Öykü

Bilal’in Doğum Günü

Bilal’in doğum günüydü. On yedi yaşına basmıştı. Eğer yağlı yanaklarını muhafaza etmese, kimse bu dev cüssenin genç bir delikanlıya ait olduğunu düşünemezdi. Kapıdan geçmiyor, pencereden taşıyor, kaldırıma sığmıyor, yürürken başı ağaç dallarına çarpıyordu. Omuzları da genişti. Tanımayan, uzaktan gördü mü mahallenin nalburu zannediyordu.

Bilal zihinsel engelliydi, yani çevresindekilere göre deliydi. Kimi küçükken kafa üstü düşmüş der, kimi doğuştan der, kimi kıs kıs gülüp dedesinde de vardı biraz derdi. Sebebi ne olursa olsun Bilal okumayı hiç beceremedi, harfleri yan yana dizip de bir kelime yazamadı. Boğazından da tek söz çıkmadı. Sadece ama sadece rakamlarla arası iyiydi.

Bilal, sevincini ağzını ayırıp gülümseyerek, kızgınlığını da çakmak gibi parlayan gözleriyle belli ederdi. Sevinci taşıyorsa, yanağının kenarından ince bir balgam sarkardı. Öfkesi taşıyorsa, yumruğunu indirirdi. Duvara, masaya, pencereye, kapıya, artık kolu nereye uzanırsa… Henüz bir canlı ile tanışmamıştı bu balyoz darbesi. Fakat bilinmez, Bilal hayatında değişiklikler arayabilirdi.

Bilal’in doğum günüydü. On yedi yaşına basmıştı. Takım kıyafetini sırtına geçirdi. Aynanın karşısında dikildi. Ceketin sağ kol düğmesi kayıptı. Bilal’in rakamlarla arası iyiydi. Diğer taraftakini de tutup kopardı. Saçlarını ıslatıp yana yatırdı ve kendisini sokağa attı. İçi içine sığmıyor, sevincini tekmeleyerek gösteriyordu. Çöp tenekesi, kedi, taş parçası, top oynayan çocuklar; artık ayağına hangisi denk gelirse.

Berber, önünü kesti, sakal tıraşı etmeden bırakmam dedi. Bilal, ağır adımlarla dükkana girdi. Bu tarz muameleye alışkındı elbet yinede her defasında böyle bir hürmetle karşılaşmak hoşuna gidiyordu. Aynadaki yansımasına daldıkça göğsü kabardı.

Lokantaya girdiğinde ise kasiyer masaya kendi elleriyle servis yaptı. Bilal ağzını şapırdatarak içti incik çorbasını. Yemekten sonra kahveye indi. Kapıda koyu bir sigara dumanı kendisini karşıladı. İnce bir de ter kokusu duydu. Burnunu koltuk altına doğru uzattı. Kokunun sahibinden bir türlü emin olamadı. Sağ taraftaki en uç masaya geçti. Önüne çay kondu. Bilal itibar gördükçe mutlu oldu.

Eşli okeye oturdu. Oyunun sonlarına doğru dört sayı geridelerdi. Bilal’in rakamlarla arası iyiydi. Gözünü yerdeki taşlarda gezdiriyor, ihtimalleri hesaplıyordu. Masaya bir sessizlik çöktü. Bilal, başını hafifçe taşlardan kaldırdı, sağ tarafındaki yaşlı adama doğru çevirdi. Adam sırıtıyordu. Ön dişlerinden birisi eksik, bir diğeri ise yarısına kadar oyuktu. Yaşlı adam, kolunu havaya kaldırdı ve elindeki taşı masaya çarptı. Okey yiyince Bilal’in gözü döndü. Ahşap ıstakayı yaşlı adamın kafasına indirdi. Kan sızıyordu adamın alnından.

Ocak sahibi, eli deterjanlı bir halde koşarak yetişti. Omzundan sarkan kurulama havlusu ile adamın yarasına tampon yaptı. “Bu  da ne demek oluyor?” dedi. Bilal bu ses tonunu beğenmedi. Suratını ekşitti. Yumruğunu başının ta en üstüne kadar kaldırıp masaya indirdi. Istakalar yarım boy havaya zıpladı, çay bardakları devrildi, okey korkusundan diğer taşların arasına kaçtı.

“Kafayı mı yedin lan sen?” dedi ocak sahibi. Bilal ayağa kalktı. Sanki boyu daha bir uzamış, omuzları daha bir genişlemişti. Yükseldikçe yükseliyordu. Yükseldikçe dünya eğiliyor, koptu kopacak bükülüyordu. Bilal elini uzattı, ocak sahibinin yakasına yapışıp kendisine doğru çekti, bir an adamı koklayıp öte yana savurdu. Ocak sahibi sandalyeleri yara yara yuvarlandı, durduğu yerde yığılıp kaldı. Kükredi Bilal. Elini masaya çarptı yine. Ayakta kim varsa omuzları sarsıldı, dizleri titredi, sandalyesine çöktü. Göze batmamak için boyunlarını kıvırdı. Bir kez daha kükredi Bilal. Kravatını soyup cebine tıktı. Tekrar masaya oturdu ve taşları karıştırmaya koyuldu.

Deniz Eksilen

Öykü, roman, novella, deneme ve şiir yazıyorum. Psikolojik hikayeleri seviyorum. Arada gerçekçi kurgular kullansam da, bilimkurgu ve fantastik favorim.

Yorgos Lantimos izliyor, Marcel Proust okuyor, Heraklitos’u düşünüyor, Carl Sagan’ı anıyor, Progressive House dinliyor, scooter kullanırken elimi uzatıp otlarla tokalaşıyorum. Rüzgarı, dalgayı, ve abartmadığı sürece yağmuru seviyorum.

Anime ga daisuki desu.

Bilal’in Doğum Günü” için 15 Yorum Var

  1. Benim yaşadığım yerin yakınlarında da var Bilal gibi bir arkadaş, o da aynı hürmeti görür esnaftan. Sayılarla arası iyi değil lakin kendine özgü şarkıları var evinin balonunda söylediği.

    Bilal, doğum günü olduğu için böylesine asabi olmalı, yoksa yaşlı adam atar mıydı okeyi masaya, kafasına ıstaka yeme pahasına; ocak sahibi şaşırır mıydı bu kadar. 🙂

    Güzel ve ilginç bir öyküydü, kaleminize sağlık.

    1. Kim bilir, belki de aynı mahallede oturmuşuzdur bir gün. Sonuçta 751.100’de bir olasılık. Okuyup yorumladığınız için teşekkür ederim.

    1. Teşekkür ederim. Betimleme ilgili bir eleştiri alınca özellikle bu konuya dikkat etmeye çalıştım. Beğenmenize sevindim.

  2. Merhaba, yine kısa ve etkili bir öyküydü. Bilal karakterini tanıdık önce; ardından hayatından bir kesite tanıklık ettik. Farklı bir karakterdi Bilal, hikayesi birazcık daha uzun sürse sanki daha mı iyi olurdu? Anlatım güzel, dil güzel, kısa cümleler gayet başarılı, karakteri de sevdik ama öykü bitince adını koyamadığım bi’ “biraz daha” kaldı bende. Öykünün güzelliğine gölge düşürmüyor bu ama vurucu etki yapmıyor. Kısa öykülerin vurucu olması iyidir; deniz feneri öykünüz öyleydi mesela. Tam bitmesi gerektiği yerde bitmişti. Bu öykü bir ya da iki paragrafı daha kaldırabilir bence. Kaleminize güvendiğim için böyle söylüyorum elbette.
    Sevgiler.

    1. Merhabalar. Haksızsınız diyemeyeceğim. Birkaç paragraf daha eklenebilirdi. Vuruculuk konusunda doğru noktaya işaret etmişsiniz. Özellikle son iki öyküyle karşılaştırılınca biraz havada kalmış gibi gözüküyor. Ya da kısaca daha iyi yazılabilirdi. En azından gelecekteki öykülerim için eleştirinizi dikkate alacağım.
      Okuyup yorumladığınız için teşekkürler.

  3. Gerçekçi ve güzel bir öykü olmuş. Anlatımdaki kuvvetiniz hikayeyi daha bir öne çıkarıyor. Karakteri temaya çok iyi uydurmuşsunuz. Ellerinize sağlık.

    1. Beğeniniz için teşekkür ederim. Siz “gerçekçi” değince ben de yeni farkına vardım. Demek ki insanın gözünden ne ayrıntılar kaçıyormuş da haberi olmuyormuş. Temaya dikkat ederken, fantastik yazmayı unutmuşum.

      Gözlerim mi beni yanıltıyor, yoksa es mi geçtiniz bu ay? Yani öyleyse bile şikayet etmeyeceğim.

      1. Bu ay yazamadım malesef. İş için başka şehire yerleşince hep koşturmayla geçti. Hâlâ daha yerleşebilmiş değilim, ufak tefek aksilikler çıkıyor. Önümüzdeki ay inşallah katılırım. Teşekkür ilginiz için.

        1. Halısınız. Beden yorgunluğu yazarın zayıf noktalarından birisi gibi. Fakat unutmamak gerekir ki tanışmanın, hele hele şehir değiştirmenin ruhu hafiflettiği de bilinen bir şey. Bir an önce düzeninizi kurabilmeniz dileğiyle.

          1. Teşekkür ederim. Beden yorgunluğundan çok zihin yorgunluğu diyelim. Her şey tam yerine oturmadığı ve ilk kez çalıştığım bir alan olduğu için başka şeye odaklanamıyorum. Ama en kısa zamanda yazmaya devam edeceğim. 🙂

  4. Merhaba; On yedi yaşına giren Bilal’in doğum gününü kutlarım öncelikle:)
    Etkili kısa öykünüzde karakteri güzel vermişsiniz. Karakter o sokakta biraz daha mı yürüseydi düşünmedi değilim. Bir de kısa öykü de sayılarla arası iyiydi cümlesini -tahminimce özellikle- fazlaca tekrar etmişsiniz ama bu kısa metinde bana biraz gereksiz göründü. Ellerinize, yüreğinize sağlık.

    1. 🙂 Bilinçaltı öyküde nasıl da ortaya çıkıyor.
      Eleştirinize katılıyorum. Sanki iyi bir şey yakalamışım da, tam tutamamış, elimden kayıp gitmiş gibi. Belki bir hafta daha vakit bulabilseydim daha iyi bir iş çıkartabilirdim. Ama sorun değil, pişmanlığımı gelecek ayki öykü için kullanacağım.
      Okuyup eleştirdiğiniz için teşekkürler.

  5. Daha önce yazılmış yorumlara ekleyebileceğim bir şey yok. Bence öykü başarısız bir öykü olmuş ki yazar da sanırım bunun farkında. Her türlü olumsuzluğun yazarlık kariyerine bir katkı olduğunu hatırlatmak isterim.

    1. Elbette. Beğenilmemek, beğenilme arzusunu coşturur, gelecek için planlar kurdurur, daha sıkı çalıştırır. Önümüzdeki ay daha iyi bir öykü ile karşınıza çıkacağım. Okuduğunuz için teşekkürler.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *