Öykü

Kötü Büyüleyici Çiçek Perileri

Haruka, Michiru, Setsuna, Hotaru ve Beruche, Sonsuz Botanik Bahçesi’ne gitmeye karar vermişlerdi. Bahçede dolaşırken Haruka, soğukkanlı bir şekilde “Eski düşmanları kim yeniden diriltmiş olabilir.” diye söylenirken Setsuna ona “Bizde bilmiyoruz. Kai, bu konuda araştırmalara başlamış.” diye yanıt vermişti.

Haruka, yumruğu sıkıp ciddi bir ses tonuyla “Bu bekleyiş bir zaman kaybıdır. Kai’nin dışında bizde bağımsız araştırmalara başlayalım” deyince Setsuna sesini yükselterek “Kai bunu bilse bize çok kızacaktır.” diye yanıt vermişti.

“Biz buraya gezmek için geldik. Toplantı yapmak istemiyorum. Kai’nin bir bildiği vardır.” diyen Michiru, Adamotu çiçeklerini okşarken Hotaru da ona eşlik etmişti.

O sırada Beruche ani bir çığlık atınca kızlar ona bakmışlardı. Kızların ona baktığını gören Beruche, mutlu bir ses tonuyla “Bakın şu çiçeğin güzelliğine! Resmen al beni diye haykırıyor. Gitmeden bu çiçeği alacağım hem kendime hem de Koan’a ev hediyesi olarak alacağım.” diyerek mor renkli Aşkın Gözyaşları adlı çiçeği göstermişti.

“Bu çiçek bana gümüş kristalini anımsatıyor çünkü ona Aşkın Gözyaşları demesinin nedeni Serenity ve Endymion’un hazin sonlu aşkına ithafen.” diyen Michiru, Beruche ile hem fikir olduğu sezdirmişti.

Beruche, çiceğin yapraklarını okşarken “Haklısın Michiru-Sama. Onların aşkı ölümsüz olup beni ve ablamları da iyileştirdi. Ben ile Takano Torajima (Şahin Gözü) aşkı ölümsüz olmasını çok istiyorum.” deyince Setsuna ona “Sizinki de zamanla ölümsüzleşecek. Yeter ki inancını kaybetme!” diye yanıt vermişti.

Haruka da çiçeklere bakarken bir çiçek onun dikkatini çekmişti. Kocaman sarı gülü Usagi’ye benzeterek “Dolunay Surat!” diye söylenmişti. Setsuna, onun yanına gelip onun baktığı kocaman güle bakmıştı. Onun omzunu okşayarak “Dolunay Surat sayesinde gerçek sevgiyi öğrendin. Çocuksu olsa da evrenin en temiz kalpli prensesidir.” diye yanıt vermişti.

Daha sonra Setsuna, Haruka ile birlikte çiçeklere bakarken Haumea Çiçeği’ne gözü ilişmişti. Onun fiyatına bakınca çok pahalı olduğunu anlamıştı. Onun yanındaki karahindibaya da bakmışlardı

O sırada arkalarında; önde Xenian, onun arkasında Dahlian, Glycina ve Campanula denilen kötü büyüleyici çiçek peri grubu çıkmıştı. Xenian, hipnotik ses tonuyla “Haruka Tenyu daha doğrusu Uranüs Savaşçısı. Dış Gezegen Savaşçıları’nın en güçlüsü gel benimle birlikte Dünya’yı ele geçirelim.” deyince Haruka çok sinirlenmişti ve ayağa kalkarak arkasına dönüp onlara bakmıştı.

Haruka, sinirli bir üslupla “Sen ne saçmalıyorsun. Haruka’yım. Kimse boyun eğmem. Seni cezalandıracağım.” diye bağırdıktan sonra cebinden broşu çıkartıp havaya kaldırmıştı ve Galaktik Uranüs Savaşçısı’na dönüşmüştü.

Gizliden Setsuna’ya yaklaşıp onu rehin almaya kalkışan Glycina, özünü yerden bulmuştu. Setsuna da ona “Güneş Kraliçesi olduğum için kimse beni rehin alamaz!” dedikten sonra cebinden broşu havaya kaldırmıştı ve Galaktik Plüton Savaşçısı’na dönüşmüştü.

Setsuna’yı rehin almadan başarısız olunca Glycina, bu sefer Beruche’yi rehin almıştı. Beruche de “Kızlar! Beni düşünmeyin. Bunlar kötü büyüleyici çiçek perileri olduğu için Haruka onların icabına bakar.” deyince Haruka onu anlamıştı.

Diğer yanda Dahlian Michiru’yu ve Campanula ise Hotaru’yu rehin almışlardı. Haruka ve Setsuna ise soğukkanlı durmaya devam etmişlerdi. Xenian’ın emriyle kötü büyüleyici çiçek perileri, kızların enerjilerini almaya başlamışlardı. Haruka ve Setsuna teslim olmamak için direnmişlerdi.

“Arkadaşlarımı serbest bırak Xenian! Yoksa seni cezalandığım an seni kimse elimden kurtaramaz!” diye bağıran Haruka, sonra ellerini havaya kaldırıp “Uranüs! Uzay Türbülansı!” der demez Uranüs Savaşçısı’nın elleri içinde büyük miktarda enerji üretilmişti ve bu enerji ışık topunu Xenian’a göndermişti.

Kendisine doğru gelen enerji topu gören Xenian, saldırıya karşı sarmaşıklarını kullansa da başarılı olmamıştı. Enerji topu ona isabet edince onu yakarak yok etmişti. Haruka’nın saldırısı başarılı olduğunu gören diğer kötü büyüleyici çiçek perileri, rehin aldıkları kızları iyice sıkmaya başlayınca kızlar acı acı bağırmışlardı.

Michiru’nun acı acı bağırışlarına dayanmayan Haruka sinirlenip yumruğu sıkmıştı. Daha sonra sağ elini havaya kaldırıp “Uranüs! Dünya Sarsıntısı” der demez onun avucunda halkalı alev topu oluşmuştu ve sonra bu halkalı alev topunu yere vurarak Dahlian’a doğru göndermişti.

Kendisine doğru hızla gelen halkalı alev topunu gören Dahlian, hemen rehin aldığı Michiru’yu serbest bırakıp sarmaşıklarıyla savunmaya geçse de halkalı alev topu ona isabet edince yanarak kaybolmuştu. Haruka’nın bu saldırısı da başarılı olduğu gören Campanula ve Glycina, sarmaşık kollarıyla rehin aldıkları Hotaru ve Beruche’yi iyice sıkmaya başlayınca kızların acı acı bağırışları artmaya başlamıştı.

Bitkinleşmjş Michiru, tüm gücünü toplayarak ayağa kalkıp cebinden broşu çıkartıp havaya kaldırmıştı ve Galaktik Neptün Savaşçısı’na dönüşmüştü. Sonra Haruka ve Setsuna’ya “Hadi gelin Derin Dünya Çığlığı saldırı kombinesi yapalım.” deyince Haruka ve Michiru tamam dercesine başlarını sallamışlardı.

“Uranüs! Dünya Sarsıntısı!”

“Neptün! Derin Batışı!”

“Plüton! Ölüm Çığlığı!”

Kızlar sözlerini tamamlayınca avuçlarında oluşan saldırılarını Hotaru’yu rehin alan Campanula’ya fırlatmışlardı. Campanula’ya doğru hızla giden üç saldırı birleşerek “Derin Dünya Çığlığı” denilen beyaz renkli halkalı alev topu oluşturmuştu.

Kendisine doğru hızla gelen beyaz renkli halkalı alev topunu gören Campanula, hemen rehin aldığı Hotaru’yu serbest bırakıp sarmaşıklarıyla savunmaya geçse de beyaz renkli halkalı alev topu ona isabet edince yanarak kaybolmuştu.

Beruche’nin acı acı bağırmalarına dayanamayan Haruka, Michiru ve Setsuna, aynı saldırısı kombinesini Glycina’ya doğru göndermişti. Kendisine doğru hızla gelen ak tüslü halkalı alev topunu gören Glycina, hemen rehin aldığı Beruche’yi serbest bırakıp sarmaşıklarıyla savunmaya geçse de beyaz renkli halkalı alev topu ona isabet edince yanarak kaybolmuştu.

Kötü büyüleyici çiçek perileri, dış gezegen savaşçılarına karşı başarılı olmayışlarının nedeni; onlarla ilk kez karşılaşmalarıydı. Ateş karşısında kötü botanik periler asla başarılı olmaz çünkü ateş daha güçlü bir maddedir.

Kendine gelen Beruche, tüm gücünü toplayıp ayağa kalktıktan sonra bitkin bir şekilde “Haruka sana çok teşekkür ederim. Sen olmasaydın yanımızda onlar bizim enerjilerimizi emerek bizleri öldürecekti.” deyince Haruka gülümseyerek onun yanına gelmişti.

“Asıl sana teşekkür etmeyelim çünkü bana ateş savaşçılarından biri olduğumu hatırlattın.” diyen Haruka, Beruche’ye sımsıkı sarılmıştı. Setsuna, yanında duran Michiru’ye “Beruche bizim gruba dâhil olmasıyla birlikte artık daha güçlendik. Bizimle uyumlu hareket eden bir savaşçı olup gerektiğinde bize çözüm bulmayı bilir.” deyince Beruche ve Michiru gülümsemişlerdi…

Hotaru da kendine çekidüzen vererek ayağa kalktıktan sonra üzgün bir ses tonuyla “Eski düşmanlar bir bir ortaya çıkması beni çok korkutuyor çünkü Bayan 9 olmak istemiyorum. Firavun 90, en güçlü iki hizmetkârdan biridir. Kaos ve onunla mücadelelerimiz uzun sürmüştü.” deyince herkes ona bakmıştı.

“Üzülme Hotaru-Chan, Kai var oldukça biz daha güçlüyüz. Seni asla ona vermeyiz çünkü yıkım savaşçısı olduğun için zaman bizlere yardımcı oldun.” diyen Setsuna, üzülen Hotaru’yu bir nebze olsa rahatlatmıştı.

Birden Michiru’nun cebindeki derin deniz aynası parlayıvermişti. Michiru da cebinde gözgüden çıkartıp ona bakınca gördüğü şey onu şoka uğratmıştı. Setsuna beti benzi solmuş Michiru’ya “Ne oldu Michiru! Neden betin benzin soldu?” diyerek onu yanına gelmişti.

Haruka da onun yanına gelerek “Konuş sana Michiru!” deyip onu sallamıştı. Setsuna, Haruka’ya engel olsa da Haruka Michiru’yu sallamaya devam etmişti. Michiru eliyle dur dedikten sonra yavaş yavaş “Tokyo ve Dünya kara gömülecek!” deyince herkes şaşkın bir şekilde “Neee?!!!” diye bağırmıştı.

Setsuna da Michiru’nun dediklerinden yola çıkarak “Acaba Kar Prensesi Kaguya’ya mı geri döndü?” dedikten sonra çenesini okşamaya başlamıştı. Haruka da yumruğu sıkarak “Öyleyse o prenses bozuntusu benden çok çekeceği vardır.” diyerek yanıt vermişti.

Beruche de soğukkanlı bir şekilde “Aranıza katılmamla sizi daha da güçlü kıldım. Erlik’e karşı başarılı saldırı kombinasyonu yaptığımızı hatırlayınız.” deyince herkes ona hak verircesine baş sallamıştı…

Hotaru da bir adım öne çıkıp “Arkadaşlar! Biraz soğukkanlı olalım. Kar Prensesi Kaguya değil de başka bir düşman da olabilir. Güç toplamak için eski düşmanların bir kısmını diriltip bize saldırtıyordu.” deyince herkesin akıllarında yeni soru işaretleri oluşmuştu…

Bölüm Sonu!

Bleda & Kai

3 Eylül 1989 yılında Diyarbakır'da doğdum ve Keldani kökenli Türk vatandaşıyım. İlköğretim ve lise eğitimimi Diyarbakır'da aldım. 2011 yılından itibaren Ankara Bilimyurdu DTCF Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümünü okuyorum. Okuduğum bölüm sayesinde Azerbaycan Türkçesi'ni severek öğrendim. Hikaye ve kompozisyon yazmayı çok seviyorum. İç dünyamı yazılarımla okurlarım ile paylaşmaktan zevk alıyorum. Kaan Güler ile tanışmamla ara verdiğim yazı çalışmalarıma yeniden döndüm. Bu dönüş bana çok şey kazandırdı. Yazdığım eserleri wattpad platformunda paylaşıyorum. Türkiye'de Hayran Kurgu Edebiyatı'nın temsilcilerinden biri olmak istiyorum.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Ellerine emeğine sağlık :wave: Öykünün girişinde birkaç yazım hatası mevcut eminim sen de sonradan okuduğunda fark etmişsindir anlamayı güçleştirebiliyor. Onun dışında önceki yoruma katılıyorum. Karakterler çok fazla ve sanırım hayran kurgu olduğu için karakterleri okuyucuya tanıtma/gösterme gereği duymamışsın ancak olayı ve kahramanları tanımayan okuyucu için bu işi çok zorlaştırıyor.
    Selametle :slightly_smiling_face:

  2. Avatar for BledaKai BledaKai says:

    İmla hataları olması normaldır çünkü son iki gün kala gönderdim. Haberim olsaydı Murat Kaya Beşiroğlu editörlük fırınından çıkarıp gönderecektim. Bu haliyle seçkiye koyan Kayıp Rıhtım ailesine teşekkür ederim. Hayran kurgu (fan fiction) okurları karakterleri rahatlıkla bilirler. Özellikle Ay Savaşçısı animesi hayranları… Acemi bir kalemdir. Zamanla gelişeceğime inanıyorum…

  3. Avatar for BledaKai BledaKai says:

    Təşəkkürlər edirəm…

  4. Merhaba BledaKai,

    Eğlenceli bir metin. Çok karakter ve arkada bir evren var. Ben o sebeple sadece gördüklerimi anlayabildim. Ancak yorum cevabında belirtmişsiniz, zaten meraklılarının bildiği karakterlermiş.

    Yine animede kullanılan bir format belki ama "miş"li geçmiş zaman "di"li geçmiş zamanı tamamen ikame ettiğinde yazının genel havası biraz basitleşiyor olabilir. Ama söylediğim gibi; bu bir tür gereğidir. Onu rezerv tutuyorum.

    Bir power rangers ambiansı var ama şaka bir yana.

    Sadece tüm söylediklerim içinde -tür bileşenleri de dahil- tek ciddi eleştirim, metnin koşuyor olması. Bir şey okumadım da bir çatışma tasvirini ve çatışmanın sebebini bilenlerin aralarındaki anlık iletişimi okudum gibi.

    Bölüm 2’de görüşmek dileğiyle…

  5. Güzel yorumun için çok teşekkür ediyorum. İleride basarsam Bahire Alp gibi manga editörleri ve animeye aşina editörlerince düzenlemeler yapacağım. Eksikliklerimi biliyorum. Ay Savaşçısı novelaları Türkçeye çevirilseydi en azında bölümü yazarken dikkatli olurduk.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

2 cevap daha var.

Yorum Yapanlar