Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Paradoks ile Diyalektik veya Sıcak Karanlık ile Serin Aydınlık

Deprem? Deprem!!! Eda uyan, Eda!

Oğlanı al, oğlanı al… Ağlıyor… O da duydu. Uyansana kızım, deprem oluyor.

Ne? Polis mi? Polis mi? Kapı sallanıyor, ev sallanıyor. Zaman yok düşünmek için zaman yok. Anladık polis… Anladık!.. Ne bu ya gece gece… Ne bu amına koyim… Ağlama oğlum.

Oğlum, kapı, oğlum…

EDA!!!

Hayatını sikeyim… Uyanabildin sonunda. Kapı, kapı. Evet kapı. Şimdi kapı.

Bağırma kardeşim, BAĞIRMA… Yatıyorum tamam. Neden yatıyorum ama. Ne oldu? Offf, polis mi, polis katili mi?

Muhsin??? Muhsin, Muhsin. Vurma, vurma düşünemiyorum. Eda şu geceliği doğru ört. Çocuğa sarılma, öyle bakma… Korkma!

Ekmek bıçağı? Dur, bu polis. Karınla çocuğun güvende. Bağır, bağır. Altta kalma, karın ve çocuğun böyle hatırlamasın. Ahhhh…

Olsun, kuzu gibi gitmemek lazım, ne oluyor? Ortalığı kırıp dökmeden arayın lannn.. Aaahhhh. Canın acıdığında lan diye bağır, yenilme. Burada değil. Karakolda şakırsın, burada değil, Eda’nın önünde değil. LANNNNN!

Kolumu kıracaksın lan, telefonumda, bilgisayarımda ne olur benim?.. Altı üstü iki tane eskort numarası, iki tane porno linki. Eda… Hassiktir.

* * *

Ananın amına bakıyorum… LANNNNN… Aaaah. Eda yok artık. Polis katili ne alaka? Nereye gidiyoruz? Muhsin nerede, ben mi bileceğim siz mi? Beni buldunuz da benden mi çıkıyor bu hırs. Siz kimsiniz, ben kimim, Muhsin kim? Hımmph, hooooaaaaahhh. Sus tamam. Sus oğlum.

Eskortları anlamazlar. Kayıtları o hanım bu hanım da, telin geçmişine bakmasınlar. Benim yanımda bakmasınlar en azından. Lap top’u açmazlar herhalde. Aaahhh, zevkine mi vuruyosun lan? Arkadaşın değil bir şey değil…

* * *

Allah belanı versin Muhsin… İflas ettim de, katakulliyle kurtulmaya çalıştım da, resmi ortak olamıyorum da, ama al sana üç yüz elli bin de, Rıfat ortak arkadaşımız da… Polis katili, firari orospu çocuğu.

Rıfat Allah senin de bin belanı versin. Saat sabah sekiz, dört saattir eşofman altı fanilaylayım, donuyorum, altıma işemek üzereyim. Ve… Tutuklu yargılanacağım! Bir sonraki celsem ne zaman? Haziran2da mı? İki buçuk ay var Haziran’a. Ecdadınızı sikeyim sizin ben Rıfatla, Muhsin kere. Suç örgütü kurmak, üye olmak, yönetmek… Suç örgütü kurmak, üye olmak, yönetmek… Suç örgütü kurmak, üye olmak, yönetmek…

* * *

Ne anlatıyorsun ya sen? Koptum, koparıldım. Sökülüp alındım hayattan. Hadi oğlan küçük, kokusunu sevdiğim… Eda millete ne diyecek? Eda, Edam… NE? Defterlerim mi kontrole girecek? Örgütü finanse etme suçlaması nedeniyle MASAK mı bakacak?.. En fazla vergi kaçırmışımdır. Ne finansmanı? Hıh, anladım. Gayri resmi ne kadar döndüysem, o kadar örgüte para sızdırmış oluyorum. Muhsin… Siyasi suçunu sikeyim senin… İdealist duruşuna ne kadar yakışmıştır şimdi bana bu yaptığın. Ne olduğunu bilmediğim ideolojinin kurbanı oldum amına kodumun çocuğu. İnsanların çelişkileri olur da, bu ortaklarından mı çıkar or… Neyse… Ağzım bozuluyor. Ya da bozulsun amına koyim, Orospu çocuğu… Küfür iyi, küfür kaçmamı sağlıyor. Küfür ciddiyeti bozuyor. Felsefemi de sikeyim, haftaya gelecek senin gibi avukatı da… Ben geldim bile, altıma işemeden hücreme koysalar bari.

* * *

Nefes al, nefes ver. Nefes al nefes ver. Nefes al, nefes ver. Kalp krizi… Ölüyorum. Dur, dur, DURRRR. Güçlü ol. Sakin… Bu panik atak… Duvarlar yerinde. Çok sıcak, çok karanlık; nefes alamıyorum, boğuluyorum.

Boğuluyorum.

BOĞULUYORUM!

AÇIN KAPI… Hayır! Güçlü ol, güçlü ol, güçlü… ÇIKARIN… HAYIR! GÜÇLÜ OL, GÜÇLÜ ol, güçlü ol…

Karanlık ve sıcak; anne karnı gibi. Sakin ol, otur, sakin… Yavaşla, nefeslerini içinde tut, yavaşla. Anne karnından hayata çıktın, buradan da yenisine çıkacaksın. Yavaş, şşşşşşşşşş. Sussssssss.

Gözyaşı; tear. Köşeli ve dijital bir medeniyettir batı medeniyeti. Kurallı, standart sahibi, dijital, metodik. Ama tear, gözyaşından daha gerçek. Daha anlamlı. Evet, boş konuş, kendine yoldaş ol. Boş konuş, boş düşün. Her şey olacağına varır. Hayırlısı olsun. Suçsuzsun, otuz sekiz yaşındasın. Erkeksin. Hayatın çatışmak ve feda olmak üzere kurulu. Sakin hayatının değerini bilemedin, ama şimdi hayıflanma.

Kabul et. Kabul et, kabul et. Kabul edersen, aklın başına gelir. Ne kadar sakinleşirsen, o kadar güçlenirsin. Kabul et ki, içinde bulunduğun durumu anla. Anla ki, anlat.

Boş konuş. Boş düşün. Beynini boşalt. Biri mi geldi? KİM O? Hayır, hayır umut iyi değil, umutsuz ol. Anı yaşa. Eğlenerek değil, şu anda olduğu gibi. Hayat sana zindan oldu. Evet gülümse biraz. Gül evet, saçmala. Rahatlayacaksan, saçmala… İnsanın içine sıkıştığı hayat, eğer sıkıştığı hayatsa, yani istemediği hayatsa, işte o gerçek zindandır.

HASSİKTİR.

Gökyüzünün olduğu yerde zindan mı olur? Meltemin yüzünü okşadığı yerde bir çözüm yolu bulunur.

Şiir. Şiir, şair. Kötü şair.

Evet. Dal derinlere. Sinüslerini boşalt. Dalgıç ol. Vurgun yemezsen, kurtulacaksın. Daldığında da gökyüzü yok. Ama su üstünde var, rüzgâr da esiyor orada. Gökyüzü var. Bu umut değil hayır hayır. Bu umut değil. Avukata karımla konuşmamasını söylemeliyim. Telefonumu, bilgisayarımı vermesin…

Yo, yoo. İyi. İyi. Umut kötü. Gökyüzü var, rüzgâr var. Ama bu umut değil. Bu kontrol. Dalgıcın kontrolü. Lap topu, telefonu düşünmek iyi, oğlanın kokusunu düşünmek kötü… Yanaklarını yaran nehirler iyi, birinin onları görmesi kötü.

Su altı, anne karnı, karanlık, sıcak… Yo hayır su altı soğuk, dalgıç kıyafetine işersen sıcak… Burası soğuk. Ben de işedim altıma.

Söylemedim asilce. Yarın dalga geçecekler. Isındım güzel, kontrol? Bilerek işedim. Ama neden altıma? Kontrol? Her şey karıştı. Ben karanlıktayım. Burası mezar kadar karanlık. Ben karanlığım. Karanlık benim. Beni hiçbir duvar ezemez. Hiçbir duvar karanlığı yok edemez.

Uyu.

Paradoks mu? Paradoks.

Değil mi? Değil.

Zindan kimin?

Benim.

Devletin mi?

Evet.

Yoksa benim mi?

Evet.

Hangisi?

Evet.

Hareket alanı?

Yok.

O zaman?

Uyu.

Uyu.

Uyu…

Ve sonra;

UYAN,

KALK,

KIPIRDA…

Murat Barış Sarı

Selam, ben Murat Barış Sarı. Evli ve bir çocuk sahibiyim. Sade bir kalemim olduğunu sanıyorum. Genel olarak bilinç akışı anlatımını ve bilimkurgu fantastik edebiyat alanında cyberpunk alt türünü seviyorum. Diyaloglarım fena değildir, tasvirlerim fena. Farklı tarzlarda bir antoloji oluşturmaya çalışıyorum. Daha eskilerden; kısa filmlerim ve iki arkadaşımla yürüttüğümüz bir internet sitemiz de vardı. Tarihten de ayrıca hoşlandığımı belirtmeliyim, birinci şahıs anlatıcıyı daha çok sevdiğimi de… Kendimi şöyle tanımlıyorum: “Jack of all trades, master of none!..”

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for Sametay Sametay says:

    Başlığı görünce heralde felsefe metni okuyacağız zannettim.
    Metin ilginçti fakat ben tam anlayamadım, kahraman bir türlü histerisinden kurtulamadı.
    Elinize sağlık

  2. @Sametay ile hem fikirim. Monolog şeklinde öykü yazılır bilmiyorum. Duygular ön planda olduğu için kahraman bakış açısıyla durum öyküsü olarak yazsaydın net bir şekilde kendimizi kurgunun içinde his ederdik. Takdir yine senindir. İnşallah yorumlarım sana faydalı oluyordu. Değerli bir okursun. Yeni yüzlere şans veriyorsun.

  3. Kahraman şokta :sweat_smile:

    Evet bu, başlığının da işaret ettiği gibi bir diyalektiğin, deney formatında yazımıydı. İyi, kötü, olmuş, olmamış konularında karar elbette siz okuyucularındır. Ancak kesinlikle bilinçli olarak yazıldı metin.

    Okuyup yorumladığınız için çok teşekkür ederim.

  4. Selam @BledaKai,

    Öncelikle, elbette yorumların faydalı oluyor ve yeni yüzleri okumak da son derece keyifli. Çok teşekkür ederim.

    Öykü ile ilgili olarak, amaç aslında anlatıcı paradoksu ile ilgiliydi. Ben küçük bilinirlik çevremde diyalogları ile ön plana çıkan bir tarza sahibimdir. Bu öyküde sınırlarımı zorlamak istedim. İkinci konu başlığım ise anlatıcı paradoksuydu. Basitçe şu;
    1- Bütün olan biteni 3.şahıs anlatan kişi kimdir, bunları nereden bilir?..
    2- Veya 1.kişi deli midir de her yaptığını anlatır? :sweat_smile:

    İşte 2.maddeden hareketle, bir kişinin zihinsel prosesi ve hayattan şok koparılışı ile, maddi, manevi sorunlarını ve sonuçta, hem fiziksel hem de ruhsal olarak hareket edemez hale gelişini göstermek istedim.

    Bir deneydi daha çok, ama yine de bir konu bütünlüğü içinde de tutmaya çalıştım.
    Bu açıklama, tekrar etmek gerekirse iyi oldu kötü oldudan ziyade, neyi niye yaptığım ile ilgili.

    Tek anlaşamadığımız konu, “… şekilde öykü olur mu?” konusu. Bence bunun bir kuralı yok.

    Okuduğun ve yorumladığın için tekrar teşekkür ederim. Öyküne ilk fırsatta bakacağım. Şimdiden ellerine sağlık. :raising_hand_man:

  5. Avatar for ukant ukant says:

    Bir Delinin Hatıra defterini anımsattı bana

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

5 cevap daha var.

Yorum Yapanlar