Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Umuda Düşen Yıldırım

Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Bu,ardından çelik gibi yeryüzüne düşecek yıldırımın habercisiydi. Karşı köydeki eski camîî imamı Mahmut emmi akşam ezanını okumak için evden çıktığında başına düşmüştü yıldırım, orada can vermişti adamcağız. Yağmurlu havada dışarı çıkılmazdı.

Yorganını usulca açtı Mehmet. “Ana” dedi. “Bu yıldırım denen şey amma korkunç sen kalk koca adamın kafasına düş, ya benim de düşerse ya senin de düşerse?”

“Benim güzel oğlum, akıllı oğlum, Mehmet’im.. Allah’ın izniyle hiçbir şey olmaz” dedi Ümmü. Oğlunu alnından öptü, yorganını üstüne serdi lambayı söndürüp odadan çıktı.

Karanlık odada kalan Mehmet, her şimşek çakışında ecel terleri döküyor, anasının yanına gitmeyi erkeklik gururuna sığdıramıyordu. Başucunda duran sudan bir yudum aldı, bacaklarını karnına çekip kulaklarını elleriyle kapatarak yatakta adeta nokta kadar yer kaplayacak şekilde uyumaya çalıştı.. Her sabah olduğu gibi Ümmü yine tarlaya,işe gitmek için kendine katık hazırlıyordu Mehmet annesinin tıkırtılarıyla uyandı. Yataktan bir hışımla fırladı. Sırtı sırılsıklam,alnından şapır şapır terler akarak;

“Anaaaaaaaaaa”

“Anaaaaaa anaaaa gitmee anaaaaa”

“Rüyama kar geldi kar! Yarın gökyüzünün kabadayısı yıldırım gelecek evden çıkma Mehmet dedi bana ana!” dedi.

Ümmü bir eliyle ağzını kapatarak kahkahayı bastı. “Okuma diyom sana o korkunç kitapları” dedi. Mehmet de öte köyde yıldırımdan ölen Mahmut emmiyi hatırlattı annesine.

“Ana bu yıldırım gökyüzünün kabadayısıymış! Yağmur da kar da bundan korkusuna yağarmış. Hem fen bilgisi dersinde de örtmenim anlatmıştı. Elektrik boşalıyomuş yere. Bugün gitme tarlaya, ben büyüyünce çok çalışıp sana ev alacam gitme ana, söz. Erkek sözü.”

Evin geçimini ırgatlıktan sağlayan Ümmü gitmese işe, ne çatısı sızan bu derme çatma evin aylığını ödeyebilir ne de oğlunun boğazından geçecek 2 lokma ekmeği alabilirdi.. Çaresizdi.. Gitmek zorundaydı.. Gitti..

Anasının ardından gözyaşı döke döke kapıyı kapattı Mehmet… Sofradaki ekmeğin arasına peynir koydu. Küçük bir lokma ısırdı, çayından bir yudum aldı. İçi yanıyordu. Bıraktı her şeyi..  Yağmur damlaları cama çarpıp tek, fakat büyük bir damla olarak pencereden sızıp odanın duvarlarına inip işliyordu rutubet kokulu eve.. Sobaya 2, 3 odun yerleştirip önüne bir minder attı. Soğuktan titreye titreye eline fen bilgisi kitabını alarak araştırmalar yapmaya başladı..

Yürüdü Ümmü.. Yağmur damlalarını tek tek hissede hissede yürüdü.. Kolay mıydı ölen bir koca, küçük bir köy,bir de erkek evlat. Canına tak etmişti Mehmet’ini, kocasının tek yadigarını evde bırakıp tarlaya gitmek. Gözyaşlarını saklamadı bu sefer, mertçe usulca ağlaya ağlaya tarlanın yolunu tuttu.. Yağmurdan buruşmuş pırasaları hasat etmek zorundaydı.. Köyün beyi işçileri sabahtan akşama yağmurun altında çalıştırıp ceplerine 20’şer lira tıkıştırıp, kendi bir hasattan 3000-5000 kaldıracaktı..

Bütün işçiler yavaşça dağıldı. Ümmü o kadar yorulmuştu ki. Yığıldı kaldı olduğu yere. Dizi patlayacakmışcasına zonkluyordu elleriyle dizini ovdu. Kanser dizine kadar gelmişti.. Sürüne sürüne gidip oturdu bir ağacın altına.. Sırılsıklam olan fanilası üzerine yapışmıştı. Gözleri karardı. Yerinden doğrulamadı.. Ümmü saatlerce acıyla kıvranarak Mehmet’ini düşüne düşüne ağacın altında yardım bekledi, Mehmetiyse iki göz evlerinin yıkık dökük penceresinde anasını..

Birden büyük bir sesle irkildi Mehmet. Ardından gelen ışık kapladı tüm köyü.. Kulakları tırmalandı, gözleri kamaştı Mehmet’in.. Boğazına bir yumru oturdu..

Bir yıldırım düştü ağanın bahçesinin tarafına..

Kör olası kabadayı..

Yaktı bir evladı daha..

Umuda Düşen Yıldırım” için 10 Yorum Var

  1. Merhaba, bir önceki öykünüz çocuk öyküsüydü bu da bir Anadolu öyküsü. Farklı alt türler denemeniz gayet güzel. Dikkat ettim iki öyküde de diliniz öyküye uyum sağlamış. Mesela bu öyküde Mehmet’in konuşma dili tam da olması gerektiği gibi.
    Kırk yıl düşünsem yıldırımı kabadayıya benzetmek aklıma gelmezdi; ilginç bir benzetme olmuş. Kısa ve dokunaklıydı öykü ama sanırım bir-iki paragraf daha uzayabilirdi. Bir de öyküde sayıları yazarken rakamla değil de yazıyla yazmanızı tavsiye ederim naçizane. Tarih ve bazı gerektiren durumlar harici rakam kullanmak estetiği bozuyor. “Sobaya 2,3 odun yerleştirip,önüne bir minder attı” cümlesinde “iki üç” ya da “iki-üç” şeklinde bir ifade daha doğru olur sanki.
    Sevgiler.

  2. Her zaman eleştiri içeren yorumlar beni mutlu eder, olduğum noktadan bir adım öteye gidebilmek adına yorumunuzu dikkate alacağım. Çok teşekkür ederim.

  3. Dokunaklı bir öykü olmuş, sevdim. Biraz daha uzatılabilirdi sanırım. Benzetme gerçekten ilginç ve güzeldi. Bundan sonraki seçkilerde de öykülerinizi görmek isterim.

  4. Virgülden sonra boşluk bırakılmamış. Daha önceki öykünüze baktığımda bir sorun göremedim. Geçici bir hata olsa gerek. Fakat iki nokta yan yanayı (..) bir önceki öykünüz dahil düzenli olarak kullandığınızı görüyorum. Ortada bir konu. Kimi der ki: Yeni bir anlam, kimi der ki: Öyküyü mekanikleştirmektir, vs…

    Ne kadardır yazının içinde olduğunu belirtmediğiniz için biraz cüretkar davranıp gözüme takılan noktaları kendimce belirteceğim. Umarım bir kusur işlemem.
    “Anaaaaaaaaaa”
    “Anaaaaaa anaaaa gitmee anaaaaa”
    Burada yaşanan duygu harika iken bunu aktarım, daha uygun olabilir. Kelimeler yerine bazen susmak, bazen eylem (annesinin elini yakaladı, gitmemesi için başını iki yana salladı.) bazen tek veya bir çift söz (Gitme ana, n’olur gitme.) daha vurucu olabilir. Veya “Gitme ana !” diye tekrarladı/yalvardı, kullanılabilir gibi.

    “Rüyama kar geldi kar! Yarın gökyüzünün kabadayısı yıldırım gelecek evden çıkma Mehmet dedi bana ana!” dedi.
    Ümmü bir eliyle ağzını kapatarak kahkahayı bastı. “Okuma diyom sana o korkunç kitapları” dedi. Mehmet de öte köyde yıldırımdan ölen Mahmut emmiyi hatırlattı annesine.
    “Ana bu yıldırım gökyüzünün kabadayısıymış! Yağmur da kar da bundan korkusuna yağarmış. Hem fen bilgisi dersinde de örtmenim anlatmıştı. Elektrik boşalıyomuş yere. Bugün gitme tarlaya, ben büyüyünce çok çalışıp sana ev alacam gitme ana,söz. Erkek sözü.”
    Öykü baştan sona harika ötesi. İşte bu yüzden yukarıdaki kısım diğer kısmın yanında sırıtıyor. Öyle ki, tema konusundaki yaratıcığınızı bile aşağı seviyeye çekiyor gibi.

    Dediğim gibi yukarıdaki kısım haricinde mükemmel bir öykü olduğunu düşündüm. Zevkle okudum. Üslubunuz de oturmuş. Kelime seçimleriniz harika. Güzel bir giriş ve yine güzel bir bitiş. Elinize sağlık. Tekrar karşılaşmak dileğiyle.

    1. Öykümü her açıdan ele aldığınız için çok teşekkür ederim. Yaptığınız yorumlar altın değerinde. Bir sonraki öykümde daha az hatasız, daha derin ve daha söz dinlemiş okarak karşınıza çıkacağım..
      🙂

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *