettim 🙂 hatta bazı yerlerde cümle düşüklüğü oluşmuş (anlam karmaşası diyelim).Alerji olayı ise bir önceki paragrafta “yünlerinden kapmış olduğum alerjik sendromdan yataklara düşmüşüm” şeklinde belirtiliyor. Mutasyon olayı okuyucuya kalmış çünkü bi bilinmezlikle sona ermiş öykü. Yani kimilerine göre yapay gezegenlere yerleşim için insanlar mutasyona uğradı kimilerine göre oksijen seviyesi ve diğer etmenler dünyada kalan son canlıların hacimleriyle oynadı 🙂 Yorum için tekrar tşk ederim

  3. Merhabalar,

    Pek hoş bir öykü yazmissiniz. Açikçasi bekledigim sonla bitmesi beni sevindirdi 🙂 “belki de kuculmuslerdir” diye aklimdan geciriyordum.

    Bir iki ufak tefek kisimda ben de okurken anlam karmasasi yasadim ama diğer cevaplarda bu noktalara deginilmis zaten. Elinize sağlik

    Sevgiler

  4. Güzel bir bilimkurgu konusu yakalamışsınız ve sürükleyici bir dille yansıtmışsınız. Fakat çok yüzeysel olmuş, bu öykünün geçtiği evren daha derin bir işleyişi ve daha çok ayrıntıyı hak ediyor. Sonunun da bu şekilde olmaması gerektiğini, hatta bunun bir son olmadığını düşünüyorum. Bunlara rağmen güzel bir öyküydü. Kaleminize sağlık.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *