Weyland şirketi derin uzayda maden aramak, dünya dışı yaşamlar ve gezegenimizle olan bağlantılarını araştırmak için kurulmuştu. Geçtiğimiz 20 yıl boyunca, pek çok farklı alanda olduğu gibi Nazca düzlüklerine çizilmiş dev işaretler ve dünyanın geri kalanındaki benzer semboller üzerinde de çalışıyorlardı. Bu yılın başlarında geliştirdikleri süper yapay zekâ bilgisayarı, Peru’daki ve Hindistan’daki yüzlerce dev jeoglifi taradığında ortaya inanılmaz bir gerçek çıktı!
Şirketin kurucusu Sir Peter Weyland, Uluslararası İnsan Genomu Dizileme Konsorsiyumu başkanını şahsen arayarak, onu San Francisco’daki tesislerine davet etti. 3 gün sonra başkan ve birkaç önemli bilim insanı şirketin zeminden tavana kadar beyaz antistatik malzemeyle kaplanmış toplantı salonunda, modern görünümlü rahatsız koltuklarına oturmuş Peter’i dinliyorlardı:
– Kısacası tüm bu araştırmalar ve bolca mesai sonunda o aradığımız gerçeğe ulaştık.
Başkan, son on dakikadır bir türlü sadede gelemeyen Peter’a sessiz ve meraklı gözlerle adeta, “devam et be adam” der gibi baktı.
– Bayanlar ve baylar uzaylıların varlığını kanıtlamış olabiliriz! Daha önemlisi, insanlığın varoluşundaki rolleri ile ilgili inanılmaz bir kanıtımız var.
Dinleyiciler iyice meraklanmış ve huzursuz olmuşlardı.
– Yüzyıllar önce dünyanın çeşitli bölgelerinde çizilmiş dev yer işaretlerinin uydulardan çekilmiş yüksek çözünürlükteki fotoğraflarını ve kızılötesi zemin taramalarını AS bilgisayarımıza yükledik. Hepimiz itiraf edelim ki bunların insanlar tarafından yapılamayacak kadar düzgün ve büyük çizimler olduğunu düşünmüşüzdür. Bilgisayarın jeoglifler üzerinde yaptığı milyarlarca şifre ve grafik hesaplaması sonucunda işte bunu bulduk!
Duvardaki dev ekranda önce çok sayıda jeoglif belirdi, sonrasında bu işaretlerin bazıları üst üste gelerek görüntüler netleştirildi. İzleyicilerden bir şaşkınlık nidası yükselirken bazıları heyecanla ayağa fırladı.
– Sayın konuklar, karşınızda İnsan gen haritası!
Gerçekten de ekranda beliren şekil, 2023 yılında tamamlanan gen haritalamasının neredeyse aynısıydı! Bazı konuklar ekrana yaklaşmış görüntüyü incelerken bazıları da laptoplarını açmaya çalışıyordu.
– Lütfen sakin olalım. Dedi Peter.
– Bir kaç aydır bu keşif üzerinde çalışıyoruz. Bizim fikrimize göre bu haritayı dünya üzerine parça parça bırakanlar, belli bir zekâ ve bilgi düzeyine gelmeden onu bulup çözemeyeceğimizi de biliyorlardı. Yani artık zaman geldi. Ekrandaki harita ile sizlerin oluşturduğu harita arasında bazı farklar var, bizler bu farkların ideal insan ile “biz” arasındaki fark olduğunu düşünüyoruz. Belki de yaratıcılarımızla bizim aramızdaki fark? Bu yüzden sizlere, dünyanın en iyi genetik ekibine ihtiyacımız var ki bu sırrı çözelim.
Başkan sakin kalmaya çalışarak Peter’a yaklaştı.
– Teklifinizi memnuniyetle kabul ediyoruz ancak bu çalışmanın sonuçları tüm dünyaya açıklanacak ve paylaşılacaktır, şartımız bu.
Peter gülümsedi, mavi gözleri parlıyordu. Başkanın elini güçlü şekilde sıktı.
– Neden olmasın?
Sonraki bir yıl boyunca Weyland sınırsız imkânlarını dünyanın en büyük beyinleriyle paylaştı ve inanılmaz neticeler aldılar. Proje tamamlanmıştı ve aylar süren yoğun tartışmalar ve çekişmeler sonunda, sonucun dünya ile paylaşılmasının zamanı gelmişti.
İnanılmaz bir basın kalabalığı, yüzlerce kamera ve canlı yayın ekibi şirketin önündeki büyük avluyu doldurmuştu. Peter alkışlar arasında kürsüye çıktı, bilim insanlarını iki yanına almıştı.
– Zaman zaman sizleri bilgilendirdiğimiz gizli projemizin sonucunu paylaşmak için toplandık. Bir süredir yapay insan projesi üzerinde çalıştığımızı biliyorsunuz, bu sefer ise sizlere tamamen gerçek süper insanı takdim edeceğiz. İnsanlığın Genetik Evrimini hızlandırdık ve değiştirdik. Onu ilk gördüğünüzde size farklı gelecek, önyargılarınızı bırakıp neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamanızı istiyorum.
İşaret verdi ve koyu renk cam kapı açıldı. 3,5 metre boyunda soluk beyaz tenli, saçı ya da kaşları olmayan bir dev karşılarında duruyordu! Kalabalıktan çıt çıkmadı, nefes bile almıyordu izleyenler.
– Bayanlar baylar karşınızda “mühendis”. Ona bu ismi neden taktık biliyor musunuz? Ölçülebilen IQ’su 452, bilinen tüm dilleri konuşabiliyor ve bir bilgisayar kadar hızlı işlem yapabiliyor. Dünya üzerindeki hiçbir hastalık ona bulaşmıyor! O insanlığın geleceği, bir adım ötesi.
Kalabalık karşılarındaki bu Frankenstein’a ne tepki vereceklerini bilemiyorlardı.
Mühendis kürsüye yaklaştı ve kalın ama sakin sesiyle:
– Merhaba. Korkmayın, biliyorum bu doğal bir tepki ama korkmayın! Tüm potansiyelimi dünyanın daha iyi bir yer olması için kullanacağım.
Arkasını döndü ve cam kapıdan girerek gözden kayboldu. Peter bilim insanlarını deliye dönmüş basının karşısında bırakıp tesise döndü. Sonraki haftalar boyunca mühendis tüm zamanını kendisi için yapılan özel laboratuvarda geçirdi. Tüm dünya mühendisin peşindeydi. Weyland şirketi hükümetlerle sınırlı bilgi paylaşıyor onları açıkça idare ediyordu. Mühendis ise çözümsüz hastalıklara günler içinde tedavi geliştirebiliyor, saatler içinde yeni buluşlara imza atıyordu. Bu arada şirket ikinci bir süper insanüstünde çalışmaya başlamıştı bile. Derken mühendisin gizli bir proje üzerinde çalıştığını fark ettiler. Peter o sabah mühendisin yanına gitti.
– Laboratuvarda yaptığın çalışmalarını şifrelemişsin ve kameralar kapalı, kimse ne yaptığını bilmiyor. Ne üzerinde çalıştığını bize söylemeyecek misin? Üstelik canlılar üzerinde deneyler yapıyormuşsun sanırım?
– Zamanı geldiğinde sizlerle paylaşacağım tabii ki. Dünya içim çok önemli bir yaşam formu diyelim şimdilik.
– Geceleri de az uyuyorsun ve uyku sırasında dudakların devamlı oynuyor, sanki biriyle konuşuyormuş gibi. Belki de biraz dışarı çıkıp insanlarla etkileşime girmen falan lazımdır.
– Merak etme patron gayet iyiyim.
Bunu söylerken büyük kafasını Peter’a çevirmişti ve derin siyah korkutucu gözlerini gözlerine dikmişti.
Bu konuşmadan iki hafta sonra bir gece, Peter en üst kattaki ofisinde uyuyakalmıştı. Bir an başını kaldırdığında mühendisin karşısında durup onu izlediğini gördü. Tedirgin ve yorgun bir ifadeyle gözlüklerini taktı.
– Senin ne işin var burada!
– Zamanı gelince paylaşacağımı söylediğim projeyi hatırladın mı?
Elindeki büyük, siyah renkli kavanoz benzeri kabı masaya koydu.
– Geceleri neden dudaklarımı oynattığımı sormuştun bana. Bizi yaratanlarla iletişim halindeydim. Daha önce kendileri halletmeye çalışmışlar ama işler ters gitmiş bu yüzden onların başladığı projeyi bitirirken beni ay’ın karanlık yüzeyinde bekliyorlar.
– Bizi yaratanlar mı? Kim onlar?
– Size göre diğer mühendisler. Acheron adlı bir gezegende yaşıyorlar ama bu kısım önemsiz. Milyarlarca yıl önce sizi yarattığımızda bu gezegeni mahvedeceğinizi düşünmemiştik. Şimdi neredeyse geri dönülmez şekilde kaynakları tükettiniz. Bir an önce bu gezegeni sizden temizlemeliyiz çünkü evrende yaşanabilecek çok az gezegen var.
– Bir dakika sizi yarattığımızda dedin bunun anlamı ne?
– Onların size bıraktıkları kendi gen haritalarıydı. Yani onlar, kendilerinden birini yaratmanızı sağlayarak aslında kendi işlerini size yaptırdılar.
Siyah kabın kapağını açtı, Peter bir an duraksadı sonra tedirgin şekilde ayağa kalkıp kabın içine baktı. Kabın içinden fırlayan yaratık yüzüne yapıştı ve kuyruğunu boğazına doladı. Yere düşen Peter çırpınıyordu ama yüzündeki şeyden kurtulamıyordu.
– Birazdan içine bırakacağı şey senin ve insanlığın sonu olacak. Bu yaramazların sizinle işleri bittiğinde gelip onları temizleyeceğiz ve bu gezegende onu hak edecek yeni bir yaşam formu yaratacağız.
Yaratık yüzünden ayrılıp havalandırma kanalına girdiğinde Peter kıvrandı ve nefes almaya çalıştı ancak göğüs kafesinde büyüyen şeyin acısıyla yerde kaldı. Mühendis binanın çatısındaki helikopter pistine çıkarken, Peter’in parçalanan gövdesinden korkunç bir yaratık dışarı fırlıyordu.
Siyah uzay gemisi çatıdan ayrılırken mühendis aşağıya doğru son kez baktı. Yarattığı biyolojik silahın sayısı birkaç hafta içinde binli rakamlara ulaşacaktı ve bir sonraki kış gelmeden gezegen insanlardan temizlenmiş olacaktı. Kontrolsüz merakları sayesinde buldukları gen haritası, insanlığı bir sonraki evreye değil yok oluşa götürecekti.
*Alien Ancestry Arrival: Uzaylı atalarımızın dönüşü
- A.A.A.* - 1 Nisan 2026
- Deus Ex Machina - 1 Kasım 2025
- Aykırı Palyaço - 1 Ağustos 2025
- 00.01 - 1 Mayıs 2025
- 0’ın Altından - 15 Ocak 2025
Henüz yorum yok. Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.