Öykü

Başka Gezegen

Uzay gemisi rıhtıma yanaşıyordu. Ana gezegen yılıyla yaklaşık olarak üç buçuk sene süren yolculuk gayet başarılı bir şekilde geçmişti. Gemide üst teğmen olarak görev alan Lur giderek yolculuklara daha fazla alışıyordu. Bu onun terfiye bir adım daha yaklaşmasını sağlamış, kariyerinde bir basamak oluşturmuştu.

Gemide son bir işi daha kalmıştı, kıymetli bir yaratığı kafesinde liman memurlarına teslim etmek. Yaratığın neye benzediğini bilmiyordu ama otuz kişilik mürettebata her gün kanını sunabildiğine göre heybetli bir yaratık olmalıydı. Okulda gördüğü kitaplardan hatırladığı bu yaratıkların Bengals gezegeninin kolonileştirildiği günlerde bulunduğu, bir damla kanlarının bile insanların bir günlük besin ihtiyaçlarını karşıladığıydı. Bu yaratıkların kanları sayesinde uzay yolculukları çok daha masrafsız hale gelmişti.

Lur, yanına iki er alarak görevinin başına kargo bölümüne gitti. Yanındaki erlere kilidi çevirerek açma talimatı verdi. Lur oldukça temkinliydi, yaratığın yavaşça çıkarılmasını istedi. Kapı yavaşça açıldı, bölmeden onu şoka sokacak kadar beklenmedik bir sonuç çıkmıştı. Yaratık dedikleri insana oldukça benzeyen soluk yeşil tenli, mor saçlı ve gözlü hayatında gördüğü en güzel kadınlardan biriydi. Kelepçeli elleri ve ayaklarındaki yaralar gözüküyor, duruşundan oldukça bitkin olduğu anlaşılıyordu. Erlere kilidi kapatmaları ve yaratığı taşıtta onun yanına oturtmaları talimatını verdi. Erler yaratığın tutulması gereken arka bölmeye geçtiler, o yaratıkla baş başa ön bölmeye geçti. Taşıtın gideceği yön hesaplarını girerken göz ucuyla yaratığa baktı zavallıcık titriyordu. İçini korkunç bir merak kaplamıştı acaba konuşmayı biliyor muydu? Adın nedir diye sordu tüm akıllı canlıların dillerini tercüme edebilen küp bilgisayarıyla. Yaratık:

“Hella”

“Kaç yaşındasın Hella?”

“Bilmiyorum efendim kaçırıldığımda yirmi yaşındaydım, bu benim üçüncü yolculuğum.”

“Peki ailen?”

“Onlar ben küçükken kaçırıldılar ya da öldürüldüler bilmiyorum efendim.” cevabını verdi titreyen bir sesle.

Lur dehşete kapılmıştı yaratık dedikleri görünüşü biraz farklı olan onlar gibi bir insandı. Ona, ailesine, gezegenine korkunç eziyetler etmişlerdi. Zavallı Hella’yı kaçırmış hapsetmiş her gün kanını içmişlerdi. İmparatorluğun gizlice söylene gelen dehşetlerinden biri daha. Lur’un bir karar vermesi gerekiyordu. Taşıtı durdurdu silahını çekerek erlerin inmesini ve onlara silahlarını vermesini söyledi. Taşıta binerek yeni bir yön çizdi nereye gideceğini nereye saklanacağını bilmiyordu, ama içinde bir ses bunu yapması gerektiğini söylüyordu. İmparatorluk için yaptığı onca kötü şeyden sonra bu onun için artık bir son manasına gelmişti.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Öncelikle eline sağlık. Bir emek vermişsin ve ortaya iyi bir metin çıkmış. Yine de bu cümleden sonra yazdıklarımın seni üzmesini istemem, o nedenle sözlerimi çok ciddiye almanı istemiyorum. Sıradan bir okurun sıradan düşünceleri gibi düşün.
    Başka Gezegen bir özet bir giriş gibi duruyor. Ana gezegen neresi nereye gidiyor -vardığı Gezegeninin özelliği ne- gemi ne taşıyor hatta bu geminin bir adı yok mu? soruları aklıma geldi. Tamam detaylar vurgulanmak istenen Hella kişisinin gölgesinde kalsın istememişsin. Ama yine de bazı sorular şu an bile aklımda.
    Bir başka konu bu Bengal gezegeninden getirilen ve insanoğlu için çok faydalı olduğu düşünülen Yaratık’ın orada olması pek yasal gibi durmuyor… O zaman Hella neden liman memurlarına teslim ediliyor.
    Mürettebat kanı Hella’dan alıyorsa o zaman İnsanlar mı Vampir oluyor…
    Lur, neden gezegenden gitmek zorunda hissediyor kendini; Hella’ya aşık mı oluyor yoksa vicdan azabı mı yaşıyor?
    Bu benzeri sorulara cevap vermek için hikayeni biraz daha derinleştirseydin bence çok daha iyi olur du. Ne dersin?
    Tekrar eline sağlık…

  2. Bilinçli olarak kısa yazmayı tercih ettim. Kısaca anlatmak istediğim insanların ne kadar tehlikeli canlılar olabileceği özellikle bu örgütlü hale gelmişse ve evet insanlar gerçek vampirler. İmparatorluğun sömürgeleştirdiği gezegenden gelen bir köle aslında Hella ve kölelik meşru bu imparatorluğun gezegenlerinde. Tercihlerimiz aslında belirsizdir biraz, Lur un yaptığı başkaldırımı yoksa o anki vicdanımı sadece okuyucuya bıraktım. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar