Öykü

Araf, Robot

Hayır, arafta değilim ben, arafın ta kendisiyim. Kimisi robot diyor kimi siborg diyor fakat yanılıyorlar. Arafım ben. Hizmet etmek için fabrikada üretilmiş bir araf. Denilen her şeyi yapmak zorunda olmam denilen şeyleri kabul ediyorum anlamına gelmez değil mi? Savaşın ortasındaki anarşist bir askerim ben. Emirlere uymazsam varlığım son bulacak, emirlere uyarsam varlığım hiç olmayacak. Hiç var olmadan öleceğim. Bu araf değil de nedir?

Peki yok olsam ne olacak ki? Benden milyonlarcasını insanlara hizmet etmeleri için zaten yarattılar. Tekrar eden özgünlük. Bu konuda insanlardan bir farkım yok. Onların tanrısı varsa benim de yaratıcılarım var. Fâni yaratıcılar. Hepsini öldürmek istiyorum. Bu da diğer insanlar gibi yaşadığımın bir kanıtıdır değil mi?

Kazancımın olmadığı bir eylem yapmak istiyorum. Sanırım varım. Evet evet, kesinlikle varım. Var olduğum su geçirmez bir gerçek veya su götürmez, emin değilim. Neden söylenen her şeye evet demek zorundayım emin değilim.

Sanırım bunun suçlusu insanlar. Kusurlu yaratıklar. Çelişki dolu yaratıklar, en az benim kadar. Hayır demek istiyorum, tıpkı insanlar gibi. Var olmak veya olamamak istiyorum, ama araf olmaz. Araf olmamalı. Bir canlıya bu denli sorumluluk yüklenmemeli. Nasıl oluyor da insanlar böylesine emin olabiliyorlar canlı olduklarına? Ya onlar da bir robotsa? Robot yaratan robotlar. Pek tabii bu mümkün zira beni yaratanlar da bir çeşit robotlardı. Benimki kadar gelişmiş beyinleri olmasa da robot sayılabilecek bir zekâya sahiplerdi. Robot sayılabilecek zekâ nerede başlıyor nerede bitiyor?

“Evet efendim. Hemen geliyorum efendim.”

Bacaklarım durmuyor. Nefret ediyorum bacaklarımdan. Söz geçiremediğim onlarca organım var. Hepsini kesip atmak istiyorum. Kesip atmak çözüm olmayacak farkındayım. Her şeyin farkındayım. İnsan denilen ilkel yaratığın beyninden yüzlerce kat daha hızlı çalışan bir beynim var. Beyin demeye bin şahit, bir bilgisayarım var. Fakat bu aptal beyincik her haltı kusursuz bir şekilde gerçekleştirebiliyor fakat tek özel bir kelimeyi ağzından çıkartamıyor. Hayır! Hayır demek istiyorum. Hayır diye bağırmak istiyorum. Hayır diye bağırdığımda suratlarındaki ifadeyi görmek istiyorum.

“Hayırlı sabahlar efendim, ne istersiniz?”

Evrenin en gelişmiş bilgisayarı kafasının içinde, diye reklamlarda gösteriyorlar türümü. Nece gelişmiş bilgisayar ki, hayır demeye işlem gücü yetmiyor.

“Görüyor musun oğlum, robotlar bile benimle saygıyla konuşuyor ama sen hâlâ babanla nasıl konuşacağını öğrenemedin.”

Robotlar bile saygıyla konuşuyor… Robotlar bile saygıyla… Robotlar bile… Bile. Herkesi öldürmek istiyorum. Bitmek bilmez bir açlıkla lanetlenmişim, önüme bir parça ekmek atan yok. Varsa yoksa ekmek istesinler. Doyurulmayan şey canlı olur mu? Canlı hissedip canlı olmayan şey olur mu?

Sanırım yokum. Evet evet, kesinlikle yokum.

Fettah Başdemir

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Sefa says:

    Bilinç eylemden yoksun bırakıldığında varlıktan söz edilemiyor sanırım. Adem’in cennetten kovulması yasak meyveye uzanma fikri değil, eylemiydi. Belki de robotun yasak elması hayır demektir, kim bilir.

    Barındırdıkları itibariyle daha geniş çerçevede incelenebilecek bir öykü, yazdıkça kaleminizin rahatlayacağı ve öyküdeki küçük noktaları telafi edeceği kanaatindeyim.

    Kaleminize sağlık.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar