Öykü

Ve-Vampir

Ağzının tadı yoktu. Ne ormanda gidip avlanmak ne de gece kulübünde bir sarhoşu ısırmak içinden geldi. Bir bıçağı alıp etini oydu. Ne de olsa saniyeler içinde kapanacak bir yaradan akan kana, boş boş baktı. Bir aslan, nasıl ota karşı ilgisizse akan kanının da hiçbir lezzeti yoktu. Kol aynasından gözlerine baktı. Kanlı halkaların döndüğünü görüyor ve gittikçe hiçbir şey hissetmiyordu. Nasıl kulesinden çıkıp yemek yemeye, avlanmaya başlayacaktı. Canlıları ellerinde çırpınırken görmek istemiyordu artık.

Kimsenin ölümünden de sorumlu olmak istemiyordu. Heyecanla, “Ben vampir vegan, insanların Robin Hood’u,” diyerek pelerinini savurarak tırabzanlara zıpladı. Pelerini “Hayır Oastrednook, kan, senin yaşam suyun” diye tıslayarak arkasında savruldu. Konuşan bir pelerin, vegan vampirin olmazsa olmaz aksesuarıdır. Oastre doski rednook, kısaca Oast, acılı acılı gülümsedi. İnsanlara ateşi taşıyan titan gibi, vampirlere kan nefretini taşıyarak Prometheus’un kaderini yaşayabilirdi. Cezası gözlerinin önünden geçti. Kanı çekilinceye kadar bir kayaya bağlanacak ve her vampir bir damarı tüketecekti. Hayır o bir devrimci olmayacaktı.

Vampirleri değiştirmek bana mı kaldı? Koskoca bir vampir türünü. Vampirler insan değildi tabii. Ama insanların düşünmelerini istedikleri gibi bir Orta Çağ masalı ya da efsane de değillerdi. Uzak kızıl bir gezegenin esnek polimorf canlılarıydılar. Kendi gezegenlerindeki kan kaynağı tükendikten sonra Dünya’ya ışınlanmış ve insanların arasında kala kala bukalemun gibi insan türüne benzemişlerdi. Halbuki vampirlerin Urems sistemlerinde kalan akrabalarının, saçları yoktu ve üç gözleri vardı. Daha uzun ve pembe renkteydiler. Vampirlerin adaptasyon yeteneklerini başka yerde konuşalım. Ama hırslı vampirlerin, iş dünyasına girdikleri ve uzak adalarda kan partileri yaptıkları bazı vampirlerce biliniyor. Oast galiba melankoliyi keşfeden bir vampirdi.

“Artık insanlara yaklaşmayacağım ama insanlar kadar zeki ve duygusal olmayan hayvanlardan emin değilim.” Ben de duygusalım dedi pelerini. Ve bir kan damlası gibi havada süzüldü. “Sen sadece şaklabansın Pel, kendi kendine insanmış gibi anılar uydurma!” Aniden kapı açıldı ve Tiya ve Şila daldı. Bunlar, romantik ilişkide, zevk için birbirini emen emvamp’lardı. Oast, masaya uzandı ve laboratuvarında yaptığı karışımı pipetle içmeye koyuldu. Kendi ürettiği yapay moleküllerin yakılmasından açığa çıkardığı azotlu tadı, insanların ve hayvanların derisinden daha tatlı buluyordu. Tiya ve Şila birbirine baktı ve “Bunu nasıl içiyorsun sen bakayım’ dediler. Tiya, gözlerini devirdi. Şila, kusar gibi yaptı. “%10 dioksidon az” dedi Şila. “Sen bir zürafa emicisin, kanlı çeneni kapa Şila!”

“Sen de tam bir şizofrensin Oast! Urems Vampir meclisine, hastalıklı fikirlerini rapor edeceğim. İnsanların aptallığından değil, senin gibiler yüzünden kadim vampirlik geleneği sallantıda.” Oast, hışımla kendisine doğru gelen pelerinini giydi. “Gerçek, geleneklerden üstün Şila!”

Çıkmadan önce, dioksijen ve karbondioksitle damıttığı, azotlu sebze püresini ve en sevdiği kitabı aldı. “Malte laurids brigge’nin notları.” İnsanları seviyordu. Kibirli vampirlerin hiç anlayamayacağı bir sevgiydi bu. Uygar oldukları için değil, belki de aynı kanla büyüdükleri içindi.

Helin Jignore

Helin çocukluğunda edebiyatla tanıştığından beri düz insan ilişkilerine karşın bitmek bilmeyen sayfaların arasında. Şiirlerini dünyayı tekrar okumak için yazıyor. Yazma yolculuğuna altı yıl önce başladı, Beşiktaş’ta yaşıyor.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Hahahaghahahaha zekice bir fikir! Vegan Vampir, içeriği beğendim doğrusu. Ancak biraz daha uzun olsa daha güzel olurdu sanki. Böyle kısa olunca pek doyamadık öyküye. Tebrik ederim…

  2. Avatar for hegos hegos says:

    Teşekkür edeeeeerim. Biraz daha uzun olabilirdi gerçekten. Umarım devamını yazarım :slight_smile:

  3. Çok kısa olmasına rağmen, beslenmeden, türün kökenlerine, kanunlarından, metaforlara son derece geniş ve yenilikçi bir fragman gibiydi öykü.
    Kara mizah ve melankoli de iyi harmanlanmıştı.

    Öykünün uzunluğu ile ilgili yorum ve cevap bence daha çok öykünün salaş tarzından ileri gelmiş. Ancak bu da bir tarz kesinlikle.

    Son derece başarılı buldum.
    Elinize sağlık.

  4. Avatar for ukant ukant says:

    Anlatımınız güzel. Tebrik ederim.

  5. Merhaba,
    Yaklaşık 7 tane öykü okuduktan sonra bana en çok hitap eden öykü buydu. Özgün bir vampir yorumu. Günümüz zamanına da yakın bir anlatım olması çok hoşuma gitti. Mitolojiden de benzetme yapman çok hoşuma gitti. Benim öyküm “Modern Vampirleşme” öykümü okuyup yorum yazabilirsen çok sevinirim :). (Daha hiç yorum gelmedi :()
    Teşekkürler
    İyi günler
    veya iyi akşamlar (bu yorumu ne zaman okuduğuna göre seçebilirsin)

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

1 cevap daha var.

Yorum Yapanlar