Öykü

Ama Bu Öykü Çok Kısa

Bazı öyküleri tek nefeste okursunuz. Gerçek olmadığını düşünür ya da buna inanmak istersiniz ama bu öykü çok kısa diye mızıldanmazsınız. Nefesinizi ne kadar tutabilirsiniz zaten?

Yedi, evet. Bu bir rakam. Yazıyla yazılan bir rakam. Yedi. Yalnızca tek bir tek sayı. Yedi adet olay. Ve birbirinden doğan acımasızlıklar ve acılar ve…

Bir ayın ilk günü ve tüm olayların başlangıcı, aldatılan bir kadın. Basit aslında: adam yetersiz hissediyor ve kadını aldatıyor. Yeterli hissetmiyor, bir de kadını terk ediyor. İlk tahta bebek açılıyor…

Birkaç gün sonra başka bir kadına daha yeterliliğini ispat etmek istiyor, alıyor onu ve nefesi kesilene kadar beceriyor. Bu onda yetersizlikten başka duygu yoksunlukları olduğunu hissettiriyor: birilerine, bir kadına, birçok kadınlara acı vermek istiyor, ikinci tahta bebek açılıyor…

Başka bir kadına acı veriyor, daha sert beceriyor, daha sert! Vuruyor ona, ısırıyor, kanını akıtıyor birazcık, ilk kanı akıtıyor. Kanın tadını alıyor, demir tadı, hayat tadı, var oluşun, Rabbin tadı… Üçüncü tahta bebek açılıyor…

Reglim diyor bir kadın, olmaz. Adam kan problem değil diyor, ‘kanına giriyor’ kadının; kanı, kanına girsin diye… Emiyor kadını ama mutlu olmuyor adam. Aradığı kan, bu kan değil. Kendi kesmeli, kendi kanatmalı, Rabbi dışarı o salmalı… Isırıyor kadını, kadın rahatsız olup sıçrıyor yerinden. Yat lan, diyor adam. Tırnaklarıyla yarıyor kadının karnını hafifçe, biraz daha fazla kan akıtıyor. Kadın korkuyla sıçramaya çalışsa da tutup biraz daha emiyor karnından süzülen incecik kanı. Kadın bir tekme! Atıyor adamı üstünden. Sen manyaksın diye bağırıp, kaçıp gidiyor kadın. Dördüncü tahta bebek açılıyor…

Yeter, yeter, diye inliyor bir başka kadın. Adam kan çıkana kadar kırbaçlamış kadını, kan süzülmüyor, akıyor. Adam kanı yalıyor. Dişleriyle de hafif zorlayarak açıyor yaraları, iyice kanatıyor. Kadın önce bu seks oyunundan memnun ama artık zevk almıyor, bir yaratık tarafından kanı emiliyor. Adamı seviyor, gözlerine bakmaya, öpmeye çalışıyor. Adam ise kan istiyor. Kadın gözlerinden kan getiremiyor, yalnızca ağlıyor ve gidiyor. Beşinci tahta bebek açılıyor…

Para peşin aslanım, diyor bir başka kadın. İki yüz lirayı alıp küçük çantasına koyuyor. Çantasından biraz daha uzun elbisesini hızlıca sıyırıp yatağa uzanıyor, açıyor bacaklarını. Süren başladı koçum, diyor. Adam şehvetle kadının üstüne atlıyor, üstünde kıyafetleri. Öyle bir atlıyor ki, kadın anlamıyor adamın elindeki dikiş tutmaz bıçak ne ara saplandı şah damarına… Kadın, hık, diyor. Kan süzülmüyor, akmıyor, fışkırıyor; demeye kalmadan adam ağzını kan musluğuna dayayıp emiyor, içiyor, doymuyor… Altıncı tahta bebek açılıyor…

Açılıyor da, geriye artık açılacak bir tahta bebek kalmıyor. Var oluşun özü gibi, en küçük tahta bebeği kaldı elimizde matruşkanın.

Adam doymuyor. Bir şeylere ya da birilerine doyamayanların huyu olduğu üzere, kendini yok etmenin o ışıltılı, karşı konulmaz düğmesine basmaya karar veriyor. Fahişenin boynunu delen bıçağı, bu sefer kendi bileğine saplıyor. Süzülen kandan tatmin olmuyor, bir daha vuruyor bıçağı, kanını akıtıyor. Bir daha vuruyor, hah şimdi oldu, kanı fışkırıyor; demeye kalmadan dayıyor ağzını bileğine… Emiyor, içiyor, tam doyacak gibi oluyor, başı dönmeye başlıyor ama umursamadan kendi kanını emiyor, içiyor, doyamıyor… Doyamıyor çünkü kansızlıktan mı yoksa kan zehirlemesinden mi bilinmez geberip gidiyor!

Birkaç gün sonra kokuyu duyup polisi çağıran komşular, dünyanın en kansız cinayetine ve intiharına şahitlik ediyorlar…

Umut Yakar

Ben Umudo, gençliğinin baharında Bukowski okumaya başlamış ve hunharca okumaya devam ederek hayatını enteresanlaştırmış bir yazar, ara sıra da şairim. Epey zamandır blog yazıyor ve birçok yere genelde yayımlanmayan yazılar yolluyorum. Beni izlemeye devam edin…

Ama Bu Öykü Çok Kısa” için 2 Yorum Var

  1. Kan intikam vahşet, cinsellik hepsi bir arada ama ne demeye çalışıyor, açıkçası ne yapmak istediğinizi pek anlamadım

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!