Öykü

Düş Bozan

Çöpleri artık büyük metal kutulara koyuyorlar. Çöp arabaları evlerin artığı ne varsa alıp götürüyor şehrin, yaşamın, en dışında bir yerlere. Kutulanmış çöp yığınlarının olduğu şehirlerde artık kendime yer bulamıyorum. Ben çöplüğün yanında bitmiş yaban güllerini, gül yabanileri, mesken tutarım.

Son bulduğum bu yerde bahçeli evler var dizi dizi. Evlerin sonunda, şu karşıki bahçeli evin birikmiş çöp yığının yanında bir yaban gülü tomurcuklanmış, hemen yerleştim. Ev dediğim de üç kişilik bir hane, bir kocakarı, oğlu ve gelini. Akşam çökmeden gelin ağzına düğüm atılmamış çöp poşetlerini getirir bırakır yanıma. Gündüzün, günün, yaramazlarıyla dolu çöplere bakarım gece boyu…

O da bana bakar. O, Uykusuz. Evin duvarının dibine sinmiş günlerdir gözünü kırpmadan bana bakan adam.

Ayın ilk hilallendiği zaman, nereden geldiyse koşa koşa geldi yanıma. Göğsünün inip inip kalkmasından, solurken ağzının kenarına bulaşan kuru tükürüğünden, şimşek gibi çakan gözlerini üzerime dikişinden, kaşlarını mutlulukla devirişinden anladım beni epey zaman aradığını.

Uykusuzların derdini doktorlar bilmez ben kadar ki derman olsunlar. Beyinlerinin dalgalarına, kaslarının seğirmesine, kanlarının köküne kadar bakarlar da minik beyaz bir hap verip evlerine yollarlar. Gece olup en yakın bildikleri bile uykusuzu yalnız bırakıp kendi içlerine, düşlerine, çeklince uykusuz kendini bulur yalnızlığın içinde. Güneş doğdu mu gün uyanır diye sevinirler ama bilmezler ki dünün kiri, çöpü uykuyla temizlenmemiş, hâlâ içlerinde. Bunca mahlûkat içinde onları bir ben bilir, bir ben anlarım. Acırım uykusuzlara, bu devirde yaşamak onlara zor. Çok eski asırlarda yaşıyor olsalar anlaşılmaları kolaydı. O zamanlar uykudayken de uyanıkken de görülen hakikat bellenir, ben gibi hayaletler bile gerçek sanılırdı.

Bu berduşun da bir uykusuz olduğu yüzünden okunuyordu. Göz kapakları işini görmez olmuş artık göz yuvalarının berisine kaçmıştı. Gözünün akına kuruluktan kırmızı çizgiler çizilmiş, bakışları donuk, yavaştı. Kulakları gece gündüz duymaktan yorgun, sarkmıştı. Dişleri havayı ısırır gibi dışarı fırlamıştı.  Dudakları konuşmamaktan gergin, ağzının gerisine kaçmıştı. Burun kanatları, kalbi aklına hava yetiştirsin diye hep açıktı. Soluğunu toparlayınca çöplükle evi ayıran toprak yolu birkaç adımda geçip evin duvarının dibine sindi.

Uykusuz’u duvar dibinde ilk fark eden evin gelini oldu. Haline acıdı da kocasının eskimiş hırkasını verdi üstüne, bir kap da çorba koydu önüne. Yüzüne renk gelir gibi oldu Uykusuz’un. Üşümüş günlerce, üşütük demişler rüyaları uyanıkken gördükçe. Ee öyledir, bu dünyada uyurken düş görene normal, uyanık kalıp hayal görene deli derler. Demesinler diye gündüz düşlerini söylemez olur uykusuz. İçindekini diyemedikçe çöpleri birikir, birikenin çürük kokusu dayanılmaz olunca da kendinden kaçar gibi, aklına yetişir gibi, koşar koşar koşarlar… Ta ki beni bulana kadar. Evini yurdunu kendini bırakıp gerisinde o da beni bulmaya gelmişti belli ki. Beni görene kadar bekleyecekti. Bekledi. Ayın bilge hilali görünene kadar bekledi.

Ay görünmezdir hep güne bakan gözlere. Başlangıçta bakire bir genç kız gibi hilallenir, sonra karnı şiştikçe gebe bir anaya dönüşür. İnsanoğlunun yaşadığı ne varsa karnında biriktirendir. Günler geçti mi bu kez bilge yaşlı bir kadın gibi hilallenir. Gecede, evlerin ışıkları sönüp sokak lambaları kapandı mı bir ay bakar çöplere. İnsanoğlunun yaşanmışlığının izini, çöpleri, gölgeleyen bir tek ayın ışığıdır. Uykusuz sadece o gölgeleri görür. Bense kutsal ayın ışığında insanların rüyalarını görürüm.

Şimdi bu yeni yerleştiğim yaban gülü tomurcuğunda karşıki evin çöplerine, rüyalarına, bakıyorum günlerdir. Koca karının ve oğlun rüyalarında her şey demince ya gelinin uykuları da rüyaları da bozuk. Gece olup evin ışıkları sönmezden evvel kocasına kaynanasından dert yanar durur. Derdi dinlemeyen dermanı nereden versin, koca arkasını döner uyur. Gelin yatağın içinde debelenir durur.

Ayın karnı şişerken gelinin anası çıktı geldi köylük yerden. Akşam çökünce evin balkonunda kızına nasihatler etti. İyi geçimin yolu, diyordu, düğüm çözmek gün boyu. Kaynanan düğümü atacak sen sabredip çözeceksin.

Sabahında gelin anasını yolcu edip kapattı kendini odasına. İlkin ipten küçük bir halka yaptı. Tığının çengeliyle parmağına doladığı ipi halkanın içine çeke çeke düğümler attı, tığını bata çıka motifler yaptı.  İçinin düğümlerini iplere saldı. Günlerce hiç uyumadı. Ay’ın bilge hilalinin görüneceği günün sabahında ördüğü düğümlerden yaptığı güllü perdeyi penceresine astı. Gecesinde deliksiz bir uykuya daldı.

İçine girdiğim yaban gülünün tomurcuğunda kıpırdandım. Pembe yanakların sarmalından sıyrılıp ışık oldum, çürümüş çöp kokusuna inat gül koktum. Uykusuz uzandığı duvar dibinden doğrulup heyecanla bana baktı.

Gelinin ağzını düğümlemediği çöp poşetlerinin üstünde bir tur dolandım. Sonra doğruca rüyasına gittim. Gelin ördüğü düğümden gülleri tırnaklarıyla çekiştirerek çözmeye çalışıyordu. Aklına makası soktum. Rüya bu ya, gelin nereden geldi bu makas demedi, çekti aldı. İçinde biriktirdiği ne varsa yükledi parmaklarına, gülleri liğme liğme doğradı.

Kimim ben?

Ben gül yabaniyim. Düş bozucusuyum. Rüyada gündüzlerini temizleyenlerin düşleri hakikatten bellensin diye geceye yardıma gelenim. Ayın bilge hilalinde gerçeğin üstündeki örtüyü çekenim.

Kimsin sen?

Uyan da söyle berduş! Kimsin sen? Kimin kimsen yok mu ki günlerdir bu duvarının dibinde beklersin? Anlaşıldı sırrını demeyeceksin. Al sana bir tas çorba. Buralarda daha fazla durma. Ben gidiyorum köye, anamın evine. İçerdeki vicdansız koca karı da umursuz oğlu da seni düşünüp bir tas çorba koymaz önüne. Var git. Git de yeni bir duvar dibi bul kendine.

Düş Bozan” için 3 Yorum Var

  1. Güzel bir öyküydü, fikri beğendim. Farklı bir bakış açısıyla yazılmış. Betimlemeler başarılıydı, cümleler özenle seçilmiş. Okumaktan keyif aldım.

  2. Ben de okumaktan çok keyif aldım. Betimlemeler de ustalık derecesinde yapılmış. Dil ve anlatım çok farklı ve olağanüstü. Usta bir elden çıkan bir öykü, kaleminize sağlık!

  3. Güzel bir öyküydu kaleminize sağlık.

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!