Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Şehrin Kalbi

Çocukken, pencerenin önüne her oturuşumda anneme aynı soruyu sorardım.

“Anne bu şehrin bir kalbi var mı? Yaşıyor mu bu şehir?”

Çünkü bana yaşamıyor gibi geliyordu. Etraf her zaman sessizdi. Rüzgâr esmezdi. Rüzgâr bana şehrin nefesi gibi geliyordu, o estikçe şehrin varlığını hissediyordum.

Annemse bana gülümseyerek,

“Şehrin kalbi biziz,” derdi.

Bir gün pencereden bakarken yüzüme rüzgâr esmeye başladı. Perdeleri bile kaldırmıştı gücüyle. Rüzgârla birlikte sesler de yükselmeye başladı. Sevinçten koşarak annemin yanına gittim.

“Anne şehir yaşıyor, nefes alıyor, konuşuyor da galiba biliyor musun?”

“Bak oğlum bu gelenler kervanlar. Duyduğun sesler onlara ait. Burası da bir kervansaray. Onlar da bizim misafirimiz.”

Kervanı merak etsem de duyduklarım şehrin sesi olmadığı için üzülmüştüm. Bir hayalim yıkılmış gibi hissediyordum.

Daha fazla üzülmeme vakit kalmadan her yer insan dolmaya başladı. Dışarı da atlar develer…

Meraklı gözlerle etrafı izliyordum. Usulca birinin yanına yaklaştım.

“Merhaba siz neden eviniz de değil de buradasınız?”

“Merhaba çocuk burası bizim yollarda ki, uzaklarda ki evimiz.”

Hayır, burası benim evimdi, bu kadar insanın olamazdı.

“Hem biliyor musun benim dedem de dedemin dedesi de buraya gelirmiş. Yol bitmedikçe biz de buradan diğerleri gibi gelip geçmeye devam edeceğiz.”

Ertesi gün uyandığımda herkes gitmişti. Şehir gene ölmüştü.

Çok zaman geçmeden rüzgâr ve sesler tekrar yükselmeye başladı. Koşarak pencereye gittim. Bir kervan daha geliyordu.

O zaman daha iyi anlamıştım. Bu şehrin nefesi kervanlardı, kalbi de kervansaraydı. Yollar bitmedikçe şehir de ölmeyecekti.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Şehirlerin ruhu olduğuna inanmak için birçok nedenimiz var diye düşünürüm hep. Öyküdeki çocuk da duyar bir gün şehrin gerçek nefesini. Tadımlık, tatlı bir öykü, eline sağlık. :white_heart:

  2. Çok hoş bir öykü olmuş, sıcacık. Elinize sağlık.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar