Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Kardan Babam Eriyor

Her nefsin tadacağı şey:Ölüm

Sonbahar kışa elvermek için hazılıklara başlamıştı. Ağaçlara veda eden yapraklar tek tek toprağa düşüp o sonsuz huzura kavuşurken, Povel o sabah erkenden uyanmış ve pencereden dışarı seyre dalmıştı. Düşen her yaprağı seyrediyor, ölümün yeni bir başlangıç mı yoksa sonu olmayan bir son mu ona kanaat getirmeye çalışıyordu. Esen şiddetli bir rüzgar dakikalar sonra koskoca çınar ağacını dımdızlak bıraktı. Son bir yaprak hala rüzgara direniyor, bir sağa bir sola sallanıyor ama düşmüyordu. Povel da bilmediği bir nedenden dolayı tuttuğu takımı destekler gibi yaprağı destekliyordu. Dakikalar sonra rüzgar şiddetini iyice artırdı ve yaprak dayanamaz oldu. Dalından koptu. Salına salına toprağa kondu.

Povel somurtarak: ‘’hıh! Ne de olsa düşecekti’’dedi. Pencerenin önünden kalktı. Suratı kırk karış odasından çıktı. Eski, tahta merdivenlerden aşağı inmeye başladı. Her admında ayrı bir gıcırdama duyluyordu. Ama bu gıcırtılar artık Povel’ın kulakalrını tırmalamıyordu. Bu sese o kadar alışmıştı ki bazen en sevdiği şarkıyı dinlermiş gibi hissediyordu kendini. Merdivenin yanındaki korumalıktan tutuna tutuna aşağı kadar geldi. Annesi mutfakta bir şeyler hazırlıyordu. Salonu mis gibi yemek kokuları samıştı. Başka zaman olsa hemen kahvaltı masasına oturur daha sonra da annesine yemekler hala pişmedi mi diye kavgaya tutşurdu. Bu gün üzerinde bedbinlik hakimdi. Canı hiçbir şey yemek istemiyordu. Annesine çaktırmadan dışarı çıkmak için harekete geçti. Annesine yakalndığı takdirde yemek yemeden dışarı çıkmayacaktı.Salonu hızla geçti. Kapıya kadar geldi. Kolu kavradı ve hafifçe bastırdı. Kapı açılınca kendini dışarı attı. Hava çok soğuktu. Üstelik üzerine hiçbir şey almamış pijamalarıyla dışarı çıkmıştı. Biran eve dönmeyi düşündü.

İlk kar tanesinin sıcaklığı

Tam o sırada burnun ucuna bir kar tanesi kondu. Erimeden öylece kaldı. Eliyle burnunun ucuna dokundu. Elinin kar tanesine değmesiyle kar tanesi eridi. Yüzünde ürkek bir tebessüm belirdi: ‘’kar mı yağıyor,yoksa ben mi… ‘’daha cümlesini tamamlamamıştı ki; yolunu kaybeden diğer kar taneside Povel’ın gözlerinin önünden geçip yere düştü. Ve bir başka kar tanesi onu izledi. Başını bahçenin olduğu tarafa çevidiğinde hafiften atıştırmaya başlayan karları gördü. Bedbiliğinden eser kalmadı. Artık üşümüyorduda. Kışın onun için ayrı bir anlamı vardı.

Babasıyla en iyi vakti hep bu zamanlarda geçirirdi. Ama bu kış babası yanında olmayacaktı; çünkü geçen kış Povel’ı bırakıp yıldızların arasıa yükselmişti. Babasının yokluğunun sancıları doldu ruhundan içeri. Miğdesi ağrımaya başladı. Gözlerinden aşağı çiğiler süzülmeye başladı. Ellerini başının arasına alıp yanı başında duran verandaya oturdu.Başını suçluymuş gibi gökyüzüne kaldırdı: ‘’Artık benim için hiçbir anlam ifade etmiyorsun. Yağmasanda olur’’ dedi. O sırada babasını silueti belirdi gözlerinin önüne çekilen bir perde de. ‘’Unutma Povel kış bizim için özel bir mevsim. Kış mevsiminde sana tekrar geleceğime söz vermiştim. Beni tekrar görmek istiyorsan mutlu olmalısın’’ dedi.

Gaipten gelen bu ses Povel’ı fena halde şaşırttı. Biri ona şaka yapıyor olmaylıdı. Ki eğer biri ona şaka yapıyorsa şaka yapan kişinin canını fena halde yakacaktı. Oturduğu yerden doğruldu. Etrafına baktı kimsecikler yoktu. ‘’Sanırım aklım benimle oyun oynuyor’’ dedi. Yanı başında duran kapının kulpuna asıldı. Kapıyı açıp içeri girdi. Annesi masayı hazırlamış. Pavol’ı çağırmak için üst kata çıkıyordu. Arkasından seslendi: Anne ! beni mi arıyorsun?’’ Annesi arkasını döndü şaşkın bir eda vardı gözlerinde. Tebessüm etti.’’Sen hagi ara dışarı çıktın bakalım. Hem de bu soğukta ve pijamalarınla. Hasta olmak istiyorsun sanırım’’dedi. Povel suspus oldu. Ağzını dahi açmadan yemek masasına oturdu. Yemek boyunca babasını düşündü. Annesi aslında Povel’ın babasını özlediğinin farkındaydı. O David’i çok özlemişti ama konusunu açtıkça yarası daha fazla büyüyeceği için susmayı tercih etti. Povel da ona eşlik ederek bu konudan annesine bahsetmedi.

Boston’a inen beyaz örtü

Gün ne Linda ne de Povel ağızlarını açmadılar. Akşama doğru kar taneleri irileşti ve her yanı beyaz bir örtü kapladı. Kar yaklaşık yarım metre olmuştu. Bu yıl kış erken gelmişti. Her zamankinden ağır geçeceğe benziyordu. Küresel ısınma buna sebepti. Bilim adamları erken gelen kışı buna bağlıyorlardı. Povel birkaç cümlecik akşam yemeğiyle geçen konuşmadan sonra annesinin yanağına kondurduğu masum bir öpücükten sonra odasına çekildi. Linda durumun farkındaydı. Ama olayın üzerine gidilirse içler acısı bir hal alacağını bildiği bu konuyla ilgili tek kelime dahi etmedi. Povel odasına çıkınca yağan karı seyretmek için cama yaklaştı. Cam buğulandığı için dışarıyı net göremiyordu. Elleriyle camın buğusunu sildi. Kar artık yapmıyordu. Gökyüzü onları artık rahat bırakmıştı.

Povel’ın içinde aniden kardan adam yapma arzusu uyandı. Ama annesinin onu dışarı bırakmayacağını bildiği için onun uyumasını beklemiydi. Saate baktı. On bire çeyrek vardı. Annesi hep bu zaman aralığından uyurdu. Annesinin uyuduğunu düşünen Povel pencerenin önünden kalkıp kapıya yöneldi. Odasının kapısını açıp montunu giydi. Merdivenlerden inmek yerine korkuluktan aşağı kaydı. Bölyece zaman kaybetmeden aşağı indi. Kapıya adım adım yaklaştı. Bir yandan da eldivenlerini giydi. Kapıyı açıp dışarı çıktı.

Kardan adam büyüyor…

Hemen ufak bir kartopu yaptı ve onu yuvarlamaya başladı. Git gide büyüdü kartopu belli büyüklüğe gelince onu olduğu yere bırakan Povel başka bir kartopunu aynı şekilde yuvarlmaya başladı. Dakikalar sonra o da diğerinin büyüklüğüne ulaşınca onu kucaklayıp diğerinin üzerine koydu. Sonra bir tane daha yuvarladı. Yuvarladığı son kar topu içina anlamsız bir his yerleştirdi. Bu ne mutluluğa benziyordu ne de hüzne. Bu duyguyu yuvarladığı kartopuna farkında olmadan empoze etti. İstediği büyüklüğe ulaşan kartopunuda diğerlerinin üzerien koydu ve son olarak bir baş yaptı kardan adama. Onuda yerine yerleştirince eve havuç almak üzere gitti. İçeri girip hızla mutfağa ulaştı. Bir tane havuç aldı ve dışarı çıktı. Elindeki havucu kardan adamın burnu olması için suratını ortaladı ve ortanın biraz üstüne yerleştirdi. Bir şeyler eksikti hala. Gözleri yoktu. Gözlerini oluşturmak üzere kömürlüğün yolunu tuttu Povel. Kömürlüğün kapısını açtı içeri çok karanlıktı. Anahtara bastı ve lamba açıldı. İki tane küçük kömür parçası aldı ellerine. Yuvarlak olmalarına özen gösterdi. Koşarak kardan adamın yanına döndü ve onlarıda olması gereken yerlere yerleştirdi. O an babasını düşünerek kardan adama sarıldı. Keşke sen babam olsaydın dedi.

David’in ruhu kardan adama can verdi

O kadar yürekten istediki farkında olmadan dileği gerçek oldu. Bir ses işitti o sırada: ‘’hey evlat canımı yakıyorsun’’ ama bu imkansızdı. Babasının sesiydi bu ses. İrkildi ve etrafa bakındı. Aynı sesi tekrar duydu: ‘’nereye bakıyorsun sen öyle, ben buradayım.’’ Povel kardan adama baktı. Kendi kendine kahvaha attı.’’ Hayır hayır! Çok üşümüş olmalıyım eve dönmem lazım’’ dedi kendi kendine. ‘’ beni burada yalnız mı bıkaracaksın evlat’’ dedi kardan adam.

Povel kardan adama baktı. Haraket ediyordu. Gözlerini oğuşturdu. ‘’Baba bu sen misin’’ dedi. ‘’Benim evlat baban David’’ dedi kardan adam. ‘’Ama ama ama bu nasıl olur ‘’diye söyledi Povel.’’Biraz önce o kadar içten istedinki kardan adamın baban olmasını o yüzden benim ruhum kardan adama hayat verdi’’ dedi David. Povel kardan adam sarıldı. Tanrıya şükretti. Sonra annesininde onu görmesi gerektiğini düşünerek eve doğru koşmaya başladı. David arkasından seslendi: ‘’Gitme evlat hey beklesene.’’ Povel durdu ve babasına baktı. ‘’Bunu senden başka kimse bilmemeli evlat bu bizim sırrımız’’ dedi David. Povel duraksadı ve annesinin yanına gitmekten vazgeçti. Tekrar kardan adamın yanına döndü. Ona sarıldı. Sabaha kadar sohbet ettiler. Günün ilk ışıklarıyla Povel uykuya yenik düştü.

Kardan adam eriyor

Povel uyandığında annesini kendine kızarken buldu. Hiç aldırış etmedi annesinin laflarına. Kardan adama baktı. Hiçbir faaliyet göremedi. Acaba gördükleri sadece bir rüyamıydı. Sanırım gördükleri sadece bir rüyaydı. Povel annesiyle eve döndü. Suratı sirke satıyordu. Hiç konuşmadan kahvaltı ettiler. Annesi Povel’a bu davranışından dolayı küsmüştü. Povelde duruma uygun davranarak çaçaronluk etmedi. Kahvaltılarını ettiler. Annesi masayı toplayıp bulaşıkları yıkmaya koyulunca Povel’da dışarı çıktı. Bir de baktı ki kardan adam kendine gülümsüyor. Oleyyy!! Diye bağırdı. ‘’Gördüklerim rüya değilmiş’’

Kardan adama koştu ve sarıldı. Babasınında onu kucaklamasını bekledi. Ama ona kol yapmayı unutmuştu bu yüzden babası onu kollarıyla saramadı. Her şeye rağmen Povel böylede mutluydu. Babası onu kucaklayamasada Povel ona sarılınca her yanı buz tutsada… ‘’Günaydın evlat nasılsın bu sabah, gerçi öylen oldu ama dedi ve gülümsedi’’ David. İyim baba gittiğinden beri hiç bu kadar mutlu olmamıştım’’ O sırada olanlardan habersiz olan Linda camdan Povel’ı kardan adama sarılırken gördü. Böyle devam ederse hasta oalcağını bildiği için Povel’ı eve çağırdı. Gelmek istemeyip karşı çıkınca onu kolundan tutup odasına kilitledi. Her şeyi onun iyiliği için yapıyordu ama kalbini kırdığını hatta paramparça ettiğini bilmiyordu. Ağlaya ağlaya kendinden geçti ve uyuya kaldı. Povel uyandığından annesi haberleri izliyordu. Yarın hava sıcaklığının on derece artacağı yağan karın eriyeceği söyleniyordu. Küresel ısınmanın etkilerinin devam ettiği söyleniyordu.

Povel’ın içi cız etti karlar erirse babasıda yok olacaktı. Bir yolunu bulup onun erimesine engel olmalıydı. Annesine fak ettirmeden tavan arasına çıktı. Oradaki halatı aldı ve odasına döndü halatın bir ucunu yatağının başına düğümledi. Sonra halattan tutunarak pencereden aşağı inmeye başladı. Sıkı sıkıya tutunduğu halat sayesinde aşağı indi. Babasının yanına koştu ve olanları anlattı. Babasını bodruma taşıyacak ve oradaki soğuk hava deposuna koyacaktı. Planını yaptı. Babasını taşımak için el arabasını getirdi. Ancak ortada bir sorun vardı. Babası bulunduğu yerden ayrıldığı zaman ruhunun kardan adamdan ayrılacağını söyledi. Povel çaresiz bilim adamlarının söylediklerinin gerçek olmaması için dua etti. Sabaha kadar babasının yanında eğlendi.

Sabah olduğunda hava ısınmaya başladı. Sanırım bilim adamları haklıydı. Hava aniden aşırı ısınmaya başlamıştı. Povel karın üzerinde uyuya kalmıştı. Uyandığında öğle olmuş babası çoktan erimeye başlamıştı. Ne olursa olsun bunları annesine anlatacak babasını kurtacaktı.

İçeri koştu annesine durumu anllatı. Annesi ona hiç inanmış gibi gözükmedi ama yinede kardan adamın yanına gönlü olsun diye geldi. Çükü kendini dün geceden dolayı kendini suçlu hissediyordu. Kardan adamın yanına geldiler. Kardan adam bayağı bir erimiş, zayıflamış bir adam şekli almıştı. Yanına geldiler. Ama bir türlü konuşturamadı Povel babasını. Ta ki lütfen bana en azından bunu benim için yap cümlesi Povel’ın dudaklarından kalbine inene kadar. Povel bu cümleyi söyleyene kadar kadan adam büyük bir hızla erimiş sadece baş kısmı kalmıştı. Merhaba linda’’ dedi David. Eriyip tamamen su haline gelmeden önce. Linda ağzı bir karış açık: ‘’sanada merhaba David’’ dedi. Povel doğru söylüyordu. Kardan adamn babasıydı. Tamamen erimeden önce konuşmaya başladı: ‘’Ben yok olup gidince sakın sizden ayrıldığımı sanmayın. Sizi her zaman yıldızlardan birine otup seyredeceğim. Siz mutlu oludunuz sürece mutlu olacağım bunu bilin. Siz birbirinize emanetsiniz. Kendinize iyi bakın ve biribirinizi asla kırmayın.’’ Dedi ve erip kayboldu…

Kardan Babam Eriyor” için 2 Yorum Var

  1. Öykünüzü çok beğendim. Bu öyküyü bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim. Ellerinize sağlık.

  2. Teşekkür ederim. Fırsatım oldukça yazıp yollarım size ancak; öyküleri hangi aralıklarda topladığınızı bilmiyorum. Bilgilendirme yaparsınız mail ile. Paylaşımlara devam ederim.

Şevket Önder için Yorum Yap Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *