Öykü

İçimde Taşıdığım Kördüğüm

İnsanın kendine verdiği sözleri gerçekleştirememesi kadar kötü bir şey yok. On beş yaşında ki kıza elli yaşındaki ben, durmadan hesap verip duruyorum. Hani bu olacaktı! Hani şu olacaktı! Olmadı hiçbiri, olmadı. Evet, çünkü biz iyi bir öğrenci değildik, diyemezsin. O da oradaydı. Üzerine düşen her şeyi yaptı. Yanlış seçimler yaptık. Eğlenmeye kaptırdık kendimizi. İşler yolunda gitmedi. Mazeret kabul etmiyor. Bir türlü şimdiden memnun olmuyor.

Ne yapmalı? Ne yapmalı? Gökyüzünden bir yıldızı çekip alacak kadar güçlü ve hayalperest olan o küçük kızı susturmalı. Beyaz yakalığını takıp ödevlerini tam yapınca, en önde oturup öğretmenlerin gözdesi olunca, notlarını yüksek tutunca her şeyin mükemmel olacağını sanan sen, salağın tekiydin. İşte geldiğimiz nokta ortada. Tuvalet temizliyoruz. Yarım yamalak içilip küllüğe bastırılan sigaralara acıyorsun, okuldan birileriyle karşılaşıyor olmaksa artık umurun değil. Havaalanında tuvaletlerde unutulan çantalar en heyecan verici anları işinin. Kırmızı kod, mavi kod, sarı kod veriyorsun. Sarı kod unutulan rujlar, göz kalemleri, dolma kalemler için… Aferin sana, kimyasalları ve temizlik bezlerini renklerine göre kullanıyorsun.

Sözler verdiğin ve başarısız olduğun gerçeğini yüzüne çarpan bir başkası olsa “defol” dersin. Kendi iç sesin durmadan yarım bıraktığın şeyleri başına kakıp durunca yapacağın pek bir şey kalmıyor. Onu çıkarıp atamazsın. Lanet olasıca, aynadaki her yansımasında dil çıkarır sana. En yorulduğun anda, zonklayan bacaklarını veya tutulmuş omzunu tek elinle ovalarken açar ağzını.

Bilmiş küçük cadı, ellerini beline koyar ve küçümser bir edayla bakar sana. Bazen bir şey söylemesine bile gerek yoktur. Çöpün dışına atılmış bok sıvanık tuvalet kâğıtlarını kaldırırken kabul edersin yenilgiyi. Ağzının tadını bozan dezenfektanlar ve diğer tuvalet temizleyicilerin kokusu, eldiven içinde çalışmaktan tırnaklarında oluşan bozulmalardan bilirsin bu iş seni yavaş yavaş öldürecek.

Ay sonu geldiğinde faturalarını ödeyebilmenin rehaveti vardır üzerinde. Akşamları demlediğin çayın kokusunu ve camlarda bıraktığı su buharını seversin. Menekşelerin çiçeklenmesi hoşuna gider. İşyerinde servis ve yemek iyidir. Çalışma arkadaşların iyi kızlardır. On yıl içinde oturduğun ev senin olacaktır. O yıl yılbaşında sen çalışmıyorsundur, şeker bayramında çalışmışsındır falan. Bir takım hesaplar döner. Her yıl ikramiyen vardır. Geçenlerde havaalanının tuvaletinde bir bebek doğmuştur. Az kalsın iki genci basıyorsundur, oğlanı kızın dudaklarından öksürerek ayırırsın. Yerler hep kaygandır, yılda bir kez ciddi düşersin.

Günler birbirini kovalar, şanslıysan evlenirsin. İşler fena gitmez. Çocukların olur. O iyi öğrenci susmuştur biraz. Torunların bile olur. Onlara hayatının otuz beş yılını havaalanında tuvalet temizleyerek nasıl geçirdiğini anlatırsın. Tırnaklarından üçünü bu işte kaybetmiş olursun. Çocukları takma tırnağını çıkarmakla korkutursun.

Aslında bembeyaz yakalığıyla, her sabah boyadığı siyah ayakkabılarıyla en önde oturan ve gelecek vadeden o kıza hesap vermekle geçer ömrün. Kendinle olan kavganı hiç çözemediğini kimselere belli etmeden menekşelerin çoğalır, en güzel kekleri sen yaparsın. Çocukların büyür, belin kalınlaşır. Kimseye sezdirmeden taşıdığın bu kördüğümü, fen lisesin en başarılı kızına borçlusundur.

Atkuyruğu yaptığı saçlarıyla, kollarını göğsünde kavuşturmuş, öfkeyle karışık bir kendinden eminlikle ayağının birini hafifçe yere vururken şöyle der; “ Bu olanları hiç yaşanmamış sayıyorum!”

“Nasıl yani!”Bir düğüm daha oturur içine. Bitmiştir. Sifonu çekersin. Eskittiğin fırçalar gibi hayat burnunu sürte sürte öğretmiştir aslında hayal ettiklerimiz ve yaşam başka başka şeylerdir. Yine de hayret edersin, o parlak öğrenci asla vazgeçmez. Umudunu hiç yitirmez. Hiçbir yere de gitmez. İşte orada! Bin birinci gece, sildiğin aynadan ışıl ışıl gözlerle bakıyor sana.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Tek yorumum; bence daha sık yazın biz de okuyalım.
    Ellerinize sağlık.
    Ne olmuş da böyle olmuşu sormayacağım bu arada :sweat_smile:
    Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle…

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar