Öykü

Minik Bir Sorun

Yakışıklıydı, gençti ve kültürlüydü Kadir Yılmaz. Üzerine bir de güzel bir unvanı vardı: Müdür. Ovale yakın uzun yüzüne yakışan bıyıkları açılmaya başlayan alnını örten ince saçlarıyla, yüzüne anlam katan hafif çıkık elmacık kemikleriyle erkek güzeli bile sayılırdı. Ölçüsünde kesilen bıyıkları yüzüne hoş bir hava veriyordu. Henüz değilse bile yakın bir gelecekte ilin önemli bürokratlarından biri olmaya adaydı. Yaşı otuzu geçse de bakımlı ve alımlı hali çok daha genç gösteriyordu. Ve işin en güzel yanı seçkin ailelerden birinin kızıyla evlenmişti. Evlendikten bir yıl sonra kendileri kadar güzel bir kızları da olmuştu.

Kadir Yılmaz, İl Tarım Müdürlüğü’nde bilmem hangi bölümün müdürüydü. Neşeliydi, cömertti, arkadaşları tarafından aranan ve sevilen bir gençti ama bütün bunlar görünürdeydi. Derinlerde sadece iki kişinin bildiği büyük bir; yok yok minik bir sorunu vardı. Aldığı terbiyeden dolayı sesini çıkarmasa da güzeller güzeli eşi bu durumdan sıkılmaya başlamıştı.

Kadir Bey, dindar mıydı, evet; peki bağnaz mıydı, hayır. İnancı tamdı özellikle de kendisini aşan konularda tartışmaya girmezdi. Her inançlı kişide olan kabullenme duygusu gelişmişti. Ama o yaşadığı küçük sorunda biraz itiraz ediyordu. Ve dualarında bu sorunun düzelmesi için yakarıyordu Allah’a.

O yılda Ramazan Ayı geldi çattı. Namazlarını kıldı ve oruçlarını tuttu. Ramazan’ın sonu yaklaştıkça Kadir Gecesi’nin heyecanı sardı kendisini. Kadir Gecesi’ni bilmek ve o gece dua etmenin faziletini hissetmek istiyordu. Çocukluğundan beri her ramazanda “Rabbim bana Kadir Gecesi’ni göster,” diye dualar ederdi. Hatta ben senin gecende doğmuşum ve O mübarek gecenin adını taşıyorum diyordu dualarının arasında. Biliyordu ki Kadir Gecesi’nin sırrına eren kişinin üç dileği Allah tarafından kabul edilirdi. Mübarek ayın son günlerine yakın bir gece teravih namazını kıldıktan sonra oturduğu kanepede içi geçti. Eşinin getireceği çayı beklerken gözlerini kapatıp birkaç saniye daldı. O kısa anda her inananın görmek isteyeceği muazzam rüyalardan birini gördü. Semanın bütün katları önünde serilmişti adeta. Allah’ım ne muhteşem manzaraydı o. Gökyüzünde yıldızlar yoktu, mehtap yoktu güneş yoktu, ama her yan ışıl ışıldı. Bilinen alemin ötesi kendisine görünür hale gelmişti. O an gördüğünü tam olarak hatırlamasa da dualarının bir cevabı olduğunu anlamıştı. Elinde çay tepsisiyle salonun kapısında beliren hanımı kendisinde bir fevkaladelik olduğunu anlamıştı. Hemen olanları ‘gündüz niyetine’ diyerek Refikası Mukaddes hanıma anlattı. Her zaman kocasına hayran olan kadın daha bir içten bakıyordu mübarek eşine. Kadir Bey de hayat arkadaşının gözlerine bakınca üç dilek hakkının olduğu aklına geldi.

İlk dileği önceden hazırdı. Yıllardır sıkıntısı olan küçük sorunu halledecekti. Ve eşine söyleyince de kadın mahcubiyetle başını öne eğdi. Bunca yıldır eksik kaldığı durumları sonuna kadar yaşatacaktı helaline ve o ana dudakları kıpırdadı. Ama hiçbir şey hissetmedi, içine bir şüphe kırıntısı düşmek üzereydi ki, “Her şey Allah’tan,” dedi kendi kendine. Sahuru yaptılar, sabah namazını kıldılar ve kısa bir uyku uyudular. Sabah uyandığında ne rüya aklındaydı ne de dilek. Her zaman olduğu gibi vedalaştı hanımınla ve o çok uzak olmayan kurumuna arabasına bindi gitti. Yürüse beş bilemedin on dakikada varacağı kurumuna hep o beyaz kuğu gibi gördüğü arabasıyla giderdi.

Yolda aklına geldi gece yaşadıkları. Herhangi bir farklılık hissetmiyordu. Önce kapıda bekleyen hizmetlisini selamladı güler yüzle. Selamladı ama aklı akşam daldığı rüyasındaydı. Sabahtan beri odasında yalnız kaldığında kontrol ediyordu kendisini ama o küçük sorununun büyüdüğünü hissetmiyordu. Makamına geçti günlük işlere atılacak imzalara, kabul edilecek misafirlere, girilecek toplantılara daldı ama aklının bir köşesi akşam gördüğü kısa ama bir o kadar güzel rüyadaydı. Rabbi fakir kulunun duasını kabul etmişti ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni göstermişti. O zaman niye duası kabul edilmemişti.

Öğleden sonra oruç etkisini iyice göstermeye başlamıştı. Aklından “keşke bir bardak daha su içseydim diye geçirdi. Önündeki raporları okurken kapının hafifçe tıklatıldığını duydu. Bu kapı çalma sesini iyi tanıyordu. Gir dedikten sonra kapı aralandı. Yapmacık gülüşüyle kısa boylu ve saçının üst kısmı tamamen dökülmüş olan şişman bir adam kapıda belirdi.

“Zati Bey hoş geldiniz,” dedi hafifçe yerinden doğrularak. Zati bey, ilçenin en önemli kamu fabrikalarından birinin müdürüydü. Adam kısa adımlarla içeri girdi bir saniye sonrasındaysa kapıda bir gölge daha göründü. İşte o zaman başının derdi olan şeytanın en güzel suretli hallerinden biri içeri girdi, Yasemin Hanım. Kadir Beyin ölçülerine göre hayasızca giyinen, rahat tavırlı, işveli konuşan ve şuh kahkahalar atan bir bayandı. Ahlaki savunma sistemi böyle durumlarda hemen savunmaya geçerdi. Geçerdi ama bu defa öyle olmamıştı. Kadına karşı bir meyil oluşmuştu içinde. Ramazan ayına rağmen, orucunun zırhını kuşandığı halde içinde kıpırtılar oluştu ve Minik sorununun harekete geçtiğini hissetti. Kısa bir hoş beşten sonra izin aldı ve lavaboya gitti. Gördükleri karşısında gözleri fal taşı gibi açıldı. O minik, minicik sorunu, kocaman bir sorun haline gelmişti. O zaman misafirlerini en kısa zamanda uğurlaması gerektiği kararına vardı.

Akşam olduğunda güzel bir iftar sofrası karşılamıştı kendisini. Gerçi eşi her zaman dolu dolu sofralar hazırlardı ama bu defa daha bir zengindi sofraları. Ardından akşam namazını kıldı ve eşi teravihe gidip gitmeyeceğini sorduğunda “bugün çok yoruldum namazlarımı evde kılacağım demişti. Durumunu belli etmemeğe çalışıyordu ama hanımı daha kapıda neden bu kadar sevinçli olduğunu sorduğunda kaçamak cevaplar vermeye çalışmış sürprizi bozmak istememişti. Yatsı namazını ve teravihi bitirdiğinde tontoş kızları çoktan uyumuştu. Sonrasında özellikle çay faslında her zamankinden daha kısa süren televizyon sefasında yüzü hep gülmüştü. Eşi nedenini sorduğunda dairede olanlarla ilgili bir şeyler söylemiş inatla sürprizi bozmamıştı.

Sırrını veya sürprizini yatak odasının kapısına kadar tutabilmişti. Pijamalarını giyip yatak odasının eşiğine vardığında minik sorunun ne hale geldiğini gizleyemez hale gelmişti. Giysinin üzerinden görünen manzara kadını korkutmaya yetmişti. Kadıncağız kısa bir çığlık attı gördüğünün karşısında. Hani manava gidersin ve badem salatalık almak istersin ama karşına kocaman bir acur çıkınca nasıl şaşırırsan öyle şaşırmıştı Mukaddes Hanım. Başına gelebileceklerini düşününce de ayakta duramadı ve sallanmaya başladı. Aslını isterseniz Kadir Bey de korkmuştu. Büyük gücün büyük sorumluluk istediğini öğretmişlerdi kendisine. Kadın haklı olarak kaçtı

“Bu nedir Kadir?” dedi. Sesi ha ağladı ha ağlayacak gibiydi, “Nasıl bir dua ettin sen?” dedi. Ardından Kadir Müdür’ün, hanımından hiç duymadığı tarzda sözler duyuldu.

“Sen beni ne zannettin. Ben bütün gün sokakta gezen kadınlar gibi miyim? Nasıl baş edeyim böyle bir şeyle. Hemen değiştir şunu hatta mümkünse yok et” dedi. Uzunca boylu yakışıklı Kadir Bey, bir an afalladı. Mağazadan getirdiği eşya değildi ki bu değiştirsin.

Adamın mutluluğu yarım gün sürmüştü ve kendisine bahşedilen daha doğrusu birlikte diledikleri dua kabulünü tecrübe edecek zamanları bile olmamıştı.

“Tamam tamam kızma hayatım bak şimdi dua ediyorum,” dedi ve ellerini açtı, “Yüce Rabbim Kadir Gecesi’nin yüzü suyu hürmetine bu gecenin ismiyle anılan Kadir kulunu bu kocaman uzuvdan kurtar,” dedi. Odanın diğer yanında korku ile titremekte olan Mukaddes Hanım tüm kalbiyle, “Amin,” dedi. Ama onu bir Amin kesmemiş olacaktı ki defalarca Amin, Amin dedi. “Tez vakitte bizi bu dertten azat et,” dedi. Gözlerini tavana dikmiş sanki oradan gelecek bir işaret bekliyordu.

Kadir Bey, bir an bir şeyin eksik olduğunu fark etti. Ayağındaki pijamasının lastiğini hafif açtı. Bacak arasına bakınca ne bir girinti ne de bir çıkıntı göremedi, dünyası başına yıkıldı. Üstelik dualarının bu kadar çabuk gerçekleşmesine de şaşırmıştı. Odayı büyük bir sessizlik kapladı. Bütün dünya başına yıkılmıştı. Tamam, dünya zevklerini dikkate almıyordu. Zinadan, içkiden, kumardan uzak duruyordu ama ya eşi ya helali. Ona da yaklaşamayacak mıydı? Bu bir cezaysa o zaman eşi de mi cezalandırılacaktı. Gözlerini kapattı ellerini açtı. Allah’ım, dedi, “Ben sana nankörlük ettim. Senin verdiklerinle yetinmek zorunda olduğumu bilmeliydim. Beni affet ve beni bağışlar. Gözünden bir damla yaş aktı. Pijamasını indirdi ve baktı. Her zaman oynadığı oyuncağını gören çocuklar kadar mutlu oldu. Bakışları hâlâ duvar dibinde dikilen hanımına kaydığında onu da en az kendisi kadar mutlu gördü.

O gece yatağında yatarken başına gelenleri düşündü. İşte o zaman aklı başına geldi. Yüce Rabbi O’na büyük bir dua hakkı vermişti ve Onlar bunu olabilecek en kötü şekilde kullanmıştı. Yok yok çarçur etmişti. Yine de sahip olduklarının kıymetini bilmeleri gerektiğini söyledi. Tabii bu olanların iki kişi arasında büyük bir sır olduğunu söylemeye gerek yok.

Cevdet Denizaltı

Ben Cevdet Denizaltı; tercih ettiğim şekilde olursa Aziz Hayri. İzmir’de Eşrefpaşa’da doğdum. Önce Çınarlı Endüstri Meslek Lisesini sonra Erkek Sanat Yüksek Öğretmen Okulunu bitirdim. Makine Teknolojisi bölümü öğretmeni olarak görev yapıyorum. Okumayı, araştırmayı, yazmayı seviyorum. Tür ayrımı yapmam, bilimkurgu, fantastik kurgu ve tarihi romanlar favorim. Poe ve Tolkien hayranıyım.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Merhaba @azizhayri

    Güzel bir ana fikri olan, sıcak, samimi ve gerçekçi de bir masaldı. Rüyanın soyut yüceliği ile dileklerin somut pratikliği arasındaki farkı da atlamayalım… :clap:
    Ellerinize sağlık.

  2. Teşekkür ederim, okumanız ve değerlendirmeniz benim için önemliydi.

  3. Merhaba;

    Çok akıcı bir öyküydü. Ellerinize yüreğinize sağlık. Karısının tepkisinin doğallığı ise on ikiden vurdu öyküde:)

  4. Avatar for Senaa Senaa says:

    Merhaba @azizhayri ,

    Temayı güncel yorumlamanız ve bilinen dini ritüelleri öyküde bu şekilde harmanlamanız hoşuma gitti. Giriş cümleniz dikkatimi çektiği için okumaya başladım. Gerisi de gayet merak uyandırıcı ve akıcı ilerledi. Sizi ilk kez bu ay okudum sanıyorum seçkide. Gelecek öykülerinizi de merak ediyorum.

    Sevgiler,
    Sena

  5. Teşekkür ediyorum okuduğunuz ve bana yazdıklarımın beğenildiği duygusunu tattırdığınız için.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

1 cevap daha var.

Yorum Yapanlar