Öykü

Adli Vaka

Korku ile bekliyordu kendi özel dairesinde. Koskoca prensesin yıllar yılı kral babasının gözdesi olan güzel bir kızın düşeceği bir durum değildi bu durum ama yapabileceği bir şeyde yoktu. Vakit yaklaşıyor karanlık gölgenin gelme saatinin yakın olduğunu biliyordu. İçinde Kraliçe annesine büyük öfke vardı. Neden, bir dediğini iki etmeyen kral babasının ölümünden sonra neden yeniden evlenmişti. Büzüldüğü köşede beklerken kalbi delicesine atıyordu. Uzaktan ayak sesleri duyulmaya başladı. Canavar, sesini kimseye duyurmamak için adımlarını çok yavaş atıyordu. Belki yüzüncü defa kapısı usulca açıldı. Ağzından salyaları akan gölge ejderhası kapıda belirdi. Prenses bir adım daha geri çekildi ama sırtı mahzenin soğuk duvarına dayanmıştı.

Sefil gölgenin iğrenç kokusu daha içeri girmeden doldurmuştu özel dairesini. Kendisine doğru attığı her adımda yakıcı nefesinin etkisi çoğalıyordu. Kuyruğuyla kapıyı kapattı. Sesi içi çamur dolu mağaralardan geliyor gibiydi, soğuk, boğuk ve tiksindirici. Kendisine doğru bir adım daha attı. Daha önce onlarca kere yaptığını yapmak istedi ve kendisini kral babasının yanında hayal etti. Bir fayda sağlamıyordu. Karanlığın daha da kararması ve kendisiyle beraber tüm bu rezil dünyayı yutması için gözlerini sımsıkı kapattı, ama gene olmadı. Ejderhanın pençesi tenine değdiğinde öğürmek istedi. Midesini, ruhunu ve canını kusmak istedi ama gene olmadı. Bir kere daha aynı şeyleri yaşamak ölümden çok ağırdı.

Kabullenmek, en kötüsü de buydu. Üzerine abanan kütleyi itmeye çalıştı olmadı. Çaresiz elini yatağının altına attı. Önce ahşabın sıcaklığını avuçladı. Parmakları ilerleyince çeliğin soğukluğu parmaklarının ucundan ilerledi, kendini kurtaracak umuda dönüştü adeta. Görmese de sımsıkı kavradığının hayalindeki yakışıklı prens tarafında bırakılan bir hançer olduğunu biliyordu. Gölge, üzerine abandı bir kere daha ve zayıf kol belli belirsiz havaya kalktı. Zayıf kol ve kolun tuttuğu hançer bir kere indi. Canavar bütün kaleyi inletecek kadar böğürdü. Prensesin içinde belli belirsiz bir umut belirdi kurtulacağına dair. Bir daha indiğinde prensesin içinde biriken tüm korkular acılar boşaldı bedeninden. Bir daha indi ve bir daha bir daha. Açılan mahzenin kapısında ana kraliçe belirdi. Bildiği ama söyleyemediği tüm acıları gözyaşı olmuş akıyordu kapının eşiğinde…

Gecenin bir yarısında polis arabasının mavi kırmızı lambası karanlıkta ışıldıyordu. Sokaktaki tüm evlerin ışıkları yanmıştı gecenin bir yarısı olmasına rağmen. Üzerinde çizgili pijamasıyla ekip arabasına yaklaşan yaşlı bir adam sorduğu sorunun cevabını almıştı polis memurundan. “Adli Vaka, bir genç kız, üvey babasını öldürmüş,” dedi polis memuru. Kapısı açık evin eşiğinde çömelmiş bir kadın hâlâ ağlıyordu.

Cevdet Denizaltı

Ben Cevdet Denizaltı; tercih ettiğim şekilde olursa Aziz Hayri. İzmir’de Eşrefpaşa’da doğdum. Önce Çınarlı Endüstri Meslek Lisesini sonra Erkek Sanat Yüksek Öğretmen Okulunu bitirdim. Makine Teknolojisi bölümü öğretmeni olarak görev yapıyorum. Okumayı, araştırmayı, yazmayı seviyorum. Tür ayrımı yapmam, bilimkurgu, fantastik kurgu ve tarihi romanlar favorim. Poe ve Tolkien hayranıyım.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. nkurucu says:

    Merhabalar. Konularımızı biraz benzer seçmişiz bu ay. Öykünüz güzel ama vuruculuğu konusunda biraz daha çalışılsa daha iyi olur gibi. Kızın o prenses hayalleri bana tam geçmedi. Hızlı yazmış ve kontrol edememişsiniz hissi uyandırdı. Kaleminize sağlık.

  2. Yerinde tahmin ettiniz. Geniş ve uzun yazmaya çalıştığım bir konu vardı. Yetiştiremeyeceğim korkusuyla kuluçkaya bıraktım. Kalan sürede az olunca mecburen çalakalem gittim. Bu arada seçkiye benzer konuları göndermemek için bir çalışma yapılabilir mi diye düşünüyorum. Mesela belli bir taslağı yönetime gönderilmesi ve benzer konu varsa burada gerekli uyarılmaların yapılması gibi.

  3. nkurucu says:

    Olabilir. Ama bir taraftan da aynı yerden bakıp farklı şeyler gören hikayeleri okumayı da seviyorum.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar