Öykü

Pax Yozgat

O gün, Genelkurmay Başkanlığı’nın bütün ışıkları yanıyordu. Bu sefer sadece Ankara değil dünyadaki hemen hemen tüm karargahlar ayaktaydı. Türk hava sahasında görülen uçan daire şeklindeki cisim, komşu ülke uçaklarıyla oluşturulan ortak filo ile 5 saattir takip ediliyordu. Israrlı takip devam ederken cisim, ne vurulabiliyor, ne de yakalanabiliyordu. Ara sıra uçaklarla arayı fazla açınca olduğu yerde sağa sola yalpalayarak duruyor, açılan dar pencereden dört parmaklı bir el sigarayla uzanıyordu. Uçaklar yaklaşınca telaşla sigarayı atıp yola devam ediyordu. Cisimdeki kimdi? Neyin peşindeydi? Aleti niye bu kadar garip kullanıyor ve tamamen uzaklaşıp kaçma şansı varken neden gitmiyordu? En azından komutanlar, yakalandığı zaman nasıl sorgulayacaklarını biliyordu. Doğru yerde doğru zamanda ikram edilen sigaranın çözemeyeceği çok az şüpheli olurdu. Kovalamaca sürerken cisim son ve daha önce görülmemiş bir şekilde hız aldı ve Yozgat hava sahası üstünde kayboldu.

Herkes telaşa kapılmıştı. Düştü mü yoksa gitti mi diye tahminler yürütülüyor bir yandan da tüm garnizonlar alarma geçiriliyordu. Bu sırada Çekerek ilçesinin Akalan köyünden gelen bir haber karargaha bomba gibi düştü. Jandarmayı arayan köy muhtarı Hidayet Çobanlı, ekinlerin arasına bir cismin indiğini, ilk başta uçak kazası zannedip bölgeye koştuklarını, gömlek ve kravat giymiş acayip bir yaratık görünce köylünün “Yatııır, Ciiin” diye bağırarak kaçtığını ancak cismin onlara sarhoş bir diksiyonla Türkçe “Merhaba Dünyalı dostum. Barış için buradayım. Kelle paçanız var mıydı?” diye çorba yaptırdığını ve şu anda köy odasında çorbasını içtiğini söylüyordu.

Köyün etrafı sarıldı. Kayseri ve Ankara’dan gönderilen komandolar gelince operasyon başladı. Önce muhtarın tarif ettiği cismin enkazına ulaşıldı. Köy merkezine adım adım yaklaşılırken her yerin ıssız olduğunu görenaskerler korkuya kapıldı. Çoğu uzaylı istilası ile ilgili yeterince film izlemişti. Ve böyle ıssız başlayan sahnelerin sonunda mutlaka kıyamet kopardı. Birlik köy odasına yaklaştıkça iş iyice tuhaflaştı. İçeride hep bir ağızdan “Yozgat Sürmelisi” türküsü söyleniyordu.

“Gel beriiigeeeel ben adam yeeeemem
Saklarım sırrıııımı ellere demem
Cenneti alayaaa sensiz gireeeemem
Ben bilirim cehennemin yolunuuuu”

Tim komutanı ne olduğunu anlamak için pencereden kafasını uzattığında şok olmuştu. Mavi bir kravatı iri kafasına bağlamış yaratık,köylülerle beraber oturmuş, bir elinde rakı kadehi bir eli korku içinde saz çalan birinin boynunda olduğu halde sağa sola sallana sallana türkü söylüyordu. Bir anlık tereddüdün ardından odayı bastılar. Yaratık derdest edilirken kafasından kravatı düşmüş “Ben terörist miyim amirim? Niye böyle yapıyorsunuz? Alkollü cihaz kullandık diye böyle sert girilir mi?” diye isyan ediyordu.

Üniformalı 5 ihtiyar adam Ankara Güvercinlik Kara Havacılık Komutanlığı’nın pistinde bekliyordu. Yozgat’tan havalanan bir helikopterin tüm dünyanın merak ettiği bir şeyi taşıyacağını kimse tahmin edemezdi. Pervane sesleri yaklaştıkça komutanlar heyecanlandı. Helikopter yavaşça yaklaşıp indi.Askerler içeriden derdest ettikleri birini getiriyorlardı. Kafasında çuval olduğu halde sesi duyuluyordu. “Ne bu lan? Burası nasıl gezegen? Allah mısınız lan?” diye başlayıp ağza alınmayacak küfürler savuruyordu. Generallerden biri diğerine dönüp “Türkçe küfür ediyor?” diye şaşkınlık içinde sorunca diğeri ömür boyu yüzüne hiç yerleşmemiş bir kıvançla “Demek ki uzaylılar Türk. Şimdi anasını ağlattık dünyanın. Biz bunlarla ittifak kurup önümüze geleni tepeleriz” diye yanıtladı.

Yaratık üssün en güvenli odasına getirilip kafasından çuval çıktığı an isyan etti. Çeşitli sesler çıkardıktan sonra karşısında üniformalı adamlara

“Amirim, ya iyi ki alkollü çıktık. Kes cezanı. Ehliyeti al. Beni bırak. Zaten arkadaşlarla türkü okuyordum” dedi.

Generallerden biri diğerinin kulağına eğilerek

“Bu düpedüz sarhoş?” diye sorunca öteki

“Dur. Bir oyun yapıyor olabilir. Göreceğiz,” diye yanıtladı.

“Merhaba, eee Yaratık. Nasılsın?”

“Amirim en sonunda yetkili ve beyefendi birini buldum. Kurban olayım bana bir su verin. Ciğerim yanıyor.”

Suyu diktikten sonra yaratık biraz ayılır gibi oldu. Etrafına bakıp korku içinde titredi

“Ben, ben dünyada mıyım yoksa?”

Generaller birbirine bakıp “Evet” dediler.

Yaratık bir anda ağlamaya başladı. “Mahvolduuum. Her şey bitti. Şunun şurasında emekliliğime ne kalmıştı? Yandı kıdem tazminatı”

Herkes şaşkına dönmüştü.

“Amirim, “

“Lan sen amiri nereden biliyorsun? Bırak. Anlat bakalım bizim hakkımızda ne biliyorsun? Kimsin? Buraya neden geldin?”

“Azer Bülbül, Müslüm Gürses, Hakan Taşıyan…

“Hakan Taşıyanı hemen yakalayıp buraya getirin”

“Durun. Hakan Abi rahatsız edilecek adam mı? Anlatacağım.”

Bir an duraksadıktan sonra devam etti.

“Ben Nijahdiya gezegeninden bilim adamı Altkhar Şarhkrios. Gezegenimdeki en iyi dünyabilimci benim. Bağlı olduğum yönetim dünyaya saldırmaya karar verince görev bana düştü. Dünyanızı yakından tanıyıp, burada olan hemen her şeyi laboratuvarımda kopyalayarak dünyayla ilgili her detayı toplamaya başladım”

Generaller korku içindeydi.

“Devam et”

“Siz dünyalıları tanıdıkça sevdim. Özellikle Türkleri. Laboratuvarda dertli bir şekilde parçalarınızı dinleyip kopyaladığım rakıyı içiyordum. Sizi kurtarma kararı alıp saldırıya karşı yapabileceklerinizle ilgili her şeyi toplayıp gemiye attım. Gerisini hatırlamıyorum. Burada uyandım”.

Sorular detaylandı. Altkhar her şeyi anlattı. Getirdiği bilgileri açıkladı. Savunma stratejilerini oluşturdu. Ancak bu sırada Nijahdiya gezegeninden gelen yeni heyet saldırgan yönetimin devrildiğini, yeni yönetimin barış istediğini bildirince korkulan olmadı. Saldırıyı geciktirip tek başına barışı getiren Althar’ın heykelleri hem dünyaya hem Nijahdiya gezegenine dikilerek Nobel Barış Ödülüne layık görüldü.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Merhaba

    Öykünüzün başlığı dikkatimi çekmişti, okumaya başladıktan sonra da bırakamadım. Bu ay çok eğlenceli öyküler okudum ve sizin öykünüz de başarılı ve dozunda kotarmış bunu.

    Elinize sağlık :slight_smile:

  2. leyl says:

    Merhaba,
    Öykünüz şaşırtarak başladı, gülümsetti, güldürdü ama sonunun daha iyi bağlanabileceği düşüncesiyle bitti. Temaya böyle farklı bir yaklaşımın olması beni mutlu etti açıkçası. Fakat hikayenin sonu çok tanıdık ( saldırı planlayan bir uzaylı ırkı, izleme ile görevlendirilen ama fikri değişen elçi vb.) olduğu için başladığı heyecanla bitmedi açıkçası.
    Bir sonraki seçkide görüşmek dileğiyle :slightly_smiling_face:

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar