Öykü

Küllerinden Doğan

Not: Serinin önceki bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

İnsan her ne kadar hurafelere inanmasa da duyguları olan bir canlı olması sebebiyle etkilenmeye açık. Ben de bu harika yolculuğa rağmen kendimi biraz tuhaf hissediyorum. Neyse ki az önce sevimli bir teyze geldi de bana bir sandviç daha vererek beni oldukça mutlu etti. Böylelikle gece acıktığım takdirde kahvaltı planımı bozmadan rahatlıkla yiyebileceğim ekstra bir sandviç daha var.

……..

Mükemmel başlayan uyku saatim korkunç bir kâbus ile bölünmüş durumda. Tuhaf bir şekilde rüyamda bana sandviç veren teyzeyi gördüm. Emekleyerek yattığım yatağa yaklaşıp vahşi bir köpek gibi gergin ağzıyla, salyalar akıtarak sandviçlerimi almaya çalışıyordu. Ağzını adeta yabani bir hayvan gibi sandviç poşetine daldırmıştı. Yatağımdan korkuyla irkilerek fırladım ve bir an teyzenin öfkeli yüzüyle göz göze geldim.

Her yanı mayoneze bulanmış, sonuna dek açılmış ağzından dolayı rahatlıkla görünen parçalamaya hazır dişleri ile tombul ve ürkütücü bir çehre sorgulayan gözlerle bana bakıyordu. Gündüz verdiği sandviçin hesabını sorar gibiydi. Sanki kendi ikram etmemiş gibi… Aniden gözleri uzaklara dikilerek havlamaya başladı.

“Fenikssssss” diye tısladı.

Ardından da ter içinde yataktan fırlayarak uyandım. Uyandığımda içeride kesinlikle bana ait olmadığına emin olduğum bir koku vardı. Ayrıca sandviçler de yere saçılmıştı. Nedendir bilmiyorum fakat bu görüntü beni epey ürkütmekle beraber büyük bir öfkeye de kapılmama sebep olmuştu. Kahvaltı planımı mahveden bu duruma kızmıştım. ‘Sorumlusu o teyzeyse cezasını gerçekten de çekmeli’ diye geçti aklımdan.

Sonra birden gözlerim kapıya ilişti. Öyle ya, olan bitene bakıldığında, intikam duygusundan daha öncelikli olan duygu korkuydu. İçeri giren birilerinin hâlâ açık duran kapıdan tekrar girme ihtimali çok rahatsız ediciydi. Saniyeler içinde yataktan atlayarak kapıyı kapadım ve kilitledim. Sanki son anda dışarıdan bir el fırlayacak da kapıyı kapamamı engelleyecekmiş gibi hissettim ama neyse ki öyle bir şey olmadı.

Kadının söylediği sözü düşünürken tekrar uykuya daldım: Feniks yani Simurg ya da Zümrüdüanka Kuşu…

Haluk Çevik

"Bu gidişle son nefesine dek akademik eğitimine devam edecek olan 84 doğumlu bir yüksek mühendis."

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Selam Haluk,

    Sen mikro öykü yarışmalarına doğru adım adım giderken, ben serinin beni en keyiflendiren öyküsünü okudum. Saykodelik, eğlenceli, yabancı…

    Karakter uyanmasa belki sandviç de küllerinden yeniden doğardı.

    Ellerine sağlık. Görüşürüz.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar