Öykü

Sesler

Ve işte yine düdük sesi iş saati bitti . Üstü başı is olmuş halde soyunma odasına doğru gitti . Soyunma odasında ki muslukta yüzünü yıkadı ve dolabın başına geçti . Burada çalışmaya başlayalı kaç yıl olmuştu hatırlamıyordu . Çalıştığı yer bir ses istasyonuydu . Bu istasyonlar yaydıkları ses ile yaratıkları kaçırırdı .Sistemin genel çalışma prensibini anlıyordu . Onların yaktığı kömürlerin dumanı çarkları çeviriyordu . Çarklarda insanların duyamadığı bir ses çıkartıyordu. Dolabı kapattı. Artık dışarı çıkması gerekiyordu burası onu boğmaya başlamıştı . Yürüdü . Sistemi bir günlüğüne çalıştırmasalar ne olacağını düşündü , onlara sistem çalışmazsa canavarların şehri yok edeceği söyleniyordu ama bu güne kadar kimse canavar görmemişti .Dışarı çıkınca tren istasyonuna doğru yürüdü . Gişeden biletini aldı tam istasyona giriyordu ki bir poster gördü.  Bu avcıların posteriydi . Daha önce de görmüştü üstünde balina kafatasına benzeyen bir kafatasına yaslanmış bir adam vardı , adamın yanında yazılar vardı. Yazılarda bize katılın daha iyi kazanın yazıyordu. Bu poster onda hep macera isteği uyandırmıştı ama hiç cesaret edememişti . İstasyona girdi , iş arkadaşlarını gördü , uzaktan eliyle selamladı onları . Tren bir saate yerleşim yerine varacaktı . Camdan dışarı bakmaya başladı . Gerçi görülecek bir şey yoktu sadece kumlu sarı toprak ve puslu gökyüzü. Her şey neden bu kadar sarı ki diye söylendi . Artık yerleşim yerine varmıştı tren . Trenden çıktı daha sonra İstasyondan çıktı. Birbirinin aynısı evler içinde kendi evine gitti . Kapıda durdu , kapının altında bir şey gördü ve elini ona doğru uzattı . Tam alacaktı ki aniden bir ses duydu , yan komşusunun sesiydi bu . Acıyla haykırıyordu komşusu. Hemen oraya doğru koştu. Kapı açıktı ve komşusu orada yere çökmüş ağlıyordu. Komşusuna ne olduğunu sordu , komşusu elindeki kağıdı gösterdi. Kağıt uzak bir şehirde yaşayan oğlunun ölüm haberiydi. Yaratık saldırısında hasar alan bir fabrikada hasarlı kazandan dolayı yangın çıkmış ve hiç kimse kurtulamamış . Diğer komşular da geldi . Kağıdı onlara verip uzaklaştı . Evinin kapısını açtı ve içeri girdi . Direk banyoya gitti ve sıcak bir duş aldı . Mutfağa gidip dolaba baktı , dünkü yemekler duruyordu , onları ısıtıp yedi . Yatak odasına giderken dışkapının altından atılmış broşürü gördü . Yaratık avcılarının broşürüydü ve üstünde bir başvuru adresi vardı . Yarın iş çıkışı başvurmaya karar verdi . Bu gün duyduğu olay gibi pek çok olay duymuştu . Bu kararı verdikten sonra gidip hemen uyudu . Ertesi gün her zamanki gibi çalıştı . Çıkışta trene bindi ve cam kenarına geçti . Bu sefer şehir merkezinde indi . Broşürde verilen adrese gitti . Binaların arasında kalmış bir izbe bir yerdi . İçeri girdi . İçeride bir adam duruyordu . Adama broşürü göstererek başvurmak için geldiğini söyledi . Adam sararmış dişlerinin tamamını gösteren bir sırıtma ile “demek para, ün, şöhret, peşinde bir maceracısın ha!” dedi . Sonra arkasındaki bir kapıya uzanarak “buradan” dedi . Teşekkür etti ve içeri girdi . İçerdekiler ile görüştü ve bu gece bir av olduğunu öğrendi ve katılacağını söyledi . Gece şehir dışına doğru 4 araba yola çıktılar . Şehrin dışına çıktıktan bir saat sonra sesin artık ulaşmadığı bölgede oldukları söylendi . Biraz daha gittikten sonra arabalardan indiler ve arabaları ağaçların arasına gizlediler . Sonra açık bir araziye doğru yürüdüler . Araziye gelince etrafa yayıldılar ve tuzak kurmaya başladılar . Tuzak kurulumu bitince herkes eline bir adet zıpkın aldı .Bu zıpkınlar çift taraflıydı . Zıpkını ile bir ağacın arkasına geçti . Birinin gidip ortaya düdük dedikleri aleti yerleştirdi bu aletin sesini duyan yaratık gelirdi mutlaka . Birden ağaç yıkılama sesleri geldi . Ağaçlar domino taşı gibi yıkılmaya başladı . Zıpkını atıp kaçmaya çalıştı ama ağaç üstüne düştü . Ve ölmeden önce duyduğu son ses düdüğün sesiydi .

Sesler” için 7 Yorum Var

  1. Merhaba, öncelikle seçkiye hoş geldiniz. Öykünüzü okudum, ellerinize sağlık. Affınıza sığınarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

    -Kurgu ve anlatım ne kadar önemliyse yazım kuralları da o denli önemli. Eğer imlaya dikkat ederseniz hem okur yorulmamış olur, hem de okuduğu metinden daha çok zevk alır. Mesela cümle bittikten sonra nokta koymadan önce boşluk bırakmayın. Noktayı koyduktan sonra boşluk bırakın.
    “de”, “da” ve “ki” ne zaman birleşik ne zaman ayrı yazılır, bunlara dikkat etmek de önemli.

    -Hikayeyi anlatırken daha sakin anlatın. Keyfini çıkarın. Mesela yaratığın özelliklerinde bahsedin. Ondan da önemlisi hikayedeki karakterlerin nasıl kişiler olduğunu okura hissettirin. Yani aceleye getirmeyin. Yaratık avcıları arasında ilginç bir karakter varsa onu da anlatın mesela.

    -Bol bol yazmanızı tavsiye ederim. Çünkü öykünüzden hayal gücünüzü kullanırsanız ilginç öyküler tasarlayabileceğiniz anlaşılıyor.

    Diğer seçkilerde görüşmek dileğiyle. Kaleminize sağlık.

    1. Eleştirileriniz için teşekkürler. Normalde imlaya daha fazla dikkat ederim ama bu öykü aceleye geldi ve yayınlanan ilk öyküm o yüzden affınıza sığınırım biraz heyecan vardı.

  2. Merhabalar ve hoş geldiniz. İyi ki benden önce okuyup Sayın Mümin değinmiş çoğu şeye. Bu gibi durumlarda kan beynime sıçrıyor ve elimin ayarı kaçabiliyor. Emeğinize sağlık demek istiyorum ve bol bol yazın lütfen. Ayriyeten hiçbir öyküyü bir oturuşta yazmayın, zamana yayın, gerekirse onlarca kez okuyun.
    Ve duygular. Hayat duygulardan ibarettir, korku, utanç, kaygı, sevinç vs. Ve öykülerin -ya da her ne yazıyorsanız- temeli de budur bence. O yüzden ne tarz yazıyor olursanız olun karakteri hissettirin.
    Ekler konusunda basit bir yöntem karalayayım ayak üstü, yardımı dokunur ümidi ile. Hal ekinden sonra bağlaç gelir ama bağlaçtan sonra tekrar bir bağlaç gelmez. ‘-da’ ya, ya da ‘-ki’ ye tekrar bir bağlaç (-da, -ki) ekleyebiliyorsanız baştaki da birleşik yazılıyor demektir, ekleyemiyorsanız ayrıdır.
    Yazdıklarımı tavsiyelerden (ne kadar haddimse…) öte bir şey olarak görmeyip, yanlış anlamamanızı umuyorum. Sevgiler. Umarım gelecek seçkilerde de yazarsınız.

    1. Evet daha öncede dediğim gibi bende normalde imla kurallarına dikkat edilmemesini sevmem. Duygular konusunda bu öyküde biraz karamsarlığa o yüklenmeye çalıştım. Bazı yerler bu yüzden düşük oldu ama kafamda vermek istediğim şeyi verebildiğimi düşüyorum. Hikayedeki renklerde olduğu gibi.
      Yanlış anlamadım tabiki olumlu veya olumsuz her türlü eleştiriye açığım.

  3. Merhaba,
    Öncelikle seçkiye hoş geldiniz. Yukarıdaki yorumlara katılıyorum harfiyyen. Benim ekleyebileceklerim ise şöyle:
    Tema biraz zorlama gibi kalmış öykünün içinde. Sonlara doğru yer vermişsiniz ve açıkçası düdüğün öyküdeki işlevini anlayamadım ben. ” Birinin gidip ortaya düdük dedikleri aleti yerleştirdi bu aletin sesini duyan yaratık gelirdi mutlaka .” Düdüğü birinin çalması daha mantıklı değil mi? Sonuçta üflemeli bir âlet.
    Yapısal olarak paragraf kullanmanızı öneririm. Okuması da daha kolay olur.
    Öykünün girişi daha sakin yazılmış ama belli bir noktadan sonra fazla aceleye gelmiş gibi. Hemen olaylar olsun bitsin derken okura geçen fazla bir his olmuyor.

    Aslında güzel bir konu yakalamışsınız ama öykülemede, anlatımda birtakım eksikliler var; hepimizde var bunlardan. Naçizane tavsiyem, bol bol yazın acele etmeden. Yazdıkça açılıyor yazarın kalemi, tecrübeyle sabittir.
    Önümüzdeki seçkilerde de yazmanız temennisiyle.
    Kaleminize sağlık.

    1. Eleştirileriniz için çok dikkat ederim. Düdüğü başlangıç ve bitiş şeklinde kullanmak istemiştim.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *