Öykü

Kanat A.Ş.

Ne geldiyse başıma uykusuzluktandı. Çağımızın hastalığı olarak baş gösteren bu sorunun ardında yatan fiziksel koşullar silsilesini oldum olası anlamadım. Bana kalsa düşünmeyi durduramadığım için uyuyamıyordum. Birçok sakinleştirici denememe rağmen hiçbiri işe yaramamıştı. Zamanın ölçülebilir olduğuna bizi kim inandırdıysa bulup bir temiz dövesim vardı. Bu derdi çekmeyenler uyuyamadığınız bir anda sizi delirten saniyelerin nasıl da saatlere vardığını anlamıyor.

Yoksa ben neden tehlikelerini bilmediğim bir kimyasalı denemeye karar vereyim? Deli miyim ben de kendimi bataklığa sürükleyeyim. Hem pembe kristallerin efsunlu uyku ihtimaline kapıldığımda kimse bana bunun ömürlük bir doz olduğunu söylememişti. Başlarda uçuş vakti geldiğinde mutlu oluyordum. Uyku sen kapısını zorlamadan düştüğün düşü bile güzel kılarak geliveriyordu. Ne korkunç bir yanılgıymış.

Zaman geçtikçe düşmekte olanın bizler olduğunu fark ettik. Uyku zamansız anlarda karşımıza çıkmaya başladığında şaşkındık. Peri Tozu’nun kimyası, yarılanma ömrü, emilimi, atılımı gibi hiç haberdar olmadığım konularda fikir belirtmek makul değil. Lakin melaneti nasıl ürettilerse vücuda bir kere alınınca ömür boyu devir ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Peki, bu işe nasıl bulaştım? Bir gece vakti yine uykusuzluğun pençesinde kıvranırken gözlerimdeki ağrıya rağmen telefonumla uğraşıyordum. İlk olarak kelime bulmaca oyunumun arasına giren reklamlarla dikkatimi çekti. Önce umursamadım, telefonu bırakıp perdenin arkasından içeriye giren ışığı yok saymaya çalıştım. Sanki karanlığa kavuşsam dalıp gidebilecekmişim gibi hayıflandım.

Nitekim kendime gelişim de sabah ışıklarıyla oldu. Perişan bir haldeydim. Üç gündür hepi topu beş saat dalabilmiştim. Benim için tipik bir durumdu. Yaşadığım bu dert sebebiyle erken emekli olmak zorunda kalmıştım. Oysa bedenim iflas bayraklarını çekmese en az on yıl daha çalışırdım. Bir şeyler atıştırmak için mutfağa geçtim. İzlediğim videoların arasına dalga geçer gibi giren tanıtımla çıldırdım.

Uyuyamıyor musunuz? Geceleri yatakta dönmekten vücudunuz mu aşındı?

“Peri Tozu” sizleri sonsuz uykuyla tanıştıracak.

Düşler alemine tek bilet.

Üstelik Çağrı Uçuşu sayesinde huzurlu rüyalar da bedava!

Tanıtımdaki sesin buğulu heyecanına sinirlenip tüm sayfaları kapattım. Okumayı denedim, arkada çalan radyoda benimle dalga geçer gibi yine aynı sakin tını yankılandı. Sanki birileri çektiğim çilenin boyutlarını arttırmaya çalışıyordu. Agresif bir telaşla arama motoruna Peri Tozu kelimelerini girdim. Karşıma Kanat A.Ş. tarafından yönetilen çevrimiçi satış platformu çıktı.

Ürünün paketlenmemiş hali fuşya bir toz bulutu gibiydi. Görsele eklenen ışıltılarla sahiden de peri işini andırıyordu. Kullanım önerilerinde yatmadan yarım saat evvel suya karıştırıp içmeniz yeterli diyordu. Tek pakette nasıl bir çözüm sunduklarını anlamamıştım. Şu an her şey netleşiyor fakat o sırada hiç yoktan bir ihtimaldi.

Garantici bir adam olarak bilinirim. Bu sebeple ne yaptım hemen ürünü şikâyet sayfalarında arattım. Kullananlar memnuniyetten çıldırmıştı. Öyle yorumlar gördüm ki iştahım kabardıkça kabardı. Size de olur mu bilmem ama derdinize çözüm ararken gözünüz kararır. Benimki de o hesap işte bir saat önce adamlara söverken sonrasında sipariş kaydı oluşturmuştum.

Ertesi gün sabahın kör vaktinde zil çaldı. Koşturarak kargomu aldım. Getiren kişi ufak tefek bir kadındı. Gülüşünde hafiften bir hinlik vardı ama hiç derdim değildi o sırada. Hız konusunda yorum eklemeyi unutmamam gerektiğini kendime hatırlatarak tozu suya karıştırdım. Önceki gece yine bir gıdım uyamamıştım. Açıklamada saat de belirtmemişlerdi, zannımca yatmadan ibaresi gündüz uykusunu da kapsardı. Bardaktaki ışıltılar ürüne sim kattıklarını düşündürse de tadı orman meyvelerini ısırıyormuşum gibi bir ferahlık vermişti.

Her damla vücudumdaki bitkinliği çekiyordu. Yaşadığım büyülü bir andı. Yarım saat sonra bahsi geçtiği gibi uykuya daldım. Çağrı Uçuşu adı verilen düş burgacı sayesinde bulduğum huzurlu ormanımı, gördüğüm ilk rüyada keşfettim. Başımdan onca şey geçmesine rağmen orayı hâlâ özlüyorum. Bugünümde elde ettiğim başarılar yaşama devam etmemi sağladı kabul. Ama çamlıkların arasındaki evim hep aklımın bir köşesinde kaldı. Beni neyin tatmin edeceğini bilerek kurulan bu iş, takdir edilesi tek yanlarıydı.

Kanat A.Ş. adlı bu şirket başlangıçta sadece dört ürünle pazara girmişti. Yeşil Peri, Peri Anne Dokunuşu ve Diş Perisinin Öpücüğü gibi isimleri komik göndermelerle seçtikleri aşikardı. O sırada iyi yönde gariplik gibi gelse de ürünlerin hasarları düşünülünce bugün hayli vahşi tercihler olduğunu görüyorum. Malumunuz öpücük, karanfil esansına benzer bir tentürdü. Yorumlardan gördüğüm kadarıyla dişin nesi olursa olsun ağrısını kesiveren bir bileşimdi.

Peri Anne Dokunuşu’ysa ciltteki akne problemlerine son veren bir preparattı. Siyah noktaları saniyeler içinde kusan deriye dair videolar da paylaşılmıştı. Yeşil Peri aslında arka planda olanları anlamamızı sağlaması gereken bir üründü. İki farklı dozda çıkardıkları bu içeriğin biri epilepside kullanılırken diğeri mide şikayetlerinde rahatlama sağlıyordu. Bunlara nasıl kandık noktasına bakmayın, çaresizlik işte.

Peri Tozu sahiden uyku problemlerimi çözüp, bana hayallerimin ötesinde olanı bahşetse de sitedeki diğer ürünlerin güvenilirliği o zaman bile düşündürücüydü. Eh nitekim site gün geçtikçe portföyünü geliştirip ruhani denge kısmı açtığında korkularım baş gösterdi. Tılsımlı takılar, efsunlu tuzlar, sönmeyen lambalar, dilek mumları, huzurla dolmanızı sağlayan müzik kutuları, fiziğinizi muhteşem gösteren korseler ve daha niceleri buradaydı.

Çok vakit geçmeden yan etkiler başladı. Peri Tozu sebebiyle hızlı yaşlanmamızı diğerlerine nazaran geç fark ettik tabii. Başlangıçta sadece uyku nöbetleri vardı. Yaşadığımız anomalileri açıklayamayan bilimsel kuruluşlar hepimizi hüsrana uğrattı. Hızla çöküşünü hissetmeye başladığım bedenim ya da bir başkasının irin dolu yüzü, öbürünün dökülen dişleri derken iş farklı bir noktaya yönelmişti. Kanat Mağduru’nu kurmaya bu çözümsüzlükler sırasında karar verdim.

Sattıkları ürünler sebebiyle dava açmak istediğimizde böyle bir şirketin hiç var olmadığını gördük. Site bir anda kapatılmıştı. Başlangıçta kargo teslimlerini kendileri yapsalar da satışlar arttıkça yerel kargo işletmeleriyle anlaşmışlardı. Biz de bu kanaldan ilerledik; kullanıcılardan biri kargo şirketinde çalışıyordu. Bu kadın sayesinde ana depolarını bulduk. İllegal yollardan içeri girdiğimizde bomboş ve küçücük bir odayla karşılaştık. Ben Gürgen Oluk hayatım boyunca böyle ustaca hazırlanan kumpas görmemiştim.

O kadar ürünün oradan dağıtıldığına mı inanalım yoksa bir anda hiç var olmamış gibi silinebilen bu şirkete mi? İşin en deli saçması tarafına gelmedim henüz. Sesimizi duyurmak için yazdığımız şikayetlere absürt cevaplar veriyorlardı. İzlerini sürmeye çalıştığımızda bir şey çıkmadı ama alenen bizimle alay ediyorlardı. Bunlar kirli zihinlerden çıkan ve tercihlerimizin sonuçlarını yaşadığımızı söyler nitelikte metinlerdi. Ansızın vücudumu ele geçiren uyku haline dair oluşturduğum şikâyete dönüt olarak tanıtımlarından bir mesaj yollamışlardı.

Peri Tozu sizleri sonsuz uykuyla tanıştıracak. Düşler Alemi’ne tek bilet.

Zaten bendeki ipler bu yanıtla koptu. Birileri epey eğlensin diye başımıza gelenler kabul edilemezdi. Bu hata yapan ve kaybolan bir firmanın cevabı olamazdı. Bile isteye zarar verdikleri ortadaydı. Anormalliklerin kaynağında yatanın doğaüstü bir güç olduğuna inanmaya başlamıştım. Etrafımdakiler benimle alay etse de ürün isimlerindeki çağrışımın tekinsiz zemininde ilerledim. O sırada genç bir arkadaşımızı organ yetmezliğinden kaybettik.

Sinirimin ve korkumun boyutlarını anlatmam imkânsız. Artık ormanımın çağrısıyla kandırılacak halde değildim. Ölüme yatmak da derdim değildi. Gencecik bir hayatın katledilmesine tepkiliydim. Bu sebeple bir bildiri yayınladım. Kin kusarcasına hazırladığım bu metinde sahte ve yanıltıcı içeriğe sahip bu ürünleri hazırlayıp piyasaya sürenleri kınıyordum.

Lakin bununla da yetinmedim. Normal olmayan bozulmaların kaynağında yer alan herkesin peşinde olduğumu da ekledim. İster çılgın kimyagerler olsunlar ister lanetli periler onları yakalayacağımı dile getirdim. Sonrasında bu metin deli olduğuma dair sürülen kanıtlarda başı çekecekti. Problem değil. Onları kozalarından çıkartmayı başarmıştım.

Gece koltuğumda haberleri izlerken uykuya dalmışım. Ansızın kulağımda biriken çınlamalarla irkilerek sıçradım. Zili andıran bu sesin nereden geldiğini bulamadım. Ardından burnumun ucunda bir ışık patlaması gerçekleşti. Küçücük kanatları olan bir adam karşımda dikilmekteydi. Evet bir ara perilerden şüphelendiğim doğruydu fakat içlerinden birini karşımda görmek bence de delirdiğimin kanıtıydı.

Anlatıldığı gibi muhteşem bir güzellikleri yoktu. Nedense gözleri fazla bitişik gelmişti. Konuştuğunda reklamdaki sesi duymanın yanı sıra törpüyle sivriltilmişe benzeyen dişlerini görünce koltuğun köşesine sindim. Yaydığı titrek ışıltılar odamın tamamını doldurup geri kalan her ışık kaynağını bastırıyordu. Neler anlattığını anlamadan bakıyordum karşımdaki yaratığa.

“Gürgen Bey sizin bildirinize istinaden yanınıza geldim. Gürgen Bey beni duyabiliyor musunuz?” diye tekrar sorduğunda kendime geldim. İsmimi biliyordu. İçimden dua okumak geçtiyse de fazla bir şey bilmediğimden cevapsız bir çağrı olacaktı. En sonunda kendimi toparlamaya çalışarak sırtımı dikleştirdim. Sesim cılız çıksın istemiyordum, birkaç kez boğazımı temizleyerek konuştum.

“Hayal mi görüyorum? Uykudayım değil mi hâlâ?”

“Hayır efendim, bizzat karşınızda dikilmekteyim. Size ulaşma sebebim,” dediğinde lafını böldüm. “Gerçek olduğunuzu düşünmüyorum. Yani olamazsınız değil mi? Periler yoktur.” Karşımdakinin sinirlendiğini düşünsem de sesi konuşurken tüm sakinliğini koruyordu.

“Az evvel bizlere inandığınızı duyurdunuz. Başka bir açıklamanın olmadığını fark ettiğinizi düşünüyorduk. Sanıyorum bu talihsiz bir buluşma oldu. Henüz vakti gelmediyse gitmem gerekir.”

Panikleyerek garabeti durdurdum. Evet, ne kadar sıyırmış olsam da bu iş sahiden de paranormal bir boyuttaydı. Karşımdakinin benden ne istediğini anlamak için başka bir fırsatım olmayacaktı. “Tamam durun. Başımıza açtığınız belaların normal olmadığı ortada. Gencecik bir çocuğun ölümüne sebep oldunuz. Biliyorsunuz değil mi? Kim olursanız olun bunu nasıl yaparsınız?”

“Gürgen Bey o kadar haklısınız ki, derdimiz ortak. Bizlere inandığınızı beyan ettiniz. Bu beyanı esas alarak sizlere durumu açıklamakla görevlendirildim. Onaylıyor musunuz?” dediğinde afalladım. Çağrı merkezine falan mı bağlandım acaba diye geçirirken içimden “Evet,” dedim.

Ani bir hareketle onu şaşırtmak için elimi hızla kaldırıp karşımdaki yaratığa dokunmaya çalıştım. Karşımdakinin bir hologram olduğunu o zaman anladım. Biri evime cihaz falan yerleştirmiş olmalıydı. Peri kılıklı sakince dikilmeye devam etti. Hâlâ normalime tutunma gayretindeydim.

“Görsel illüzyon aracılığıyla sizlere ulaşmaktayım. Üstlerim tarafından size verdiğimiz zararlar neticesinde fiziksel olarak yanınıza gelmenin güvenli olmadığı kanaatine varıldı.”

“Eh haksız sayılmazlar. Seni avucuma alıp sevecek halim yoktu. Kanadının kıyısından biraz kırpabilirdim,” diyerek kinaye yaptım. Daha evvel bir insanla konuşmadığını tahmin ettiğim şahsiyet ürpererek titredi.

“İsabet olmuş o zaman efendim. Durumu açıklamamı ister misiniz?” dediğinde yine de saygıyla yaklaşması beni nedense daha fazla sinirlendirdi. Gözlerinde korku yoktu ama pişmanlığa dokunabilirdim. Anlatacaklarından memnun olmayacağımı bilerek cevapladım. “Ne haltlar yediğinizi merak ediyorum dökül bakalım tıynetsiz.”

“Bilgilendirme sürecine geçiş yapıyorum. Bizler yüzyıllardır insanoğluyla iletişim halindeyizdir. İhtiyaç zamanlarında yardımlarına koşarız ya da ansız vakitlerde muzipliklerle varlığımızı hatırlatırız. Gelişen teknolojiyle birlikte inanılırlığımızı yitirdiğimizi fark ettik. Mitleri bilirsiniz belki perileri var kılan inancın kendisidir. Yazılıp çizilen işlerde iyice fantastikleştirildik ve öteki konumuna düşürüldük. Masal kahramanı olmak bizler için faydasız değildi elbette lakin kayıplar arttıkça işler çığırından çıktı. En sonunda tüm ırklar birleşerek Kanat A.Ş.’yi kurduk. Ürünlerimizin üretim amacı iyilik ve sadece gerekli durumlarda basit muzipliklerdi. Başlangıçta daha fazla insana ulaşmak istediğimiz için büyüleri sahici kıldık. Ama kimse isimlere ve mucizevi etkilere rağmen perileri anmamaktaydı. Sonrasında bunun işe yaramadığından emin olunca birazcık zarar vererek dikkat çekmek istedik. Aslen kuruldaki çeşitlilik bu karara bizleri zorladı da diyebiliriz.”

Anlatılanların boyutu saçma denecek bir dürüstlükteydi. Peri efendi hızla döküldüğü için lafını bölüp araya girememiştim. Fakat bu cümlesi canımı yakmıştı. “Birazcık zarar ha, lanetli yaratıklar sizin yüzünüzden bir genç öldü. Bu şekilde mi size inanalım istiyorsunuz? Sizlere küfürler ederek yaşatabileceksek ne ala.”

“Haklısınız ama bu kıyımın sorumlusu tam olarak biz değiliz. En azından benim ırkım değildi. Bu birleşmeye katılan kötücül periler olarak tarif edebileceğim kesimin bizi kandırmasına da izin verdik. İnanın basit hasarlar olacağını sanıyorduk. Aniden gelen uyku nöbetleriyle başlayan iş, kindar bir şekilde ölümcül yaşlandırmalara vardı. Bunu düzeltmek içinse size ihtiyacımız var.”

“Bana mı? Ben ne yapacağım yahu büyüden falan anlamam. Kimim sanki de size yardım edeyim?”

“Bildirinize gelen yorumları görmediniz sanırım. Size hak veren ve inanan o kadar çok insan var ki. Devasa bir akım başlattınız. Bu etki bile bizleri daha canlı kıldı. Habis niyetlere sahip olan perileri egale edecek güce sahip değiliz. Fakat siz bu konuda global bir açıklama yaparsanız asıl derdimiz olan insanlara temas problemini aşmış olacağız. Onlar da karşılığında yan etkileri kaldıracaklarını beyan ettiler. Bulabildiğimiz en iyi çözüm bu.”

Söylediklerini düşündüm. Bunu yapabilirdim ama işe yarayacağına dair bir inancım yoktu. Bir yandan da denemekten zarar gelmeyeceği ortadaydı. Fakat deliliğim ayyuka çıkacaktı. Olsun dedim ben deli olayım. “Nasıl bir şey istediğinizi bana açıklarsanız yapacağım,” dedim. Gördüklerimin düş olma ihtimaline rağmen yapacaklarımdan beis görmüyordum.

“Yardımınız için teşekkür ederiz. Kaybettiğimiz genç arkadaşımız için gerçekten çok üzgünüz. Diğerleri içimizdeki azınlık fakat güçlerine karşılık verme lüksümüz yok. Bu tarz bir savaşı kaldıracak kadar çok değiliz inanın. Şu an yaptığımız eylem bile bir başarı bizim için.”

“Sizler büyülü bir şekilde geliveren iyileşmenin fark edilmenizi sağlayacağınıza inandınız. Kandırıldığınıza inanasım geliyor yalan yok ama affı mümkün değil.”

“Biliyoruz Gürgen Bey. Fakat bir yandan insanlık da mucizelere inanmak gayesiyle karşısına çıkan her şeyi denemese bu plan işlevsel olmazdı. Her neyse bunların sebeplerini tartışmak faydasız. Yardımınıza muhtacız. Kanat Mağduru bizim aksimize her şeyi değiştirecek güce sahip.”

“Hay sizin işlevsel planınıza tüküreyim,” dediğimi hatırlıyorum. Sonrasında dediklerinden anladığım kadarıyla açıklamalar yapmaya başladım. Bana ziyarette bulunduklarını ve arka planda dönen kumpası anlattım. Görüntü kayıtlarım arama motoruna “Uyku Delisi” yazınca çıkıyor olmalı. Doğal olarak inanılmaz tepkiler aldım. Bir başkası olsa ben de hunharca alay ederdim diyerek ses çıkarmadım.

Zamanla bana inanan insanların sayısı katlanarak arttı. Evet gerçeklerden bahsetmiştim fakat neredeyse yeni bir kült başlatmayı beklemiyordum. Nitekim bu durumu da problem etmedim. Sonuç hedeflerimin çok daha üstündeydi. Kısa bir sürede başarıya ulaşınca peri cemiyetinin üzerimizdeki tüm etkileri kalktı. İyi veyahut kötü demeksizin geri plana çekildiler. Onları tekrar görmedim. Fakat memnun kaldıklarına emindim.

Kanat Mağduru zamanla farklı bir forma evrildi. Benden bağımsız bir organizasyona dönüştüğü bugünlerde kimileri beni delilikten peygamberliğe soyunan zırdeli mertebesine taşıdı. Kimileri de gerçekten tapınmaya çalıştı. Bunu kullanacak biri olsam şu an bambaşka bir noktada olurdum. Fakat ben bugünümde yaşadıklarımın hayal olup olmadığını sorguladığım uykusuz gecelerimle hayatıma devam ediyorum. Ben Gürgen Oluk rüyalara hasret yavaşça ölüyorum. Sonsuz uykum kaygılardan uzak, sisin pusun gerisindeki bir ormanın koynuna kuruludur. Kim bilir belki bir gün rüyalarımda hür ağacın dalında şakıyan kuşlar duyulur.

Ezgi Özbek

1992 Bursa doğumluyum, çocukluğum Samsun’da geçti. 2015 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum. Bir ilaç firmasında çalışıyorum. Konuşmaya başladığım andan itibaren bitmek bilmez hikâyelerimle etrafımdakileri yormayı, yazmayı öğrendiğim vakit bıraktım. Daha az konuşmadım elbet lakin her daim yazdım. Uzun soluklu kurguların yanı sıra öykü yazmaktan ve yayınlamaktan da keyif almaktayım. Yazmaktan öte vurgun olduğum eylemse okumak. Bambaşka dünyaların kapılarında dolanıp durmaktan bıkacağımı zannetmiyorum. Araştırma ve öğrenme temelli yaklaşımımın yazdıklarıma ve okuduklarıma tesir ettiğini ummaktayım.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Hoşgeldin Ezgi. Seni burada görmek çok güzel. Ben de aylar sonra ilk kez peri sayısına yazdım. Güzel bir tevafuk. :heart:
    Öyküyü ve peri temasına dokunuşunu çok sevdim. Gürgen’e üzüldüm ama Gürgen gibi olanların eleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Evet uyuyamadığı için erken emekli olacak kadar kötü halde kendisi, bu açıdan çok zor durumda. Ama onu bu hale getiren durumun gerçekliğe aşırı bağlanması olduğunu düşünüyorum. Kendisi de diyor zaten, başkasında olsa hunharca dalga geçerdim diye. Ayrıca peri ona ziyarete geldiğinde başka bir makamla bağlantı kurmak istiyor dua okuyarak ama bu konuda da şansı olmadığını düşünüyor çünkü hiç inanmamış ki görmediğine. Oysa dünya katman katmandır. Gerçek olanın asıl ilüzyon olduğunu umarım öğrenir Gürgen ve arkadaşları. Sen bu mesajları iletmek istediğin için mi yazdın yoksa ben bir okur olarak mı bu kanıya vardım bilemiyorum. :slight_smile: Lakin öykünün mistik boyutu ve mistikliğin şak diye normalliğin ortasına girmesine bayıldım. Bilirsin severim :slight_smile: Muzip dilin de yine ön plana çıkmış ve yine sevdim Ezgi.
    Kalemin daim olsun kalemdaşım.

  2. Merveciğim Merhabalar!

    Seçkiyi henüz okuma fırsatım olmadı ama ismini görünce sevindim ben de epey. Ne güzel denk gelmişiz :slight_smile: Aslında tam olarak senin mesajına yakın mıydı yazdıklarım bilemiyorum. Biraz basit bir kavrayışla ilerledim ama senin okuman oraya vardıysa bambaşka bir güzellik olur benim için. Benim niyetimden çok okurun gözü ve çözümü önemli neticede.

    Nasıl buraya vardığımı kısaca anlatmak isterim yine de. Eczane aracılığıyla çok fazla insanı gözleme şansını yakaladım. Yazdıklarımı da şekillendiren bir etkisi var kesinlikle bunca temasın. Genelde de gelen kişi bir sorun üzerinden bizlere ulaşıyor. Gördüğüm kadarıyla mucizevi çözüm arayışının oranı çok yüksek. Gürgen Bey benim için bu çözüm için her şeyi deneyenlerden biriydi. Bu körlemesine ilerleyişin bir yerde insana çok zarar verdiğinden dem vurdum aslında.

    Hikaye uykusuzluk çeken birini ele aldı ama sırt ağrısı için hacamata ya da bitkisel tedaviye başvuran biri de olabilirdi. O çaresizlikle fayda ihtimali olan her şeye yönelişi göstermek istedim. İşe yarayıp yaramaması ana kıstas değil de deneme ihtiyacı gibi bahsettiğim şey. Elbet öykünün dönüştüğü nokta farklı bir yere varıyor. Orada da aslında sosyal medyanın gücüyle hem deli hem peygamber ilan edilebileceğimizin altını çizmeye çalıştım. İnsanların inanma ve biat ihtiyacı fazla yüksek. En yakın zamanda öykünle ve kaleminle buluşmak dileğiyle!

    İlhamın bol olsun kalem dostum!

  3. Avatar for ukant ukant says:

    Öykünün içerisinde tıbbi bilgiler serpiştirmenizden mesleğinizle alakalı olduğu belli oluyordu. Çok güzel kurgulamışsınız. Elinize sağlık.

  4. Merhabalar,

    Meslek istemsizce beliriyor bazı metinlerde ama kurgunun içinde sırıtmaması beni mutlu etti. Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

    Sağlıkla kalın!

  5. Selam @zencefilos,

    Tekrar merhaba, uzun bir aradan sonra…

    Eğlendiğim ve belirsizliğini sevdiğim bir öykü olmuş. Ne oldu tam bilemiyoruz ama her iki seçenek de son derece keyifli. Eğer periler varsa ünlü olma kompleksleri ileri düzeydeymiş ama…

    Gelecek seçkilerde görüşmek üzere,

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar