Öykü

Işıkla Gelen

Her günün yeni bir hikâye olduğu zamanlarda bir şehir sevginin doğuşuna tanıklık etmiş. Bir grup insan diğer tüm insanları geride bırakıp uzaklarda büyükçe bir koya yerleşmiş. Bu topluluğun meraklı çocuklarından birisi dağın ötesine geçen bir geçide adımını atana dek bu koyu arkasından neredeyse tüm geçişleri engelleyen bir dağ çevreliyormuş. İnsanların arasında sürekli açılıp kapanan nefret perdesine katlanamayacağına karar veren bu topluluk bunu bir fırsat olarak görüp bir gece geçide girip ötesine ulaşmışlar ve geçidin girişine kayalar yığarak dış dünyayla bağlarını kesmişler. Buraya bir şehir kurmuşlar ve okyanusun sonsuzluğuna bakan bu şehirde huzur içinde yaşamaya başlamışlar.

Bu şehirden genç bir kız her akşam ay ışığında tek başına yürür ve okyanusun taşıdığı her türden sese yüreğini açarmış. Ağaçların altında oturup rüzgârla sakinleşir, algısını yükseltirmiş. İşte böyle bir akşamda, anlayışlı ailesinin uğurlayışının ardından kendini şehrin güvenli sokaklarına bırakmış. En sessiz güzergâhtan; gece eğlencelerinden, bilim tartışan insanlardan, gülüşen ve mutlulukla yürüyen insanlardan uzak kalarak sahile ulaşmış. Yürürken ayın ışığının yalnızca bir illüzyon olduğunu düşünmüş. Ay ışığının okyanusta bir yansıması varmış ama yüzeyi aşıp derinlere ışık tutamazmış. Genç kız düşüncelerinin eşliğinde koyun uzak kıyılarına yürürken uzakta su yüzeyinde bir hareketlenme görmüş ve yol boyunca hareketliliğe doğru ilerlemiş. O ilerledikçe hareketlilik de kıyıya yaklaşıyormuş. Aynı hizaya geldiklerinde genç kız durmuş ve hareket eden şeyin su yüzeyine çıkışına tanıklık etmiş. Gördüğü devasa varlığın karşısında merak ve şaşkınlıkla irkilen genç kızın geriye birkaç adım attığını gören balina, “Tıpkı kendi türünüzden kaçtığınız gibi benden de kaçıyorsun genç kız, öyle mi?” demiş. Şöyle sürdürmüş: “Aslında bu koya gelmeyi sevmem, geride bıraktığınız insanların nefret içinde, onlara sevgiyi öğretecek birileri olmadan neler yaşadıklarını gördükten sonra buradaki kusursuz sevgiye katlanamıyorum. Seni eski yuvandan şimdiye kadar izledim ve bugün karşına çıkmam tesadüf değil. Bugün bazı şeyleri anlamanın kıyısındasın ve ben bu kıyıda uzun zaman seni bekledim. Ben ay ışığının ulaşamadığı yerlerde sizin geride bıraktığınız insanlar misali balinalardan oluşan bir toplulukla yaşıyorum. Ay ışığı bizleri aydınlatmıyor fakat her gece gökyüzünde, bazen yarım bazen tam mücadelesinden vazgeçmiyor. Ay, okyanusun bir gün onun ışığını kabul edeceği üzerine kurulu umutlarla ve yorgunlukla batsa bile tekrar bizler için doğuyor.’’ Bu sözlerle içini bir coşku almış genç kızın. İçinde bulunduğu toplumun yaptıkları ve o toplumun içinde bulunmaktan doğan gözyaşları kirpiklerini ve yanaklarını ıslatmış. O günden sonra her gece aynı noktaya gidip kuma uzanmış ve her gece onun gibi orada, suyun yüzeyinde salınan balinayla ay ışığını ve anlattıkların izlemiş. Ay ışığını yüzlerinde hissettikçe inançları birleşen ve derinleşen bu iki varlık verilmesi gereken mücadelenin farkındaymış. Bir gece balina konuşmuş yine: “Benim yaşadığım balinalar da sizin terk ettiğiniz insanlar gibi nefretin pençesinde sürükleniyor ve ben uzun yıllardır her birine sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. Bu mücadele beni yaşlandırdı ama onları nefretleriyle bırakamam.” Sesi sanki yıllarca öteden gelmiş genç kızın kulağına. Bu sırada civardan geçen gece gezi grubundan birkaç insan bu iki varlığı birlikte görmüş ve balinaların toplumlarından birisine nefret bulaştırabileceği sığ düşüncesinin fevriliğiyle genç kızı aceleyle oradan kaldırıp evine götürmüşler. Genç kızın böyle bir davranışa uğramasıyla düşüncelere dalan balina, nefrete karşı anlayışla değil hışımla yaklaşan bu insanların etkisiyle okyanusun derinlerine dönmüş. Son günlerini yaşadığını uzun zamandır hissediyormuş ve sevgiye dair son mücadelesinin sadece balinaları değil insanları da battıkları çukurdan çıkarması umuduyla dağın doğu ucuna, genç kızla sohbet ettikleri tarafa yönelmiş. Son hızına ulaştığı sırada tüm benliğini bir düşünce doldurmuş, “Lütfen beni ay ışığın olarak hatırla, benim genç kızım.” Bu sırada etrafındaki suyun kabardığını ve her yönden gelen basıncın onunla birlikte hızlandığını ve yıllardan sonra ilk kez yüreğinin ısındığını hissetmiş.

Bunlar yaşanırken, yaşananların şokunu atlatan genç kız penceresinden çıkmış ve balinayla sohbet ettikleri yere seri adımlarla yürümeye başlamış. Koyun doğu ucundan yeri titreten bir sarsıntı duyulduğunda rüzgâr bilincine dolmaktaymış. Telaşla koşmaya başlayan genç kız koyun doğu ucuna ulaştığında gördüklerini ne rüzgârın yeşerttiği zihnine ne de aniden ağırlaşmış yüreğine sığdırabilirmiş. Balina cesetlerinin arasından geçip etrafa kayaların saçıldığı yıllar önce koya gelmek için kullandıkları geçidin önünde gözyaşları içinde incelen, çatlayan duvarı yumruklamaya, kayaları tek tek kenara çekmeye başlamış. Etrafındaki tüm balinalar kendi balinasıymış gibi acı doldurmuş yüreğini.

Koyda yankılanan seslerin kaynağına gelen topluluk güneşin ilk ışıklarının geçitten uzanarak yüzlerine dokunması sırasında esen rüzgârın etkisiyle gördükleri görüntüyü anlamlandırmış. Yorgunluktan bitap düşmüş, elleri parçalanmış genç kızın iniltileriyle kendilerine gelip onunla ilgilenmek için harekete geçmişler. Bu sırada genç kızın söyledikleri sonraki yıllarda orada bulunan hiç kimsenin aklından çıkmamış, “Gözlerim ıslak fakat bu size olan nefretimden değil, balinama olan sevgimden. Yanaklarım ıslak çünkü sevmenin mücadele gerektirdiğini öğrendim ondan. Ellerim paramparça ama biliyorum ki balinam son anlarını yalnız olmadığı hissiyle, onunla gelen bütün o balinaların kalplerinin bir olduğunu bilmenin verdiği huzurla geçirdi. Bütün o balinalara bakınca tek bir balina görüyorum ben ve sevgi bundan başka bir şey değil, sevgi bütüne yayılmazsa asla sevgi olamaz. İşte ay ışığının bizlere anlattığı budur. Asıl sevgiye sadece severek değil, dünyadaki tüm bu nefrete rağmen severek ulaşabiliriz, kaçarak değil.” Genç kız zorlukla ayağa kalkmış ve geçide arkasındaki toplulukla birlikte ilk adımını atarken şunları düşünmüş: İşte şimdi senin bana ulaştırdığın ay ışığını başkalarına ulaştırmak için nefret topraklarına ilk adımımı atıyorum, benim sevgili balinam.

Işıkla Gelen” için 2 Yorum Var

  1. merveriii dedi ki: dedi ki:

    Balina temasının sevgiye bağlanarak naifçe işlendiği, tersine bir toplum oluşturulan güzel bir öykü okudum. Kaleminiz daim olsun.

  2. Teşekkür ederim efendim. Hoşunuza gitmesine ve sizlere de bir şeyler anlatabilmesine sevindim. :slight_smile: Umarım daim olur tüm kalemler.

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!