İnsanı en çok tedirgin eden düşüncelerden biri, zihninin gerçekten nerede son bulduğudur; telekinezi ise bu merakın en kışkırtıcı, en cezbedici cevaplarından biri. Görünürde hiçbir kaynağı olmayan bir hareketi doğuran, düşünceyi maddeye yaklaştıran, temas etmeden şekil veren o tuhaf güç… Bu ay, gözlerimizle değil, aklımızla dokunduğumuz bir dünyanın kapısını aralıyoruz.
Bu sayıda, kimi zaman nesneleri kımıldatan kimi zamansa kaderlerin yönünü değiştiren karakterlerle karşılaşıyoruz. Düşüncelerinin ağırlığıyla eşyaları titreten, duygularıyla duvarları çatlatan, öfkeyle fırtına koparan ya da yalnızlığın sessizliği içinde bir çakıl taşını bile yerinden oynatamayan insanların hikâyeleri… Gücün bedeli kadar, güçsüzlüğün açtığı beklenmedik kapılara da tanıklık edeceğiz.
169. sayımız, telekineziyi bir “süper güç” olmanın ötesine taşıyıp insan ruhunun en karanlık ve en aydınlık köşelerine temas eden öykülerle dolu. Düşüncenin titreşimiyle şekillenen evrenlerde, her hareket bir itiraf, her kıpırtı bir çağrı olabilir.
Ve şimdi… Zihnin dokunduğu, görünmeyen ellerin sayfaları çevirdiği öyküler sizi bekliyor.
– 1. Tarif adlı öyküsü ile Adil Ruva
– Ağlamaların Fısıltısı adlı öyküsü ile Mehmet Aluç
– Anomali adlı öyküsü ile Benan Pastacı
– Ayı, Kurt ve Tavşan adlı öyküsü ile Erce Emekli
– Bir ‘Hayatı Tekmeleme’ Hikayesi adlı öyküsü ile Alican Can
– Deus Ex Machina adlı öyküsü ile Ömür Durmuş
– Durağan Fırtına adlı öyküsü ile Tuğçe Yılmaz
– Eski Tohumlar adlı öyküsü ile Sevgi Toplu
– Faili Meçhul adlı öyküsü ile Kerem Üllenoğlu
– Homo Mentis adlı öyküsü ile Sadık Efe Sarıtunalı
– İçinden Dışına adlı öyküsü ile Okan Ildız
– İpin Ucunda adlı öyküsü ile Sena İlter
– İstersem Olur adlı öyküsü ile Alev Toparlı
– Kâbus Kırığı adlı öyküsü ile Ömer Ahmet
– Kemgözlü ve Yürüyen Panayır adlı öyküsü ile Onur Kayra
– Kımıldatırağan’ın Damgası adlı öyküsü ile Bleda Gençay Sönmez
– Kırık Kemikler Köprüsü adlı öyküsü ile Gökçe İpek
– Kıyıda Üç Gün adlı öyküsü ile Veranur Çalışkan
– Penceremde Güvercinlerim adlı öyküsü ile Abdullah Dedeoğlu
– Ritüel adlı öyküsü ile Kadir Kalemdar
– Şanslı Jack adlı öyküsü ile Seçkin Eraslan
– Sinirlerden Örülü Zincir Yelek adlı öyküsü ile Abdullah F. Doğan
– Suzan Kadın adlı öyküsü ile Cevdet Denizaltı
– Teleklerin Kitabı I: Işığın Eğildiği Yer adlı öyküsü ile Aynur Türk
Kayıp Rıhtım Öykü Seçkisi’nin gelecek sayısında temamız “HARİTA” olacak. Bu kez artık kimsenin hatırlamadığı rotaların, unutulmuş diyarlara kapı aralayan eski parşömenlerin, bilinmeyen diyarlardaki saklı hazinelerin ve keşfedilmeyi bekleyen kıtaların izini sürüyoruz. Kaderin ince çizgilerle belirdiği patikalara, haritaların gösterdikleri kadar gizlediklerine de kulak veren öyküler bekliyoruz.
“Harita” temalı öykülerinizi 5 Şubat 2026 tarihine kadar oykuseckisi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
Eserlerinizi göndermeden önce her zaman olduğu gibi Öykü Gönderim Koşulları’na göz atmayı lütfen unutmayın.
Keyifli okumalar dileriz,
Hakan Tunç

Oh be sonunda… Yazanların, hazırlayanların ellerine sağlık.
Güzel konu. İlk iki öyküyü okudum.
Özlemişim. Emeğinize sağlık.