Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Mutlu Olunan An

Çok sinirlenmişti. Hışımla eline geçen ilk eşyaları sırt çantasına attı ve sertçe kapıyı çarpıp gitti. Öfkesinin bir saman alevi gibi hemen söneceğini bilse de bu bilgisi onu kırıcı davranışlarda bulunmaktan alıkoyamıyordu. Sakinleşmeye başlamıştı bile. Karnı acıkmıştı. Yere çöktü, sırt çantasını kucağıma aldı ve elini çantanın en derinliklerinde gezdirerek bir somun ekmek çıkardı. Çantasına bir ekmek koymayı akıl ettiği için kendine teşekkür etti. Biraz önce özenle hazırlanmış, içinde yalnızca kuş sütünün bulunmadığı bir ziyafeti terk etmişti oysaki. Bütün ailesi, hatta daha önce hiç tanımadığı akrabaları sofrada oturuyordu. Baş köşede de kendisi vardı. Ren’in yedi erkek kardeşi daha vardı ancak herkesin ümidi Ren’den yanaydı. Sonu gelen bu krallığın başına yalnızca Ren geçerse kurtulacağını söylüyordu herkes. Ren hariç. O, bu krallığın çok yakında bir bataklığa sürükleneceğini henüz yaşı küçükken anlamıştı. Yedi kardeşinden en farklısı oydu. Onun farklı olduğu doğduğu andan beri bilinen bir şeydi. O, yedi kardeşi gibi sokaklarda gezip eğlenemezdi. Onun ne zaman üstlendiğini bilmediği görevleri vardı. Krallığın bütün geleceği onun ellerindeydi.

Bugün de bu yüzden toplanmışlardı sofranın başına. Ren başköşeye oturtulmuştu. Konuşmaya ilk başlayan Ren’in annesi olmuştu. Ren anne ve babasıyla sık sık görüşemiyordu. Sürekli şamanlarla birlikte bulunması ve saatlerce büyü çalışmaları yapmaları gerekiyordu. Çalışmalar bitince de kendisini odasına kapatıyor ve en son özgür olduğu anı düşünüp mutlu oluyordu.

“Yeteneklerini bizden sakladığını biliyoruz Ren.”

Ren aniden gelen bu içinde bir sürü soru saklı ancak sıradan görünen cümleyi kafasında evirip çevirdi. “Sakin olacağım.” Diye geçirdi içinden. “Öfkeme hakim olacağım.” Bu telkinleri şimdiye kadar bunun gibi konuşmaları atlatmasına yardımcı olmuştu. Annesi konuşmasına devam etti.

“Şamanlar söyledi. İlk büyünü iki gün önce yapmışsın.”

Bu doğruydu. Ren’in doğuştan beri büyü konusunda yeteneği vardı. Kendisi de bunun farkındaydı. İlk olarak henüz sekiz yaşındayken keşfetmişti bu yeteneğini. Paraşütle atlamaya gittikleri gün. Ren korkusuz biriydi ve ilk defa mutlu olduğunu o gün hissetmişti. İlk kahkahalarını o zaman atmıştı. O günden sonra ise bu gücü yalnızca o anı hatırladığı zaman devreye girmişti.

“Neden bizden sakladın Ren? Bizi hoşumuza mı gittiğini sanıyorsun böyle yaşamanın?”

Sakin olacağım.

“Şamanlar söylüyor. Gücün o kadar büyükmüş ki bunu daha önce de yaptığın çok belliymiş.”

Sakin olacağım.

Odadaki herkes hayretler içinde kalmıştı. Doğruydu demek. Kral ve kraliçenin Ren’den boşu boşuma ümitlenmediği, gerçekten altında bir sebep yattığı doğruydu.

“Artık krallığın başına sen geçeceksin Ren.”

Bu som cümleler bardağı taşıran son damlaydı. Bağırmak istiyordu. Sakin olamıyordu artık. Üstlenmek istemediği sorumluluklar altında eziliyordu.

Eline geçen ilk eşyaları çantasına attı ve sertçe kapıyı çarptı.

Düşünmeyecekti. Az öve elde ettiği kısa süreli özgürlüğün tadını düşünerek kaçırmayacaktı. Gözlerini kapattı ve en son mutlu olduğu anı düşünerek kendini teselli etti.

Mutlu Olunan An” için 4 Yorum Var

  1. Hikaye biraz kısa gibi geldi. Daha fazla betimlemelerle süsleyip hikayeyi biraz daha derinlemesine ele alabilseydiniz sanırım daha etkileyici olacaktı. Ren’in iç dünyası ve asi yanını okumak keyif verdi.

  2. Güzel bir öyküydü. Henüz ilk öykün olduğu için, kurgu konusunda fazla övgüde bulunmak istemiyorum. Fakat çemberi güzel çizmişsin. Cümleler kısa, okunuş akıcı.

    Fakat nehri geçip derede boğulmuşsun. Fazlalıklardan kurtulmalısın.
    sertçe kapıyı çarpıp gitti. (Kapıyı çarpmak, sertçe kapamak anlamı taşır. “Sertçe”yi kaldırmalısın.)
    Çantasına bir ekmek koymayı akıl ettiği için kendine teşekkür etti. (öykünün üslubuna yakışmıyor.)

    Bu ayki konu biraz zordu. Bu bağlamda “Paraşüt”ü bağlamak biraz sıkıntı yaratmış gibi.

    “Sakin olacağım.” diye geçirdi içinden. “Öfkeme hakim olacağım.”
    Buralar, tam da hikayenin doruk noktaları. Bunları daha iyi değerlendirmek gerek. Mesela: Ren kendisini kaybetmek üzereydi, ruhunu ayırdı bedeninden, ve süzüldü rüzgarda. ağaç tepelerine dokundu, şelaleden geçti, gibi. Aklına güzel bir düşünce getirerek, öfkesini bastırmaya çalışmalı. (çatışma)
    Umarım açıklamayı becerebilmişimdir.

    Gelecek ayki konu, tam senlik gibi.
    Eline sağlık.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. İkinci öykümde dediklerinizi uygulayacağım.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *