Öykü

Pembe Peri ve Uçan Prens

Dünya giderek tükendi, insanlık umutsuzluğa gömüldü gitti, tam bu umutsuzluk anında var oldu kalbi umut dolu Pembe Peri. İlk nefesini alırken peri kızı okudu Dünya’nın Masalı’nı. Dünya’nın Masalı enteresan bir isimmiş, dedi Ulu Volketlerin En Grisi. Eskiden böyle hikâyelere masal denmezdi. Neden, diye sordu Pembe Peri. Çünkü, dedi Volketlerin En Grisi, masal dediğin mutlu sonlar biter, kötüler yenilir, iyiler kazanır ve herkes sonsuza kadar mutlu yaşar. Ama Dünya’nın gerçek hikâyesi, bu mutlu sonlarda yer almayanlarla başlar.

Ama, dedi Pembe Peri, bu bir kitap. Belki yazar bu kez dünya için işler farklı olsun istemiştir. Belki bu gerçekten bir masaldır, kimse bu sayfaları mutsuz sonla terk etmemiştir.

Dünyadan daha yaşlı olan Gri Volket içini çekti. Soluğu ciğerlerine ulaştı ama gözlerinde minik yaşlar titreşti. Ne söyleyebilirdi böylesine genç birine, nasıl anlatabilirdi dünyanın nasıl bir yer olduğunu. Büyük gri kuyruğunu savurup peri kızının yanına oturdu. Oku bakalım kitabını dedi, gerçek bir masal mıymış bu…

Pembe Peri kitabının ilk sayfasını açtı. Ormanın derinliklerindeki o kadim güçler hep birlikte sihirli sözleri fısıldadı. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Bir rüzgâr esti, kadim güçleri susturdu. Masal tılsımı yarım kaldı, Dünya’nın Masalı’nın içeriği yarım kalan tılsım yüzünden bozuldu. Peri kızı bu değişimi hissetmedi. Ama bilgeliği her halinden belli olan Gri Volket değişikliği fark edip uzun kuyruğunu huzursuzca salladı. Kuyruğu ağaçların arasında dolanan pembe balıklardan birine dokundu. Balık, Volket’in kuyruğu ile ilettiği mesajı alıp Masal Cadısı’nın ormanına doğru yola çıktı.

Masal Cadısı elindeki son elmayı gökyüzüne asmak için uzanmışken görüverdi haberciyi. Balık, cadının etekleri arasında dolaşarak Ulu Volketlerin En Grisinin mesajını iletti. Boş ver diyordu Gri Volket cadıya, kadim güçlerin tılsımı yarım kaldı. Dünya’nın Masalı mutlu sonla bitmeyecek ve gökyüzündeki üç elma kimsenin kafasına düşmeyecek. Boşuna asma kıymetli elmaları o mavi boşluğa, elmalar daha mutlu sonlarda lazım olur sana.

İllüstrasyon: Mercan Alper

Cadı üzülerek indirdi elini. Günler, geceler üstlerinden akıp gitti. Sayfalar birbiri ardına çevrildi. Son sayfayı Pembe Peri gözlerinde yaşlarla bitirdi. “Zaman geçmiş ama insanoğlu başına gelenlerden hiç ders almamış. Bu masal da burada böylece bitmiş.” Dünya’nın Masalı’nı bir solukta okumuştu Pembe Peri, son sayfaya kadar insanların aklını başına toplayacağını düşünerek, umutla… Ulu Volketlerin En Grisi tebessümle baktı perinin yüzüne; insanları hiç tanımıyorsun sen, dedi. Pembe balıklar ağaçların arasında süzülürken Pembe Peri kitabını hüzünle kapatıp içini çekti.

Kıymetli elmalar gökte asılı kaldı, Masal Cadısı ormanında unutuldu. Hüzün yüreğini sarıp sarmalamaya başlamışken peri kızı buna izin veremem diyerek ayağa fırladı. Gri Volket neler olduğu görmek için peri kızına merakla sokuldu. Ben dedi Pembe Peri, yaşadığım sürece zalimlik ile dolu bu dünyada umudun peşini hiç bırakmayacağım. Acıları dindirmenin bir yolunu elbette bulacağım! Gri Volket peri kızına hüzünlü gözlerle baktı. Tam o sırada kadim güçler fısıldamaya başladı. Kimse fark etmedi bu kez olanları, hafif bir rüzgâr Dünya’nın Masalı’nın son sayfasını yeniden yazmaya başlamıştı…

Ulu Volketlerin En Grisi yoldaş oldu peri kızına, onun insanlığı ve dünyayı kurtarmak için çıktığı uzun yolculukta. Az gittiler, uz gittiler, dere tepe düz gittiler, altı ay bir güz gittiler, gittikleri yerlerde hayatlardan geçtiler. Kimi zaman umudu bulduk dediler, kimi zaman kalpleri kırık yola devam ettiler. Yürekleri ararken umudu Gri Volket ansızın uzaklardan bir ses duydu;

Uçuyorum, dedi prens heyecanla, bedeni boşlukta süzülürken havada. Sesi duyan hizmetçiler doluşmuştu odaya, bakıyorlardı prense gözlerinde büyük bir korkuyla. En küçük hizmetçi girince odaya çığlık atıp sarayda koşmaya başladı, prens hâlâ süzülüp dururken onun uçabildiği haberi tüm saray yayıldı. Ülkenin tüm hekimleri, şifacıları doluştu saraya, ama kimse indiremedi prensi aşağıya.

Prens uçmaya başlamadan önce tüm ülkede iyi kalpliliği yüzünden çok sevilirdi. Ayakları yerden kesilince huyu da değişmeye başladı, umursamazlığı yüzünden etrafındaki kalpleri kırdı. Onun yeni halinden hoşlanmadı kimse, en sonunda prens koca sarayda yalnız kaldı.

Ulu Volketlerin En Grisi anlattı prensin hikâyesini peri kızına. Pembe Peri hikâyeyi duyunca krallığa uğrayıp genç adamı gözleriyle görmek istedi. Volket’in tüylerle kaplı sırtına atladı, Volket kocaman kuyruğunu savurup öne atıldı. Pembe Peri bir anlığına gözünü açıp kapattı, çoktan uçan prensin sarayına varmışlardı. Sarayda kimse yoktu onları karşılayacak. Volket’in sırtında peri kızı, geçtiler boş koridorlardan prensi bulmaya çalışarak. En sonunda taht odasında buldular prensi, prens onları gördüğü halde tek söz söylemedi.

Pembe Peri Çizgili Volket’in başını okşadı, haklıymışsın dedi, kaybetmiş bu prens kendisine ait olan o değerli parçayı. Dengesi yok olmuş ruhunun, artık bilmiyor neyin var kıymeti. Hayatının tüm anlamı yok olmuş olmalı. Başıyla onayladı Volket küçük perinin sözlerini. Sonra baktı yukarı, çevirdi Uçan Prens’e o kocaman gözlerini. Sen dedi, kaybetmişsin gölgeni. Gölgelerimiz öğretir bize karanlık olanı. Bir insanda hem karanlık hem aydınlık yan yana olmalı. Bir bak kendine, eğer karanlık olmasa aydınlığın bir anlamı kalır mı?

Kaybetmişsin gölgeni dedi, yüreğinde olması gereken karanlıkta gölgenle birlikte uçtu gitti. Kalbin şimdi karanlığın tüm yükünden arınmış neşeli bir kuş gibi. Ama artık aydınlığında bir anlamı yok senin için yitirdiğinden beri gölgeni. Prens hatırladı eski bir hikâyeyi, çok küçükken kralın kendisine öğrettiği. Bir kalpte hem aydınlık hem de karanlık birlikte olmalı sağlamak için dengeyi. Kim ki kaybederdi gölgesini aynı zamanda yitirirdi elindeki her şeyi. Zıtlıklar var ederdi birbirini, yoksa kalamazdı hayatta biri olmadan diğeri.

Telaşla sordu prens, peki şimdi ne yapmalı? Gölgemi nerede, nasıl aramalı?

Gölge bir kez ayrıldı mı bedenden onu bulmak imkânsız dedi Pembe Peri. Ama eğer istersen Ulu Volketlerin En Grisi yapıverir sana yenisini. Prens şaşkınlıkla sordu ama nasıl olur?

Gri Volket gülümsedi, eğer yürekten dilersen her şey gerçek olur. Hafifçe gerindi Volket, sonra şöyle bir silkindi. Yere bir yığın siyah gri çizgili tüy saçıldı. Peri kızı bu tüyleri topladı görünmez dilek kazanına doldurdu. İçine biraz endişe, biraz hüzün, biraz da imkânsızlık ekleyip bir güzel yoğurdu. Ortaya çıkan hamurdan prense benzeyen bir siluet yaptı. Üç kere sihirli sözleri fısıldadı. Siluet yavaşça havalanıp gidip prensin ayaklarının dibinde durdu. Peri kızı ayak parmaklarından bağladı siluetle prensi birbirine. Prensin yüreğine bir yığın korku dolu düşünce hücum etti. Hafif bir ağırlık aşağı çekerken kendisini prens ayağını yere vurup havalanmayı denedi. Ama uçamadı prens olduğu yerde kalakaldı.

Geri döndü dedi neşeyle, gölgem geri döndü artık her şey daha anlamlı. Sanki bir sis bulutu vardı etrafımda ama artık dağıldı. Prens gölgesini izlerken neşeyle Pembe Peri yavaşça Volket’in sırtına yerleşti. Sessizce saraydan ayrılırken, insan sahip çıkmayı bilmeli dedi Volket, hem karanlığa hem aydınlığa. İhtiyacımız var bizim umudu bulabilmek için bazen biraz umutsuzluğa…

Mercan Alper

Çocukluğumdan beri fırsat buldukça yazıyorum. Dünya renksiz gelmeye başlayınca rengarenk kadın resimleri yapıyorum. Eşimin tabiriyle “eğri büğrü kadınlar sanat akımının” yaratıcısıyım. Toz isimli tüylü bir oğlanla Ankara’da yaşıyorum. Öykülerim geçmişte çeşitli fanzinlerde ve dijital dergilerde yer buldu kendine. Fırsat buldukça yazıp çizip dünyayı nasıl görüyorum insanlarla paylaşmaya çalışıyorum.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Mercan says:

    Pembe Peri’nin maceraları televizyon başında yaptığım illüstrasyonlara yazdığım bir kaç paragraflık öykülerle başladı. Ama bir süre sonra peri kızı bir kaç satırla yetinmeyip sayfalar dolusu macera yaşamaya başlayınca bende onun hikayelerini kaleme almak zorunda kaldım. Küçük perinin umut dolu yolculuğunda bu kez gölgesini yitirmiş bir prens ile birlikteyiz. Keyifli okumalar!

  2. Merhaba @Mercan

    Her masal gibi, verdiği mesajla olduğu kadar, mesajın naifliği ile de keyifli bir öykü olmuş. Çizdiğiniz resimden hareketle biraz küçük prens versiyonu mu olacak derken, özgünlüğü ile de rüştünü ispatlamış.

    Gölgenin fonksiyonunu gerçekten çok orjinal buldum. Umutla birleşmesi ayrıca güzeldi. Ama prens neden hala sarayındaydı gölgesiz?.. İşte orada başka ihtimaller aklıma gelmedi değil. Göklere de karışabilirdi…

    Son derece anlamlı ve dinginliği ile okuması keyifli bir masaldı.
    Ellerinize sağlık.
    Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle…

  3. Mercan says:

    Yorumunuz beni çok mutlu etti. Teşekkür ederim :blush:
    Prens neden hala sarayındaydı gölgesiz? Çok güzel bir soru bu yazarken hiç dikkatimi çekmeyen bir detaydı ama siz sorduktan sonra biraz düşündüm. Sanırım uçabiliyor olmak her zaman bulunduğun yerden ayrılmak için yeterli gücü vermiyor insana. Prensin sanırım saraydan ayrılmak gibi bir arzusu hiç olmamış, herkes onu bırakıp gittiğinde bile tek başına koca sarayda kalmış. Belki prens olduğu yerden gerçekten memnundur belki de gitmeyi aklına getiremeyecek kadar olduğu yere mahkumdur. Kimbilir? Sanırım bu sorunun cevabını bize kanatları olduğu halde uçup gitmeyenler verebilir :slight_smile:

    Eğer Prens ve Pembe Peri’nin yolu yine kesişirse bu soruyu soracağım :slight_smile:

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar