Öykü

Ağıt

Bir zaman olmuş, bir kadın kaybolmak için bir yola çıkmış. Çok yürümüş, çok yol almış önceleri. Ama her adım attığında geriye gittiğini fark edememiş uzun süre, devam etmiş, devam etmiş. Sonra unutmaya başlamış yolda giderken. Kim olduğunu unutmaya başlamış, neyi sevdiğini unutmaya başlamış. Öyle ki en başta nerede olduğunu anımsayamaz olmuş, hatırladığı kadarıyla ufak birkaç yeteneği de varmış var olmasına ama onların ne olduğunu da unutmuş. Hoş unutmasa da yürümek dışında bir şey yapamaz olmuş. Başta sincapların ağaçlarda oynadığı, suların tepelerden aşağılara gürül gürül aktığı orman git gide sığlaşmış içine girdikçe. Çöle dönüşmüş. Kadın da küçülmüş, geriye gittikçe gitmiş ve minik bir kız çocuğu olarak kalmış.

Sonra yeni bir öykü dilemiş yukarılardan, ancak bu biterse yenisini yazabilirim demiş. Yukarılara çıkmış, parmaklarıyla kanat çırparak gökyüzüne uçmuş.

Sonra küçük kız için bir zaman gelmiş ne ayaklarında derman ne gözlerinde ışık kalmış. Etrafta da kimse yokmuş. Kaldırmış kafasını semaya, “tek damla” diye düşünmüş, “bir damla su olsa ne güzel olur”. Yürümeye devam etmiş yine, önüne dönmüş. Tam güç kalmamışken ayaklarında yerde diz çökmüş küçük kız. Mecali kalmamış, gözü kesmemiş iki adım daha atmaya.

O sırada bir bakmış yere, bulutların üstünde bir kuş. Tanıyamamış ama ne âlemdendir, adı nedir. Kuş da ona bakıyormuş sanki. Gagası bir parmak uzunluğunda, çirpi inceliğindeymiş kuşun. Başında turuncu turuncu tüyler, tüylerin sonunda da siyah siyah lekeler varmış. Boynu uzun, gözleri de gece kadar siyahmış. Salına salına dönmüş kızın etrafında güzel kuş. Karnı devetüyü rengindeymiş. Kanatlarına sanki bir siyah bir beyaz boya atılmış kalın bir fırça ile. Afili, havalı bir kuşmuş, diğer kuşlar gibi de değilmiş, sanki kimse onu yakalayamazmış gibi oradan şuraya, şuradan oraya seğirip duruyormuş.

“O ibibik kuşudur” , demiş davudi, ağır bir ses.

Kız kuşa hayran hayran bakarken sıçramış, hâlâ yerde, başını kaldırmış. Orta yaşlarda, saçı sakalı uzun bir adammış söyleyen. Yüzü temiz, sırtında omuzları yüksek, uzun kalın bir kıyafet varmış. Kız bunun çobanların giydiği bir tür giysi olduğunu bilirmiş okuduğu masallardan. Temiz bir yüzü varmış adamın, temiz ve sanki konuşsa kimsenin sual edemediği soruları cevaplayacakmış gibi. Kahve gözlerinin içinde sanki binlerce kandil yanarmış da sanki bin kandilin bininin de alevi birbirine karışmazmış gibi.

Kız neden sonra kendine gelmiş “Bilmiyordum” demiş adama. Adamın arkasındaki koca bir koyun sürüsünü fark etmiş. Bembeyaz bulutlar sanki pamuktan yapılmış gibi duruyor, aralarında fark görünmüyormuş. Koyunların gözleri zeytin gibiymiş ve her biri farklı bir yerde bulutları yiyorlarmış.

Çoban kıza bakmaya devam etmiş tek cümle söylemeden. Kız da nihayet avuçlarını ileriye doğru açarak vücuduna sarılı yaralı gelincikleri salmış. “Benim ruhum dilsiz” demiş kız. Ne istediğimi artık bilmiyorum. Gelincikler dört yana koşmuş, çok vakit geçmeden de ne kendileri ne de kanlı ayaklarının bıraktığı izler kalmış. Kız bakmış, “artık onları da hatırlamıyorum” demiş. “İçim bomboş.”

Çoban bir baba gibi gülmüş. Avuçlarını dua eder gibi birleştirmiş, zarif ibibik kuşu ellerine konmuş. Birbirlerine bakmış kuş ile adam. Kız birden adamın elindeki kuşun, altın işlemeli bir tasa dönüştüğünü görmüş. Donmuş kalmış. “Al” demiş çoban kıza “iç, şifa olsun”. Kız anlamamış bir şey. Lakin o denli susamış ki hemen ellerinin arasına almış suyu. Kana kana içmiş. Kaldırmış kafasını tastan, bakmış ortada ne pamuk pamuk koyunlar ne de çoban var. Elindeki tassa tekrar alımlı, güzel bir ibibiğe dönmüş. Kanatlarını çırpıp uçmuş kızın ellerinden…

Ve gökten üç elma düşmüş, üç ayrı elmayı üç ayrı cebine sığdırmış kız. Tam olarak iyileşmemiş ama artık çürükleri kokmamaya başlamış. Tekrar büyümüş, sığındığı bulutlardan atasından yadigâr öykülerle inmiş, çölden kaçmış.

Ağıt” için 4 Yorum Var

  1. Dipsiz dedi ki: dedi ki:

    Sevgili Uygar

    Sonunda dondun!demek istiyorum, nerelerdeydi diye sormak isterdim.ama.sanki hikayen bana cevap vermek icin yazilmis sanki. Otobitografik bir desarj oykusu gibi, sonu guzel biten bir arayis-yol hikayesi gibi ya da ilham veren bir motivasyon yazisi gibi ki bu aralar kendimle-yazilarimla bogustugum bir donemde sanki bana yazilmis gibi.

    Cok tesekkurler bu hikaye icin aklimi sakinlestirip kalemime kuvetti gonulden bulmam gerektigini hatirlattigi icin.

    Eline ve dus gucune saglik
    Sevgiler
    Dipsiz

  2. Sahi mi? Dönmüş müyüm? Umarım dediğin gibidir. Epeydir yeni hiçbir fikrim yok…

    Yorumunun beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamam.

    Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim.

  3. nyphe dedi ki: dedi ki:

    Her kadın masalları sever. Ve her kadın hayatında en az bir kere kaybolur. Yitip gitmeden öykülerde bulunalım, buluşalım:) Harika bir dil. Çok beğendim. Kaleminiz dert görmesin.
    *
    Not: Her kadın genelleme yapar:P

  4. Ne enerjik, ne tatlı bir yorum böyle! :grinning::heart_eyes: Yazdıklarınız için sonsuz teşekkür ediyorum, çok sevindirdiniz beni…

    Genelleme konusuna da ayrıca katılıyorum… :grinning::grinning:

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!