Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Günah

Bazen büyük günahlarımın ne olduğunu düşünüyorum. Sanırım en büyük günahım haklı olmak. Çalıştığım şirkette kazancın bir kısmını zimmetime geçirirken haklıydım. Çünkü paraya ihtiyacım vardı. Karımı aldatırken haklıydım. Çünkü eskisi kadar anlaşamıyorduk. Yalan söylediğim zamanlarda haklıydım. Çünkü kolay ulaşabileceğim bir çıkış yolu gerekiyordu.

Birçok günah. Tek sebep. O da haklı olmam. Bunun sonuçlarına her gün katlanmak zorundayken, düşüncelerim bana yalnızca bir cevap sunabiliyordu. “Dante, yaşamış olan en büyük yalancıdır.” Hikâyesinin ne zaman başladığı belli olan bu yolculuğun, uzun süredir kestiremediğim ve oldukça uzak görünen sonunda bana bir Vergilius’un eşlik etmediğini gördüğümde de varmıştım bu kanıya. Şimdi beni aramaya gelen bir Dante’nin yokluğunu çekerken de aynı şeyleri düşünüyorum.

“Sen Beatrice değilsin?”

“Neden?”

“Çünkü o bir kadın.”

İçimdekiyle konuşurken her zaman düştüğümüz bu tartışmanın sonunda da kendime verdiğim cevap belliydi.

“Beatrice olmak için kadın olmak çok da önemli değil. Farkında değil misin? Burada kadın olmanın veya erkek olmanın da bir önemi yok. Hepimiz aynı cezayı çekiyoruz.”

“Haklısın.”

“Teşekkürler.”

Yarın bunları düşünürken bana yine kadın olmadığımı bu yüzden Beatrice olamayacağımı söyleyecek. Hiçbir zaman bitmeyen bir tartışma…

Bir anda kapı açıldı. İrkildim, çünkü daha saatim gelmemişti. Dev gardiyan karşımda dikilip donuk gözlerle bana bakıyordu.

“Kalk!”

“Daha sıram gelmedi.”

“Kalk!” Bu sefer ki biraz daha buyurgandı ve kalkmak zorundaydım. Hiçbir şey demeden arkasını döndü. Onu takip etmem gerekiyordu. Dev adımlarına ayak uydurmaya çalışırken adımlarımı hızlandırarak arkasına takıldım. Bazılarının saati çoktan gelmişti. Çünkü kulakları sağır edecek ilk saat çığlıkları, kulak kabartılınca ancak duyulabilen son saatin kesik çığlıkları ve buranın her yerinde duyabileceğiniz fokurdama sesleri.

Gardiyan kendisinden hiç beklemediğim bir şey yaptı.

“Geldi!”

Hiç konuşmazdı ve kim gelmişti? Acaba?

“Dante mi?”

Cevap vermedi. Yanlış soruyu sormuş olabilirdim.

“Kim geldi?”

“Kızın.”

Hissetmiştim. Dün hissetmiştim. Gözümü kapadığımda beni çağırdığını biliyordum. “Baba. Seni çok özledim. Keşke tekrar seni görebilsem.”

“Ben de seni özledim kızım. Ama burası seninle görüşmek istediğim bir yer değil.”

Onu görmediğimden beri geçen koca beş yıl bana elli yıl gibi gelmişti. Hiçbir zaman görebileceğimi de düşünmüyordum zaten. Çünkü benim kızım iyi biriydi. Dev gardiyanın adımlarını biraz daha izledikten sonra onu gördüm. Sanki benden koca bir hoşgeldin sarılışı beklermiş gibiydi. Ona gülümseyemiyordum bile.

“Baba?”

“Kızım neden buradasın?”

“Çok hızlı kullanıyordum baba. Sonra…”

“Hayır hayır, neden öldüğünü sormuyorum. Neden buradasın?”

Bir süre düşündü.

“Sanırım… Sanırım haklı olduğum için baba.”

Bu sefer gülümseyebildim. Babasının kızı…

Alaattin Cem Özdemir

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for Aremas Aremas says:

    Dante’nin cehennemini, öykünüze baharat misali tadımlık eklemeniz güzel bir girişim.

    “Kalk!”

    “Daha sıram gelmedi.”

    “Kalk!” Bu seferki biraz daha buyurgandı ve kalkmak zorundaydım.

    Çok ufak bir dokunuş ama etkili bir karakter anlatımı örneği. Karakter, huyları veya kabullenişleri ile gözümüzün önünde belirmeye başlıyor. Az lafla çok şey anlatmak ve okuyucunun metne katılımını sağlamak güzel şeyler.

    Güzel dokunuşlar var ancak bana çoook kısa geldi öykü. Yani kurgulanışına ve dayanaklarına göre çok kısa kalmış. Orta ve son bölümlerinde biraz daha hacim kazanması öyküyü güzel bir yere taşıyabilir. İyi bir kalkış, umut vadeden bir gelişme bölümü ve ne olduğunu pek de anlayamadığım bir sonuç oldu benim için.

    Elinize sağlık.

  2. Avatar for soulmate soulmate says:

    Bilmiyorum ben öyküde hiçbir çekişme, protagonistde hiçbir motivasyon göremedim. Bu öykü de bizi sürüklemesi gereken neydi?

  3. Avatar for Aremas Aremas says:

    Bana göre de başlangıçtaki kurgu girişimi ve inşa edilen birkaç basamağın ardı gelmedi.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.