Öykü

Hediye

Macera

Günler günleri kovaladı, ben de oğlumu kovaladım. Top kapmaca oynuyorduk. Oğlum kapamıyordu ama bazen de kapıyordu. Topa dokunamayınca bir kenarda mızıkçılık yapıp ağlıyordu. Küçüktü daha. Bir masal her zaman işe yarardı.

Beceriksiz Kuşlar

Masal anlatmak için yola işte böyle çıktım. Kuşlarla karşılaştım. Martı kuşları, leylekler, ismini bilmediğim bay kuşlar ve bayan kuşlar. Sürü, martılara ve leyleklere benzese de başkaydı. Bir masal peşindeydiler. Yapabildikleri tek şey havada takla atıp hep birlikte belli belirsiz şekiller oluşturmaktı. Gel gör ki kuşların oluşturduğu şekiller sayfanın kenarındaydı. Hiçbir şeye de benzemiyordu.

Kuşların morali bozuldu. Üzgündüler.Akıllarına gelse şarkı söyleyebilirlerdi. Bunu onlar için ben yaptım. Oğlum en azından şarkı dinlerdi.

Hemen arkamda bir koro oluştu. Her birinden farklı ses çıkıyor,anlaşılmıyordu. Tam bir karmaşa. Kuşlar boyunlarını büktüler. Yüzüme bakamıyorlardı. Durumu düzeltmeliydim. Çünkü sayfa bitmek üzereydi.

“Sakin olun çocuklar,” dedim kuşlara. “Şimdi herkes kâğıdın arkasına uçsun ve işaretlediğim noktalara konsun.”

Oğlumun “Baba! Ne yapıyorsun?” dediğini duydum. Hiç istifimi bozmadan, “Şimdi kâğıdın arkasını çevir.Bak bakalım beceriksiz kuşlar nereye konmuşlar.” dedim.

Bir Öykü

Oğlum Doğan bir gün bahçede arkadaşıyla oynuyormuş. Kum havuzunda inşaatçılık. Bitince de evin berisindeki boşlukta bisiklete binme, kovalamaca, yakalamaca, top kapmaca, saklambaç.

Etrafta gazeller uçuyormuş. Hava soğumuş iyiden iyiye ama eve gitmek istememişler. Okuldan dönen büyük çocukları bekleyeceklermiş. Daha fazla oynayamamışlar. Balkondaki koltuğa yan yana oturup yoldan gelip geçen arabaları seyretmeye başlamışlar. Bazen dolmuş, bazen taksi, bazen otobüs. Derken bir de iş makinası geçmesin mi? Hem de kum havuzundakinin aynısı. Sarı renk. Babasının geçen sene aldığı.

Sevinçten ne yapacaklarını şaşırmışlar. Gülmüşler de gülmüşler. Dişlerini göstererek.Okuldan dönüş zamanında hemen yolun kenarına gelmişler. Aynı anda “Biz Cuma günü gizli bir şey yapacağız. Babaannem de var. Pasta da olacak, hem de kocaman. Beş tane de mum aldık. Yakacağız. Bir çocuk üfleyip söndürecek. Denedik dün ama bu çocuk mumları söndüremedi. Nefesi yetmedi. Daha güçlü üfledi. Dört buçuğun ortasında şimdi ama cuma günü söndürebilir.” demişler. Yoldan geçenlerden biri “Kimseye söylemeyin de sürpriz olsun.” demiş. Doğan “Tamam!” diye bağırmış. “İyi fikir!”

Akşam yemeğini yiyip yatağa geçmiş. Annesi seçtiği masal kitabını okurken uyumuş hemen.

Yolunu Gözlerken

Babayla parka gitmeyi, masal okumayı, piknik yapmayı, gezmeyi ve daha bir sürü şeyi özlemiş. Rüyasında babası Doğan’ın yanına gelmiş, dişlerini göstere göstere gülmüş. Çok komikmiş. Doğan uyuyormuş ama babasını görüyormuş da. Ona masal anlatacakmış. Babasının kahkahalarıyla uyanmış. Bir de bakmış ki babası yanında değil.

Bir Rüya

Babası uzakta bir yerde, arkadaşıyla otururken demiş ki, “Oğlumun doğum gününde nasıl bir hediye alsam da değişik bir şey olsa, o da beğense.”

“Dur, biraz düşünelim.” diyen arkadaşı “Buldum, buldum!” diye bağırmış.

“Ne buldun? Söyle ben de bileyim.”

“Hediye buldum.”

Merakla arkadaşına bakmış babası.

“Şimdi sen hemen güzel bir masal bulacaksın. Koştura koştura bir solukta eve gideceksin. Usulca oğlunun yanına uzanıp komik komik güleceksin. Dişlerin görünecek. Bir masal anlatacaksın. İşte bu onun doğum günü hediyesi olacak. Yanaklarından öperken saçlarını seveceksin. Uyandırmadan yataktan çıkıp geri geleceksin buraya. Saat on ikiyi vurmadan.”

Parti

Mumları üflemiş Doğan. Sönmemiş. Tam beş tane. Gökteki yıldızlar gibi beş tane pırıltı. Yeniden üflerken dikkat kesilmiş. Bir de ne görsün? Babası. Üflemekten vazgeçmiş ama nefesi ağzından çıkmış bir kere. Yüzü düşmüş. Gözleri dolmuş. Mumlardan biri direnmiş, sönmemiş. Orada sadece babası kalmış. Gülüyormuş dişlerini göstere göstere. Yüzünde güller açmış.Mumu söndürüp tabağını annesine uzatmış. Çok sevdiği pastadan yiyecekmiş.

Yerken de çikolata yüzüne, yanaklarına, burnuna bulaşmış. İyi bir iş yapmış gibi gülmüş durmuş. İkinci dilimi istemiş üstüne. Annesi de vermiş. “Bugün senin günün, al bakalım.” demiş annesi. Şaşırmış.

Hemen bitirmiş tabii.Karnı kocaman olmuş. Nefeslenmiş. Sancı başlamış sonra. Kıvrım kıvrım kıvranmış. Üçüncüyü yiyecek hali kalmamış.

Balonlarla oynamışlar, hediyeleri açmışlar, kovalamaca, top kapmaca, saklambaç derken bir de babasının yazdığı mektubu okumuş annesi. Doğan o kadar yorulmuş ki daha dinlerken annesini,koltuğun kenarına uzanıp misafirler gitmeden uyuyakalmış.

Bir Masal

Uyandığında kimse yokmuş odada. Hava çoktan kararmış. Pencereden yıldızlara bakmış. Yıldızlar gökyüzünde parlıyormuş. Bir de ay dede varmış beride. Yıldızlardan birinde babasını görmüş. Yanındakinde de annesini. Doğan’a gülüyorlarmış. Dişlerini göstere göstere. Yıldızdan atlamışlar aynı anda. Evin önündeki yola inip pencereye yaklaşmışlar. Babası, “Yemeğe gideceğiz, hadi!” demiş. Doğan kıkır kıkır gülerken pencereyi açıp çıkmış. Evin arkasında kumda inşaatçılık oynadıkları bahçede yeni bir lokanta açılmış. Ali Babanın Çiftliği. Kapının girişindeki minik bir kuzu onları buyur etmiş. Garsonmuş.

Evin önündeki yola bir tavuk inmiş yıldızlardan. Kuzunun saçlarına tünemiş. Kuzu yerinden sıçramış. Dengesini sağlayamayınca arkasındaki tabureye oturuvermiş.

Kuzucuk konuşamıyormuş hâlâ. Kalmış öylece. Diğer masalarda eşekler, inekler, horozlar, köpekler varmış. Derken sakallı bir keçi gelmiş, lokantanın sahibi. Yiyecekleri getirmiş. Pekmez suyu, yoğurt, pilav ve tutmalı et. Yemeğin sonunda kocaman bir çikolatalı pasta. Üstünde beş tane mum. Doğan üfleyip söndürmüş. Pastasını da hemen bitirmiş. Herkesin ağzı, yanakları, burnu çikolata olmuş. Doğan yerde bir iş makinası görmüş, sarı renk, kepçesi olan, kocaman. Gülmeye başlamış. O kadar gülmüş, o kadar gülmüş ki kendi gürültüsünden uyanıvermiş.

Sabah olmuş, mutfağa gitmiş Doğan. Masada bir pasta, üzerinde beş tane mum, yanında bir zarf. Çıkarmış içindekileri. Bir sayfasında kuşlar ona gülümsüyormuş.

Turgay Yıldırım

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Dipsiz says:

    Sevgili @trgyyldrm

    Öykünün teknik anlamda yorumunu yapmayacağım. Açıkçası bilerek mi bu şekilde yazdın, yazma tarzın mı bu emin olamadığım gibi aynı zamanda öykünün içinde sanki bir sarkaç nasıl gidip geliyorsa kalemin de aynı şekilde öykü içinde bir uçtan diğerine gitmiş. Normalde nasıl bir sarkaç sistematik hareketlerle zamanı kontrol eder, yazarda sarkaç misali kağıdın üstünde gidip gelen kalemiyle aynısını yapar. Senin hikayende böyle bir hissiyat edinsem de sarkaçların kendine özgü sistematiğini yakalayamadım. Veyahut free-jump deddiğimiz kalemini özgür bıraktığın, düzensizliğin içinde anlattığın bir hikayeydi. Bu bağlamda okuyucunun aklındaki soru işaretleri hikayene çarptığında hikayen sanki sallanıyormuş hissi verdi. Yani temellerinde bir problem varmış gibi.

    Tekniğe girmeyeceğim dedim ama bir baktım yazmışım :slight_smile:

    Hissettirdiklerine gelince, benim için hüzünlü bir öyküydü. Çünkü sürekli bir kayıp bir acı yaşanacakmış gibi yazılmıştı. Arada kurulan bağlantılar sanki o kadar çok perdenin arkasındaydı ki hakkını vererek göremedim gibi geldi. Bir sonraki öykünü daha dikkatli okuyup yazma şeklin hakkında daha detaylı bir görüş alış-verişi yapabilriz.

    Eline ve düş gücüne sağlık
    Sevgiler
    Dipsiz

  2. Merhaba,
    Öncelikle değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Evet, öyküde bazı yerleri okura bıraktım. Aslında karşılığı olan imgeler var fakat son gün yazıldığı için bu bağlantıların hissedilmesi; a) Fazla ve gereksiz kelime-cümleler b) Ara başlıklar(konmasa daha güzel olabilirdi ihtimal) c) Anlatım dilindeki dalgalanma. -mış, -dı vsvs (hikaye dili daha uygun olabilir.)
    Başlıca sebepleri bunlar olabilir.
    Öykünün anlattıklarıysa evet, hüzünlüydü.
    Bir sonraki öykü daha oturmuş ve geniş zamanda yazılmış bir öykü olacak.
    Selamlar, sevgiler…
    Turgay

  3. Merhaba @trgyyldrm,

    Çok hüzünlü bir öyküyü, çok güzel referanslarla okudum. Finalini de ayrıca beğendim. Basit ve ağdalı olmamakla birlikte gerçekten etkili bir duygu transferiydi.

    Elinize sağlık…

  4. Merhaba,
    Beğenmenize sevindim. Özellikle o duyguyu sizin de almış olmanızı…
    Çok teşekkürler…
    Selamlar, sevgiler.
    Ty

  5. nkurucu says:

    Zaman kipleri hemen farketmiş :slight_smile: Ellerinize sağlık. Okuması biraz zor ama etkileyici bir öykü. Çocuk dilini çok güzel yansıtmışsınız.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

5 cevap daha var.