Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Gürültüdeki Fısıltı

Ömrümden bir gün daha geçiyor. Bu zamandan nefret ediyorum. Ayrıca, her yıl alkol aldığım tek gece. Sabahtan beri çocuklar “Şeker mi şaka mı?” diye sürekli kapımı çaldılar. Oysa yalnızca bu gün, sadece “onları” düşünerek, hayalimde yaşamak istiyorum.

Kimse rahat vermiyor. Bu gün her şeyin aksine tabiat bile bana karşı. Yağmurun ve rüzgarın sesinden de nefret ediyorum. Tüm şehir bu bayram günü karanlığa gömüldü. “Yetkililer nerede? Sokak lambaları neden yanmıyor?” dışarıdan gelen sesler kulaklarımda çınlıyor. Tanrım, lütfen istediğim biraz sessizlik ve huzur. Sen ol beni anla, yalvarıyorum sana.

Kalbim çok acıyor. Karımı ve kızımı çok özlüyorum. Sabahları kahve kokusuyla uyanmayı, kızımın “Günaydın babacığım.” deyişini ve karımın beyaz sabahlığı içindeki dağınık saçlı halini…

Şimdi masamda duran resmine bakıyorum. Bir Cadılar Bayramı günüydü. Ailecek son günümüz. O gün ne güzel de gülüyordun sen. O gün ne güzeldi bana bakışın. Sanki öleceğini biliyormuşcasına nasılda uyarmıştın beni, “Alkollüsün hayatım. Bırak ben kullanayım.”

“Abartma. Senin şoförlüğün çok kötü, ben kullansam daha iyi olur.”

“Ama…”

“Daha öncede böyleyken araba kullandım. Sen kızımızla ilgilen.”

“Ama…”

“Tatlım bak beni geriyorsun. Altı üstü bir iki kadeh…”

Zaman durdu. Her yer kan kokuyordu ve sen haklıydın. Lanet olsun bana. Neden seni dinlemedim. Eriyen mum elime damladı. “Ah!” Sanki bu gerçek bir acıymış gibi.

Odalarda geziyorum. Kızımın oyuncakları olduğu gibi duruyor. Uzanmak istiyorum biraz onun yatağına. En çok sevdiği ayısına sarılıp, kızımın kokusunu duymak istiyorum. Ruhum ızdırap içinde, dayanamıyorum.

Geçen her gün bir kırbaç gibi sırtıma sırtıma vursa, kalbimi liğme liğme bölse, beni paramparça edip her zerremi farklı canavarlara yedirse, yine de kederim dinmeyecek. Acımı dindirmek için aldığım her yudum içki bile yeterli olmuyor. Kendi kendime söz veriyorum “Artık içmeyeceğim” diye. Ama nafile. Geç kalınmış zaman, bu anımı kurtarmıyor. Aksine daha da derine dalıyorum. Vicdanım ve ruhum bedenimi görünmez ipek bir iple boğuyor. O yüzden bir yudum daha ve gevşiyorum.

Yanımda olmanız için neler vermezdim. Aşkım az önce odamıza girdim. Bu gün cesaret ettim. Saçının teli hala oradaydı ve dokundum sana. Hala sıcaktın. Derin derin baktım. Ne kadar da çok özlemişim seni sevgilim. En çok sevdiğin parfümün hala ellerimin arasında, kokunu hala soluyabiliyorum. Çığlık çığlığa bağırmak istiyorum “Tanrım çok özledim onu!”

Dalgalanıyordu zemin ve giderek daha da soluyordu dünya. Gördüklerim büyüyüp küçülüyordu… Bir gece yarısı, şiddetlenen fırtınayla giderek daha da titriyordu pencerem. Soğuktu ama terliyordum. Ürkek gölgeler sardı etrafımı. Uzayan dişlerine inat karanlığın, kırpmadım gözlerimi ve bir şimşek odamı aydınlattı. Sisli gözleriyle bana bakıyordu, yok olabilirdim, delirebilirdim. Ama tam karşısında durdum, korkunun efendisinin… Tuhaf bir cereyan kapımı çarptı, yutkundum ve elektriklendi tüylerim, yanan son mum söndü. İki zincirin birbirine vurması gibi bir ses, adımı fısıldadı… O an zaman durabilirdi ama aktı… Sonsuzluk gibi sürdü ama aktı… Birden ışıklar yandı. Kimse yoktu. Dağınık yatağım, üzerinde ince bir duman olan mum ve korkuyla çarpan kalbimden başka…

Gürültüdeki Fısıltı” için 8 Yorum Var

  1. Hikayelerini yakından takip ediyorum. Değişik bir tat var hikayelerinde. Seninle tanışıp hikaye yazımı hakkında konuşmak istiyorum. Böyle devam edin 🙂

    1. Yorumun için teşekkür ederim Tolga ? Sosyal hesap olarak bir tek facebook kullanıyorum oradan arkadaş olabiliriz ? bende seninle konuşmayı isterim ? hikayeni en kısa zamanda okuyacağım ?

  2. Güzel bir öyküydü. Bu öykünüz bir öncekine nazaran çok daha başarılıydı ve bence birinci ağızdan anlatım size daha çok yakışmış. Elinize sağlık.

    1. Teşekkürler Osman ? Yeni şeyler denemeye çalışıyorum ? zamanla daha başarılı olurum umarım ?

  3. Merhaba, birkaç şey söylemek isterim öyküyle ilgili. Anlatılmak istenen güzel ama anlatımda bazı aksaklıklar var. Mesela zaman kullanımı -haber kipleri- biraz karışık geldi bana. Son paragraf da basit zamanlı yazılsaydı birleşik zaman yerine, üst kısımdaki anlatıma daha uygun bir anlatım sağlanmış olurdu fikrimce. Biraz anı ve deneme tadında öykü. Anlatımdaki bazı yerlerle oynayarak daha fazla öyküsellik katabilirsiniz aslında.
    Yazmaya ve yeni şeyler denemeye devam. Emeğinize sağlık.

    1. Aslında benim hikaye yazma şeklim çok farklı ? düzenli bir sistemle ilerleyemiyorum ? Bu hikayede de aslında son paragrafı yazarak başlamıştım ? daha farklı bir hikaye hayal ediyordum. Daha çok korku-gerilim tarzında ama nedensiz bir şekilde sondan başa doğru giderken anı-dram türüne daha yakın oldu ? O yüzden hikayeyi toparlarken tutarsızlıklar olmuş olabilir ? Maalesef kafam anormal çalışıyor ve dil anlatım kurallarına pek dikkat edemiyorum ? Bir sonra ki öykülerde daha dikkatli olmaya çalışacağım ?

  4. Merhaba, konu güzel beğendim. Ellerinize sağlık, kısa ve hüzünlü bir çalışma ve şeker gibi tadımlık olmuş. Çalışma bittikten sonra yüksek sesle birine okuyormuş gibi okuyun, böylece yapılan hatalar azalacaktır. Tabi ne kadar dikkat edersek edelim, insanız sonuçta, elbette gözden kaçan hatalar olacaktır. Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle…

    1. Yorumun için teşekkürler Servet ? Tavsiyene uyacağım hatta anneme okuma kararı aldım şu an ? Annem diye demiyorum en yakın dostlarımdan birisidir ? Şu sıralar biraz yoğunum en yakın zamanda öykünü de okuyup yorum atacağım ? Okuduğun için teşekkürler ?

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *