Öykü

Bataklık Adam

Bahar ayındaydık. Havalar da baya bir ısınmıştı. Annem dünden beri köye gitmemiz gerek deyip duruyordu. Gerçi gitmek hiç içimden gelmiyordu, ancak ne yazık ki evde kalmak gibi bir şansım da yoktu. Tatildeydim. Annemse beni asla evde yalnız bırakıp bir yerlere gitmezdi. Zaten bensiz de yolculuğun tadı çıkmazdı ona göre. Eşyalarımı toparlayıp kapıda annemi beklemeye başladım:

“Hadi, ama anne, otobüsü kaçıracağız!”

“Geldim, geldim!”

Annemin üzerindeki elbise tam bir spor kıyafetti, kendimi gülmekten alıkoyamadım:

“Anne, benden bile daha genç olmuşsun.”

“Napıyım, otobüste rahat olamıyorum etekle.” Annem sinirle söyledi. Bakışlarında “Sesini kes!” diyordu sanki.

“Tamam, tamam, şaka yaptım. Hadi, çıkalım artık.”

Yolculuğumuz başladı artık. Karşıda oturan bir küçük kız çocuğuyla, bir kadın vardı. Kadın galiba kızın anneannesiydi. Kızın sorduğu soru benim de ilgimi çekti istemeden de olsa. Kulak misafiri oldum konuşmalarına. Kız şöyle söyledi:

“Gerçekten de bataklık adam var mı?”

“Bataklık adam mı? O kardan adam değildi mi? Bu da yeni moda herhalde diye.” düşündüm içimden. Doğrusu ilk önce komik geldi bana. Çocukların hayal gücü gerçekten de çok geniş diye düşündüm.

Kadın emin bir tarzda:

“Tabi ki var, yavrum. Hem de kocaman.”

“Peki nerde yaşıyor?”

“Bataklıkta yaşıyor.”

“Neden biz onu hiç görmedik?”

İşte benim sorum, eğer varsa neden biz onu hiç görmedik. Hatta hiç duyamadık da ismini. Emindim bu kadının uydurduğu kuyruklu yalanıydı. Ancak içime ufacık bir korku düştü. Acaba gerçekten de öyle biri var mı diye düşünmeye başladım. Sonra annemin sesi beni alıverdi o saçma düşüncelerimin içinden.

“Kızım, ne oldu? Çok durgun görünüyorsun.”

“Hiç, hiçbir şey.”

“Hayır, kesin bir şey olmuş, söyle yavrum ne oldu?”

“Anne…”

Aslında bu soruyu sormak benim için tam bir utanç kaynağıydı. Ancak içimi kemiren bu soruyu sormam gerekiyordu, yoksa rahatlayamazdım.

“Efendim, hadi söyle artık ne oldu?”

“Anne, bataklık adam diye bir şey var mı?”

“Ne?” annemin yüzündeki şaşkınlık hâlâ gözlerimin önünden gitmiyor. Çok şaşırmış ve kızmıştı.

“Bataklık adam…” Ben tekrar ettim.

“Sen çocuk musun?”

Annem kahkaha attı otobüste. Herkes ona baktı. Sonra annem kendini toparlayıp bana baktı dikkatlice.

“Sen çocuk musun, kızım? Gelmişsin 20 yaşına hâlâ bataklık adam diyorsun, nasıl olur da bu tür saçmalıklara inanıyorsun anlamıyorum.”

“Ama…”

“Gerçekten inanmıyorum sana, üniversiteye giden kızımın bana sorduğu soruya bak. Sanırsın 10 yaşında küçük kız. Bir de okumuş olacaksın güya.”

Bu hakaretlerden sonra ağzımı bir daha açmadım yol boyu. Pencereye yaslandım ve dışarıdaki manzarayı seyretmeye başladım. Annemse hâlâ konuşuyordu:

“Bataklık adam ne ya! Hepsi çocukken babanın sana okuduğu o kitaplar yüzünden oldu, biliyorum ben. Kaç kere dedim okuma böyle saçma sapan kitaplar çocuğa, ama dinleyen var mı beni?! Hayır tabi baba kız hiç benim sözümü kale alır mısınız?! Çok biliyorsunuz ya siz!”

Ve annem uyuyana kadar söylenmeye devam etti.

Öğle saati olmuştu artık. Mola saatiydi. Şoför bize beş dakika mola verdi:

“Herkes insin, ihtiyacını ödesin, alacak şeyler varsa alsınlar, yiyecek, içecek gibi!”

Ben annemi uyandırdım:

“Anne, kalk, mola saati!”

Annem kalktı ve bir küçük bakkala girdi:

“Geliyor musun? Ben içecek bir şeyler alacağım.”

“Yok, ben burada beklerim.”

“İyi, bekle, belki bataklık adam gelir de, sen de görürsün onu.” sinirle söyledi.

Annem yine lafımı yüzüme tokat gibi çarpıp gitmişti.

Etrafı izlemeye başladım. Çok sessiz ve sakindi. Sahra gibiydi. Aniden bir ses duydum uzaktan. Bir haykırış sesiydi bu.

Sesin geldiği yere doğru gittim. Bir taraftan korkuyordum, diğer yandan kendimi cesurlandırmak için sözler tekrar ediyordum. Bilmem neden ancak içimden bir ses oraya gitmem gerektiğini söylüyordu. Ve ben her zaman içimdeki sese güvenmişimdir, beni hiçbir zaman yanıltmamıştı. Yavaş adımlarla gittim. Ses daha da gür gelmeye başladı. Sanki birileri haykırıyordu, imdat diliyordu. Ve sonunda kendimi bir ormanlık alanda buluverdim. Hayır kaybolmamıştım. Buna emindim, çünkü geri döneceğim yeri çok iyi hatırlıyordum. Etrafıma baktım dikkatlice. Ses gelen yer çok yakındı ben, ancak hiçbir şey yoktu etrafta derken onu gördüm. Evet, bu oydu. “Bataklık adam” dedikleri şey buydu. Dev bir çamur ayağa kalkmış ve inliyordu. Sesi o kadar kalındı ki, az kalsın kulaklarımı batırıyordu. İşte onu görmüştüm. Yanına gitmek istedim. Ancak bana baktığını gördüğümde korktum. Evet, bana bakıyordu kocaman çamurdan gözleri. Aniden bataklık adam çamurun içine girdi. Galiba o da benden korkmuştu. Sonra annemin bana seslendiğini duydum:

“Kızım! Kızım, nerdesin?”

“Anne, burdayım, çabuk gel!”

Annem koşarak yanıma geldi:

“Gel, hadi, otobüs bizi bekliyor! Ne işin var ki, burda?”

“Anne bak oraya!”

“Nereye?”

“Bataklığa?”

“Eee ne olmuş yani?”

“Nasıl ya?! Anne, orda!”

“Kim orda?”

“Bataklık adam! Az önce gördüm!”

“Sen iyice çıldırdın! Ne bataklığı, ne adamı? Orda hiçbir şey yok!”

“Az önce girdi çamurun içine, ancak burdaydı gördüm ben.”

“Sen hayal görmüşsündür.”

“Hayır, gerçekten gördüm!”

*Yeter ya! Yürü gidiyoruz!” annem kolumdan tutup beni götürdü ordan.

“Çocuk gibisin! Büyü artık! Derslerden kafayı yemişsin resmen, iyi bir tatil yapman gerek senin.”

“Ama gördüm.”

“Bir daha bu konuyu açarsan, çok kötü olur senin için. Sinirlendirme beni!”

Ve ben sustum. Annem de sustu, ancak kızgınlığı aylarca sürdü. Peki annemin dediği gibi ben hayal görmüşüm ise o şey neydi? Belki de gerçekten de Bataklık adam vardı, ya da ben yanlış gördüm. Bilemiyorum, doğrusu.

Bataklık Adam” için 1 Yorum Var

  1. Aremas dedi ki: dedi ki:

    Öykünüzde yer yer ifade noksanlıkları var. Bunlar birkaç kere üstünden geçildiğinde düzeltilebilecek şeyler. Daha çok okuma yapmanız gerektiğini düşünüyorum. Gelelim kurgunuza…

    Bu paragrafın daha yukarılarında, eğer akıl hastası değilse o soruyu o tavırla sorması tam bir zorlama kurgu örneği. Alıntı yaptığım metin ise anne tarafından gösterilmiş tutarsız bir tepki. Diyaloglarda ilk aranılan şey hayata dair olması. Diyaloglar yapmacık olmamalı ve çeviriden hallice gibi görünmemeli. Bu konuda daha çok çalışmalı ve belki de insanları daha çok gözlemlemelisiniz. Kurgunuz asla zorlama olmamalı. İyi şanslar.

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!