Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Düzeyli İlişki

Yeni sınıfıma adım attığımda ne kadar korktuğumu kimseye anlatamam. Babama göre bu benim suçummuş. Bir bakıma haklı da.

Öğretmen, boyum nedeniyle -gayet de haklı olarak- en arka sıraya oturtuyor beni. Sıra arkadaşımın, burnunu çekiştirip: Kokuyorsun, demesini hiç unutmam. Asıl kokan kendisi. Teneffüs aralarında ipinden kurtulmuş köpek gibi bir o yana bir bu yana koşup duruyor, şakır şakır terliyor, ve sonra karşıma çıkmış, sahip olduğum tek koku yüzünden şikayet ediyor. İnsan gerçekten garip.

Haftalar geçiyor, sırama gömülüyorum. Herkes unutuyor beni. Sıra arkadaşım hariç. Pençeme kusur buluyor, patimi kendi tarafıma çekmemi söylüyor, kuyruğumdan rahatsız oluyor, dişimin arasında kalmış et parçasını işaret ediyor, dudağımın kenarındaki kurumuş kan lekesini öğretmene şikayet ediyor.

Dayanamıyorum bir gün, dersin ortasında yutuyorum gidiyor. Evet evet, boydan boya mideme atıyorum onu. Tüm dünya susuyor sanki, öyle bir sükunet var. Öğretmene bakıyorum, kadının ağzından dökülen her bir kelime ahenge oturuyor, bir ezgiye dönüşüyor; kadın artık konuşmuyor, şarkı söylüyor.

Aradan günler geçiyor, çocuğu kimsenin sorduğu yok, olay kapanıyor. Fakat ben durmuyorum, ön sıradaki kızları da ortadan kaldırıyorum, yan sıradakileri de. Öğretmen her gün azalan sınıf karşısında bırak şaşkınlığa uğramayı, memnuniyet duyuyor. Ben -haliyle- her ay bir sıra öne taşınmak zorunda kalıyorum.

Ve nihayet bir gün öğretmen ile baş başa kalıyoruz. Geçen seneki hadise, eski okulumdaki hadise, tekrarlanmak üzereyken bu noktada duruyorum. Öğretmen ile aramızdaki bağı güçlendiren sebepler var. Kadının burnu koku almıyor. Dişimin arasındaki et parçalarını da göremeyecek kadar kusurlu gözlere sahip. Düzeyli bir ilişki içinde geçiyor günler. Fakat bilinmez, okulun son günü, kendime bir mezuniyet hediyesi isteyebilirim.

 

Deniz Eksilen

Öykü, roman, novella, deneme ve şiir yazıyorum. Psikolojik hikayeleri seviyorum. Arada gerçekçi kurgular kullansam da, bilimkurgu ve fantastik favorim. Yorgos Lantimos izliyor, Marcel Proust okuyor, Heraklitos'u düşünüyor, Carl Sagan'ı anıyor, Progressive House dinliyor, scooter kullanırken elimi uzatıp otlarla tokalaşıyorum. Rüzgarı, dalgayı, ve abartmadığı sürece yağmuru seviyorum. Anime ga daisuki desu.

Düzeyli İlişki” için 5 Yorum Var

  1. Benim açımdan da farklı bir öyküydü. Umarım hoşunuza gitmiştir. Okuyup yorumladığınız için teşekkür ederim.

  2. Muhteşem bir fikir bulmuşsun. Özellikle kısa öykülerde böyle fikirler şart. En önemlisi de bu fikri bir sonuca ulaştırmak. Onu da gayet başarılı bir şekilde yerine getirmişsin. Öykünün sonu okuru memnun edecek kalitede olmuş. Gerçekten çok sevdiğim bir öykü oldu bu. Kısa ve vurucu. Emeğine sağlık. 🙂

  3. Begeniniz için teşekkür ederim. Belirtiğiniz noktalardaki yorumlarınız, doğru yolda ilerlediğimi gösteriyor. Her ay bir öncekinden daha farklı ve daha iyi bir öykü çıkarmaya çalışıyorum. Umarım sizi yine ağırlayabilirim.

  4. Farklı bir öyküyle karşımızdasın. Hem kendin için, hem de bizim için farklı…

    Birincil tekil şahıs ve şimdiki zamanda yazımın en büyük sıkıntısı, dili geçmiş zamandaki kıvrak eklere sahip olmaması. hemen hemen hepsi -yor ile yazılır ve bir noktadan sonra bayar. En azından, bende öyle.
    Burada o bayıklık yoktu ve bunun en büyük sebebi, araya serpiştirilmiş “diğer karakterler” ve onlarla olan etkileşimlerdi. Sarhoş birisinin donuk dünyasında, geç oluşan algısıyla etrafa bakar gibi değil de, hayatın akışını ağır çekimde seyredebilen yetkin bir zihnin ürünü gibi… Ayrıntılar önemli.

    Öykünün sonuna diyeceğim pek yok, bir tuhaf öykü için her şey yerli yerindeydi. Doğru bir teknikle, güzelce yazılmış bir öykü bu.
    Keşke daha fazlasını söyleyip daha güzel tavsiyeler verebilseydim.

    Birkaç yerde yazımla ilgili merakımı uyandıran şeyler oldu. Mesela:
    ” Sıra arkadaşımın, burnunu çekiştirip: Kokuyorsun, demesini hiç unutmam.”
    Bu cümledeki : ve tırnak işareti olmamasının dilsel kurallar bağlamında ne derece doğru olduğunu bilemiyorum ama hoş bir farklılık kattığını düşünüyorum.

    “İnsan gerçekten garip.”
    Burada “insan” yerine “insanlar” mı kullanılmalıydı diye birazcık düşündüm. Pek fark edeceğini sanmıyorum. Şu halde de, bir başka zihnin ve dünya algısının eseri olabilecek bir cümle.
    Bu tarzda daha da fazla şey denemeni dilerim. Zamanla, o “kaçar nokta”ları ve anlatımı bayağılaştırmamayı çok daha yetkince becereceğini hissediyorum.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *