Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Adayı Tanımak

Merhaba ben Ağustos. Biz dört tarafı boşlukla çevrili bir adada yaşıyoruz ve büyüklerimizin söylediklerine göre çok ilerlersek düşermişiz. Adada bizim gibi yüzlerce koloni var, bu kolonilerde geneli birbirine benzer karıncalar yaşar. Karıncalar sadece fiziki olarak değil, zihniyet olarak da birbirlerine çok benzerler, bazıları hariç.

Çocukluğum çocuk masalları kadar güzeldi, büyümekten tek korkum hayatımın büyüklerin hayatı kadar sıkıcı olma ihtimali. Bizim türümüz yani karıncalar durmadan çalışırlar.  Çocuklar çalışmaz, onlar yuvada oyunlar oynarlar ve eğlenceli eğitimler alırlar. Yeterli yetişkinliğe eriştiklerinde ise çalışmaya başlarlar. Ölene kadar çalışırlar. Erkekler yuvanın dışında çalışırlar; kış için yuvaya tahıllar, arpalar, tohumlar ve ölmüş böcekler getirirler. O kadar çok çalışırlar ki bir senede dört kış yetecek yiyecek toplarlar, kışın ise gelecek sene için depolarını kazarak genişletirler. Depo genişletme işinde erkeklere dişiler yardım eder. Sene içerisinde ise dişiler, erkeklerin topladıkları yiyecek yığınlarından çürükleri bulup ayırır. Çürüklerin hem yayılmaması hem de daha fazla çürümemesi için derhal tüketilmesi gerekir. Bu yüzden karıncalar neredeyse hep çürük yerler. Her gün yuvaya taze tohumcuklar getiren karıncalar bu durumdan şikayetçi değildirler.

Ben her zaman diğer karıncalardan farklı oldum. Onların çabaları bana anlamsız geldi. Adadan hiçbir zaman korkmadım ve her zaman merak ettim. Adayı gezme hayalimi anlattığım zaman babam bana çok kızmıştı. “Şu koca adada herkes aptalken bir sen akıllısın değil mi ?” diye homurdanmıştı. Babamdan ilk kez azar yemenin verdiği şaşkınlıkla ağladım ve bunu gören babam bana yaklaştı. “Özür dilerim.” dedi. Özür dilerim demek gerçekten özür dilemek miydi?

Kışın bitmesine evrensel hesapla bir ay kalmıştı. Karınca hesabına ne gerek vardı ki? Bir dille herkes anlaşabilirdi. Her neyse, bir ay kalan sadece kış değildi aynı zamanda benim esaretimdi. Evet ben, bir karınca olarak yuvadan ayrılıp adayı gezeceğim. Önce adayı tanıyacağım ve böylelikle kendimi de. Karıncalar hayatlarını anlamsız şekilde harcarken ben hayatımın anlamını arayacağım. Hayatımın anlamını nerede bulabilirim bilemem belki de hayatımın anlamı adadır. Tanıdıklarım başka yuvalardan bile korkarken ben yabani böceklerin yanlarından geçeceğim. Şimdiden yuvadan ayrılırken bırakacağım notu bile hazırladım:

“Bu benim kişisel devrimim. Belki başarılı olur belki de başarısız olurum demeyeceğim çünkü başarı kelimesi sizler içindir. Ne olursa olsun meraklı, heyecanlı ve mutlu yaşayacağım. Belki her Ağustos ayında utanarak beni anacaksınız, umrumda değil. Bu benim kişisel devrimim. Bir bakarsınız başkaları da peşimden gelir ama pek sanmıyorum. Değişiklik karıncaların gözünü korkutuyor, isteseler ve mutsuz olsalar dahi döngüden çıkamıyorlar çünkü özgürlüğü gerçek anlamıyla hiç tatmamışlar.

Belki bazılarınızın gözünü açarım diyerekten yazdığım bu kısa mektup benden size kalan tek şey. Aranızda beni salak görenler, bana acıyanlar olabilir. Sizler yıllarca yetecek yiyeceklerin yanına yenilerini taşırken ben acıktığımda yemek arayacağım. Çoğu zamanlar aç kalacağım kısacası yaşayacağım. Bu benim kişisel devrimim.”

Adayı Tanımak” için 5 Yorum Var

  1. Hoş bir öykü olmuş. Genelde bu tarz seçkilerde insan dışında bir varlık anlatılacaksa ilk akla gelen adanın kendi ağzından anlatım yapılmasıdır.Fakat burada adadaki canlılardan birinin ağzından anlatılmış. En azından alışılmışın dışında olmuş. Bir iki yerde akıcılığı kesen cümle yapıları hariç başarılı buldum. Elinize sağlık

  2. Merhaba, sevimli bir öyküydü, ironikti de. Mesajlar güzeldi vesselam. Gözüme çarpan “diyerekten” kelimesi oldu; “diyerek” şekli daha hoş sanki. Bir önceki öykünüze nazaran bunu daha çok sevdim.
    Elinize sağlık.

  3. Ağustos’un adayı dolaşmasını ve umduğunu bulup bulmadığını bize aktarmasını okumayı çok isterdim. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

  4. Hikaye olarak basit duruyor. Yani bilindik bireyselleşme arzusu. Eğer anlatma yerine hikayelemeyi seçseydiniz daha güzel bir öykü ortaya çıkabilirdi gibi. Klasik bir tavsiye olacak ama: “Anlatma göster.”

Nurdan Atay için Yorum Yap Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *