Öykü

Güneş Bir Mızrak Boyu Daha Yükseldikten Sonra

Sonra,

Kesin değil. Zannediyorum.
Yanlış anlamış olabilirim yani.
Bu zarar verici. İşte bu kesin. Zannetmek zarar verir.  Hüsn-i hat dersine gelenlere beslediğim, ve insanların çoğuna karşı sevgiden doğan sempatimiz hüsni zan,
Olumsuz düşüncelerimizse su-i zan’dır.

Anlaşılmamak. Ah kalbim.

Yanlış anlaşılmak istememek, yanlış anlaşılmamak.
Hiç anlaşılmadığını düşünerek aslında  yanlış anlaşılmak istenilen zamanlar. Acaba biraz yanlış mı anlasanız 🙂
Beni biraz yanlış anlar mısın.

Olayları tamamen yanlış anlamak.  Hayattaki halim.
Halim kim, ben kimim?
Öykü yazmaya çalışırken başka şeyler ortaya çıkarttığım için de
vay halime.

Gün içerisinde bazı cümleler aklıma geliyor çok etkileniyorum heyecanlanıyorum. Gün bitiyor, ay bitiyor hatta yıl da. Yirmiyirmi oldu yıl. 2020.

Güneş yükseliyor bir mızrak boy daha. Hergün. Ben hala uyuyorum. Ve uyandığımda bazı sabahlar ‘bugün de gözleri aşka gülen taze söğüt dalı olarak uyanamadığıma üzülüyorum.

Sevdiğim mevsimdeyim, sevdiğim de sevdiğim mevsimde gibi.
Soba yanıyor, yarın kar yağacak, dünya dönüyor. Şimdi kardeşim olsa derdi ki abla sadece soba mı yanıyor.
Abla tek yanan soba olsa.

Soba odun sobası değil,  ‘soba’ kelimesi bile hoşunuza gider belki diye söyledim. Sevdiğim mevsim dedim ya bir de soba dedim üzerine, bu mevsim kesin kış mıdır?

Bir ipucu vereyim mi,

Gerek yok.

Ne demek gerek yok.

Anladınız yani sevdiğim mevsimin hangisi olduğunu.

O geziyor, ben kitap okumaya çalışıyorum. O da belki kitap okuyordur ama benim gezmediğim kesin. Çok gezen mi çok okuyan mı sorusuna çılgınca yanıt mı arıyoruz anlamadım ki, sonunda ikimiz de hiçbir şey bilmediğimizi gözlerimizin içine bakarak ya da onun gözlerinin içine bakarak birlikte itiraf edip teslim olacağız. Gibi.

Gökyüzünde büyük bir bulut tiyatrosu mu sergileniyordu?
Yeryüzünde evet. Ve gösterinin orta yerinde ansızın görüş alanıma odun taşıyan… Tünele girmiş gibiyim, bu kadar bu kadar aleni nasıl sevebilirim.

Benim onu özlemem, onun beni özlememesinden daha iyi, onu bu kadar çok seviyorum. Yine
After Life dizisinde hiç bir şeyi değiştirmek  istemezdim geri dönüp, beğenmediğim bir şeyi değiştirseydim bana olan getirileri kaybedebilirdim” diyor.

Mızrak, inancımızı, sabrımızı ve de tuzakları simgeleyebilir. Hedefe atılacak bir araçtır. Bir tek amacımız varsa, mızrak mızraklığından ne kaybeder.

Kitapta da,

“Yazmak iyidir ama düşünmek daha iyi
Akıllılık iyidir ama sabretmek daha iyi” demiş Herman Hesse.

Son zamanlarda şu 3 kelime aynı anda düşmedi dilimden.

No Judge, this is a moment, non stop.

Yargılamak yok, önyargı yok.

“Bu bir an”  diye çeviriyorum, dem bu dem. Başka bir an yok, yarın yok.

Ve durmak yok, “durmadan” hareket.

Mevsim kar kış olsa da güneş her gün bir mızrak boyu yükselinceye kadar seveceğim seni…

Güneş Bir Mızrak Boyu Daha Yükseldikten Sonra” için 1 Yorum Var

  1. Dipsiz dedi ki: dedi ki:

    Sevgili Aycan,

    Kayıp Rıhtım ailesini kendine yakın bulduğunu 2018’de yazdığın ilk öyküden anlayabiliyorum ve son öykü/denemene kadar ki yolculuğunu da konsolide bir şekilde gözlemleme imkanım oldu (Evet, geriye dönük büyün öykülerini okudum).

    Öykü Seçkisini bu kadar çok sevmem ve rıhtımın kuruluşundan beri buralarda olma nedenim aslında sen ve senin gibi yazarlar. Yazama isteği insanın içinde doğmaya başladığı anda, eli kalem tutan kişi bunu nasıl yapacağını bilemez. hatta ilk anda nasıl yazması gerektiği hakında da bir fikri yoktur. Çünkü yazmak çok kişisel bir eylemdir ve bir kitabı olmadığından kişinin kendi kendisini eğitmesi gerekir. Bu yüzden de “yalnız” bir yolculuktur. Bu yolculukta düşer, kalkar ve uzun bir süre çalışıp didindikten sonra ortaya çıkan ürün belki seni tatmin eder.

    Bu yüzden yazmak bir yolculuktur. Yazar her zaman kendi iradesinin sahibi olmalıdır. Kimin beğendiği ya da beğenmediğinin hiç bir önemi yoktur çünkü Yazar bunu iç güdüsel bir “ihtiyaçla” yapar. Yani yazmak bizim gibiler için su içmek gibidir. Su içtiğimiz içinde tebrik edilmek ya da eleştirilmek su içme ihtiyacımız üzerinde hiç bir etkisi olmamalıdır ya da bunu beklememeliyiz.

    Yine yazmak bir yolculuk olduğundan tüm yazarlar aynı yol üzerinde biraz ileride biraz geridedir ama hepsi yol arkadaşıdır.

    Bu aforizma şuraya çıkar:Kimse okumayacak olsa bile YAZ! Böylece gelişirsin, yol arkadaşların olarak hep buradayız.

    Mutşu bir yeni yıl dilerim
    Eline ve düş gücüne sağlık
    Sevgiler
    Dipsiz

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!