Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Küçük Kıyametim Kanlı Safari

Bugün bir kardeşim olduğunu öğrendiğimin ve onu her yerde aradığımın üç yıl bilmem kaçıncı günü. Kardeşim hakkında bildiklerim adının James Price olması ve otistik bir doktor olmasından ibaretti. Artık umudumu iyiden iyiye yitirmeye başlamıştım. Çünkü yıllardır ona dair tek bir iz bulamamıştım. Sağ olup yaşadığından bile emin değildim. Annem ve babamı küçük yaşta bir trafik kazasında kaybettiğimden beri hep bir kardeşim var mıdır diye merak ederdim. Yetimhane yıllarım kısa sürmüştü . Beni zengin ve güçlü bir aile evlat edindi ve yetiştirip bugünlere getirdi. İçimde kardeşim olduğuna dair hep sebepsiz bir umut taşıdım ve üniversiteyi bitirip mesleğimi elime aldığımda o umudun peşine düştüm. Bioenerji konularına karşı inanılmaz ilgiliydim, bu yüzden Reiki Uzmanı olmuştum. Üniversitede Kimya okumuştum fakat Reiki’ye olan özel ilgim Reiki eğitimleri alarak Reiki uzmanı olmamı sağladı. Kendime bir daire kiraladım ve işimi yapmaya başladım. Yalnız yaşamak canımı sıkmıştı bu yüzden kendime bir ev arkadaşı buldum. Ev arkadaşım Marry adında canlı, neşe dolu bir kızdı; kısa sürede çok iyi anlaşmaya başladık. Marry bir gün bir alışveriş sitesinden hediye olarak Kenya’da bir Safari tatili kazandı. Kazandığı tatil iki kişilikti ve biz de bu güzel fırsatı kaçırmayarak beraber Kenya’ya gittik. Uçak yolculuğundan sonra otelimize ulaştık. Pasaportlarımızı verip kaydımızı yaptırırken Safari Grubunun içinde otistik bir doktor olduğunu fark ettim ve soyadı da koruyucu ailemin bana söz ettiği gibi biyolojik ailemin soyadıyla aynıydı. Birden heyecanlandım ve doktorun yanına yaklaşarak ismini sorup tanıştım. Adı James’ti. Güleryüzlü ve sevecendi hemen kanım kaynamıştı. Fakat üzerinde anlamsız bir durgunluk ve donukluk vardı. Ona hayatımdan bahsettim, kardeşimi aradığımdan, İtalya’da küçük yaşta trafik kazasında annemi ve babamı kaybettiğimden derken laf lafı açtı o da yetimhanede büyümüştü. Büyükannesi bedensel engelli olduğu ve ona bakamadığı için onu yetimhaneye bırakmıştı.

– Büyükanneni ve seni büyüttüğü evi tarif eder misin James? diye sordum. O da benim gibi İtalya’da büyümüştü.

– İtalya’da aynı şehirde aynı mahallede aynı sokakta ve aynı evde benim büyükannem yaşıyor dedim. Benim de büyükannem bedensel engelliydi ve ben bebekken beni yetimhaneye teslim etmişti sonra da beni yetiştiren ailem beni oradan aldı ve büyüttü dedim buruk bir sevinçle.

– Ailemden büyükannemin yerini öğrenmiştim ve okulu bitirdiğimde büyükannemi ziyaret ettim. Büyükannem de kardeşimin otistik bir doktor olduğunu ve adının James Price olduğunu doğrulamıştı.

James’ten soyadımızın tuttuğunu öğrenince içimi büyük bir sevinç kapladı ve ikimiz de her şey bu kadar da tesadüf olamaz diye düşünmeye başladık. Nüfus Müdürlüğü’nde çalışan bir arkadaşım vardı ve hemen onu aradım bu durumu araştırmasını söyledim. Billy’den üç gün içinde haber geldi ve kayıtlara göre de kardeş olduğumuz doğrulanmıştı. Belki de bu kaderin bir cilvesiydi. İki kardeşi birbiriyle buluşturmuştu. Ona sonunda seni buldum kardeşim diyerek sarıldım. İkimizin de gözleri dolmuştu. Safari Tatili çok eğlenceli geçerken tam Safari yapacağımız gün kötü sürprizlerin bizi beklediğini tabii ki bilemezdik. Bu arada James ödüllü bir doktor olduğundan ve buna rağmen nişanlısını kurtarmaya gücünün yetmediğinden bahsetti. Onu ilk gördüğüm andaki onda hissettiğim durgunluğun ve gizli mutsuzluğun bununla ilgili olduğunu şimdi anlamıştım. Safari gününde safari sırasında her şey güzel giderken ve çok eğlenirken birdenbire iki jeep kaza yaptı. Ben James’e bunun hayata ve çok sevdiği mesleğine dönmesi için bir fırsat olduğunu söyledim. Çünkü hayata küsmüş gibi bir hali vardı. Nişanlısını ameliyat ettikten ve onu kurtaramadıktan sonra mesleğini yapmaya devam etmemişti. Nişanlısı ısrarla ameliyat olmak istememişti. James de:

– Seni mutlaka kurtaracağım bana güven sevgilim diyerek onu ameliyata ikna etmişti.

Onu kurtaramadığı için derin bir suçluluk ve yetersizlik duygusuna kapılmıştı James. Ah benim güzel kardeşim diye geçirdim içimden nelerle baş etmişti meğer.

James yaralıları görünce dediğime ikna oldu ve en yakın hastanede yaralıları ameliyat etti. Yaralıları kurtarmasına ve başarılı olmasına rağmen yine de içi içini yemeye devam ediyordu. Anlıyordum davranışlarından ve bakışlarından.

Safari tatilim sayesinde kardeşim James’i bulmuştum. Öyle mutluydum ki. Onunla çok iyi anlaşmıştık. Eve dönüş vaktimiz gelmişti. Marry ile beraber valizlerimizi topladık. Kardeşim James’le iletişim bilgilerimizi birbirimizden aldık. Eve döndükten 15 gün sonra ondan haber aldım. Benimle görüşmek istediğini ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi. Yanına gittim. Gerçekten gözlerinin feri sönmüştü. Bana kabuslarla boğuştuğunu söyledi. Ölen nişanlısı Nina sürekli rüyalarına giriyormuş.

– Abla bana yardım et delirecek gibiyim. Nina’nın sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Beni suçlayan gözleri aklımdan gitmiyor diyerek gözlerinden yaşlar boşalarak bana sarıldı. James’in en son kabusunda Nina ona şöyle diyormuş:

– Şimdiye kadar herkesi kurtardın bir beni kurtaramadın. Seni bu kadar seven nişanlına bunu nasıl yaptın? Hani çok mutlu olacaktık her şey düzelecekti. Neden ısrarla beni ameliyat ettin? Kavuşamadık, mutlu olamadık. Şimdi yapman gereken tek bir şey var yanıma gel. Sen ne yapacağını biliyorsun.

Ben James’in bu anlattıklarını duyunca başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissettim. Gerçekten çok iç yakıcı bir durumdu.

James:

– Onun yanına gitmemi onunla olmamı istiyor dedi gözlerinden yaşlar süzülerek.

Ben birden panikle:

– Ne diyorsun sen James? Ciddi olamazsın. Bunca yıldır hasretini çektiğim kardeşimi yeni buldum ben. Daha sana doyamadan intihar mı edeceksin diyerek gözyaşlarına boğulup dizlerimin üzerine çöktüm.

O da:

-Ben Nina’yı çok sevdim abla. Onsuz yaşamamın bir anlamı yok diyerek mutfaktan bıçağı kapıp bileklerini kesti. Yıllarca aradığım kardeşim gözümün önünde kanlar içinde yerde yatıyordu. Şok geçiriyordum tir tir titremeye başladım. Acı bir çığlık attım. Gözyaşları içinde yere yığıldım. Sanki bir kâbusu yaşıyordum.

– James gitme kardeşim beni bırakma diye sayıklayarak küçük bir kıyametin içine daldım.

Kardeşimi bulduğum Safari Tatiline şimdiye kadar şükrederken lanet olsun bu kanlı safariye, kardeşim göz göre göre ellerimden kayıyor diye hiç susmayan bir düşünce beynime çöreklenmiş ve vücuduma bir zehir gibi yayılmıştı. Kardeşim benim güneşim olmuştu onunla geçirdiğim şu kısacık zamanda. Güneşimi kaybetmiş, kapkaranlık bir zindana düşmüştüm ve hayatım benim için o an bitmişti sanki.

Deniz Güneş

Yazmaya ortaokulda şiirle başladım. İlerleyen yıllarda denemelerle devam ettim. 1okur1yazar.com edebiyat ve kültür sitesinde 3.5 sene köşe yazarlığı yaptım. Zaman Labirentleri deneme türündeki ilk eserimdir. Meftun derleme kitabında denemelerimle; 40 şair 40 şiir ve Usta Şair derleme kitaplarında şiirlerimle yer aldım. Yeni deneme eserim Yaşamın Melodileri & Üç Harfli Sonsuzluk Aşk Ekim 2020'de yayınlandı. Parlak Jurnal'ın düzenlediği Evde Kal Türkiye Yazı Yarışmasında "İstanbul'un Sır Perçemli Kalbi" adlı kısa öyküm yayınlandı. Milliyet Blog yazarıyım.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for freyablue freyablue says:

    Aslında ana hatlarıyla dikkat çekici bir öykü anlatım da akıcı. Yine de biraz daha detaya yer verilmesini; yer ve kişi betimlemeleri ile çarpıcı duyguların daha çok okuyucuya yansıtılmasını aradım. Naçizane düşüncem :slight_smile: Teşekkürler emeğinize :blush:

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.