Öykü

Yeni Mars Yükseliyor

Chibi Usa yatağında uzanmış boş gözlerle duvara bakıyordu. Saat gece yarısını geçtiği için herkes uyumuştu. O hariç… Uyumamak için sebepleri vardı.

Broş onu reddetmiş, sanki kötülük adına çalışmak istemediğini hissettirmişti. Birden Kara Hanım günlerini hatırlamaya başladı. Bilge Adam olmadan Kara Hanım olamayacağını biliyordu. O olaydan sonra savaşçı olabildiğini fark etmişti. Sonra kendi kendine “Broş beni reddettiyse yeniden Kara Hanım olacağım. Peki, bu nasıl olacak? Kara Hanım günlerinden önce savaşçı değildim. Demek ki broş, bana kötülük adına çalışmayacağını hissettirdi,” diye söylendi.

Broşun onu reddetmesi, onun ruhunda derin bir yara oluşturmuştu. İçine döktüğü yaşlar derin yaraya dokununca daha önce hiç hissetmediği bir acı veriyordu. Bedeni parçalanmış ve lavlarda yüzüyormuşçasına.

Bir süre sonra broşunu eline alıp izledi. Sekiz köşeli yıldızın üzerinde parlayan hilal göz kamaştırıyordu. Sağında ve solunda ise melek kanatlarını anımsatan ay hanedanlığına ait tüyler vardı. Elleriyle broşu daha da görkemli hale getiren incilere dokundu. Sonra yavaşça broşu açtı ve ışıl ışıl parlayan gümüş kristali gördü.

“Yıldızlar ne kadar güzel olsalar da bu koca evrende tek başlarınalar, değil mi?”

O da bir anlamda tek başınaydı. Evet diğer savaşçılar ve Helios’u vardı ama… Hiçbiri o olmamıştı ki! Hiçbiri onun gibi hissetmemişti. Evet, o yalnızdı. Yıldızlar gibi…

Gümüş Kristal’in ay ışığında parlaması gerçekten görmeye değer bir manzaraydı. Sanki Gümüş Kristal’den gümüş kılıçlar çıkıyormuş gibi görünüyordu. Ama broş artık onu reddetmişti çünkü yeniden Kara Hanım günleri başlayacaktı.

Hüzünlü bir şekilde gülümseyerek iç çekti. Olup bitenler biraz fazla negatif düşünmesine sebep olmuştu. Kara Hanım günleri görebilecek olmasına rağmen uyumalıydı. Ve gözlerini kapayarak kendini bıraktı.

* * *

Birisi onun omuzunu tutup onu sallıyordu. Uykusunu kim, niçin bölüyordu?!

“Küçük Hanım! Kalk! Sürpriz bir konuğun var!”

Evet, onu uyandıran Hana idi. İyi de bu saatte kim gelmişti? Helios’un işlerini bırakıp gelmesi imkânsızdı.

“Hana! Sabahın köründe kim beni görmeye geldi?”

Hana, ciddi bir şekilde “Sürpriz olsun. Kötü bir durum yok.” dedikten sonra odadan çıktı.

Chibi Usa telaşla yatağından kalkıp okul için hazırlanmaya başladı. Geç kalmaktan hoşlanmıyordu. Hazırlığını bitirdikten sonra salona geldiğinde kanepede oturan Helios’u gördü. Kalbi mutluluktan dolayı hızlı hızlı çarpmaya başladı. Bir an hâlâ uyanamadığını ve rüya gördüğünü düşünmeye başladı.

“Neden orada öylece bekliyorsun Chibiusa? Gel ve Helios‘a merhaba de…”

Chibiusa şaşkınlığını üzerinden atar atmaz Helios’a sarıldı. Onunla yeniden karşılaşmanın mutluluğuyla ağlamaya başladı.

Helios, ağlayan Küçük Hanım’ın gözyaşlarını silmeye başlarken neden ağladığını sordu. Olanları izleyen Mamoru, kız babası olmanın verdiği durumdan dolayı pek memnun görünmüyordu.

Usagi, Mamoru’ya şaka yapmaya başladı; “Bak Mamo-chan. Onlara bakınca kendi çocukluk zamanlarımızı hatırlıyorum. Helios nasılsa Chibi Usa‘nın gelecekteki eşi olacak. Biz de onların yaşındayken böyleydik değil mi?” diyerek onu dirseğiyle dürttü.

Mamoru Usagi’ye dönüp “Usako! Chibi Usa, bizler gibi erken yaşta evlenmeyecek. Ayrıca Chibi Usa’nın neden ağladığını da merak ediyorum.” deyince Usagi gülümsedi. Kızının ne zaman karanlık tarafa geçeceğini bilmiyordu sadece anın tadını çıkarmak istiyordu.

Chibi Usa, yanaklarından süzülen gözyaşlarını silen Helios’un elini okşayarak “Dün broş yani Süper Gümüş Kristali beni reddetti. Ondan dolayı çok üzülüyorum çünkü yeniden Kara Hanım olmak istemiyorum.” deyince Helios ve Mamoru çok şaşırdı.

Şaşkınlığın üzerinde atan Helios, “Süper Gümüş Kristali seni reddettiğine göre yeniden Kara Hanım olacaksın. Nasıl olacağını göremiyorum çünkü Dünya düzeniyle alakalı bir kötü durum var. Bu arada senin dışında baban da kötü olacak çünkü Elysion gittikçe karanlığa gömülüyor. Ben de durumu sana ve babana anlatmak için geldim.” deyince Mamoru ve Chibi Usa çok şaşırdılar.

Küçük Hanım, Usagi’ye dönüp “Kai-Sama’yı buraya çağırabilir misin?” diye seslendi. Usagi, kızının isteğini kabul etti ama neden çağırdığını da merak etmeden duramadı.

Usagi cebinden telefonu çıkartıp Kai’ye mesaj attı. Tam telefonu cebine koyacakken Kai’den mesaj geldi. Usagi mesajı okuduktan sonra Chibi Usa ve Helios’a dönüp “Çocuklar! Hadi sofraya! Hana çok güzel bir sofra hazırlamış.” deyince Helios ve Chibi Usa tamam dercesine başlarını salladılar.

Masaya oturdukları andan beri Chibi Usa huzursuz ve düşünceliydi. Çatalıyla yiyecekleri bir ileri bir geri oynatması kimsenin dikkatinden kaçmamıştı.

Chibi Mamo, masadaki sessizliği bozmaya çalıştı; “Önündeki zeytinleri kovalamaktan yorulduysan ben alabilirim. Zeytinler böyle somurtan kişileri sevmez ki…” deyip gülmeye başladı. Bir yandan da elindeki çatalı zeytinlere batırıp onları birer birer yemeye başladı. Kousagi olanlara kayıtsız kalamadı. O da gülmeye başladı.

İki kardeş şakalaşırken birden kapının zili çaldı. Kousagi, koşar adımlarla kapıya yöneldi. Karşısında Kai, Setsuna ve Kairi’yi gördü.

“Annneee misafirlerimiz var! Gelir misin?” diye seslendikten sonra mutfağa geri döndü.

Usagi onları bu kadar çabuk beklemiyordu; “Merhaba millet. Ne kadar da çabuk geldiniz? Hadi içeri gelin,” diyerek Kai ve diğerlerini içeri davet etti. Daha sonra “Biz de kahvaltı ediyorduk. Siz de bize katılın hadi. Çok güzel şeyler var. Bunları kaçırmayın,” diye konuşmasına devam etti.

Kai, Usagi’nin davetini nazikçe geri cevirdi; “Ben aç değilim. Buraya gelme nedenimiz Chibi Usa. Verdiği kararı merak ediyorum.”

“Ondan broşu ve asayı almaya geldiysen sakın yapma Kai. Zaten yeterince üzgün. Bunu yaparsan durum daha da kötüleşecek.” dedi Usagi.

“Bu defa seni dinleyeceğim.” diye yanıt veren Kai, “Ona zaman tanımaya karar verdim,” diyerek sözünü bitirdi.

Konuşmaları duyan Chibi Usa yanlarına doğru yaklaştı; “Zaten bu amaç için onları çağırmanı istedim. Bence en doğrusu da bu değil mi?” diye sordu.

Setsuna, Küçük Hanım’ın aldığı karardan memnundu. Büyüdüğünü ve mantıklı şeyler söylediğini görmek onu mutlu ediyordu.

“Bir süre de grupta olmak istemiyorum.” diyerek yarım kalan sözlerini tamamlamaya başladı Chibi Usa; “Yerimi Sayuri’ye bırakmaya karar verdim. Bu süreçte kendimle olmak ve okulumla ilgilenmek istiyorum. Sizden tek ricam kararıma saygı duymanız.”

Orada bulunan herkes aldığı karar karşısında çok şaşırdılar. Bir yandan da ona hak veriyorlardı. Belki de en doğrusu onu bir süre yalnız bırakmaktı.

* * *

Sayuri, camdan dışarı izlerken somurtur bir halde “İnanamıyorum her zamanki gibi geç kaldı. Sorumsuzluklarına rağmen hâlâ gezegen savaşçıları kadrosunda yer alması beni sinir ediyor. Ben ise okula zamanında gelip giden ve işlerimi zamanında yapan biri olarak yeni nesil gezegen savaşçıları ekibindeyim. Asıl ben gezegen savaşçıları kadrosunda olmalıyım,” diye söylendi.

Yuki ise elindeki ileri seviye matematik kitabını masaya koydu. Yeni edindiği gözlüğünü çıkartıp “Sayuri, abarttığını düşünmüyor musun? Onun öyküsünü bildiğin halde neden böyle düşünüyorsun? O bizlerden daha tecrübeli bir kızdır. Uyuyakaldığı için gecikmiş olamaz mı? Hem onu beklerken derslerimizi gözden geçirebiliriz öyle değil mi?” diyerek arkadaşını sakinleştirmeye çalıştı.

Hanabi, Yuki’nin tavsiyelerinden bıkmış bir şekilde “Pekâlâ Yuki eminiz öyledir. Derse on beş dakika kalmış. Sabah sabah ders çalışma tavsiyeleri dinleyecek halde değiliz. Çoğumuzun gözlerinden uyku fışkırıyor. Bırak da insanlar ders başlamadan sakin ve sessiz bir şekilde kendilerine gelsinler. Kendimize gelmek için Rin bize keman çalsın.” diyerek konuyu değiştirmeye çalıştı.

Rin, Hanabi’nin söyledikleri karşısında çok mutlu oldu. Kemanını alıp tahtanın önüne geçti. Hareketli bir parça çalmaya başladı. Sınıftakilerin bir kısmı ve Hanabi, alkışlarla ona eşlik ediyordu.

Nihayet sınıf kapısı açıldı. İçeriye Chibi Usa ve Kairi girdi. Sayuri, Chibi Usa’nın kurdelesine takılı broşu görmeyince gülümseye başladı. Sayuri’nin gülümsemeye başladığını gören Yuki, Chibi Usa’ya bakmaya başladı. Broşu görmeyince neşeli bir şekilde “Chibi Usa-chan geç kaldığın için üzülme! Hepimizin bazen geç kalırız.” diyerek onun yanına gitti.

“Geç kaldığımız için üzülmüyorum. Canım başka bir şeye sıkkın.” diyen Chibi Usa, yerine geçti. Çantasından kitabını çıkartıp onun sayfaları çevirmeye başladı.

Rin de gülümseyerek “Kairi ile birlikte Chibi Usa’yı neşelendiren bir şeyler çalacağım.” dedikten sonra kemanıyla “Power Of Love (Aşkın Gücü)” şarkısını çaldı. Kairi de şarkıya eşlik etmeye başladı. Chibi Usa da Helios ile geçirdiği güzel anıları hatırlayınca yüzünde güller açmaya başladı. Sayuri de istediğine kavuşmuş bir şekilde Kairi ve Rin’e alkışlarıyla eşlik ediyordu.

İçeriye bir eli belinde diğer eli de kapıda öğrenci belirdi. Bir anda içeriye okyanusun kokusu yayıldı sanki… Orman yeşili saçları ile okyanus yeşili gözleri, herkesi etkilemeyi başarmıştı. Çünkü o anda tüm gözler ona doğru çevrildi.

Tüm bakışların kendisine yöneldiğini fark edince usulca oturacağı yere doğru geçti. O sırada gözü pencere kenarında duran Sayuri’ye takıldı.

“Seçme şansım olsaydı tavşanın yerine seni kötü birisi yapardım çünkü tepeden tırnağa kötülük için doğmuşsun.” diye söylenmeye başladı.

Pencerenin önünde duran Sayuri de diğer sınıf arkadaşları gibi sınıfa yeni gelen öğrenciyi merakla incelemekteydi. Yanı başındaki sıraya oturduğunu fark edince tanışmak için iyi bir fırsat olabileceğini düşünüp ona elini uzattı.

“Merhaba Ben Sayuri Kumada. Sınıfımıza hoş geldin.”

“Benim de adım Aoki Hebino. Tanıştığıma memnun oldum.” deyip kendisine uzanan eli sıktı. “Hiroshima’dan buraya nakil olarak geldim. Yabancılık hissettirmediğin için teşekkür ederim.” diyerek sözünü tamamladı Aoki.

Yılangözü, insan formuna bürünüp Aoki adı ile Chibi Usa’nın sınıfına nakil öğrenci olarak girmeyi başarmıştı. Hırslı ve asi Sayuri ise onu çok etkilemişti. Acaba efendisine Sayuri’den bahsettiğinde onu da avlamasına izin verecek miydi?

Bölüm Sonu!

Bleda & Kai

3 Eylül 1989 yılında Diyarbakır'da doğdum ve Keldani kökenli Türk vatandaşıyım. İlköğretim ve lise eğitimimi Diyarbakır'da aldım. 2011 yılından itibaren Ankara Bilimyurdu DTCF Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümünü okuyorum. Okuduğum bölüm sayesinde Azerbaycan Türkçesi'ni severek öğrendim. Hikaye ve kompozisyon yazmayı çok seviyorum. İç dünyamı yazılarımla okurlarım ile paylaşmaktan zevk alıyorum. Kaan Güler ile tanışmamla ara verdiğim yazı çalışmalarıma yeniden döndüm. Bu dönüş bana çok şey kazandırdı. Yazdığım eserleri wattpad platformunda paylaşıyorum. Türkiye'de Hayran Kurgu Edebiyatı'nın temsilcilerinden biri olmak istiyorum.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. İlk önce yorumun için çok teşekkür ederim. Kayıp Rıhtım’a bu yorumu ekleyebilir misin? 23 dakikalık anime bölümü için 2 saat tadında uzun hikaye yazmak beni kasıyor. Dediğin gibi betimlemelere odaklanacağım. Elimden geleni yapıyorum. Anca o animeye hakim manga editörüyle çalışmak isterim. En azında nelere dikkat edeceğimi bilirim. Ayrıca Gök Çıkrığı sezonunda kötüler bu gezegenin gök çıkrığına kötülük aşılınca zaman tersine akıyor yani iyiler kötü oluyor. Broş da içinde gümüş kristali saklanan objedir. Chibi Usa, Kara Hanım’a dönüştürüldüğü zamanda savaşçı değildi. Yerinde Kara Hanım olacağı için broş onu red ediyor.

    Hedefim bu çok güzel animenin devamı gelebilir sinyalini vermektir. 1000 ve üzeri kelimelerle bölüm öyküsünü yazmayı seviyorum. İnsanları sıkmadan onları Elysion’a davet ediyorum. Didaktik yorumların gerçekten beni çok mutlu ediyor. Övüle övüle kalem gelişmez aksine gömüle gömüle kalem gelişir. Sabırlıyım. İnşallah bu animenin hayran kitlesini yakalarım.

  2. Merhaba,

    Materyalin kökeni hakkında bilgim yok. O sebeple zanaatsal olarak baktım.
    Bence geçen aya göre fiil çekimleri çok daha iyi. Elinize sağlık. Fan fiction konusunda umduklarınıza kavuşmanız dileğiyle…

  3. Çok teşekkür ederim. Murat Kaya Beşiroğlu öğütleri sayesinde yazma konusunda kendimi geliştiriyorum. Rıhtım ailesinde bulunan Ay Savaşçısı hayranlarının dikkatini çekseydi…

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

1 cevap daha var.

Yorum Yapanlar