Öykü

Cuci Otak

1. BÖLÜM

Herkes, mecliste alınacak kararları öğrenmek için televizyonlarının karşısına geçmişti. Birtakım siyasetçiler sırayla salonun ortasındaki kürsüye çıkıp var olan sorunlar hakkında konuşuyor ve bu sorunlara çözümler getiriyorlardı. Nihayet toplumda büyük bir saygı gören, genellikle meclisteki en etkileyici konuşmaları yapan gözde siyasetçi kürsüde yerini almıştı. Herkesin kulağı ondaydı. O da bunun farkındaydı. Bu yüzden konuşurken beden ve yüz hareketlerini nasıl kullanması gerektiğine dikkat ediyor ve ses tonunu etkileyici kullanmaya özen gösteriyordu. “Saygıdeğer meslektaşlarım ve sevgili vatandaşlar” diye başladı konuşmasına. “Hepinizin de bildiği üzere insanoğlunun varoluşundan beri her birimiz onların tehdidi ve baskısı altındayız. İnançları gereği yeryüzünde kendilerinin en üstün ve zeki varlıklar olduklarına inanıyorlar. Gelin görün ki bunun büyük bir yanılma olduğu görüşündeyim.” Duraksadı ve insanların denizlerdeki canlılara verdiği zararları gösteren bazı fotoğrafları projeksiyondan perdeye yansıttı. “İşte size insanoğlunun gerçek yüzünü gösteren, onların aslında ne kadar bencil ve aptal olduklarını kanıtlayan bazı fotoğraflar… İlk resimde gördüğünüz gibi,bir katil balina kıyıya vurmuş ve insanların yaptığı habere göre bu katil balinanın içinden yüzlerce plastik atık çıkmış… Evet, hissedebiliyorum, hepiniz bu katil balinayla aynı acıyı paylaşıyorsunuz. Sizce böyle bir vahşeti kendisine üstünüm ve zekiyim diyen bir varlığın yapması ne kadar üstünce ve zekice olabilir? Peki hiç düşündünüz mü neden insanlar gibi yaşadığımızı? Onlar gibi yaşıyoruz çünkü onlar kadar güçlü olmak istiyoruz, onlar kadar aptallaşabileceğimizi hesaba katmadan. Güç dengeleri artık değişmeli. Bu dünyanın hakimi olabileceğimizi ve insanlardan güçlü olabileceğimizi kanıtlamanın vakti geldi. Çünkü insanlar sınırı aştı. Gün geçtikçe, yaptıklarıyla hem bizi hem de kendilerini yok ediyorlar. Üniversite yıllarımda Yaşam Alanı Değişim Programı’yla gittiğim yeryüzünde onlar hakkında çok şey öğrendim. Bizi ne kadar küçük ve aşağılık bir ırk olarak gördüklerini anladım. Hatta kendilerine söyleneni çabuk unutan insanlar için kullandıkları bir söz bile var: Balık hafızalı.” Salondan ‘yuh’ sesleri yükseliyordu. Balıklar kendilerine böylesi bir hakareti kabul etmiyorlardı. İnsanlara olan nefretleri her geçen gün artıyordu. İnsanların güçlerini bir şekilde kırmak ve dünyanın yeni hakimi olmak gerekiyordu.

Mecliste insanların güçlerini kırmak ve balıkların dünyanın yeni hakimi olmasıyla ilgili birçok çözüm önerisi sunulmuştu ama en çok beğenileni “Deniz Kızı Projesi”ydi. Bu projeye göre bilim balıkları yarı insan yarı balık olan bir Deniz Kızı yaratacaklar ve onu insanların beyinlerini yıkaması için yeryüzüne göndereceklerdi. Bu Deniz Kızı’nın adı Endonezce’de ‘beyin yıkama, zihin kontrolü’ anlamlarına gelen “Cuci Otak” olacaktı Çünkü birkaç ay önce Endonezya’da bir eğlence parkında bulunan deniz kızı heykellerinin göğüs kısımları açık olduğu gerekçesiyle bölge yetkilisi tarafından heykellerin göğüs kısımları bezlerle kapatılmıştı. Bu olay üzerine balıklar, yaratacakları Deniz Kızı’na olan saygılarını göstermek için Deniz Kızı’nın adının Endonezce olmasını istediler. Cuci Otak projesi zaman içinde toplum tarafından kabul gördü ve bilim balıkları Cuci Otak’ı yaratmaya başladı.

Cuci Otak’ın yaratılışı beklenenden kısa sürede tamamlandı. Bilim balıkları dünyanın en güzel canlısını yaratmışlardı. İnsanların Cuci Otak’tan etkilenmemesi imkansızdı. Sonunda büyük gün gelmişti. Balıklar bu kusursuz varlığın yeryüzüne gönderilişini canlı yayından izlemek için sabırsızlanıyorlardı. Televizyonlar açılmış patlamış mısırlar hazırlanmıştı. Herkes sessizlik içinde, olacakları izliyordu. Yayın başlamıştı. Cuci Otak’ın bakışları soğuk ve özgüvenliydi onu çekici yapan şeylerden biri de bu olmalıydı. Kendisine duyduğu güven ve aldığı cesaret gözlerine de yansımıştı. Hiç konuşmuyordu. Sadece beden ve yüz hareketleriyle kendisine söylenenleri onaylıyordu. Bilim balıklarıysa Cuci Otak yeryüzüne gitmeden önce son bir kez ona görevini hatırlatıyorlardı. “İnsanların zihinlerini ele geçir ve onları yok et.”

2. BÖLÜM

Cuci Otak karaya ulaşmıştı. Bir kayaya yaslanıp herhangi bir insanın gelip onu fark etmesini bekledi. Fazla zaman geçmeden bir balıkçı Cuci Otak’ı fark etti ve sakince yanına doğru yürüdü. Balıkçı, gördüğü şey karşısında şaşkındı ve korkmuştu.Daha önce Yaşam Alanı Değişim Programı ile oraya gelen başka canlılarla görüştüğü olmuştu ama bu gördüğü çok farklıydı. Hayatında gördüğü en etkileyici canlıydı karşısında duran ama yine de tehlikede olduğunu hissetti ve geri çekildi. Neyse ki deniz kızı onu fark etmemişti. Hayatı boyunca deniz kızlarıyla ilgili efsaneler duymuştu balıkçı ama gerçek olabileceklerini hiç düşünmemişti. Cuci Otak’ın fotoğraflarını çekti ve tüm sosyal medya hesaplarında paylaştı. Çok geçmeden Cuci Otak’ın fotoğrafları tüm dünyada yayılmıştı ve insanlar akın akın onu görmeye geliyorlardı. Dünyaca ünlü haber programlarının muhabirleri ve gazeteciler de Cuci Otak’ın haberini yapmak için gelmişlerdi. Çok geçmeden herkesin Cuci Otak’tan haberi olmuştu.

Birkaç hafta içinde tüm dünya bu kusursuz canlıyı konuşur hale gelmişti. Cuci Otak, dünyaya yerleşmiş ve karadaki saygınlığını sadece birkaç hafta içinde arttırmıştı. Kendisine sosyal medya hesapları açmış ve bu hesaplarını açıktan dakikalar sonra milyonlarca takipçiye ulaşmıştı. Her yerde onun videoları, fotoğrafları ve sözleri vardı. İnsanlar adeta ona tapıyorlardı. Onun dünyayı yönetmesini istiyorlardı. Cuci Otak’ın da amacı buydu zaten. İnsanları kontrol edecek güce sahip olup onları yeryüzünden silmek. Ancak politikacılar insanların bu isteğinin mantıksız olduğunu düşünüyordu. Onlara göre dünyayı yarı balık bir insan yönetemezdi. Dünya insanlarındı ve insanların kalacaktı. Politikacıların kendi koltuklarını bir deniz kızına bırakmaya hiç niyetleri yoktu. Politikacıların bu tutumunu gören insanlar Cuci Otak’ın dünya başkanı olması görüşü etrafında örgütlenmeye karar verdiler. Dünyanın her yerinde politikacıların işlerini bırakması ve Cuci Otak’ın dünya başkanı olması için eylemler yapıldı. İlk başta bu eylemler şiddet içermiyordu ama insanlar gün geçtikçe, coşkularını göstermek için etraflarına zarar vermeye başladılar. Birçok bina yıktılar, karşı görüşten insanlar öldürdüler hatta bazı politikacılara suikast bile düzenlediler. Yaptıkları eylem işe yaramış gibi görünüyordu çünkü dünya üzerindeki tüm siyasetçiler işlerini bıraktıklarına ve Cuci Otak’ı dünya başkanı olarak kabul ettiklerine dair bir bildiri yayınladılar. Cuci Otak istediğini almıştı. İnsanları istediği gibi kontrol edebiliyordu. Artık dünyanın yeni gücü kendisiydi.

3. BÖLÜM

“Bakın, insanlar buraya doğru geliyor. Önlerinde de Cuci Otak var!” diye bağırdı Cuci Otak’ın üzerine yerleştirilen kamera ve aygıtlardan onu takip eden bilim balıklarından biri. Cuci Otak’ı karaya ulaştığından beri saniye saniye izleyen on kişilik bir ekip vardı. “Çok akıllı bir deniz kızı yaratmışız. Gördünüz mü bakın, insanları denize çekip onların boğulmalarını sağlayacak. Stratejisini beğendim.” diye atıldı öteki bilim balığı. Diğerleri de onun düşüncesinin doğru olmasını umdular. Ancak fark ettikleri üzere insanlar boğulmuyorlardı. İlginç bir şekilde denizin derinliklerine doğru yüzmeye devam ediyorlardı. Bilim balıkları bu işte bir tuhaflık olduğunu anladılar ve yöneticilere durumu bildirdiler. Cuci Otak’ın amacı belliydi. Balık ırkına ihanet etmişti. Arkasına insanlardan oluşan bir ordu toplamış ve balıkları yok etmeye geliyordu. Çünkü dünyanın yeni gücünün kendisi olmasını istiyordu. Balık ordusu da silahlarını hazırlamış Cuci Otak’ı ve ordusunu bekliyorlardı.

İşte hain Cuci Otak ve ordusu tam karşılarındaydı. Deniz kızı hala ilk gördükleri günkü gibi soğuk ve özgüvenli duruşa sahipti. Sakin ses tonuyla konuşmaya başladı Cuci Otak. “Siz beni bir yere kadar yaratabildiniz ve şimdi ben kendimi tamamlamak için buradayım. Yaratılış amacım gereği güç istiyorum hatta en güçlü olmak istiyorum. Siz de en güçlü olmak istiyorsunuz ama bir dünyada birden fazla en güçlü olamaz. İnsanlar akıllıca davranıp benim emirlerim altına girmeyi seçtiler. Umarım siz de onlar gibi akıllıca bir seçim yaparsınız yoksa insanların özlerinde ne kadar acımasız olduklarını siz gayet iyi biliyorsunuz.”

Cuci Otak’ın bu donuk ama bir o kadar da yakıcı konuşmasından sonra bir sessizlik oldu hem de uzun bir sessizlik. Balıkların da insanlardan bir farkı yoktu aslında. Güç isteyen her canlı aynıydı sonuçta. Balıklar da insanlar gibi kendi Frankenstein’larını yaratmışlardı istemeden de olsa.

Cuci Otak” için 2 Yorum Var

  1. Merhaba

    Elinize sağlık. İşlediğiniz konu, güç dengeleri ve buna balık açısından bakışınız güzel olmuş. Benim de balık temalı bir öyküm vardı. Konusu çok farklı olsa da onu anımsadım.

    Bir kaç noktaya belki tekrar bakmayı düşünebilirsiniz. Mesela burada bir tekrar var. Farklı bir anlatım biçimiyle bu tekrarı yok edebilirsiniz.

    İnsanlara olan nefretleri her geçen gün artıyordu. İnsanların güçlerini bir şekilde kırmak ve dünyanın yeni hakimi olmak gerekiyordu.

    Mecliste insanların güçlerini kırmak ve balıkların dünyanın yeni hakimi olmasıyla ilgili birçok çözüm önerisi sunulmuştu ama en çok beğenileni “Deniz Kızı Projesi”ydi

    Projenin adının Endonezce beyin yıkama anlamına gelen Cuci Otak olması ve nedenini Endonezya’da yaşanan bir olaya bağlamanızı da beğendim. Ancak burada anlattığınız olay sanki biraz hafif kalmış. Yani bezle örtülen Deniz kızının neden böyle önemli projeye esin kaynağı olduğu biraz daha vurgulanmalı diye düşüyorum.

    Son olarak;

    Ancak fark ettikleri üzere insanlar boğulmuyorlardı. İlginç bir şekilde denizin derinliklerine doğru yüzmeye devam ediyorlardı. Bilim balıkları bu işte bir tuhaflık olduğunu anladılar ve yöneticilere durumu bildirdiler

    Burada insanların nasıl boğulmadıklarını okuyucuya vermeniz daha güzel bir etki yaratabilirdi. “İlginç bir şekilde” bana göre yetersiz kalmış.

    Emeğinize sağlık
    Görüşmek üzere
    Müge

  2. Çok teşekkür ederim efendim. Yorumlarınız kendimi geliştirebilmem açısından çok değerli. Haklısınız tekrarlamalarda bulunmuşum ve bazı kısımları daha detaylandırsaydım daha iyi olurdu dediğiniz gibi. Bir dahaki yazılarımda daha dikkatli olacağım bu konularda. Yeniden çok teşekkür ederim. Görüşmek üzere.

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!