Öykü

Kapalı Alan Ölçümü

Üçüncü günün sonunda gözlem odasında bir değişim kayda geçti. İlk alarm sensörlerden gelmedi. Koku, ölçüm eşiklerinin dışında ortaya çıktı. Cilt altından yükselen mineralli yoğunluk, havalandırma filtresini aşarak odaya yayıldı. Odanın parametreleri sabit kaldı. Değişim, özne üzerinde kaydedildi.

Teknik ekip bunu ölçülebilir olmayan bir sapma olarak işaretledi. Kayıt dışı bırakıldı. Buna rağmen koku, tanımlanmamış bir boşluğun varlığını doğruluyordu. Henüz adlandırılmamış bir alanın, çevreyle ilk temasıydı bu.

Göğüs altı taramasında sınırlar önceki kayıtlarla uyuşmadı. Doku hareket ediyordu; ancak rastlantısal değil, yönlü biçimde. Referans noktaları sabitlenmiş olmasına rağmen aralarındaki mesafe değişti. Ölçüm çizgileri tekrar etmiyordu, fakat kendi içlerinde tutarlıydı.

Bu tutarlılık birime tanıdıktı. Yangın sonrası dumanın açtığı geçitler gibi: Önceden kestirilemeyen, ancak geriye doğru izlendiğinde netleşen yollar. Derimin altında buna benzer bir yapı oluşuyordu. Bir hat değil; ilerlemek için zemin arayan bir akış.

Gece ışıklar kapandığında ısı yükseldi. Artış tek merkezli değildi. Isı, kısa aralıklarla yer değiştiriyordu. Duvarların soğukluğu bu ritmi bastırmadı. Aksine, ölçümü daha belirgin hâle getirdi. Birim arşivinde buna karşılık gelen kayıtlar vardı: Yeraltı hareketleri, yüzeye yaklaşan boşluklar, kapatılmış bölgeler.

O zaman bu titreşimler çevresel kabul edilmişti. Şimdi ses bedenimden geliyordu. Kulaklarım değil, göğüs kafesim algılıyordu. Titreşim kesildiğinde ortam sessizleşmiyor; yalnızca sesin kaynağı değişiyordu.

Sabah, sol köprücük kemiği üzerindeki kabartıyı ölçen cihaz duraksadı. Sensör arızası denildi. Veri akışı kesilmemişti. Sorun ölçüm çizgisindeydi. Manyetik akım, çizgiyi kendi yönüne çekmişti. Kayıt sapma gösterdi, ardından normalize edildi.

Sapmanın yönü kuzeye yakındı. Ancak bu, coğrafi bir kuzey değildi. Haritalardaki sabit referanslarla örtüşmüyordu. Daha çok çağıran bir yönlenmeydi; yaklaştıkça hızlanan.

Öğleden sonra getirilen ısıl dağılım haritaları ekranda açıldığında bedenimdeki sıcaklık eşzamanlı değişti. İlk kayıtta bu bir rastlantı olarak işaretlendi. Harita güncellendiğinde kırılma tekrarlandı. Aynı gecikmeyle, aynı yönde.

Birim sorumlusunun yüzünde kısa bir duraksama belirdi. Uyumsuzluk yoktu. Aksine, eşleşme fazlasıyla netti. Haritadaki kırık çizgiler, bir anlığına derimin altındaki yapıyla üst üste geldi.

Bu noktada kayıtların tonu değişti. “Sapma” terimi bırakıldı. Yerine “örtüşme” yazıldı. Ardından “yerleştirme ihtimali”.

Bende beliren yapının biçimi hâlâ tanımsız görünüyor. Ancak birim için bu bir sorun değildi. Tanım gecikmiş olabilir, fakat yön belliydi. İki akış—biri ekranda, biri bedende—aynı anda duruyor, sonra ayrılıyordu. Biri sınırları yokluyor, diğeri karşılık vermiyordu. Bu, başarısız bir eşleşme değil; henüz tamamlanmamış bir hizalamaydı.

Saat 17.22’de duyusal eşik değişti. Kulak zarım çevresel sesleri filtrelemeye başladı. Havalandırma, kapı mekanizmaları, ayak sesleri geri çekildi. İç akışın yankısı baskın hâle geldi. Hareket artık güzergâh çiziyordu.

Bu güzergâh ilerledikçe bazı bölgeler açılıyor, bazıları kapanıyordu. Aynı doku değildi. Bazı yüzeyler geçit veriyor, bazıları direniyordu. Direnen noktalar kayda alındı. Geçit verenler işaretlendi.

Kuramsal metinlerde bu eşikler “ölçümün geciktiği anlar” olarak tanımlanırdı. Pratikte ise bu tür anlar, yeni haritalar üretmek için kullanılırdı. Burada uyumsuz olan veri değildi. Yeriydi.

Akşam saatlerinde bölme genişledi. Oda, işlevini yitirdi. Yerini dar bir koridora bıraktı. Duvara temas ettiğimde yüzey homojen değildi. Bazı bölgeler soğuk, bazıları yoğundu. Dokunma, ses ve koku önce oraya ulaşıyor, sonra bana geri dönüyordu.

Bu aşamada harici sensörler gereksizleşti. Beden, ölçüm yüzeyi olarak yeterliydi.

Kayıt tutmamın nedeni artık açık: Derimin altındaki yapı bir harita temsili değil. Doğrudan bir yer. Geçiş noktaları var. Kilitlenen alanları var. Ve bu yapı, birimin yıllardır sınıflandıramadığı bölgeyle birebir örtüşüyor.

Burada tutulma gerekçem semptom değil. Taşıyıcılık.

Bugün içimdeki koridor ilk kez dışarı doğru genişledi. Işık yoktu. Yön sabitti. Bu yön, kapatılmış dosyalardaki boşlukla aynı çizgideydi. Haritada bulunamayan yer, bedenimde tamamlanıyordu.

Boşluktan gelen ilk titreşim bir çağrı değildi. Onaydı.

Artık şundan eminim: Birim beni gözlemlemiyor. Beni yerleştiriyor.

Çünkü haritada eksik olan yer, bedenime yazıldı.

Kayıt sonlandırıldı.

Aynur Türk

1967 Ankara doğumlu. 1985-1989 lisans Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü. Tez Konusu: Çağımızda Yabancılaşma Sorunu 1990-1992 Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstütüsü Grafik Bölümü. Tez Konusu: Kitap Tasarımına Alternatif Çözüm Yolları. 1990-2019 Grafiker olarak kitap kapağı, broşür, katalog, prestij kitap, süreli dergi tasarımı ve editörlüğü, yayıma hazırlama işleri. 2016-2025 Minimal öykü, kısa öyküler ve şiirlerim basılı dergilerde yayımlandı.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *