Öykü

Yanardağ Fantezisi

Ayinin on altı, felaketin yirminci yılıydı. Bu ayinin felaketin etkilerini azalttığını fark etmeleri dört yıl sürmüştü ve o günden beri de hiç kesmeden sürdürüyorlardı bu ayini.

Tabii zor bir ayindi bu. Altı çift, yani toplamda on iki kadın ve erkek gerekiyordu. Felaket sonrası iyiden iyiye azalan nüfusta, bu ayin için gereken sağlıklı insanları bulmak oldukça zordu ilk yıllarda. Çünkü felaket yanında kıtlık, salgın hastalıklar ve bunun sonucunda güçsüz insanlar getirmişti. Güçsüz insanlardan saatler süren bir cinsel performans beklemek gerçekten zordu.

Evet, bu ayin bir nevi grup seks partisiydi.

Felaket yüzyıllardır pasif haldeki bir volkanın bir anda aktif hale gelmesiyle başladı. Önce birkaç küçük deprem, sonrasında ufak lav püskürtmeleri ve sonrasında felaket… Şükür sebebidir şehrin bazı noktaları birkaç kilometre yüksekliği bulan lav selinden daha yüksekte bulunuyordu ve bu sayede birkaç köy hayatta kalmayı başarmıştı. Sayıları birkaç bini geçmeyen bu insanlar etraflarındaki korkunç sıcaklıktaki lav okyanusuna rağmen yaşamaya çalışıyorlardı.

Birkaç sağlam baz istasyonu sayesinde önce birbirlerinden haberdar oldular. Basit yöntemlerle ellerindeki uçan cihazları birbirlerine bağlayıp, bir insan taşıyabilecek hava araçlarına çevirdiler. Birbirleriyle yiyecek ve bilgi alışverişine başladılar. Bu hava aracının çılgın bir çiftin eline geçmesiyle olaylar farklı bir boyut aldı.

Köylerindeki hava araçlarını ele geçiren bir çift, yanardağ ağzının sıfır noktasındaki bir tepede buluşup, sanki başka bir yer yokmuşçasına, orada cinsel ilişkiye girdiler, yetmezmiş gibi bunun görüntülerini hayatta kalan köylerdeki gençlerin yeni sosyal medyası olan ve felaket sonrası anlamına da gelen “Finstagram” ağında paylaştılar. Hayatta kalma mücadelesinden oldukça sıkılmış ve libidosu yüksek genç gruplar arasında bu hızlıca popüler oldu. Hava aracını kaçıran yanardağ ağzında alıyordu soluğu!

Bunun anarşist bir eylemden, hayat kurtaran bir ayine dönüşmesiyse köy rahiplerinin bu fantezi eylemleriyle, lav soğumaları arasındaki ilişkiyi fark etmeleri sonucu oldu.

Hava araçlarının ortadan kaybolduğu fark ediliyor ama kimin aldığı ve nereye götürdüğü bir türlü bulunamıyordu. Aynı zamanda yanardağ ağzında seks yapılan noktada yıllardır aynı debi seviyesini koruyan lavın miktarı azalıyor, neredeyse durma noktasına geliyordu. Yanardağ ağzında seks fantezisinin yaratıcılarından olan, yanardağa en yakın köyün rahibinin oğlunun itirafıyla ortaya çıktı olay.

Önce tüm köyler ayaklanıp bunun iğrenç, ahlaksız bir eylem olduğunu, rahibin oğlunun idam edilmesi gerektiğini haykırsalar da, yanardağ fantezisinin etkisi birkaç deneyle kanıtlanınca herkes bunun üzerine teoriler üretmeye başladı.

Birçok farklı fikir ortaya konsa da, son fikir herkes tarafından onaylandı. Fikir şuydu; hava araçlarına birkaç kamera yerleştirilmiş ve yanardağın ağzında altı tane tepe bulunduğu görüntülenmişti. Birleştirildiğinde bu noktalar bir Davut Yıldızı oluşturuyordu. Aynı zamanda bu tepeler lav akışının ana noktalarıydı. İlahi mesaj açıktı: libidosu yüksek, gönüllü gençler yıldız noktalarında cinsel ilişkiye gireceklerdi, lav akmayı azalttığı anlarda da yanardağ etrafına bir baraj kurulmaya yada lavları uzağa taşıyacak bir nehir yapılmaya çalışılacaktı.

Bu haber gençler arasında büyük bir heyecanla karşılandı, kapalı toplum yapısından çıldıracak hale gelen gençler bu fırsatı kaçırmamak için hemen gönüllü oldular, öyle ki iki aylık kontenjan dolmuştu bile. Fakat işler düşündükleri kadar zevkli geçmedi…

İlk gün gençler hava araçlarıyla tepelere bırakıldılar ve aynı anda ‘ayine’ başladılar. Lavlar inanılmaz şekilde, bir anda akmayı kestiler ve büyük bir sevinç dalgası oluştu. Yedi dakika sonraysa bir çift cinsel birlikteliği sonlandırdığında olanlar oldu. Lavlar daha önce akmadığı kadar hızlı bir şekilde akmaya başladı! Köylerden, gençlere telaşla tekrar başlamaları emredildi fakat biyolojik olarak erkeğin birkaç dakika dinlenmesi gerekiyordu. Zaman yoktu! Hemen en yakın köyden bir erkek hava aracına atlayıp tepeye ulaştı ve cinsel birlikteliği devraldı. Lavlar anında kesildi fakat diğer tepede bitmişti bu sefer cinsel birliktelik ve lavlar diğer tarafta olduğu gibi hızla akmaya başlamıştı!

Korkunç bir kısır döngüye girmişlerdi… Tepelerden birinde seks yapılmadığı an lav akışı neredeyse iki katına çıkıyor ve tüm köyleri yok etme tehdidiyle karşı karşıya bırakıyordu. Tepelere devamlı insan akışı oluyordu. Yorulanlar dinlenirken, yerini yenileri alıyordu. Zevk dolu bir macera yaşayacağını düşünenler şimdi tepelerde istemedikleri insanlarla seks yapmak zorunda kalıyorlardı. Genç nüfus yetmiyor, orta yaşlılar hatta yaşlılar an oluyor tepelere gitmek zorunda kalıyorlardı.

Aylar, yıllar böylece geçiyordu. O sırada lav nehri çalışmaları devam ediyor fakat köy yönetimleri yıllar içinde devamlı değişerek farklı partilere geçtiği için taşeron firmalar da devamlı değişiyor, bu nedenle nehir bir türlü tamamlanamıyordu.

On altı yıldır sürüyordu bu ayin, on altı! Artık insanlar sadece seks yapıyor ve besleniyorlardı. Yorgunluktan bitap düşüyor ama bu ayinden önce nasıl yaşadıklarını bile hatırlayamaz hale geldikleri için duramıyor, bırakamıyorlardı. Herkes artık bu ayin için yıllardır özel eğitilen gençlerin yeterince olgunlaşmalarını, bu noktalara gelip görevi devralmalarını bekliyor ve rahat edecekleri günün hayaliyle yaşıyorlardı.

Umut Yakar

Ben Umudo, gençliğinin baharında Bukowski okumaya başlamış ve hunharca okumaya devam ederek hayatını enteresanlaştırmış bir yazar, ara sıra da şairim. Epey zamandır blog yazıyor ve birçok yere genelde yayımlanmayan yazılar yolluyorum. Beni izlemeye devam edin…