Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Bahti Beyliğinin Kaderi

ilham alınan yaratık
ŞAHMERAN

Bahti Beyliği, kara ve su yollarının geçtiği, verimli topraklara hakim, birçok beyliğin yaşamını sürdürdüğü en güçlü beylik olarak varlığını sürdürmekteymiş. Bahti Beyliği’nin gücü, namı, Bahti Bey’in katı hükümleri, sert duruşu, yanlışlara karşı kendi ailesini bile affetmemesindeymiş.

Bahti Bey’in tam dört çocuğu varmış, ikisi kız, ikisi erkekmiş. Kendisine bir şey olduğunda, büyük oğlu Behti geçecekmiş. Bahti Bey, tüm oğullarını kendi gibi yetiştirmeye çalışıyormuş. Küçük oğlu, tam istediği gibi büyüse de, Behti’nin duygusallığı Bahti Bey’i düşündürüyormuş. Çünkü yerine geçecek ilk aday Behti imiş ve duygusallık beyliğin sonunu getirebilirmiş.

Aylar ayları, günler günleri kovalamıştı, Bahti Bey’in kızını evlendirme günü gelip çatmıştı. Bahti Bey büyük oğlunun yanına alıp, topraklarında çalışan işçileri hem kontrol etmek amacıyla hem de düğünün şanına uygun altın dağıtmak için atları üzerinde gezintiye çıkmışlardı. İşte ne olduysa o gün olmuştu.

Behti, atının üzerinde çalışanlara altınları dağıtırken, elinden altın kesesini çekinerek alan bir çift zeytin karası Sultan Kız ile göz göze gelmişlerdi. Behti, tüm kurallara, örf ve adetlere karşı geleceğini bile bile gönlüne, Sultan Kız gibi söz geçirememişti. Tabii sadece engel, kurallar, örf ve adetler değilmiş, Bahti Bey faktörü de varmış. Bahti Bey oğlunu öldürür gende alt sınıftan bir gelini asla kabul etmezmiş.

Aylar ayları, günler günleri kovalamış, güneş batıp, gün geceye,  yeni aya dönüşmüş ama Behti ile Sultan Kız aşkı hiç değişmeden, gün geçtikçe derin kökleri olan bir filize dönüşmüş. Behti, babası Bahti Bey ile görüştüğünde bu işe asla onay vermeyeceğini gerekirse kendi öz oğlunu ve oğlunun sevdiğini öldürmekle tehdit etmişti.

Genç aşıklar, belli bir süre direnseler de artık direnmekten vazgeçip, el elle verip, sığınacakları düşman beyliğine gidene kadar yetecek kadar yiyecek, giyecek alıp Behti’nin atı ile yola çıkmışlar. Bahti Bey, oğlunu günlerce, aylarca her yerde, yardımcısı ile birlikte aramaya başlamışlar. Dağları yerinden oynatmışlar, taşların yerini değiştirmişler, gölleri çöle çevirmişler nihai sonuca ulaşamamak, Bahti Bey’in öfkesi yüreğinden taşıyormuş.

Aylar ayı, günler günleri kovalamış ve yardımcısı Behti ile Sultan Kız’ın düşman beylikte olduğunu öğrenmiş. Öğrendiği gibi Bahti Bey’e haber vermiş. Bahti Bey atına atlayıp, oğlunun canını almak için yola çıkmak üzereyken, yardımcısı Behti’nin kendini bilmez halde çok hasta olduğunu söylemişti. Bahti Bey olduğu yere yıkılmıştı. Nihayetinde ne kadar öfkeli olsa da, Behti O’nun oğluymuş.

Bahti Bey, yardımcısının yakasına yapışıp, oğluna çare bulup sağ salim nasıl getireceğine dair çözüm bekliyormuş. Yardımcısı Ulu Bey, az gitmiş, uz gitmiş Behti için çözüm ararken, yıllardır beklettiği planı için fırsat yaratmayı da ihmal etmemiş.

Kısa süre sonra Bahti Beyi’nin huzuruna çıkmış. Yardımcısı, çarenin Cemşab isimli fakir bir ailenin oğlunda olduğunu öğrenip, Bahti Bey’e söylemiş. Çünkü oğlunun iyileşip, ayağa kalkması için Şahmeran’ın etine, kanına ihtiyaçları varmış ve Şahmeran’ı onlara tek getirecek olan Cemşab’mış.

Hikaye şundan ibaretmiş; Cemşab günlerden bir gün arkadaşları ile bal toplamak için ormana gitmiş. En çok balı Cemşab toplamış. Aç gözlü arkadaşları, bir mağarada daha çok bal olduğunu Cemşab’a demişler, oraya gittiklerinde, Cemşab’ı mağaraya indirmişler ve kaçmışlar. Cemşab, mağaradan kurtulmak için ışık sızan bir delik bulup, belindeki bıçak ile kazmaya başlamış. Delik büyüdükçe, bir bakmış ki cennet gibi bahçe, yılanlar dolu havuz, rengarenk çiçekler. Gözlerine inanamamış. Havuzun başında, süt beyaz vücutlu bir yılan görür. Gördüğü Şahmeran’mış. Zamanla Şahmeran’ın güvenini kazanmış. Gün gelmiş, Cemşab, ailesini, kardeşlerini özlemiş. Şahmeran onu tek bir şartla salıvermiş, yerini kimseye söylememesi şartı ile.

Çizim: Devrim Kunter
Çizim: Devrim Kunter

Ulu Bey onu bulana kadar, her şey gizli kalmaya başarsa da, Ulu Bey’in acımasızlığını herkes kadar Cemşab da bilirdi. Behti için kendisini bulmuştu ve Şahmeran’ı yakalamasını, sağlamazsa tüm ailesini kılıçtan geçirirdi. Zaten çoktan ailesi beylik sarayında hapis tutulmuştu.

Az gidilmiş, uz gidilmiş düşman beylikten Behti ve Sultan Kız, birçok kişi kılıçtan geçirilerek Bahti Bey’in huzuruna getirilmişti. Behti öylece kendini bilmez yatağında yatırılmış, Sultan Kız kendinden vazgeçmiş kocasının başında beklemiş.

Sonunda Şahmeran’ın eti ve kanı beyliğe getirilmiş getirilmesine de, Ulu Bey şike planını hemencecik kurmuş. Şahmeran’ın etini Behti’ye yedirip, bir yolunu bulup kanını Bahti Bey’e içirmiş. Böylece Cemşab’ın kendisine öğütlediğinin tam tersini yaptığında, Bahti Bey hakkı rahmetine kavuşmuş, Behti gün geçtikçe güçlenmiş. Behti, Ulu Bey için yenmesi kolay bir lokmaymış. Behti’nin kardeşi de küçük olduğu için Ulu Bey kolayca beyliğin idaresini almış olacakmış.

Lakin, Ulu Bey küçük bir merakın kendisini, Bahti Bey’in yanına uğurlayacağından habersizmiş. Şahmeran’ın etini yemeğe katıp Behti’ye içirdiği akşam, Sultan Kız kocasının başına ne gelirse aynısı kendisinin başına gelmesi umuduyla kalan son et parçalarını, yemeğine gizlice katıp, yiyivermişti. Ulu Bey’in hatta Cemşab’ın dahi bilmediği bir şey vardı, sağlıklı bir kadın Şahmeran’ın etini yerse, Şahmeran’ın ruhu O kadında ölene kadar yaşamasıymış. Böylece Sultan Kız gücüne güç katmış.

Bir gece Ulu Bey’in tuttuğu cellatlar Behti’nin canını alacakken, Sultan Kız Şahmeran’ın yılan gücüyle, cellatların ikisini ve odada olanları zevkle izlemek isteyen Ulu Bey’i ısırarak zehirleyip öldürmüş. Böylece Bahti Bey’in yerini sonsuz aşk ile Behti Bey almış.

Aylar ayları kovalamıştı, günler günleri kovalamıştı Şahmeran’ın yılanları, Şahmeran’ın öcünü unutmamış, Bahti Beyliğin kaderi yılanların öcü olmuştu…

Devrim Kunter

Devrim Kunter, çizgi roman yazar, çizer ve yayıncısı. Yurt içinde çizgi roman adına düzenlenen birçok yarışmada Seyfettin Efendi kitaplarıyla ödül almıştır. Yurt içi ve yurt dışındaki birçok sergide çizgi roman sayfaları sergilenmiştir. 2016 Haziran itibariyle Yabani dergisini çıkartmaya başlamıştır.

Pınar Kumsal Başdağ

1975 yılının Ekim soğuğunda dünyaya gelmiş biri olarak, kendimi bildim bileli yazıyorum, okuyorum. Herkesin besin kaynağı vardır, benim besin kaynağım yazmak. Yolda yürüyen kadınlardan herhangi birinin önünü kesip, çantasına baksanız kadınsal her türlü malzeme vardır. Benim çantama baksanız, cüzdan, not defteri ve kalem dışında bi rde evimin anahtarlarından başka bir şey bulamazsınız.

Bahti Beyliğinin Kaderi” için 2 Yorum Var

  1. Merhaba, öykünüzü okurken bazı yerlerde durmak zorunda kaldım. Fiillerde kip kullanımında biraz aksaklık var gibi. Miş’li geçmişten di’li geçmişe oradan bileşik zamanlara derken çok zamanlı bir öykü olmuş bu da öyküyü biraz karıştırmış sanki. Bir de Bahti ve Behti birbirine çok benzeyen iki isim olduğu için okurken karışabiliyor. Bu isimler efsanenin kendisinde var mı yoksa sizin karakterlere verdiğiniz isimler mi onu da bilmiyorum elbette. Seçkide başka öyküleriniz varsa okumak isterim.

  2. Aslinda gayet güzel bir öykü oluyormus da biraz hizli gidilmis gibi geldi bana 🙂 bir önceki yorumda da bahsedildigi üzere mis’li gecmiz zamandan, mis’li gecmis zamanin hikayesine, oradan tekrar geriye, sonra di’li gecmis zamana gecisler olmus. Özne – yüklem karmasalari da var gibiydi, bir de sonlara dogru “Böylece Cemşab’ın kendisine öğütlediğinin tam tersini yapti” yazmissiniz ama ögütün ne oldugundan bahsetmemissiniz 🙂 yine de elinize saglik.

    Sevgiler,

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *