Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Kim Bilir

“Masal anlatmamı ister misin kızım?”

Kız cevap vermedi.

“Hangisi olsun prensesim? Kırmızı başlıklı kız olur mu? Olmaz, kurt var onda; kurttan korkarsın sen. Peki… Pamuk prenses? O olur bak. Cüceler var onda, tavşanlar, geyikler… Kötüler yok mu? Tabi ki var ama nerede yok ki be kızım. Olur mu pamuk prenses?”

Kızdan gelen cılız inlemeyi evet olarak kabul etti babası.

“Hepsini dinle tamam mı? Kelimesi kelimesine. Soracağım bak bitirince! Öyle arada uyurum falan yok. Başlıyorum bak tamam mı? Kızım tamam mı? Kızım?”

“Bab-ba!”

Adamın gözleri yaşla doldu.

“Baban kurban olur sana. Dinle benim dünya güzelim. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde çok güzel bir ülke varmış. Ülkedeki herkes çok mutluymuş. Ama kralla kraliçenin bir derdi varmış. Bir türlü çocukları olmuyormuş. Aynı annenle ben gibi. Biz de seni kucağımıza almak için çok uğraştık kızım. Çok doktor gezdik. Ah be kızım… Ama dur şimdi masala devam edeyim. Kraliçe hep dua ediyormuş bir çocuğu olsun diye. Sonunda duaları kabul olmuş ve tıpkı senin gibi nur yüzlü bir çocukları olmuş. Pamuk demişler adına; Pamuk Prenses. Çocukları olmuş olmasına ama bu sefer de kraliçe hastalanmış ve kısa süre sonra da melek olmuş.”

“Me… ğek…”

“Melek kızım. Annen gibi melek…”

Bir süre derin derin nefes aldı.

“Ah benim güzel kızım. Biz neden böyle masalları anlatıyoruz ki? Unut sen şimdi dediklerimi. Annesi melek olmamış, çok iyiymiş annesi. Kızını da çok seviyormuş. Babası da çok seviyormuş kızını. İstese canını verirmiş onun için. Off… Kızım gene ne diyorum ben! Yok can verme falan. Kızı ile babası ömür boyu mutlu yaşamışlar, annesi de tabi. Ormana gitmişler, piknik yapmışlar, meyve ağaçlarına tırmanıp meyve toplamışlar. Ormandaki tüm hayvanlar çok seviyorlarmış prensesi. Geyikler yanına gelirmiş hep, tavşanlar etrafında gezinirmiş. Kuşlar hele, şarkı söyler gibi öterlermiş hep onu görünce… Çeşit çeşit kuş. Kızın yüzünden gülücük hiç eksik olmazmış. Aldığı her nefeste huzur, mutluluk dolarmış içine. Duyuyor musun babam?”

“…”

“Babam?”

“Ih..?”

“Hah! Dinle kızım, dinlemeye devam et. Bak şimdi daha da güzelleştirelim. Arkadaşları da varmış prensesin. Yedi tane, hem de cüce. Ormanda gezinirken bulmuş evlerini. Ev küçücük olduğundan girememiş ama pencereden bakmış içeriye. Yataklar, masalar, sandalyeler o kadar küçükmüş ki oyuncak sanmış baştan. Senin var ya hani bebek evin. Onun gibiymiş. Sonra tepenin ardından bir şarkı sesi duymuş. Biz tam yedi cüceyiz, on dört kollu bir deviz. Biz tam yedi…”

Adam öksürmeye başladı. Konuşmak nefesini tüketiyordu. Ama susamıyordu da…

“Ne diyorduk kızım. Hah, yedi cüceler. Prenses şaşkın şaşkın yanına gelen cücelere bakmış. Hepsinin yüzü gülüyormuş. İçlerinden en yaşlı olanı öne çıkıp ‘Biz yedi cüceleriz.’ demiş. ‘Ben mutlu, bunlar da diğer mutlular’ diyerek kendilerini tanıtmış. Pamuk prenses de kendini tanıtmış ve artık arkadaş olmuşlar. Pamuk prenses büyüyene kadar hep onlara ziyarete gelmiş. Onlar da saraya pamuk prensesi ziyarete geliyorlarmış ara sıra. Neyse… Yıllar geçmiş ve pamuk prenses büyüdüğünde çok güzel bir genç kız olmuş; senin de olacağın gibi. Sonra ormanda gezerken bir prensle karşılaşmışlar. Ama… Prens nasıl uyandıracak ki şimdi kızı öperek? Demek illa bir kötü koymamız gerekiyor masalımıza. İlla bir kötülük yapacaklar güzelim kıza. Yok ben istemiyorum kötülük. Prensin içinden gelse olmaz mı öpmek. Prenses öp demiştir belki. İlla kötülüğü yenmek için mi olmalı o öpücük… Ha kızım? Prensesim?”

Adamın nefesi yetmedi devamına. Kızından da ses gelmiyordu.

* * *

Dört gün sonra ancak çıkarabildiler baba kızı enkazın altından. Işık ilk babanın suratına vurdu; beş metre ileride de kızı buldular. Hayat çoktan terk etmişti ikisini de; yüzlerinde donan bir gülümseme ile…

Kim bilir belki hâlâ ormanda piknik yapıyordu küçük kız; geyikler, tavşanlarla. Yaşlı baba şatoda onu bekliyordu tatlı bir merakla ve yanında yıllar önce kaybettiği karısıyla…

Kim bilir…

Nuri Kurucu

Uzun zaman kendine ve yakın çevresine yazan biri iken şimdilerde buraya da yazmaya başlayan bir Makine Mühendisiyim. Çok okumayı seviyorum. Ki zaten yazma sevgim de buradan geliyor. Çeşitli okuduğum için yazdıklarım da çeşitleniyor haliyle. Önceliğim çoğu zaman fantastik-kurgu/korku-gerilim/kurgu/mitolojik/vb. olsa da tarih, siyaset, aşk, mizah hikâyeleri de geçiyor elimden. Vakitsizlik yazma sevgime çoğu zaman engel belki ama eşim ve kızımın vakitlerinden hediyeleri sayesinde tamamen kopmuyorum. Yazıyla kalmalı…

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Kısa yazılmış öyküleri okumak daha hoşuma gidiyor benim. Bir de iyi bir finale sahipse…
    Öncelikle babanın kızıyla ilgili diyaloglarını sevdim. Tam kızını koruyup kollamak isteyen bir baba. Kızı ise savunmasız ve güçsüz. Okurken başlarına garip bir şeyin geldiğini anlayabiliyoruz ama öyle bir final beklemiyordum, güzeldi.

    “Hepsini dinle tamam mı? Kelimesi kelimesine. Soracağım bak bitirince! Öyle arada uyurum falan yok. Başlıyorum bak tamam mı? Kızım tamam mı? Kızım?”

    Bu cümle öyküyü bitirdikten sonra çok hoşuma gitti. Tatlı ve duygu dolu bir hikayeydi. Pek kusur göremedim. Sadece hangi şehirde deprem olduğunu belirtseydiniz biraz daha gerçekçilik katabilirdiniz. elinize sağlık.

    Esenlikler dilerim

  2. Avatar for nkurucu nkurucu says:

    Yorumunuz için teşekkür ederim. Şehir vererek sınırlandırmak istemedim konumu. O sebeple özellikle belirtmedim. Tekrar teşekkürler.

  3. Avatar for ebuka ebuka says:

    Merhaba @nkurucu;

    Kısa, net ve güzel bir öyküydü. Ben beğendim, kaleminize sağlık.

    Yeni öykülerde buluşuruz umarım. Görüşmek üzere…

  4. Merhaba. Öykünüz okurken -tabiri yerindeyse-kıymık gibi battı içime. İlk satırlardan itibaren babanın çaresizliği hissediliyor. Başlarda çocuk amansız bir hastalığa yakalanmış, babası onun başındaymış, diye düşündüm. Sonra annesi de aynı hastalıktan öldü diye düşündüm. Herhalde korona sendromuna yakalandığımızdan. Ancak finalde sürpriz bir durum var. Belki çocuk da babasına bir şeyler söyleyebilseydi daha da zenginleşebilirdi metin. Ama sonuçta yazarın tercihidir. Kaleminize sağlık. Öykülerde buluşmak üzere.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

23 cevap daha var.

Yorum Yapanlar