Öykü

Kara Kuvvetleri Morphalara Karşı

Birazdan öğrenecekleriniz yüzünden kendinizi suçlu hissetmenizi istemem. Zira bugüne dek onların bu yüzlerini hiç görmediniz. Kömürlüğünüzde karşınıza çıksa süpürge sapıyla ezeceğiniz halka mensup üyelerin özgürlük savaşı, sizi utandıracaktır. Rögar kapağına minnet etmeyen küt burunlular, düşündüğünüzden daha cesur çıktı.

Ruhsal bunalımdaki Moden takımının Morpha alt takımından “Yeni Dünya Fareleri” (YDF) adında bir yeraltı fare krallığı. İnsanlara karşı açtıkları özgürlük savaşının hikâyesinden söz ediyorum. Böyle gizemli tanımladığım türün sizin aranızdaki adı: Sıçan.  Uzun kulaklı, küt burunlu, bazen kedi kadar büyük bir fare ırkı. Morphaların kuyrukları kendilerinden bile uzundur. En meşhur fare örgütlerinden “Yeni Dünya Fareleri” adını alan Morphalar, kül renginde kafalarıyla diğer fareler arasında hemen fark edilir. İnsanlar, rengi fark etmeksizin her gördüğü fareye kapan kurduğu için örgütün elindeki bu ün, sadece fareler diyarında geçerli oluyor. Morphaların en çok canını sıkan da bu. Yani insanlar.

Size orayı hayal ettirmek istemezdim ama bilmeniz gerek. Morphaların nerede yaşadığını bilmeden, neden kurtulmak istediklerini hiç anlamayacaksınız: Tüm giderlerin içine döküldüğü bir tünel düşünün. Yeraltında olduğunu söyleme gereği duymuyorum bile. Loş, epey pislik dolu. Çok kötü kokuyor. Yolunuzu bulmanız gerekirse hiçbir şeyi kendinize yön belirleyicisi olarak seçemezsiniz. Çünkü burada Morphalar hariç sadece insan pislikleri var.

Dişi Morpha kulaklarındaki tüyleri tararken lağımın eski neşeli günleri andı:

“Rögar kapağının üstünde yaşayan insan denen ırkın nüfusu arttıkça buraların tadı tuzu kalmadı.”

“Yeryüzü onların elindeyse, her an klozetten çıkma korkusunu vermek de hâlâ bizim elimizde. Bu insanlar kayıp kıtayı bulur, yine bu korkuyu yenemez.”

 

Bir krallığa göre küçük hesaplar peşinde olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat lağım farelerinin, yani Morphaların en büyük silahı, insanların korkularıdır. Ellerinde bu da olmasa insanlar yedi yirmi dört tuvalete gider, artık Allah ne verdiyse yeraltındakileri heba ederlerdi. Ama bu olmayacaktı. Olmamalıydı.

Dişi Morpha yüzünü düşürdü: “Apartman boşluğu, kömürlükler, bodrumlar, nehir kıyıları hep bizimdi. Eski Dünya Fareleri’nin mutluluğu kemirilerek kazınmıştı yerlere. Önce her yeri ilaçladılar, atalarımızı yok ettiler, sonra şanlı Morpha tarihimizin üzerine asfalt döküp yol yaptılar. Her şeyin en sonunda, lütufmuş gibi, bizi yeraltına kapattılar. Sağ olsunlar, rögar kapağımız var da gün ışığı alabiliyoruz.”

YDF Lideri Ubor Metenga, bu şikâyetlerden sıkılmış olsa da, farelerin içini bir şekilde dökmesi gerektiğini düşünüp ses etmiyordu. Yine de kendini, “İnsanlar içini buraya döküyor, buradakiler içini bana döküyor. Lider benim, en zararda olan da benim,” diye düşünmekten alamıyordu. Ubor Metenga, YDF’nin en cüsselisi, dayanıklısı, rengi en parlak olanıydı. İşitme yeteneği, görüş kabiliyeti ve kemirme hızıyla neden lider olduğunu kanıtlıyordu.

Dişi Morpha ile Ubor Metenga’nın çözüme varmayan bu konuşmasının tam ortasında bir tabur fare, eğitimden dönüyordu. Lafın rap rap rap rap ayak sesleriyle bölünmesi, Metenga’yı sevindirmişe benziyordu:

“Döndünüz demek. Bugün eğitiminizde istediğimiz noktaya yaklaştığınızı varsayarak, tünelin sonundaki alana sizin için yeni bir çeşit peynir getirttim.”

Halkı, Ubor Metenga’ya âşıktı.

Morphalar her zaman askeriyeye önem veren bir krallıktı.

* * *

Olayın aslını size henüz anlatmadım. Bu farelerin derdi ne, mis gibi (?)  yaşıyorlar, farenin de özgürü mü olurmuş, diyor olabilirsiniz. Öncelikle “mis gibi” yerini bir kez daha düşünmenizi rica etmeliyim. Bu özgürlük mücadelesini benim ağzımdan değil, YDF Lideri Ubor Metenga’nın ağzından dinlemeniz en gerçek gizli bilgilere erişmenizi sağlayacaktır. Bu iyiliğimi unutmayın.

Metenga, ağızdan ağza yayılan söylentilerden, saat başı gelen onlarca şikâyetten artık sıkılmıştı. Asker Birliği de yemeğini yedikten sonra halkı etrafına toplayacağını duyurdu. Sesinin en çok yankı yapacağı yere geçti. Lağım fareleri, şey yani Morphalar, azımsanacak bir çoğunluk değildi. Sesini hepsine birden duyurmak Ubor Metenga gibi güçlü bir Morpha için bile zor olabilirdi.

Morphalar toplandı. Metenga neşeli görünmekten çok uzaktı:

“Ne zamandır sizinle bunları konuşmak için doğru zamanı bekliyorum. En doğru zamanı da karnınızın tok olduğu ve insanların en az tuvalete gittiği zaman olarak düşündüm. Beni iyi dinleyin Morphalarım. Bizler, Yeni Dünya Fareleri olarak, köklü bir tarihin belki de son direkleriyiz. Atalarımız, Eski Dünya Fareleri, özgürlük mücadelelerini bizden farklı olarak yerin üstünde vermişlerdi. Başarısızlıkları, yaşam alanımızın yerin altıyla kısıtlanmasına mâl oldu. Ha, yerin üstünde insan deyimiyle “sıçan” yok mu? Var. Fakat onlar akıllarını kaçırmışlar. Lidersiz bir hareket, sönmeye mahkûmdur. Aksini düşünen var mı?”

Morphalar aynı anda başlarını iki yana sallayıp ağızlarını şapırdattı. Bu, Ubor Metenga’ya bağlılık gösterdiklerini belli ediyordu. Belki biri hariç. Metenga devam etti:

“Öyleyse sizlerle açık konuşacağım. Morphaların soyu, yeniden tehdit altında. Fakat bu kez, gidecek yerimiz kalmadı. İnsanlar gereğinden fazla üremeye başladığından beri her canlı türü aynı tehdit altına girdi. Kimisi insan otoritesini erkenden kabul edip makûs talihini bekledi. Kimisi ise başkaldırdı. Bu başkaldırının sonu, sonsuza dek tükenen bir nesil de olabilir, doğada güçlenen bir hâkimiyet alanı da olabilir. Bu, bize bağlıdır. İnsanlar, bizim varlığımızdan bir hayli haberdarlar. Balkon giderinden, alaturka tuvaletten, klozetten, kömürlükten her an çıkabileceğimiz için tetikteler. Fakat gizli örgütümüzden haberleri yok. Onlara yapabileceklerimizden haberleri yok. Hâlâ kapana peynir koyacak kadar geri kalmışlar. Hoş bazı Morphalar da hâlâ buna kanabilecek kadar açgözlü!”

Bunu söylerken kuyruğu kökünden kopmuş olan bir Morpha’ya çok sert baktı. Devam etti:

“Bizler, Yeni Dünya Fareleri olarak, Morpha soyunu devam ettirmenin derdindeyiz. Ne alanımızı genişletmek istiyoruz ne de başka bir şey. Bunlar ancak daha sonraki sorunlarımız olabilir. Şimdi öncelikli konu, yeni bir soykırıma daha uğramamamız.”

Dişi Morpha araya girdi:

“Üreme-Çoğalma Ekibimiz çalışmalara devam ediyor Ubor Metenga. Dişi Morphalar Kurulu’nun 3-5 hafta gibi bir sürede dokuz on yavru birden doğurma kapasitesi, YDF için umut verici. Bize güvenebilirsiniz.”

Ubor Metenga önüne küflü peynir sunulmuş gibi keyiflendi. Dişi Morpha’yı takdir ederek: “Çok iyi bir açıdan baktın,” dedi. Sonra tüm Morphalara döndü:

“Duydunuz hepiniz değil mi? Biz, on yıllar var ki, bu şekilde yaşıyoruz. Sıçanların olayı bu! Pislik içinde yaşamaya bayılırız canım!”

Kendini kaptırdığını fark etti.

“Şey… Demek istedim ki, Morphaların fıtratında zaten bünyesinde milyonlarca mikrobu taşımak var olduğu için, hijyenik ortamın yokluğu bize koymaz. Fakat artık borulardan buraya dolan pisliklerden bize yer kalmaz oldu. Üstelik Eski Dünya Fareleri zamanında bu kadar insan yoktu. Şimdi yiyip yapıp üreyen, sığ bir türe dönüştüler. Buraları temizleyen ekiplerinden de ses seda çıkmaz oldu.”

Şimdi hem siz hem onlarca Morpha, Ubor Metenga’nın dilinden YDF’nin en büyük sorununu dinlemiş oldunuz: Yok olmak.

* * *

Kendi aralarında fısıldamaya, paniğe kapılmaya başlayan yüzlerce fare düşünün. Soylarının yok olmasından korkuyorlar. İnsanlara karşı bir özgürlük mücadelesi verme derdindeler. Fakat daha yerin üstüne nasıl çıkacaklarını bile bilmiyorlar. Morphalar hiç umutlu görünmüyordu. O an, yüzlerce YDF Örgütü üyesi olan Morpha’yı gaza getirecek bir şey oldu. Morphaların en ürkek üyesi, cılız sesini en son raddeye kadar zorlayarak dillerinde isyan mânasına gelen sözcüğü bağırdı:

– Norgunk!

Önce bir sessizlik oldu. Bu kelimeyi dile getirmek kolay değildi. Morpha Tarihi boyunca bu kelime ikinci defa sarf ediliyordu. Fareler birbirlerinin yüzüne baktı. Bağıran fare o kadar küçüktü ki, önce kimin söylediğini göremediler. Saniyeler içinde bulundu. Çünkü küçük isyankâr fareyi heyecandan hıçkırık tutmuştu. Şimdi sıra, içlerinden birinin daha çıkıp cesaret etmesindeydi.

Bu kelimeler, sizin bildiğiniz kelimeler gibi söylendikten sonra havada bir ses dalgası olarak salınan harfler bütünü değil. Ruhu olan kelimelerdir. Karşılığını bulmadıkları müddetçe sağa sola saldıran, her yerde onu arayan kelimelerdir. Fakat bulduklarında asıl gücü o zaman kazanırlar.

YDF’nin durması, artık mümkün değildir. Çünkü kuyruğunu kapanda kaybetmiş Morpha, yeraltını şaşkınlığa boğan karşılığı verdi:

– Teslaron!

İşte şimdi, ya her şey bitmişti ya da yeni başlıyordu.

* * *

O gün, YDF için dönüm noktası olmuştu. Eski Dünya Fareleri’nden  bu yana kimsenin dili bu kelimeleri söylemeye varmamıştı. Bu, Morphaların bir savaş hazırlığında olduğunun göstergesiydi.

Yeraltında, yukarıdan fark edilecek kadar hareketlilik vardı. Şehre sessizlik hâkim olduğu saatlerde aşağıdan gelen sesler, Morphaların en büyük silahını yine haklı çıkarmıştı. İnsanlar korkuyorlardı. Yeraltına gömdükleri ölülerden mi yoksa hiç bilmedikleri şeylerden mi? Ubor Metenga ve örgütü, bununla ilgilenmiyordu. Onlar, bir an önce ellerinden alınan yeryüzü ve özgürlük için savaşmak istiyordu.

Bunun için hem zihinsel olarak hem de fiziksel olarak yoğun bir kuşanma sürecine girdiler. Dişi Morphalar Kurulu’nun Üreme-Çoğalma Ekibi, durmadan nüfusa yeni Morphalar kazandırıyorlardı. 5 hafta gibi bir sürede, tek seferde sekiz ya da dokuz yeni Morpha aralarına katılıyordu. Ubor Metenga, bu artıştan memnundu. Tek düşündüğü, eğer girişimleri sonuçsuz kalır da eski yaşamlarına dönmek zorunda kalırlarsa bu kadar fareye nasıl bakacağıydı.

Önlerinde birkaç aylık süre vardı. Yeni Dünya Fareleri, savaşa hazırlanacaktı.

Yüzlerce fare içinden en iyi kemirenlerin, işitenlerin ve görenlerin seçileceği büyük bir yarışma olacaktı. Askeri birlikler, bakanlıklar ve kurumlar için en uygun fareler belirlenecekti. Ubor Metenga’nın tek başına juri olacağı yarışmada seçilenler, YDF bölüklerine gerekli eğitimi veren komutan fare rütbesine erişecekti.

Her şeye Ubor Metenga yetişemezdi.

Yarışmanın düzenleneceği sabah Morphalar için büyük gündü. Fareler, insanlara karşı verecekleri zorlu savaşta ne işe bakacağını bunun sonunda öğreneceklerdi.

Gün doğumu yeraltından fark edildiği an tüm fareler ayaklanıp Metenga’nın emrini beklemeye başladı. YDF tabelasının altında toplanan Morphalar, Ubor Metenga’nın uykusunu almasını büyük bir keyifle bekleyebilirlerdi. Ona gösterdikleri bu sonsuz bağlılık, aralarında bazıları için kafa karışıklığı yaratıyordu. Neden her sabah, saati rögar kapağından aşağı sızan güneş ışığından anlarken, burada dikilip içtimaya çıkıyorlardı? Neden Metenga’nın kelimeleri gökten inen emir niteliğindeydi? Ubor Metenga’yı farelerin yeraltı imparatorluğuna kim lider yapmıştı? Bu soruları soran fare için yeraltındaki şartlar, sorun teşkil etmiyordu. Dünya’ya fare olarak gelip daha iyi koşullar aramak, mantıklı değildi. Morpha ırkı içinde böyle düşündüğünü çekinmeden söyleyebilen tek bir fare vardı.

Özgürlük mücadelesi veren bir halk için tehlikeli fikirlerdi. Ortada bir sorgulama varsa, tüm birikimleri bu çatlaktan sızabilirdi.

Henüz Morphalar için surat asma vakti değildi. Heyecanla Ubor Metenga’nın uyanmasını bekleyen yüzlerce fare içinde bir küt burunlunun kafasındaki sorular, hiçbir şeyi değiştirmezdi. Sesli düşünmediği müddetçe.

 

İlk sabah, Ubor Metenga içtimayı yaptıktan sonra tecrübelerine göre fareleri acemi ve uzman birliklerine ayırdı. Acemileri kendi içinde, uzmanları kendi içinde yarıştırdıktan sonra en iyi uzmanları, en iyi acemilere komutan yapıp en güçlü orduyu kuracaktı.

Yeni Dünya Fareleri birtakım testlerden geçirildi. Ubor Metenga’nın sorularını cevaplayıp ne konuda kabiliyetli olduğunu sergilediler. Önlerine koyulan eşit dilim peynirleri bir dakika içinde kemirdiler, en az peynir bırakan bu adımı kazanmış oldu. Böylece gerekli anda hangi Morphaların insan kulağı kemireceği saptandı. Ardından Ubor Metenga’ya on beş fare adımı uzaklığa dizildiler. Metenga’nın söylediklerini önlerindeki kâğıda yazdılar. En iyi işiten de böylece belirlendi. Kimlerin yaklaşan insan adımlarını çok önceden duyup YDF adına tedbir alacağı belirlenmiş oldu. Bakanlıklarda kimlerin görev alacağı çoktan seçmeli sınavların sonucunda en yüksek puanları alanlarla belirlendi. Acemiler bölümünde uygulanan bu sınav adımları, uzmanlarınkinin yanında oyuncak gibi kalıyordu.
Uzmanların olası bir insan istilası anında kullanacağı savaş teknikleri deneniyordu. Büyük bir taşa insanmış gibi saldırmak, ölen bir YDF üyesi için o an yapılacaklar, uzman yarışının en kolay adımları sayılırdı.

Yarışmalar bir gün boyu sürdü. Günün sonunda gerekli teşkilatlanma sağlanmıştı.

YDF Askeri Birlikleri yeni erleriyle güç kazanmıştı. Yakın dövüş fareleri için özel uzmanlar, taşlı, silahlı fareler için başka özel uzmanlar görev başına getirilmişti. Sadece sinir bozmak için kemirgen tabur kurulmuş, insanları çileden çıkarmak öncelik olarak belirlenmişti. Bakanlıklar, iç işlerinin düzgün yürütülmesi için gerekli tüm çalışmaları yapıyordu. Refah içinde bir savaşın görünmez kahramanları, YDF Bakanlıkları kararnameleriydi. Anlayacağınız küçümsediğiniz fareler, dünya askeri tarihine yeni bir sayfa açacağa benziyordu.

* * *

Günler, YDF Birliği Askerleri’nin yeryüzü darbesine hazırlığıyla geçiyordu. Dört ay geçmişti. Ubor Metenga, dört ay gibi bir sürede, tüm Morphaları savaşa hazırlamıştı. Tüm bakanlıklar tıkır tıkır işliyordu. Bu geçen süre zarfında insanlar aymazlığı iyiden iyiye ele almıştı. Kanalizasyon ve umumî tasfiye tesisleri yapılmadığı için zorluk çeken Morphalar, sırf bu konuya bakan YDF Bakanlığı kurmuşlardı: Yeni Dünya Fareleri Lağım Mecrası İnşaası Bakanlığı.

Tüm çalışmalar arasında fareler arasında bazı söylentiler yayılmaya başlamıştı. Metenga’nın iktidarını reddeden fare, YDF’leri örgütlemeye kalkmıştı. Kalkışma, başlamadan birlikler tarafından bastırılmıştı. Dört ay için yapılan planlamalarda tek fire verilen konu bu farenin davranışlarıydı. Ubor Metenga’nın liderliğini kabul etmek istemiyordu. O günden itibaren ara sıra ortadan kaybolmaya başlamıştı. Kimsenin aklına takip etmek gelmemişti.

Bakanlık bünyesinde toplanan araştırma kurumunun çalışmalarına göre insanlar ancak yapmayı biliyordu. Dört aylık derinlemesine araştırmanın sonucunda elde edilen bu veri Ubor Metenga’yı tatmin etmemişti. Bunun için Rögar Gözetleme Kulesi Ekibi kurup yer üstünde neler döndüğünü rapor ettirmişti. Dehşet verici raporda şu yazıyordu: İnsanlar kanalizasyon çukurundan içeri tükürüyor.

Metenga, o günü makamında geçirdi. Bedeninde bulunan her delikten bir pislik çıkarmayı, hepsini de Morpha Diyarı’na göndermeyi nasıl başarıyorlardı? Odasından çıkmayan Metenga, savaşa hazır halk arasında endişe yarattı. Eski Dünya Fareleri’nin intikamını almak için, YDF’nin soyunu kurtarmak için yanıp tutuşan yüzlerce fare, şimdi onsuz kalamazdı.

Sadece yetkili kişilerin girebildiği Ubor Metenga’nın odasının kapısı çaldı:

“Girebilir miyim Ubor Metenga?”

“Gel bakalım, gel.”

Sesinden yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu belli oluyordu. Esur, fareler içinde en yetkin olanlardan biriydi. Odaya gelme cesaretini de o göstermişti.

“Sorun nedir?

“Artık bir şeyler yapmamız lazım. Dişi Morphalar söz verdikleri gibi Üreme-Çoğalma Ekipleri’ni çalıştırıyor. Ama temizlenmeyen çukurumuzda bir Morpha’ya daha yer kalmadı. Artık zamanı geldi Esur.”

“Harekâtın başlaması için seni bekliyoruz Metenga.”

“Öyleyse, başlıyoruz.

* * *

Ubor Metenga ve YDF’liler, zihnen ve bedenen savaşıp özgürlüklerini kazanmaya hazırdı. Esur, odadan çıkıp tüm bölüklere, ekiplere, bakanlıklara Ubor Metenga’nın emrini bildirdi: Var gücümüzle zincirlerimizi kemirip Eski Dünya Fareleri’nin intikamını alacağız farelerim!

Günün ilk ışıkları yeraltına kadar indi.

Rögar Gözetleme Kulesi Ekibi’nden onay geldi. Ortalıkta fazla insan görünmeyen saatlerdeydiler. YDF Yer üstüne Sızma Teşkilatı Birlikleri, yukarı açılan her delikten çıkmaya başlamıştı. Ubor Metenga’nın öncülüğünde, Eski Dünya Fareleri’nden bu yana yukarı çıkmayan Morphalar, şimdi yer üstündeydi. Yola dağılan fareler, ilk iş olarak aşağıdaki yüzlerce fare için mazgalları açmaya koyuldu. Çıkışları daha hızlı tamamlayan yer altı krallığı fareleri, saldırıya hazırdı. Etrafta hiç düşman görünmemesi Ubor Metenga’ya tuhaf görünmüştü. Bir o kadar da umut verici:

“İşimiz sandığımızdan daha kolay olacak farelerim. Eğitimde yaptığımız tatbikatlarda olduğu gibi, herkes görevinin başına. Yuvamızı geri alalım!”

Bir ağızdan:

– Norgunk!

– Teslarom!

Sokaklara yayılan yüzlerce fareyi vik vik sesler çıkarırken hayal edin. Sizce de bir insanın bile çıkıp camdan bakmıyor oluşu gerçekleşmesi mümkün olmayan bir mucize değil mi? Metenga, hayalperest bir liderdi.

Herkesin yerini aldığını görmek isteyen Metenga, arkasına baktı. Hatırlarsınız, “Ya her şey bitmişti ya da yeni başlıyordu,” demiştim. Metenga’nın başlamadan biten bir savaşın lideri olduğunu anlaması bir saniyesini bile almadı.

Dönüp baktığında yüzlerce farenin cadde boyunca yerde yattığını gördü. Bırakın savaşa hazır olmayı, peynir kemirecek durumda bile değillerdi. Metenga, “Şaka kaldıracak durumda değilim!” diye bağırdı. Gözleri Esur’u aradı. Adımını attığı anda ayağının altında bir şey hissetti. Esur’un kuyruğu. Metenga’nın dibinde yatıyordu.

 

“Norgunk!” Bir farenin doğrulup teslarom demesini bekledi.

Ubor Metega, aklını kaçırmış bir fare gibi yüzlerce ölü farenin arasında dişlerini birbirine çarparak koşuyordu. Tek tek ezberinde olan Morphalardan eksik olanı fark etti. Metenga’nın liderliğine kafayı takmış olan küt burunlu Morpha. Hani eğitimlerin olduğu sıra Metenga’ya olan bağlılığa anlam veremeyen fare.  O yoktu.

Sesli düşünmediği müddetçe, demiştim. Demek sesli düşünmüştü.

 

Bir binanın tepesinden tiz bir viyaklama yükseldi.

“Ubor Metenga bozuntusu!” diyordu ses. Metenga, başını yukarı kaldırdı. Bir binanın tepesinde aşağıda bulamadığı fare duruyordu.

Metenga’nın olanı anlaması zor olmadı. Farelerin özgürlük savaşını yine bir fare yok etmişti.

YDF teşkilatlanmasının sağlandığı dört ay boyunca bu fare yer üstüne bilgi sızdırmıştı. İnsanlar, birkaç ay içinde bir sıçan istilası yaşanacağını bilip her şeyi buna göre düzenlemişlerdi. Savaşın açılmasına yakın tam gününü de öğrendiklerinde, her şeyi başlamadan bitirmişlerdi.

Morphalar, insanların tuzağına düşmüştü. Yeryüzüne çıkacakları gün önceden bilindiğinden tüm sokaklar, ev girişleri, tuvalet giderleri, kömürlükler ilaçlanmıştı. İlaca ayak basan farenin birkaç dakikadan sonra sağ kalması mümkün değildi. Ubor Metenga, diğer Morphalara göre daha dayanıklı olduğundan bu süre birkaç dakika daha uzamıştı işte. İnsanlar, Eski Dünya Fareleri darbesinden sonra, bunu da yaptı. Yeni Dünya Fareleri’nin sonu geldi.

Tüm fareler ölmüştü. İstihbaratçı fare, bir binanın tepesinden soyunun tükenişini izledi. Ubor Metenga, tek tek gezdiği tüm farelerin yüzündeki özgürlük ifadesine son kez baktıktan sonra, yüzlerce Morpha’nın arasına yığıldı.

Elif Şeyda Doğan

Eylül 1994’te Ankara’da doğdum. Çocukken Ankara’dan İzmir’e taşındık. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldum. Bundan sonraki hayatımın okuyarak ve yazarak geçmesini umuyorum. Fantastik edebiyat ile hem yazma hem okuma olarak yakından ilgiliyim. Daha önce birkaç internet dergisinde editör ve yazan olarak yer aldım. 2013 senesinden itibaren fanzin dünyası içindeyim. Birçok fanzinde eserlerim yayımlandı. Şimdilerde ise iki kişi olarak CosmicZion Zine (czz) adlı fantastik edebiyat, uzay ve mitoloji fanzinini çıkartmaktayız.

Kara Kuvvetleri Morphalara Karşı” için 1 Yorum Var

  1. Merhaba,
    Alkış butonu 🙂 Harika bir öykü yazmışsın sevgili Elif, kurgun, anlatımın, yaratıcılığın… Açıkçası temayı bu şekilde kullanman pozitif manada çok şaşırttı beni. Öyküyü okurken -çok akıcıydı bu arada- bunun bir mangası olsa harika olurdu diye düşündüm. Grafik roman değil ama manga olarak harika olabilirdi kesinlikle. Sanırım sen de fanzin çıkartıyorsun. Yolun açık olsun senin de 🙂
    Öyküyü yazarken titizlendiğin, üzerine çalıştığın belli. Emek verilen her şey gibi emek verilmiş bir öykü de çok güzel oluyor, öykün gibi.
    Fareleri insanlara bu kadar yakınlaştırman -psikolojik ve sosyolojik bağlamda- çok etkileyici. Fare kelimesi yerine insan kelimesini kullansan sırıtmaz yani. Bu ayki seçkinin en başarılı bulduğum öykülerinden.
    Kalemine kuvvet.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *