Öykü

Operation Memduh

“Düzden başlayayım mı?”

“Evet.”

“İnsan bir sigara falan uzatır. Nasıl anlatayım böyle?”

“Başlatma lan sigarana şimdi! Çıkarır komple paketi sokarım bir tarafına!”

“Tamam, amirim kızma. Anlatıyorum…”

* * *

Faik ve Tolga, ilkokuldan bu yana süregelen dostluklarını ortaklıkla taçlandırmaya karar verip bir emlakçı açtıklarında, sene 2015 idi. İsmini koyarken de çok uğraşmayıp ‘TOFA’ veya ‘FATO’ ikilisinden kulağa daha mantıklı geleni seçmişlerdi.

İşlek bir caddede dükkân tutmaya paraları yetmediğinden, kenar mahallede, müstakil bir evin altındaki -yalnızca ev sahibine göre- çok şirin bir dükkân olabilecek boş bir odayı tuttular. Tabelada FATO EMLAK yazıyordu ama asıl şirket isimleri FATO EMLAK ORGANİZASYON BİLİŞİM TİCARET GIDA SANAYİİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ idi. Nedense; daha ilk yatırım girişimleri olmasına rağmen ileride hızla büyüyeceklerine kanaat getirip tüm uzantıları tek çatı altında toplamak onlara çok mantıklı gelmişti.

Dükkânı açtıktan dört ay sonrasına kadar kıt kanaat geçinmeyi başardılar. Ama ne yazık ki; bırakın bulundukları şehri, bulundukları mahallede dahi onlarca rakipleri vardı ve müşterilerini, işlerini çalmakta çok ustaydılar.

* * *

 “Lan oğlum masal anlat demedik sana!”

“Amirim başından anlatıyorum işte.”

“Bana ne lan başından? Bizi ilgilendiren kısmı sonu koçum!”

“Amirim belki hafifletici sebe…”

“Bak, yemin ediyorum sabrımın sonundayım Faik! Düzgünce olayı anlat.”

* * *

İşlerin iyice kötüleştiği, camda asılı satılık ya da kiralık ilanlarının neredeyse tamamının çakma olduğu bir dönemde utana sıkıla bir adam girdi içeriye.

Faik dükkânda tek başına oturuyor, bilgisayarda Solitaire oynuyordu. Canı sıkkındı. İşlerin kötü olması bir yana; Tolga, kendilerini atlatıp ev sahibi ile anlaşan uyanık bir müşteriye dersini vermek üzere okkalı bir küfür savurup, karşılığında çok iyi bir dayak yediğinden hastanelik olmuştu.

Adamın içeri girdiğini gören Faik oyunu aşağıya indirdi.

“Hoş geldin abi. Nasıl yardımcı olabiliriz?”

Karşısındaki adam –daha doğrusu çocuk- yirmi yaşında ya var ya yoktu. Tıknaz bir vücudu vardı ama tombul olmaya çok yaklaşmıştı.

“Merhabalar.” dedi çocuk heyecanla. “Abi bana birkaç tane kiralık arazi lazım ama hepsi şehir dışında kırsal bölgelerde olacak.”

“Nasıl yani kırsal?”

“Abi işte geniş boş araziler. Ama yakın olmayacak. Hepsi de şehir dışında olacak.”

“Elimizde öyle yerler var abi ama hepsi bu civarda. İnternetten falan baksaydın keşke.”

“Baktım ama güvenemedim abi. O yüzden gelip sizinle konuşayım dedim. Ben zaten bu sokakta oturuyorum. Ben bir internet sitesi kurup orada inek, koyun…”

* * *

 “Faik ne anlatıyorsun oğlum sen?”

“Tanışmamızı abi?”

“Kiminle?”

“Tosuncukla abi. Çiftlik Bankı kurup dolandırdı ya herkesi.”

“Bana ne lan tosuncuktan şerefsiz!”

“Abi ne bileyim bir ara çok popülerdi ya. Tanıyorum diye şey yaptım.”

* * *

Giden müşterinin kıymetini anlayamayan Faik o gün ve sonraki üç gün boyunca tek başına dükkânda oyalanıp durdu. Kafasında yeni yeni işler kurdu, battı, zengin oldu… Çoğu fikrini FATO EMLAK 2016 AJANDA’sına yazmaktan da geri durmadı. Yine çoğunu daha hayal kurarken unuttu. Tolga hastaneden çıktığında oturup tüm bunları konuşacaklardı. Böyle olmuyordu…

Sonunda ortağı dükkâna girdiğinde sevinçle koşup sarıldı.

“Geçmiş olsun kanka. Oğlum çok telaşlandım lan.”

“Siktir lan. Adam gözünün önünde yerden yere vurdu beni; kılını kıpırdatmadın.”

“Ne yapayım oğlum. Ben karışsam benim de ağzıma sıçacaktı. Dükkânı açmaya adam lazım.”

“Açıyoruz da bir bok oluyor sanki.”

Tolga’ya hak veren Faik su ısıtıcısının düğmesine basıp kupalarına üçü bir arada kahvelerden boşalttı.

“Bir sürü fikir buldum kanka! Hepsini yazdım. Kahveleri içerken bir bakalım seninle.”

“Gerek yok. Ben iş falan yapmıyorum; bıktım iyice! Hastanede bizim liseden bir arkadaşla karşılaştım. Temizlik firmasının elemanıymış. Konuşacak beni de işe aldıracak. Bıktım on-on beş lira için insanların ağız kokusunu çekmekten.”

“Ağız kokusundan bıktın boklarını mı temizleyeceksin.”

“Ne alaka lan! Mis gibi maaşlı iş işte.”

“Aynen aynen mis. Lan olum daha dört ay oldu işe girişeli ne ara bezdin bu kadar?”

“Lan en son elimize para ne zaman geçti oğlum? Babadan anadan harçlıkla hayat mı geçer? Sevgili yapamıyorum lan kızı çay içmeye bile götüremem diye!”

“Oğlum ben de aynıyım ama senin kadar ağlamıyorum. Bir şekilde olacak sabret.”

“Şekli falan kalmadı oğlum; bıktım! Ya hemen para getirecek bir iş yapalım, ya da girelim bir yerde çalışalım haddimizi bilelim.”

“Sen yine gittin o yavşak Memduh’la konuştun değil mi lan?”

“Yavşak mavşak…”

* * *

“Kim lan o yavşak?”

“Abi tabi ki öyle değilsin ama Tolga’yı ayarttığın için ben bir anlık sinirle…”

“Anlık sinirine sokarım it!”

“Ah! Abi tamam yemin ediyorum diş kalmadı ağzımda…”

“Oğlum sadede gel. Nerde o it?”

* * *

Tolga’nın ısrarı ve fikre olan inancı Faik’i de ikna etti. Olay basit, dikkat çekmeyecek kadar ufak ve etkili görünüyordu.

Narkotik şube uzun süredir peşinde olduğu büyük bir çeteye baskın düzenleyecekti. Operasyonu genel olarak özel harekât yönetecek olsa da, kontrolü sağlanan yerlerin denetimi Narkotik Şube memurlarına bırakılacaktı. Operasyona birçok karakoldan onlarca memur katılacağından, oradaki tüm memurların birbirini tanıması imkânsız olacaktı. Faik ve Tolga da memur kıyafetleri giyecekler, operasyonda Memduh ile beraber hareket edecekler ve onun yönlendirmeleriyle ele geçirilen para balyalarının gözetiminde görevlendirileceklerdi. Daha sonra Memduh bir yolunu bulup onlara bir kaçış koridoru açacak ve onlar da alabildikleri kadar para ile oradan uzaklaşacaklardı.

* * *

“Faik plan benim zaten! Beni bana mı anlatıyorsun oğlum?”

“Ya abi nasıl emniyet burası? Aynanın arkasında kimse yok mu? Niye kimse tutuklamıyor seni?”

“Lan onu nasıl hesap edemedim ben ya? Beyler bir gelin buraya! Şaşırma oğlum, şaşırma. Bak şimdi sıra ile tanıtayım sana. Bu Ali, size odanın kapısını açan arkadaş; bu Osman, dışarıda ateş edip sizi görebilecek olan özel harekâtçıları diğer tarafa yönlendiren arkadaş; bu Handan, ekip arabasını çalışır bırakıp sizin kolayca oradan uzaklaşmanızı sağlayan arkadaş; bu da Ahmet, peşinize düşecek olanları yanlış yönlendirmek için farklı bir plaka veren arkadaş. Tutuklasınlar mı şimdi beni?”

“Abi…”

“Oğlum abine sokarım senin. Bak bu kadar adam o para için aylarca plan yaptı. Yemin ediyorum ben olmasam bir dakika yaşatmazlar seni. Şimdi adam ol ve söyle nerde şu Tolga iti!”

* * *

Faik ve Tolga heyecandan ne yapacaklarını şaşırmışlar; arabayı değiştirmek akıllarına gelene kadar neredeyse tüm şehri baştan aşağıya geçmişlerdi. Şimdi de dönmeye korkuyorlardı. Bu yüzden önlerine çıkan ilk dinlenme tesisinde sigaralarını içip, üzerlerindeki polis kıyafetlerine hürmeten kendilerine yakın davranan insanlardan sanki her şeyi biliyorlarmış gibi kaçıyorlardı. Bir süre sonra insanlar da bu iki garip polise yaklaşmamaya başladı.

Faik telefonunu çıkarıp Memduh’u aramış ama cevap alamamıştı.

Tolga ter içindeydi.

Ortam çok gergindi.

Sonunda Tolga durup dururken bağırdı.

“Çok paramız var lan!”

“Oğlum bağırmasana mal! Bin tane insan var etrafta.”

“Bana ne lan! Paralıyız oğlum biz.”

“Ya salak salak konuşma. Bir dur da şu Memduh abi açsın telefonunu.”

“Sikerim Memduh’u. Niye paylaşıyoruz oğlum biz bu kadar parayı? Gel gidelim hayatımızı yaşayalım lan işte.”

“Lan adamlar polis! Kan alırlar götümüzden. Operasyondan para çaldığımız yetmedi bir de polisten mi çalalım.”

“Bir kere girmişiz lan bu yola. Hem nereden bulacaklar bizi. Gideriz bir kuytuya bırakırız arabayı. Sonra basarız gideriz Bayburt’a. Bayburt’u haritada bulamıyorlar bizi nasıl bulacaklar?”

“Ya oğlum bu ilişkinin hayalcisi benim derdim sen iyice uçak çıktın. Amerikan filmi mi lan bu? Meksika’ya mı kaçıyoruz? Bayburt mayburt her yerde bulurlar!”

“Sen bunu iyice bir düşün. Ben işeyip gelene kadar vaktin var.”

Faik şaşkınlıkla bakakaldı. Tolga kafayı yemiş ve bunu en olmayacak zamana denk getirmişti. Bir taraftan volta atar bir taraftan da bu işe girdiği için kendisine küfrederken telefonu çaldı.

“Lan neredesiniz? Arabayı da değiştirmemişsiniz?”

“Memduh abi! Abi gözünü seveyim gel Tolga kafayı yemek üzere.”

“Neredesiniz oğlum, oyun yapma bana!”

“Vallahi oyun yok abi. Çevre yolu girişindeki dinlenme tesisindeyiz. Tolga tuvalete gitti. Gel abi bekliyoruz.”

“Ayrılmayın oradan. Üniformaları çıkarın tesis çıkışına yürüyüp beni bekleyin.”

Telefonu kapatan Faik üzerini değiştirmek üzere hemen arabaya koştu. Ama yoktu. Ne kıyafetler, ne Tolga, ne araba, ne para… Telaşla etrafına bakındı. Yoktu… Tuvalete koştu, tüm kapıları yumrukladı, Tolga’ya seslendi ama beklediği cevap gelmedi.

Yarım saat sonra Memduh geldiğinde perişan halde ve hâlâ polis giysileri içinde yol kenarında oturuyordu. Memduh yanına gelip Tolga’yı sordu. Faik sadece omuzlarını salladı. Memduh Faik’i tutup sarstı, vurdu, küfür etti ama Faik yine de tepki veremedi.

* * *

“Şimdi sen diyorsun ki, bu masala inanın öyle mi?”

“Abi ister inanın ister inanmayın. Ne olduysa anlattım. Dinlenme tesisinin kameralarından da izledin zaten ne olduğunu. O saatten beri de burada sürünüyorum. Bulabiliyorsanız gidin benim için de ağzına sıçın şerefsizin!”

“Ulan nasıl olur da sen görmeden kaçar it!”

“Abi seninle konuşurken gitmiş işte. Beni döveceğine etraftaki kameralara falan baktırın bir şey yapın.”

“Baktırmadık mı lan sanki? Arabayı bulduk elli kilometre sonra ama Tolga itinden hiç eser yok. Yer yarıldı içine girdi sanki.”

“Benim bildiklerim bu kadar abi. İçeriye falan atmayacaksanız salın beni de gideyim uyuyayım. Yemin ediyorum geberdim yorgunluktan, stresten.”

“Bak herhangi bir haber alırsan anında beni ara. Başka türlü yemin ediyorum pişman ederim seni.”

“Merak etme abi. Anında haber veririm.”

* * *

Faik emniyetten çıktığında telefonuna bilinmeyen numaradan bir kısa mesaj geldi. Mesajda anlaşılmaz dört harf öbeği vardı.

“AŞİ LĞÜNEIEBNIEO RĞ PVS J”

Faik mesajı çözmekte zorlanmadı. Tolga eski şifrelerini; üç aşağı beş yukarıyı kullanmıştı. Şu durumda Faik şifreli mesajı gereksiz görüyordu çünkü az önce anladığı kadarı ile çok az polis plana dâhildi ve hiçbiri telefon takip edecek ya da takip eden birimde çalışan bir arkadaşından Faik ve Tolga’nın telefonlarını takip etmesini isteyecek kadar cesur görünmüyordu. Bilgi istersen bilgi isterlerdi çünkü.

Mesaj basitti. “ÇOK HIRPALADILAR MI LAN J”

Faik cevabı şifresiz yazdı. “Bekle lan yavşak. Ben de seni hırpalayacağım.”

“Operation Mal Memduh Completed kankaaa…”

Nuri Kurucu

Uzun zaman kendine ve yakın çevresine yazan biri iken şimdilerde buraya da yazmaya başlayan bir makine mühendisiyim. Çok okumayı seviyorum. Ki zaten yazma sevgim de buradan geliyor. Çeşitli okuduğum için yazdıklarım da çeşitleniyor haliyle. Önceliğim çoğu zaman fantastik-kurgu/korku-gerilim/kurgu/mitolojik/vb. olsa da tarih, siyaset, aşk, mizah hikâyeleri de geçiyor elimden. Vakitsizlik yazma sevgime çoğu zaman engel belki ama eşim ve kızımın vakitlerinden hediyeleri sayesinde tamamen kopmuyorum. Yazıyla kalmalı…

Öne Çıkan Yorumlar

  1. ebuka says:

    Merhaba @nkurucu;

    Sıkılmadan keyifle okudum öykünüzü. Akıcı ve oldukça eğlenceliydi. Kaleminize sağlık, görüşmek üzere…

  2. Merhaba @nkurucu

    Son derece akıcı ve eğlenceli bir öyküydü. Her ne kadar odak noktası “Operation Memduh” olsa da, ben daha çok küçük esnafın dramına güldüm. Düşük standartlardaki evrensel esnaf yaşam biçimi gülerken düşündürdü… :wink:

    O kadar kalabalık ünvan ile naylon fatura yapsalar daha risksiz olurmuş bu arada :slight_smile:

    Ellerinize sağlık. Keyifli bir zaman geçirdim sayenizde.
    :raising_hand_man:

  3. nkurucu says:

    Merhabalar @ebuka ve @MuratBarisSari

    Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Kısa zamanda yazılmış, biraz daha özenilmesi gereken bir kesit gibi ama buna rağmen beğenmenize sevindim. Bu ay gözlerim sizi aradı ama göremedim. Önümüzdeki aylarda okuruz artık. Görüşmek üzere…

  4. Senaa says:

    Günaydın @nkurucu,

    Değerli arkadaşlarım @ebuka ve @MuratBarisSari’nın yorumları öykünüzü merak edip okumama neden oldu diyebilirim. Ben bu tarz eğlenceli yazıları okumaktan oldukça keyif alıyorum. Diyalogları çok eğlenceli buldum, fikir de çok iyi. Çiftlik teması denilince, Tosuncuk’dan bağlamanız yaratıcı olmuş. :smiley:

    Sabah sabah tebessüm ettirdiniz. Sağ olun valla! :pray::smiley:

    Kaleminize sağlık, sevgiler.

    Sena

  5. nkurucu says:

    Günaydın.

    Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Daha iyilerinde görüşmek üzere hep beraber. :slight_smile:

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar