Öykü

Tam Anlamsızlık

Zaman sündükçe sünüyor. Nasıl desem? Kaşardan daha kaşar. Beklemeye gör o anı, inletiyor akrep ve yelkovan. Aslında yılanın başı, titrek kırmızı çubuk. Gözüme iliştikçe küçük kırmızı sinek, midem yanıyor. Sol baştan kim kaldı bakıyor elim. Bir kot pantolon ve bir siyah kazak. Üstünde yabancı etiketler duruyor. Dokununca yönleniyorsun uzak arkadaşın cüzdanına. İçim kabarıyor. Bu kez sinek küçük değil…Midem gene yanıyor. Elim buz kesiyor, parmaklarımda bir isteksizlik. Emir kesiyor demiri. Elim sol baştan kim kaldı bakıyor. Birileri bir kahve içimlik zaman ayırıyor. Kahve! Sadece. Minicik bir fincandaki sıcaklığa kırımızı sinek konmuş, çok oluyor. Ama onlar, kokusunu yolluyor. Benim burnum da seninki gibi her boka neden giriyor? Kahve koordinatlarıyla içiliyor. Burnum kıvrılmak üzereyken emir kesiyor demiri. Mis gibi kavruk…

Sol baştan kim kaldı bakıyor elim. Bir çizmenin kaç tane permütasyonu olabiliyor? Ona permütasyon mu deniyor? Bir kadının kombinasyonları doğuyor. Benim sinek nerede?

Bir kedi kaçıyor. Ve fakat kaçamıyor. Kızgınlığını atamıyor. Sol baştan kim kalıyor bundan başka? Ah! diyorum onun da durumları ifşa oluyor! Ne hakla?

“Resim koymuşsun” diyor, “Çok beğendim”, “Falanca ölmüş!”, “Filancalar şuradalar”, “Sen” diyor, “Ben” diyor. Oradaydın, oradaydım, oradaydılar… Ve hâlâ orada olanlar var oluyor.

Ben evimde değil miyim? Sen hayatta değil misin? Kim ölmüş? Kimin arabası kırmızı sinek? Kimin bokunda boncuk var? Kimin çocuğu gökten zembille indi? Hangi kadın dünya güzeli? Kimin kocası en zengin? Evlerimizi hangi memleketin vatandaşları temizliyor? Bu ışıklar kimin için parlıyor? Noel mi geliyor bir yandan? Çam ağacı altında çiğ köfte mi yapılıyor? Bu nasıl bir ikilem? Hasretim kabarıyor kırmızı yeşil ekoseli berjere. Yanında bir ladin. Top top süsleri altın rengi yıldızıyla parlıyor. Şömine de odun çatırdıyor değil mi? Petekler soğuyor yavaştan. Öyle sanıyorum ki kar yağıyor. Ve fakat ben sanıyorum. Sol baştan kim kaldı bakıyor elim. Çilli yüzünden dönüşüyor mermere, yakın akrabanın çirkin kızı. Kendi dağınık saçlarıma gidiyor elim. Parmaklarım buz. Emir kesiyor demiri. “Paris” diyor! “Venedik” diyor! Sahi mi? Her yerdeyim. Her yerdeler. Zaman sünüyor.

Iskartaya ayrılıyor düşlerim. Konumlanamıyor gibi benimkiler. Yok diyecek gücü eritiyor minicik bir şeyler. Usulüne uygunsuz düşüyor gülümsemelerim. Aynada bir sorgu başlıyor. Yapmasam olmuyor. Yapsam benden bir el doğuyor. Uzun bir paragrafın anlamını bozuyor bir küçük şey. Sonra büyüyor. Fırlatıp atıyor elim. Emir kesiyor demiri. Alıyorum, bırakıyorum. Zapt edilmiyor; edepsiz, arsız, külyutmaz, faka basmaz…Ve bırakmıyor yakamı yeniden küçük bir dünyaya doğuyorum. Bıkıyorum. Bunalıyorum. Ve fakat çekiliyorum girdabına. Sen gibi. O gibi. Herkes gibi. Milyonlarca bileşeni kendime lehimliyorum. Pislik doluyorum. Takip ediyorum takip ediliyorum. Gerçekten ağlayamıyorum. Oraya buraya gülen yüzler koyuyorum. Terli suratları öpüyorum kalp süsleriyle. Selam veriyorum tanımadığım ve asla tanışmayacağımı bildiklerime. Bekliyorum. Sen de bekliyorsun biliyorum. Gönül koyuyorlar geçip giden eften püftenlere. Sen gibi, tıpkı ben gibi. Neredeyiz? Ne kadar ilkeliz…Zihnimden yavaşça salınanları okuyor sol elim. Ne kadar hızlı, ne kadar akıllı dokunduğum her şey. Gerçekten ilkeliz.

Sağlam temellerin üzerine kuruluyor iskambilden gökdelenler. Çabalıyor anadan üryan olsun tüm insanlık. Ne hacet dinamit bağlıyor elim sol baştan. Fitilin ucu kayıp, ateş başka yerde yanıyor. Hüzünlerim tek tıkla ortaya saçılıyor. Kâğıttan kuleleri bir rüzgâr deviriyor.

Ben ve sen ve de herkes… Yolculuğun sonunu müjdeliyoruz sol baştan. Takip ediliyoruz. Takip ediyoruz. Aşağıya düşüyor plastik taziyeler. Bir çipe gömülüyor insanlık.

Mezar kodu: ……

Yoruluyor akrep ve yelkovan. Kırmızı titrek bastonuyla koşuyor. Zaman sündükçe sünüyor. Nasıl desem; kaşardan daha kaşar!

Neslihan Sezgin

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Merhaba,

    Anlattığı şeyi, yavan ve samimiyetsiz bir doğruculukla kaşardan daha kaşar bir formatta anlatmak yerine, tam anlamsızlığı bilinçli olarak tam anlamsız bir ara yüzle, ancak aynı zamanda edebi bir yetkinlikte anlatan bu öyküyü çok beğendim. Ellerinize sağlık.

    Gelecek seçkilerde tekrar görüşmek dileğiyle…

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar