Öykü

Zor

İki dakika anlatayım da dinle Zenbi.

Üzerime üzerime geliyor zombi. Gözleri görmüyor bir şey, ağzında anlaşılmadık öfkeli homurtular. Asla doymuyor, ne istiyor anlamıyorum ki. Gerçi bilmiyor muyuz sanki, zombilerin açlığı insan gibi mi olur? Aman. Bir zamanlar insanmıştı da bilmemneymişti. Bari buyur beynimi ye; dağıldı kursağım, fırladı gitti midem. Beni kendine mi benzetiyor?

Köpükler saçılıyor gözlerimin önünde o hoyrat deliklerinden cansız vücudunun. Benim dilim lâl, çenem kenetli ağzım buz gibi soğuk. Konuşsam kırılacak, dökülecek çatır çatır. Yine ben acıyacağım. Geri geri adımlarım. Direnmek istemiyordum işte. Savaşacak enerjim olmadığından değil, direnmek istemiyordum işte.

Gidecek nerem kaldı? Dikenli teller kolaylıkla geçildi, çorak bölge işgalde.
Gidecek neresi kaldı bilmiyorum. Saklanacak köşelerde hava kirliydi temizdi dinlemeye gerek yoktu, nefes alınırdı bu da bana yeterdi. Meğer takip etmek içinmiş izin vermeleri. Yerimi her seferinde biraz daha iyi bellediler ve tutuyorlar artık köşeleri. Yeni yerler yakın-uzakta. Böyleyken de can sıkıcı detaylardan başka bir şey değil. Kafamda bilgisi var gözümün önünde kendisi yokları teneşir paklasın, resimleri törende yarıya çekilmiş bayrak gibi indirilesice. Hüzün göstermeliği…

Yerin dibine mi girsem kilometrelerce kazıp? Orayı da bulur da başıma mezar diye yıkmaz(lar?) diye gereksiz, ahmakça bir umut. Gerçi umut böyle bir şey mi bilmiyorum. Değildir inşallah. “Wishful thinking” dediği ecnebilerin, umut bu değil ya.

Direnmekten başka yol yok ama is-te-mi-yo-rum.

İsteyemiyorum.

Belli ki enerji değil inanç meselesi ve ben ellerine dolu dolu verdim yakacak odun gibi içlerimi. Bazen söküp aldılar ya zaten, orası beni hiç ilgilendirmiyor. Nereden bilecektim karşıma zombi çıkacağını? Hayatın şans-sızlık- faktörü… Rahatsız etmiyor beni, bir oyunu ilk defa oynar gibiyiz senle biz.

Ya Zenbi, ben kendimle hesaplaşmaktan kaçıyorum galiba zombiden değil. Yüzleşmek zorunda olmayı kabullenemiyorum bir türlü. Biliyorum aklımdakinden daha kolay, daha olumlu, daha sorumlu. Öğrendim yüzleşmek iyileştirici.

Nereye gittiğini bilir gibi devam eden adımlarımın ritmine hapsoldum. Öyle ki hareket ediyorum gibi de gelmiyor. Durmak daha zor. Yüzüme bir darbe daha almaktan değil de, zombinin varlığında kendimi kendim gibi hissetmek çok hüzünlü. Bu kadar mı alıştık bu iklime be? Şöyle bir anda atılıversem üstüne… Beni dağıtan şeyi sıkıca kucaklasam önce şaşırır. Suratımda aptal bir sırıtmayla yitip giderim dayanabilirsem, tam benlik değil. Ama yetti be. Zombiden insan dolması tarifi, “insbnınızın ixini şpyle iuice bşr sıyırın dökün dapıtın taşırın. mm nbefis.” Öldürmeden ne kadar ezebilirseniz o kadar lezzetli oluyor -muş diye duydum Zenbi.

Kafam dağılsın diyorum, unutayım peşimdekini. Kendim olmuyorum gerekirse, yeter ki devinim kazanayım ve devam etsin. Havada süzülür gibi bir yürümek bu. İşte, yüzleşmek savaşmaktan daha zor. Şimdi hissediyorum, ayaklarım da şaşkın artık. Ezbere yollarına bir bir kilit vuruluyor. Konuşmayı, sen de biliyorsun şimdi, unutalı bir süre oldu da… Düşünce gücüm zayıflıyor. Geçirgenleşiyorum. Ayaklarım kıpırdanıyor, üstünde kâğıt gibi bedenim.

Vücudumda saklanacak bir ayaklarım kaldı demektir bu.

“Ya benimlesin…”

Hiddetli numarası yapan bakışları değişiyor kafesine bir çırpıda direnmeyen küçük bir kuş gibi fikir yakalarken. Ay Zenbi, aklına ilk geleni söylüyor demek istiyorum. Zombi ya bu!

“… ya da… ya da bir hayalete çevrileceksin!”

Kendimi anlatmaya dair küçük zengin zevk için ayaküstü bir muhabbeti öldürdüm, hele şu canhıraş vaziyetler içerisinde.

Zenbi’cim, anladın ya çoktan. Ben zombiden de kaçıyorum, çünkü korkuyorum.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for huseyin huseyin says:

    Merhaba Nur Morçiçek

    Özgürce hareket ettiğini zannederken karşısındaki zombiden (ve kafesteki kuştan) daha da tutsak olan, düşünceleri giderek daralan bir alana sıkıştırılmış bir insanın, artık insanlıktan çıkmış bir canlıyla diyaloğunu izledim (evet, okuduklarım gözümde birebir canlandı). Bu bir veda konuşmasıydı, ama Zenbi’ye karşı yapılırken aslında içe dönük bir monolog hissi uyandırdı bende. Beğendim.

    Anlatım diliniz de çok güzel. Kürsüden topluluğa hitap eder gibi, bir yükselip bir içime konuşarak okudum.

    Kaleminize sağlık.

  2. Avatar for nyx nyx says:

    merhaba Huseyin,

    değerli vaktinizi ayırıp hem eserimi okuduğunuz hem güzel yorumunuzu bana ilettiğiniz için teşekkür ederim.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar