Öykü

Kapan

Hiç farkında değil. Orada uzanırken nasıl göründüğünün hiç farkında değil. Bana diyor ki:

-Hadi oynayalım, hadi! Canım çok sıkılıyor.

-Tamam. Sen yüksek sesle masal kitabından bir sayfa oku, ben de bu arada saklanayım.

– Hızlı okuyamıyorum, üstelik oda da çok büyük. Seni bulmam uzun sürecek

-Bir dene bakalım. Kim bilir, belki elinle koymuş gibi buluverirsin beni.

“… Ecinni, güzel genç kıza iyice bakıp ona, “Ey ipeksi şeylerin sultanı! Ey düğün gecesinde yatağından kaçırdığım! Bir parça dizinde uyumak isterim senin!” demiş. Ve ecinni, başını genç kızın dizlerine yaslayarak uykuya dalmış.”

Arkasından geçip, usulca cama yöneliyorum. Uzun perdelerin ardı saklanmak için bire bir. Duvara yakın taraftan onu takip edebiliyorum. Bir yandan okuyor, bir yandan kulak kabartıyor. Kitaba bakmadan, rastgele cümleler söyleyerek beni takip edebilir oysa. Saklanırken beni görebilir. “Kitabı oku,“ dedim; okuyor. Başını çevirmiyor bile. Başka türlüsü aklına gelmez zaten. O, çok masum. Ben biliyorum.

“O anda genç kız, bakışını ağacın tepesine çevirmiş. Ve ağaca gizlenmiş iki hükümdarı görmüş. Hemen ecinninin başını dizlerinden kaldırarak yere bırakmış; ağacın altında yer alarak işaretle onlara, “İnin aşağı, bu ifritten korkmayın!” demek istemiş; onlar da işaretle yanıt vermişler: “Ah! Allah seni korusun! Bu korkulu işten bizi bağışla!” diye. Amaan sıkıldım artık, sayfa bitmiyor bir türlü! Seni aramaya şimdi başlıyoruuum”

Beni arıyor, tek dostunu. Şımarıkça isteklerini kabul edeni arıyor. Ona oyuncaklar, mücevherler ve oyuncak mücevherler alanı arıyor. Her gün taze çiçek getireni arıyor. Çiçekler ile saçlarını bezeyeni arıyor. Uyumadan önce saçını tarayanı, sabah saçını örüp bağlayanı arıyor. Örgülü saçlarından açıkta kalan boynunu öpeni arıyor. Gece yanına kıvrılıp, süt kokusunu içine çekeni arıyor. Uyurken seyredeni arıyor. Bağırmak için ağzını açtığında dudaklarını kanatanı arıyor. Kapana kısıldığı kocaman odadaki tek kurtuluşunu arıyor.

Aslında hiç farkında değil yaptığım fedakârlıkların. Onu sevdiğim için odaya kapattığımın hiç farkında değil. Sırf ona yakın olabilmek için annesiyle evlendiğimin farkında değil.

Kitabı okuduğumu zannediyor. Binbir Gece Masalları’nı bin birinci okutuşu, ezberledim her kelimesini. Masalı mırıldanırken perdenin ardına saklanmasını izliyorum. Gülümseyerek devam ediyorum. İyice yerini almasını bekliyorum…

-Nerdesin? Nereye saklandın?

İşte buraya doğru geliyor. Kim bilir kaçıncı saklambacımız bu? Başta çok direnmişti. Baktım olacak gibi değil, cama parmaklık yaptırdım boydan boya. Kaçamayacağını anlayınca bana eşlik etmeye başladı. Hep bu oyunu oynuyoruz; annesini öldürdüğümden beri her gece, tam bin bir gecedir.

Hiç farkında değil. Orada saklanırken nasıl göründüğünün hiç farkında değil. Ben onu arar gibi yapıyorum. Gözüm perdenin üzerinde. Kesik kesik soluk alışını izliyorum, heyecanı hissediyorum. Kıpırdanıyor. Bin bir gece sabrıyla, yavaş yavaş, ağır ağır ve usul usul yürüyorum ona doğru. Kambur sırtını perde gizleyemiyor. Duruyorum. Elbisemin koluna gizlediğim bıçağı sessizce yerinden çıkarıyorum…

Ayşe Nilay Özkan

Kapan” için 3 Yorum Var

  1. Merhaba, Temaya uygun olmakla birlikte dehşet verici ve enteresan bir öykü olmuş. Sonu vurucu. Okurken daha uzun olmasını diledim. Kaleminize sağlık.

  2. Merhaba,

    Bir okuyucu olarak öykünüzden doğan sorularıma sanırım metninizin kısalığından dolayı yanıt bulamadım. Eğer bu uzun bir öykünün kesiti değilse, yine bu kısa metin içinde bir kaç eklemeyle kafamı kurcalayanlar berraklaşabilir.

    Birincisi; Binbir Gece Masalları’nı bin birinci okutuşu, burada masalları ezberlediğine göre 1001 masalı 1001 defa okuduğunu düşünüyoruz. Eğer bunu Şehrazat gibi her gece yapıyorsa, çıkan yıl mantığa sığmıyor. Eğer 1001 gece masallarını sadece her gece okuduysa o zaman ezberleme olmaz. Neden böyle bir detaya takıldım, çünkü öykünüzü kısa tutup bize çok bilgi vermek istiyorsunuz ve bu bilgilerin de kendi içinde tutarlı olması gerektiğini düşünüyorum ki gerçekçiliğe gölge düşürmesin. Ve tüm bu hesaplamaları yaparken öykünün sonuna bağlanacağım, o bıçak için karakteriniz neden bu kadar uzun süre bekledi? İşte bu da benim kafamı kurcalayan mantığa oturtamadığım ikinci nokta.

    Ben öykülerin ne kadar masalsı olursa olsun, metnin kendi bütünlüğünü koruması açısından, mantıkla örülmesi taraftarıyım, soyut da yazsak, hayal ürünü de yazsak.

    Elinize sağlık