Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Girdapkıran

Yeni İzmir’de karanlık bir sonbahar günüydü, yağmur çiseliyor ve güneş huzursuz bir biçimde bulutlar arasında bir görünüp bir kayboluyordu.

Gök Körfez’e bakan bir evde, on beş yaşından biraz büyük bir kız dışarıya bakıyordu, dertliydi gerçekten de… Gerçekten.

Bundan dört yıl önce, henüz ilk eğitimini tamamlamışken, ailesi ona bir özel öğretmeni uygun gördü eğitimini geliştirmesi için, bu… Öğretmen, başlarda iyiydi, sevecendi ve tatlıydı ve Sarah ona güvenmişti.

Ve şimdi, yeşil gözlerinden süzülüyordu bir damla gözyaşı, unutulmuş zamanları adına dökülen… Gözlerine uyku girmediği bu kadar belli olabilirdi ve dağınıktı siyah uzun saçları.

Utanıyordu artık… Utanmalı mıydı bilmiyordu. Elleri titriyordu ve kızarmıştı yanakları… Ağlama sadece güçlendi ve güçlendi… Ve güçlendi…

Ve sonunda ellerinin uzandığı, bir ilaç kutusundan ibaretti, kutudan altı tane hap düştü…

Ve sonra elini ağzına götürdü ve ilacı yutmaya hazırlandı… Belki de artık sessiz olurdu… Belki de artık biterdi diye umdu…

Ve odasının kapısı şiddetle içeriye savrularak açıldı, hiddetle ve umutsuzca ilacı ağzına attı. Kapıyı kıranın yüzünü göremeden, bir karartı hızla arkasına geçip karnına eliyle şiddetle bastırdı.

İlacı ağzında tutamadı ve dışarıya kustu… Sonra da bayıldı…

* * *

Kendisine geldiği vakit Sarah, odasında değildi… Evinde de değildi, hatta içinden bir ses çok daha uzaklarda olduğunu söylüyordu.

Ve sonra, çok uzun zaman önce duyduğu fısıltıları hatırladı… Doğmadan bile önce… Düşünceleri onu korkuttu.

Nerede olduğunu incelemeye başladı, burası bir çeşit çalışma odasıydı, eski saat tik taklıyordu odanın köşesinde ve bir şömine aydınlatıyordu karanlığı, ışığı odadaki birçok farklı, renkli ama bir o kadar da siyah beyaz portreleri ve resimleri aydınlatıyor, Sarah’ın içini birçok farklı hisle dolduruyordu.

Kendisinin yattığı yer psikologların kullandığı sandalyelerdendi, masanın ardındaki koltukla bir şeyin dış hatları seziliyordu…

Dış hatlar değişkendi, kâh ona güven veren bir dost kâh ona henüz deneyimlediği dehşetleri ima eden bir figüre dönüşüyordu…

Ve sonra, figür konuştu, gürdü sesi ve tiz, tamamen zıtlıklardan oluşan bir demet sanki:

“Çocuğum, birçok adım oldu… Ancak sen ve senin evrenin beni Nott olarak bilirsiniz… Ben değişim zamanını belirlerim, rüyalarınızda dolanırım ve sırlarınızı bilirim… Benim gücüm bütün evrenlere işler, her sınırı geçer, her nefreti deler, her yerde var olur. Şu an Rüya Diyarındasın, benim krallığımda, evrenlerin merkezinde ve zamanın dışında.”

Sarah etkilenmişti, ancak zorlanarak da olsa konuşmayı başarabildi:

“Ama… Beni neden buraya getirdin?”

“Çünkü zamanın geldi… Beni etkiledin çocuğum, Öd ile konuştum ve o bana, ileride yaptıklarının insanlığı kurtarabileceğini söyledi, lakin bütün Yüce olanların arasında ben bir şeyi bilirim hepsinden iyi… Şu an, gece ve gündüz, rüya ve gerçek henüz sınırlarını çizmedi, ancak çizecekler ve sen buna karar vereceksin…

Ölebilirsin, ama şimdi dönersen ve savaşırsan, eğer savaşırsan… O zaman, zafer kazanabilirsin… Kolay olmayacak… Ancak… Biliyorum ki bunu yapabilirsin… Bu kadar ileriye geldin, çok daha ileri gidebilirsin… Sadece, kapıdan dışarı çık…”

Sarah arkasını döndüğünde önünde bir kapı döndü ve dışarı çıkmaya hazırlandı… Savaşacaktı… Ve kapıyı açtı böylece ama önce, arkasını dönüp son bir kez baktı

“Sizi bir daha görecek miyim?”

Nott, şimdi önünde kürkler içinde genç bir insan olarak duran, ona mavi gözlerle baktı ve konuştu;

“Karanlık ve ışık ağlarını ördüğünde, göreceğiz.”

* * *

Sarah uyandığında kendini bir odada buldu, önünde bir kapı vardı ve arkasından çok güçlü bir ışık sızıyordu. Kapıyı açtı ve içeri girdi.

Işık gözlerini yakmasına rağmen ilerledi ve sonunda gözlerinin önünde bir ortam oluştu. Burası sonsuz merdivenlerden oluşan devasa bir odaydı, merdivenleri tırmanmaya (ya da inmeye) başladı, sonunda kendini bir odanın kapısında buldu.

Üzerinde bir not asılıydı:

“Bu kapının arkasında, en derin korkuların yatıyor, yüzleşemediğin anıların ve kaçtığın hayatlar, bir kez buradan geçtiğinde durma şansın olmayacak, istersen şu an bile geri dönebilirsin, kendini Ötediyarlar’ın atmosferinde güvende hissedebilir ve bir daha asla bunları düşünmeyebilirsin… Ancak, bu kapıyı açarsan ve ardında yatan engelleri güvenle aşarsan o zaman ve ancak o zaman… Hayatına dönebilirsin…”

Sarah kararsızdı, ancak kapıyı tedirginlikle açtı elleri ve kendini içeriye attı.”

Işık yoktu ve kapı arkasından kapandı, zamansız bir zaman boyunca, karanlıkta ilerledi Sarah ve sonra o sesi duydu.

“Sarah?”

Bu sesi tanıyordu, bu onun öğretmeninin sesiydi. Hayatını mahveden adamın sesiydi. Koşmaya başladı, giderek daha hızlı, ancak karanlık her yerdeydi.

“Kaçabileceğini mi sanıyorsun? İnsanlar seni ne sanacaklar sanıyorsun?”

“Sen, bunu sen istedin?”

“Kaçma, haydi ama eninde sonunda buraya dönmeyecek misin?”

“Toplum seni lanetleyecek, dışlanacaksın!”

Ama sonra, belki birkaç saniye ya da birkaç çağ sonraydı, Sarah durdu ve karanlığa doğru şu kelimeleri söyledi:

“Senden korkmuyorum. Toplumdan korkmuyorum. Toplumlar ölürler, kültürler yıkılır ve insanlar toprağa karışır…”

“Ancak ebedi olan bir şey vardır ve bu, derinlerimde hissettiğim bir şey, herkesin hissetmesi gereken…”

“Yanlış yapılandırılmış bir toplumun malzemelerini kullandığında iki seçeneğin vardır, ya sonunda teslim olup, görece daha sakin bir ceza çekersin…”

“…ya da sonunda, kendi kurbanının elleri sana cezayı verir.”

“Bana kötü şeyler yaptın, hayatımı değiştirdin… Ama bir şey anlıyorum artık, bütün bunların sonucunda, iplerin kesişme noktasında çözüm benim elimdeydi, bu bir Girdap, sen girdap olmaya çalıştın hayatımı yok etmeye, beni imha etmeye çalıştın ve belki daha nicelerini…”

“Ama ne, biliyor musun? Senin kavrayışının ötesinde güçler var ve bu güçler bugün beni buraya getirdi…”

Her sözüyle, karanlık dağılmaya başladı, bir tapınağın dış hatları belirginleşiyordu.

“Tek bir şey için, bugün, burada, seninle yüzleşiyorum ve artık korkmayacağım, önüme ne çıkarırsan çıkar, beni nasıl susturmaya çalışırsan sustur.”

Tapınak mermerdendi ve eski yunan tarzındaydı, içinde tek bir sütun vardı ve üzerinde bir kılıç vardı.

“Bu senin rüyan… Benden korkuyorsun, yapabileceklerimden korkuyorsun.”

Adamı önünde görebiliyordu, sütuna saplanmış kılıcı çekti, bir şok dalgası ‘faydalanan’ ı geriye fırlattı.

“Ve korkmalısın, bu bir rüya değil, seni öldürdüğümde, ölmüş olacaksın…”

Doğru olduğunu ikisi de biliyordu, ancak Sarah kılıcı tutan elini indirdi, ‘faydalanan’ ufak bir kahkaha attı.

“Hala bir şey yapamıyorsun, belki de sende bunu istiyorsun ha?”

Adam dediklerine inanıyordu…

…Belki de Sarah ı kızdıran bu olmuştu.

Bedeninden gövdesinde devasa bir çizik indi adamın ve Sarah adama son bir kez baktı.

“Seni öldürmeyeceğim, her rüya ve kâbus biter, seni süründüreceğim, bu dünyada… Ve Ötediyarlar’da…”

Sonra çimenlik tepeden inmeye başladı… Önünde bir kapı belirdi ve bir ses konuşmaya başladı.

“Rüyaların Kızı, bu güne kadar bütün Elçilerim arasında bana en iyi sen hizmet ettin, nitekim girdap henüz durdurulmadı, onu durdurmak senin elinde olacak, ancak o cezasını çekmeden çok önce bir başka ceza onu bekliyor.”

Bir karanlık tepeye indi ve faydalananın etrafını çevirdi, çığlıkları duyulabiliyordu.

“Sana ve diğerlerine yaşattığı acıları yaşayacak… Ve şimdi sen, dünyana dönmelisin… Sanırım, bunların gerçek olup olmadığını daima merak edeceksin, şüphe normaldir özellikle senin Türün için.”

“Ancak, ey Sarah, unutma, yaptıkların senin gibi hayatları kurtaracak ve sen daima, Rüyaların Kılıcını taşıyacaksın.”

“İşte bu yüzden ve daha birçok nedenden, seni Girdapkıran ilan ediyorum, çünkü bu birçok zaferinin ilki olacak ve her evrende, adın adalet ile cesaret ile özleşecek…”

“Ve ilerde, artık çok yaşlandığında ve göremeyen gözlerin son bir kez kapandığında, Ötediyarlara geldiğinde, senin için bir hayat daha olacak…”

“Ancak Sarah, henüz zamanın gelmedi ve şimdi evin seni bekliyor… Cesaretli ol, Kızım…”

* * *

Sarah 26 Ekim 2018 gecesi kan ve ter içinde uyandı, ondan sonra ailesini uyandıracak ve olanları anlatacaktı…

*** 4 Ay Sonra ***

“Yüksek Mahkeme makamı, 1 Şubat 2019 tarihli kararıyla sanığı, birincil dereceden cinsel taciz, çocuk istismarı, görevini kötüye kullanma ve bu tutanağa eklenecek altı ayrı suçtan daha suçlu bulmuş ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını uygun görmüştür.

Ok Teşkilatı, yaşanan olaylardan son derece rahatsız olmuş olup, sanığı kendi Tutuklu Evinde hapsetmeyi kabul etmiştir. Bu nedenden ötürü bu noktadan sonra sanığın adı hiç bir resmi belge de geçmeyecektir.

Zira bazı canavarlar, adlarının Tarih tarafından unutulmasını hak ederler.”

Sarah mahkeme salonundan dışarı çıktı ve koridorda çok enteresan bir kişiyle göz göze geldi, bu ilk tanışmaları olacaktı…

Sarah’ı ve onun sayesinde belki de onlarca çocuğu, artık aydınlık günler bekliyordu…

Girdapkıran” için 2 Yorum Var

  1. Biri vurucu bir giriş cümlesi mi demişti? Buyrunuz, diyen sesini duyar gibiyim. “Gök Körfez” de bir başka başarılı başlangıç… Yapısal olarak söylemek istediğim bir şeyler var; Örneğin, güzide eğitim-öğretim sistemimizin sağı solu belli olmadığından belki iki üç yıl sonra üçüncü cümleni okuyacak kişilerin 4+4+4’den haber olmayabilir. Bu yüzden hikaye onları içeri çekmekte zorlanabilir. Benim gibi siyah önlük ve beyaz yaka ekolünde gelen biri bile şuan bir şeyleri kaçırıyor olabilir. Hikayenin şeklinden kahramanın 11-12 yaşında olduğunu farz ediyorum? Diğer bir konu kelime tekrarları. “eğitimini geliştirmesi için” yerine hem tekrar yüzünden hem de tam olarak kişisel bir eksiklik yüzünden mi/eğitimde geri kaldığı için mi/yoksa sadece sınav sisteminde destek için mi olduğu konusu açık kalıyor. Bununla beraber ilk bölümün şiirselliği anlattığın trajedinin dozunu bir anda arttırıp vurucu bir etkiye çıkarıyor. Tarzını beğendim. Devrik cümleleri kullanırken anlamı kaybetmeden kullanmak yetenek işidir. Üstelik takibi zor olan bu cümleleri tekrar tekrar okuyup fazlalıklarından arındırmak gerekir. “…beyaz portreleri ve resimleri aydınlatıyor…”buradaki aydınlatma tekrarı özellikle yapılmamış bir konuyu işaret etmiyorsa başka bir şekilde ifade edilmesi etkiyi arttırabilir. “İma etmek” kelimesinin üzerinde bir kez daha düşünelim, acaba yerine “hatırlatan” olsa? Sebebi ise; koltuğun deneyimleri ima etmesi yani dolaylı olara anlatması için daha önce o olaylara şahit olması ya da vakıf olması beklenir. Kelime aktif bir nitelikte. Bu kelimeyi kullancaksan en azından önceki deneyimleriden birinde bir karakter olmalı. Değilse eşyanın doğasına uygun olarak edilgen yapıya geçip hatırlatan/andıran/düşündüren/ olmalı. Bununla beraber isimlere biraz takan biriyim ve bence hikayelere katmanlar katan unsurlardan biri de isimlerdir. Ve güzel fantastik eserler, her zaman katmanlardan oluşmalıdır. Bu yüzden, Sarah bilinçli bir tercih mi bilmiyorum. Yabancı olması sorun değil. Örneğin Seda ya da Burcu olsa da büyük ihtimal aynı şeyi yazacaktım. Ana gövdeye kadar, açıkçası şaşırdım ve ayrıca çok sevdim. Yeni bir dünya kurgulamak, bunu da iki paragrafta sanki dünyanın en doğal şeyiymiş gibi okuyucuya vermek zordur. Akıl, gerçekliğine uygun olmayan yapıları kabul etmez, savaşır bu yüzden aklımıza yatmayanı eleştiririz. Bir türlü fantastik okuyamayanların sorunu da alternatif gerçekliklere kapalı olmalarıdır. Sen ise usulca başka bir gerçekliği kabul ettiriverdin. Tebrikler. Bununla beraber, bence “Sarah uyandığında kendini bir odada buldu…” ile “4 ay sonra” kısmı hikayenin ana gövdesi. Buraya biraz daha düzenlemek istersen harika birşeyler çıkabilir diye düşünüyorum. Misal, bir ay sonra bir daha oku öykünü, ufak dokunuşlar isteyen yerleri fark edeceksin. Öneri: Sarah kaç yaşında olduğunu kavrayamadığım için (12 diye tahmin ediyorum) bazı kelimeler ona yakışmamış. “Toplum, ortam, kültürler yıkılır, yunan, lanetlenmek” gibi yer yer ifadeler var. Ya Sarah biraz daha büyüyebilir ya da cümleler biraz daha düşünülebilir. Ancak ben bu konuşma yapısında Sarah’ı biraz daha büyük görmek isterdim. “Ötediyar, Rüyaların Kızı, Rüyaların Kılıcı” kavramları hoşuma gitti. Arkada başka bir büyük hikaye varmış gibi geliyor. Sonunda ise büyük bir şeyin parçası olduğu belli oluyor. Anak ben tam olarak kavrayamadım. Önceki hikayelerini de biliyorum Sanırım sonraki hikayende teşkilat/canavar/ceza/aradaki süreç hakkında daha çok şey öğreneceğiz? Çünkü, bunlarda ilginç noktalar. Kendilerinden bahsedilmeyi hak ediyorlar. Elinize ve Düş Gücünüze sağlık.

    1. Attığınız yorum için gerçekten teşekkür ederim efendim, yorumun ayrıntısından ötürü inceleme demek daha uygun hatta, bana yol gösterdiğiniz içinde teşekkür ederim, dediklerinize gerçekten de dikkat edeceğim bir sonraki yazılarımda.
      Sarah’ın yaşı ve adı bir sonraki hikayelerimde açıklanacak bu arada, yaşı gerçekten de atlamışım.
      Okuduğunuz ve yorum yaptığınız için teşşekür ederim.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *