“Böylece o, kendisini on yıllardır mutsuz eden şeyin, benliğine hükmeden bu iktidar tutkusu olduğunu anladı.”
İlhan, pencerenin pervazından sızan solgun ikindi güneşinin altında, elinde tuttuğu eski tütün tabakasına bakarken tam olarak bunu düşünüyordu. Evin başköşesinde, ruhunun derinliklerine inen, kan kırmızısı dolabın, en üstündeki kadife bir örtünün altında özenle yerleştirilmiş, adeta ışıldayan bir şişe duruyordu. Büyük dedesi Şevket Bey’in elleriyle yaptığı ve mühürlediği o ilk elma likörü şişesi. İlhan, elinde hüznünü hapsettiği o tabakaya dalmış ve babası Cemil Bey’in bugün vereceği büyük haberin umudu yahut umutsuzluğu ile beklemekteydi. Kafasını kaldırıp tekrar şişeye baktığında içindeki likörün zamanın akışına meydan okuyan koyu bir nehir gibi durgun olduğunu fark etti. O bir likörden ziyade; bir ailenin, bir kentin ve en nihayetinde toprağa gömülen binlerce tohumun mukaddes bir vasiyetiydi. Hiç açılmamış, mühürlü dudaklarıyla seksen yıldır bir sırrı saklar gibi suskundu. İlhan için o şişe, bir iktidarın anahtarıydı yahut kalbi. Zaman gittikçe ağırlaşıyor ve İlhan ise hayatın acımasız gerçekliğini kavramak adına düşlerle oyun oynuyordu. Bir şişe likör neden bu kadar değerliydi, yıllar önce sayfaları arasında dolaştığı bir alemde kendinde ölümü saklayan o şarap şişesi gibi tılsımlı mıydı acaba? Belki de yaşamın farklı bir anlamıydı. Aklının derinliklerinde bir cüzam gibi yayılan ihtimalleri kovalıyor, bir türlü sona yaklaşamıyor ve boğulacak gibi oluyordu.
Zaman kırılgan bir hale dönmeye başladığında babası Cemil Bey’in sesini işitti, artık sahne de olması gerekenler ile konuşulması gerekenler, İlhan’ın düş sokaklarını buğulu bir grilikten kurtaracaktı. Solgun ikindi güneşi kaybolmuş ve odanın içi korkunç bir karanlığa terk etmişti kendini. Cemil Bey; İlhan evladım önemli hususta konuşmamız gerçeğini hatırlıyorsundur umarım dedi. Likör dedi, evladım likör fabrikamız… İlhan gün boyu gözünü ayırmadığı o likör şişesinin gecenin en önemli noktası olacağını hiç düşünmemişti. Evet babacığım likör fabrikamız diyebildi. Biliyorsun Dedem Şevket Bey çok uğraşlar vermişti bu fabrika için ailemizin, hayatımızın ve rahatlığımızın yegâne sebebi o fabrikadır fakat artık hiçbir şey eskisi gibi değil artık likör satmaz oldu. Fabrikamızı, ailemizin varlığını satmak durumundayız. İlhan neye uğradığının şaşırıyor, düşlerindeki yaşamın bir boşluğa dönüşüne bakakalıyordu. Tek kelime etmeden sadece Cemil Bey’e baktı. Sadece baktı. Donuk bakışlar altında bütün bunların yeni bir geleceği inşa edecek küçük bir yıkım olmasını diliyordu. Babam dedi Cemil Bey, babam dedemin yadigarı olan bu fabrikayı o kadar güzel bir noktaya taşıdı ki ben ise bunu berbat ettim. Bir hanedanlığın sonunu getirdim. Kafamın içindeki her şeye hükmetme arzusu beni bitirdi evladım. Bizi bitirdi. Hayatım boyunca sizlere dertsiz bir yaşam sunmak peşinde koşarken var olan bu hanedanlığı büyük bir uçuruma sürükledim. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedi. Yahut yeni bir başlangıca sarılacağız ve tekrardan bu günleri inşa edeceğiz. Ya da hikâyem burada bitecek ve yeni bir hikâyeyi sen yalnız başına yazacaksın. İlhan garip bir ikileme düşmeye başlamıştı. Babasının dediklerini ya heybesine gizleyip yeniden var olmaya çalışacak ya da yıllardır babasının gölgesinde, ruhunu derinliklerine sakladığı bu evden dışarı çıkacak, hikâyeyi yeniden ele alacaktı.
İlhan’ın hemen pes etmeye pek niyeti yok gibiydi. Gözlerini yeniden kadife örtünün altındaki şişeye çevirdi, babacığım dedi. Tekrardan eski formüle dönsek bu bizi kurtarmaz mı? Cemil Bey, yalnızca kafasını hayır dercesine salladı. İlhan yerinden kalkarak liköre doğru sessiz ve yavaş adımlarla ilerledi. Kadife örtüyü hafifçe kaldırdı, babası sakın o şişeye dokunma diye hiddetle bağırdı, İlhan sakin bir şekilde narince şişeyi yerinden kaldırdı ve avuçlarının arasında tutmaya başladı. Cemil Bey, şişeye bir zarar gelmesinden çok korkuyordu. Ailesinin tamı tamına seksen dört yıllık mazisine eşlik eden bir vasiyetti o. Daima evin en güzel yerinde olması için büyük sözler verilmişti.
Cemil Bey bunları düşünürken, İlhan ona doğru dikkatlice süzüldü ve ayakta duran babasının yanındaki özel olarak tasarlanmış Chunky Pine model tahtadan masanın sandalyesine oturdu. Babası meraklı gözlerle oğlunu izlerken, İlhan babacığım görüyor musun ölümü hatırlatan durgun bir nehrin suyundan farkı yok ama içindeki elma çekirdeklerini görüyor musun, onlar ise yeni bir hayatın ilk tohumları gibi, bu durgunluk içinde tebessümden farksız. Cemil Bey, oğlunun bu anlamsız cümleleri karşısında belli ki lal oluvermişti. İlhan neyi düşünüyor, neyi hayal ediyordu. Babacığım dedi, fabrikamızı bir süre kapatalım istersen. Ya da çağa uygun yeni bir şey üretmeye çalışalım. Sen nasıl istersen ama bu iktidar tutkusunu yenmemiz ve bunu atlatmamız gerekiyor, artık ben de bu ailenin yaşamını inşa etmek istiyorum. Fakat tek bir şart ile. Cemil Bey şaşırmıştı. İlhan gibi hayatın anlamını bile idrak edememiş, odasında hayallerinin uğrağı olan sayfalarca alemde yer arayan o çocuk, ne isteyebilirdi? İlhan babacığım dedi, bu şişedeki çekirdekleri fabrikamızın bahçesine ekmek istiyorum. Bu tohumlardan yeşerecek olan o elma ağaçları bize geçmişin ağrılarını ve sancılarını daima hatırlatacak ki, bizler elimizdekinin kıymetini bilecek ve daima tutkulu ve heybetli o arzulardan uzak duracağız. Böylelikle ailemizi ve hanedanlığımızı yaşatmaya devam edeceğiz. Cemil Bey bu sözler karşısında neye uğradığını bilemedi. İlhan, evladım sen benim hem geleceğimi hem de geçmişimi kurtarıyorsun. Ailemizin ve bu şirketin tek sahibi sensin. İktidarımı sana bırakıyorum. Ne olursa olsun o gücün zehrinin seni ele geçirmesine izin verme. İlhan elindeki likör şişesine bakıp, şimdi bu iktidarı yok ettiğim gibi bu şişeyi de yeni bir iktidarın yaşaması için yok ediyorum dedi. Elindeki likör şişesini bir anda chunky pine model masanın üstüne koydu. Ayağa kalkıp odasına doğru yürümeye başladı, neden sonra arkasına dönüp şimdi odanıza gidip iyi bir uyku çekin babacığım, yarın büyük bir gün olacak. Hem bu hanedanlık hem de bu likör şişesi yeni bir hikâyenin ilk anlarına dönüşecek. Düşüncelerinizi bu gecelik bu kadife örtünün altına gizleyip uyumaya bakın diyerek örtüyü Cemil Bey’e uzattı. Cemil Bey masanın üzerindeki şişeye bakıp son kez kadife örtüyle örttü. Ve odasına doğru hafif ve düşünceli adımlarla iyi bir uyku çekmeye gitti. Yarın büyük bir gün olacaktı, İlhan böyle söylemişti.
- Elma Likörü - 1 Haziran 2026
- Gerçeğin Hüznesi - 1 Mart 2020
- Sonlu Olasılık - 1 Eylül 2019
- İçsel Bir Bataklık - 15 Şubat 2019
Henüz yorum yok. Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.