Öykü

Yanılsama

Okyanus yüzeyine sıçradı, sanki bir müddet havada asılı kaldı. Sonra dev gövdesi suya batarken yelpaze yelpaze kuyruğunu gördüm. Ardında koca koca dalgalar bıraktı. Onu ilk kez dün sabah mı yoksa geçen hafta sabah mı gördüm hatırlamıyorum. Fakat mutlaka bir sabah görmüşümdür, zira bu ıssızda güneş aylardır batmıyor.

Yine bir sabah okyanustan dışarı sıçradı, o havadayken zaman da yavaş akmaya başladı, yaprak misali süzülüşünü hayranlıkla seyrettim. Bir vakit bana seslenir gibi oldu. Ben de kendimi buz gibi suya attım. Sonrasında soğuk suda yüzlerce kulaç salladım. Köşe bucak onu aradım, bulamayınca gerisingeri kıyıya döndüm. Dışarısı ay kadar soğuktu. Bu gördüğüm düş mü yoksa gerçek miydi ayırt edemedim, fakat rüyada olsaydım bu kadar üşüyemezdim.

Buz dağından bir parça eriyip suya düştü, düşerken de şiddetli bir gürültü kopardı. O yaratık suya atladığı zaman da tıpkı böyle bir gürültü kopuvermişti. ”Mavi dostum beni ziyarete gelmiş olmalı” diye aklımdan geçirdim. Kıyıya geldiğimde ise gürültünün sebebi olan buz kütlesine bakıp iç geçirdim.

”Ya görmüş olduğum o yaratık yanılsamadan ibaretse”

Yok, yok, kocaman bir balıktı benim gördüğüm. Söz gelimi bir yunustur belki, o zaman benimle arkadaşlık kurmak için mutlaka tekrar gelecektir. Hatta kanlı canlı bir insan bile olabilir.

Dalgıç kıyafeti giymiş birisini görmüş olabilir miydim?

Öyleyse eğer onunla tanışmayı çok isterim. Malum burada senelerdir kimseyi görmüyorum. Dalgıç kıyafetli arkadaşımla bütün konservelerimi paylaşabilirim. Ben kurtulduysam başkaları da kurtulmuş olabilir, değil mi? Bazen yaşayan son insan olduğumu düşünmek çok ürkütücü oluyor.

Ah, ne yazık. Hayal gücüm bana oyunlar kurmaya başlamış. O sabah gördüğüm şey insan olamayacak kadar cüsseliydi. O yaratık olsa olsa irice bir balık olabilirdi. Onun denizi yarıp göğe yükseldiğine şahit olmuştum. O kadar büyük, o kadar maviydi ki… O gördüğüm şey mutlaka gerçek olmalıydı.

Yanılsama” için 2 Yorum Var

  1. Lightsky dedi ki: dedi ki:

    Merhaba,
    Öncelikle ellerinize sağlık.
    Kutluyorum.
    Aklıma takılan soruları paylaşmak istiyorum.
    Güzel bir öyküye başlamışsınız. Ama neden yarım bıraktınız?
    Okumaya başladığımda heyecanlandım, ne olacak diye merakla okurken kesiliverdi.
    Öykünün başında vadettiklerinizden vaz geçerek, bütün cevapları verip öyküyü yarım bırakmış, geliştirmemişsiniz.

    Anlatıcı nasıl biri? Anlatıcıya bunu düşündüren şey ne?
    Bu durumu açsanız nasıl olur?
    Anlatıcının bu kuşkuya düşmesine sebep olan şeyleri olayla, durumla, düşüncelerin altını doldurarak gösterseniz nasıl olur?
    Anlatıcı sonradan bu düşüncesini dile getirse bile temeli atıldığı için biz de ikna edilmiş olmaz mıyız?

    Bütün bunları, okuyucu olarak biz, olayla, durumla, anlatımla görsek nasıl olur?

    Üzerinde çalışılırsa, bu harika başlangıç, harika bir öyküyle sonlanabilir.
    Elbette bunların hepsi benim düşüncelerim. Aklıma takılanları size de aktarmak istedim.
    Siz ne dersiniz?
    Sevgilerimle,

  2. Merhabalar :slight_smile: yapıcı eleştiriniz için çok teşekkürler.
    Anlatıcıya görmüş olduğu şeyin yanılsama olduğunu düşündüren buzdağının eriyip suya düşmesi, anlatıcı kutuplarda uzun süredir yalnız kaldığı için yanılsama görüyor. En azından ben okuyucuların böyle düşünmesini istedim.
    Nurgök hanım, hikayeyi yazmadan önce Sait Faik’in Yalnızlığın Yarattığı İnsan ve Hişt Hişt adlı öykülerini okudum, bu öyküleri taklit ederek taslak oluşturmaya çalıştım. Belki bu yüzden kurguda büyük boşluklar olabilir. Sevgiler.

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!